endişe ile cümle

endişe kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
5
ORT. KELİME
Tom'a onun hakkında endişelenmemesini söyledim.I told Tom not to worry about that.
Hâlâ endişeli görünüyorsun.You still seem concerned.
Sen hâlâ endişeli görünüyorsun.You still seem worried.
Çok endişeli görünüyorsun.You sound very worried.
Endişeli olmalısın.You should be worried.
Sen de endişeli görünüyorsun.You look worried, too.
Kendi kendime çok konuştum ama endişelenmenize gerek yok.I talk to myself a lot, but there's no need to worry.
Her zaman o kadar önemli olmayan şeyler için endişeleniyorum.I'm always worrying about things that don't really matter all that much.
Hiçbir şey hakkında asla çok fazla endişelenmek zorunda kalmadım.I've never had to worry too much about anything.
Tom'a bir şey olabileceğinden endişeliyim.I'm worried that something might happen to Tom.
Ben asla para hakkında tekrar endişelenmek zorunda kalmayacağım.I'll never have to worry about money again.
Neler olabileceği konusunda çok endişeliyim.I'm very worried about what might happen.
İşimi kaybedebilmekten endişeleniyorum.I'm worried that I might lose my job.
Çok endişelenmemeye çalışmalısın.You should try to not worry so much.
Tom'un kaybolabileceğinden endişeliyim.I'm worried that Tom might get lost.
Ben kovulabileceğimden endişeliyim.I'm worried that I might get fired.
Dava edilebileceğimden endişeliyim.I'm worried that I might get sued.
Ben çok fazla endişelenmemeye çalışıyorum.I'm trying not to worry too much.
Hakkında endişelendiğim kişi Tom'dur.The one I'm worried about is Tom.
Çocuklar hakkında çok endişeliyim.I'm very worried about the kids.
Güvenliğiniz hakkında endişeleniyorum.I'm worried about your safety.
Dava edilmekten endişeleniyorum.I'm worried about being sued.
Dava edilme hakkında endişeliyim.I'm worried about being sued.
Tom fazla endişeli gibi gelmedi.Tom didn't sound too worried.
Senin kaybolacağından endişeleniyorum.I'm worried you'll get lost.
Şimdi çok endişeliyim.I'm very worried now.
Çocuklar hakkında endişeliyim.I'm worried about the kids.
Tom'u endişelendirmek istemiyorum.I don't want to worry Tom.
Tom'a endişelenmemesini söyledim.I told Tom not to worry.
Biz endişelenmeliyiz.We should be worried.
Mirasım hakkında endişe duyuyorum.I am concerned about my legacy.
Haberden endişe etmedim.I was not concerned with the news.
Tom'un güvenliği konusunda endişelendim.I was concerned about Tom's safety.
Onun gibi bir şey hakkında endişelenmek zorunda değilsiniz.You don't have to worry about something like that.
Endişelenme! Bana yardım edersen her şey iyi olacak.Don't worry! If you help me, everything will be fine.
Bu özellikle endişe vericidir.This is especially worrisome.
Tam olarak ne hakkında endişeleniyorsun?What are you worried about what exactly?
Sizce Tom hâlâ endişe duyuyor mu?Do you think Tom is still worried about that?
Notların hakkında endişeli misin?Are you worried about your grades?
Onun hakkında endişe etmem gerekiyor mu?Do I need to worry about that?
Yarın o konuda endişeleneceğim.I'll worry about that tomorrow.
Layla çok endişelendiLayla became very nervous.
Tom çocuklar için endişeli.Tom is worried about the kids.
Tom'un endişeli olduğunu düşünüyor musun?Do you think Tom is worried?
Senin hakkında çok endişeliydik!We were worried sick about you!
Senin hakkında çok endişelendim. Neden aramadın?I've been worried sick about you. Why didn't you call?
Ebeveynlerin çok endişeli olmalı.Your parents must have been worried sick.
Sonuçları hakkında endişelenmeden görevinizi yapın.Do your duty without worrying about the consequences.
Endişelenme! Zaten burada hiçbir şey olmaz.Don't worry! Nothing ever happens here anyway.
Dün gece eve gelmediğinde ailen endişelenmiş olmalı.Your parents must've been worried when you didn't come home last night.
Neler olacağı hakkında endişe duyuyor musun?Are you worried about what might happen?
Yaralanmış olabileceğiniz hakkında endişelendik.We were worried that you might've been injured.
Bunun olabileceğinden endişe duyuyor musun?Are you worried that that might happen?
Onun hakkında hiç endişelenmiyor musun?Aren't you worried about that at all?
Ailen endişelenmiş olmalı.Your parents must've been worried.
Geç kalabileceğim için biraz endişeliydim.I was kind of worried that I might be late.
Hâlâ o konuda endişelenmene gerek yok mu?Shouldn't you still worry about that?
Onun hakkında biraz endişeliydim.I was kind of worried about that.
Sanırım onlar geçerli endişeler.I think those are valid concerns.
Endişeli değil misin?Aren't you anxious?
İlgili Sayfalar