endişe ile cümle

endişe kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
4
ORT. KELİME
O oluncaya kadar onun hakkında endişelenmeyelim.Let's not worry about that till it happens.
O sağlığı hakkında endişeli.She is worried about her health.
Ayrıntılar hakkında çok fazla endişe etmeyin.Don't worry too much about the details.
Dan bunun için endişelenmedi bile.Dan didn't even worry about that.
Endişelendiğim en önemli şey endişeli olmadığımdır.The main thing I'm worried about is that I'm not worried.
Dedektif Dan Anderson suç laboratuvarı sonuçları için endişeyle bekledi.Detective Dan Anderson waited anxiously for the crime lab results.
Dan, Linda'nın bebeği için endişeli.Dan is worried about Linda's baby.
Ebeveynlerim muhtemelen endişe etmeye başlıyor?My parents are probably starting to worry.
Endişelenmek normal.It's normal to be worried.
Ne kadar endişeli olduğumun farkında mısın?Do you realize how worried I was?
Başkalarının ne düşündüğünü çok fazla endişe ediyorsun.You worry too much about what other people think.
Şimdi endişelenmeyi durduracağım.OK, I'll stop worrying now.
Endişe için bir sebep yok.There's no cause for concern.
Gerçekten ne hakkında endişelisin?What are you really worried about?
Hakkında endişeli olduğun şey bu mu?Is that what you're worried about?
Hakkında endişelenmem gereken bir şey var mı?Is there anything I need to be worried about?
Açıkçası Tom, olabilecekler konusunda endişeliydi.Tom was obviously worried about what might happen.
Tom Mary'nin aptalca bir şey yapabileceğinden endişeliydi.Tom was worried that Mary might do something stupid.
Tom'un endişelenecek bir şeyi olduğunu sanmıyorum.I don't think Tom has anything to worry about.
Endişelenme yapacağım.Don't worry, I'll do it.
Senin için çok endişelendim.We worried a lot about you.
Annemin endişelenmesini istemiyorum.I don't want my mother to worry.
Tom asla para konusunda endişe etmek zorunda kalmayacak.Tom will never have to worry about money.
Ben bebek hakkında endişeleniyorum.I'm worried about the baby.
Endişelenme, ben hallederim.Don't worry, I can take it.
Endişelenme, ben alabilirim.Don't worry, I can take it.
Ben benim geleceğim hakkında endişe ederim.I worry about my future.
Dünya; ABD ve İsrail'in nükleer güçleri hakkında endişelidir.The world is worried about the nuclear capabilities of the USA and Israel.
Sahne endişem var.I have stage anxiety.
Endişelenme. Şakan beni gerçekten bozmadı.Don't worry. Your joke did not really discomfit me.
Endişelenmeyin. Kan yakında kesilecek.Don't worry. The blood will clot soon.
Ebeveynler çocuklarının otistik olabileceğinden endişeliydi.The parents were worried that their child might be autistic.
Bu kalabalık beni endişelendiriyor.This crowd makes me anxious.
Biz endişeliydik.We were apprehensive.
Bu endişe verici.This is worrisome.
Tom endişeyle ileri geri dolanıyordu.Tom was nervously pacing back and forth.
Tom boş yere endişeli olmamalı.Tom shouldn't be unduly concerned.
Tom gerçekten endişeli seslendi.Tom sounded genuinely concerned.
Onların endişeleri anlaşılabilir.Their concern is understandable.
Tom birden endişeli göründü.Tom suddenly looked concerned.
Doktor endişeli gibi görünüyordu.The doctor seemed concerned.
Ben hemen endişeliydim.I was immediately concerned.
Herkes çok endişeliydi.Everyone was very concerned.
Onlar çok endişeliydiler.They were very concerned.
Gerçekten endişeliydim.I was really concerned.
Bazı endişelerimiz var.We have some concerns.
Endişeli olmam gerekiyor mu?Should I be concerned?
İnsanlar endişeli.People are concerned.
Ben endişeni paylaşıyorum.I share your concern.
Bu çok büyük bir endişe.It's a huge concern.
Bu endişedir.That's the concern.
O bir endişe mi?Is that a concern?
Şimdi bunun için endişelenmemize gerek yok.We don't have to worry about that now.
Tom endişelenmek zorunda değil.Tom doesn't have to worry.
Tom endişeleniyordu.Tom was getting worried.
Tabii ki endişelendim.I worried, of course.
Doktor endişeli görünüyor.The doctor looks worried.
Tom bile endişeli görünüyordu.Even Tom looked worried.
Tom endişeli olmadığını söyledi.Tom said he wasn't worried.
Onlardan hiçbiri çok endişeli görünmüyordu.Neither of them seemed too worried.
İlgili Sayfalar