endişe ile cümle
endişe kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
5
ORT. KELİME
O senin hakkında çok endişelidir.She's very worried about you.
O senin hakkında çok endişeli.He's very worried about you.
Gelecekle ilgili endişeler yüzünden ikisi de çocuk istemiyorlar.Due to worries about the future, both of them do not want children.
Endişe etmeyin.Don't you worry.
O hâlâ ödevini yapmadı, bu nedenle öğretmeni onun hakkında endişelenmeye başlıyor.He has not yet done his homework, so his teacher begins to worry about him.
Tom endişesini saklamaya çalıştı.Tom tried to hide his anxiety.
Tom endişesini gizlemeye çalıştı.Tom tried to hide his concern.
Ne hakkında bu kadar endişelisin?What are you so worried about?
Neden bu kadar endişelisin?Why are you so worried?
Olanlar için çok üzgünüm ama endişe etmeyin. Bir daha olmayacak.I'm so sorry for what's happened but don't worry. It won't happen again.
Seni endişelendirmek çok kolay, değil mi?It's very easy to make you worry, isn't it?
Sana güveniyorum, endişe etme.I trust you, don't worry.
Endişe verici bir sessizlik vardı.There was an uneasy silence.
Tom ağırlığı hakkında endişeleniyor.Tom worries about his weight.
Mary, Tom'un mektubunu okuduktan sonra endişelendi.Mary became worried after she read Tom's letter.
Tom seninle tanışmak için endişeliydi.Tom was anxious to meet you.
Bir şey beni endişelendiriyor.Something worries me.
Pas demiri yer; endişeler insanı yer.Rust eats iron; worries eat man.
Bu beni çok endişelendiriyor.That worries me so much.
Bu bizi endişelendiriyor.This disturbs us.
Yarışma hakkında endişeli misin?Are you worried about the competition?
Endişelenme. Her şeyin iyi olacağını söyledim.Don't worry. I said everything would be good.
Annesinin sağlığı hakkında endişeleniyor.He worries about his mother's health.
Endişeli görünüyorsun. Ne oldu?You look anxious. What happened?
O, benim endişelerimden biri.That's one of my concerns.
Tom neden endişe ederdi?Why would Tom worry?
Tom neden endişe edecekti?Why would Tom worry?
Endişelenmek için hiçbir sebep yok.There's no reason to worry.
Ona endişelenmemesini söyleyebilirsin.You can tell him not to worry.
Endişelenmeye gerek yoktu.There was no need to worry.
Artık bu konuda endişelenmemize gerek yok.We don't have to worry about that anymore.
Endişelenme. Dikkatli olacağım.Don't worry. I'll be careful.
Tom için endişelenmekten vazgeçemiyorum.I can't stop worrying about Tom.
Ayrıntıları sonuçlandırmak için endişeli olduğunun farkındayım.I realize you're anxious to finalize the details.
Son derece endişeliydim.I was terribly worried.
Tom'un çok parası olsa bunun hakkında endişe etmek zorunda kalmaz.If Tom had a lot of money, he wouldn't have to worry about this.
Benim hakkımda endişelenmenize gerek yok.You don't need to worry about me.
Endişelenmene gerek yok.You don't need to worry.
Hakkında endişe edeceğin herhangi bir şey yok.You have nothing whatever to worry about.
Tom hakkında çok endişeli olmalısın.You must be very worried about Tom.
Ne olduğu hakkında çok endişeli olmalısın.You must be very worried about what's going on.
Sen de endişeli olmalısın.You should be worried, too.
Sen endişeli olması gereken kişisin.You're the one who should be worried.
Endişeli olması gereken sensin.You're the one who should be worried.
Tom her zaman gerçekten çok önemli olmayan şeyler hakkında endişe eder.Tom always worries about things that don't really matter very much.
Tom gitmek için endişeli.Tom is anxious to leave.
Tom hakkında endişelenmen gereken kişi değil.Tom isn't the one you should be worried about.
Tom açıkçası bir şey hakkında endişeli.Tom is obviously worried about something.
Tom hakkında endişe etmen gereken kişidir.Tom is the one you should be worried about.
Tom bir şey hakkında endişeli görünüyor.Tom seems to be worried about something.
Tom hem şaşkın hem de endişeliydi.Tom was both puzzled and concerned.
Ebeveynleriniz sadece güvenliğiniz için endişeliler.Your parents are just worried about your safety.
Ebeveynlerin sadece güvenliğin için endişeli.Your parents are just worried about your safety.
Endişelenecek daha büyük şeylerimiz var.We have bigger things to worry about.
Bir şey hakkında endişelenmeye gerek yok.There's no need to worry about anything.
Küçük zihinlerin küçük endişeleri vardır, büyük zihinlerin endişeler için vakti yoktur.Little minds have little worries, big minds have no time for worries.
Tom'un endişe etmem gereken kişi olduğundan emin değilim.I'm not certain Tom is the one I need to worry about.
Tom gitmek için endişeli görünüyor.Tom seems to be anxious to get going.
Ne olabileceği hakkında biraz endişelenmeye başlıyorum.I'm starting to get a little worried about what might happen.
Tom seni görmek için endişeli.Tom is anxious to see you.