endişe ile cümle
endişe kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
4
ORT. KELİME
Endişelenmeye başlıyorum.I'm starting to worry.
Ben endişeleniyordum.I was getting worried.
Tom endişeli hastaydı.Tom was worried sick.
O kadar endişeli değilim.I'm not that worried.
Ben biraz endişeliyim.I'm a little worried.
Ben çok endişeliydim.I was very concerned.
Endişelenmemeye çalıştım.I tried not to worry.
Çok fazla endişeleniyorsun.You worry too much.
Çok fazla endişeleniyorsunuz.You worry too much.
Onlar endişeliydi.They were worried.
Senin hakkında endişeleniyorum.I worry about you.
Çok endişeliydim.I was so worried.
Endişe etme. Muhtemelen yanlış bir alarm.Don't worry. It's probably a false alarm.
Hakkında endişelenecek bir şeyin olduğunu sanmıyorum.I don't think you have anything to worry about.
Endişelenmeyi durdurabileceğimizi bilmenizi istiyorum.I want you to know we can stop worrying.
O, endişeyle oğlunu bekledi.He waited anxiously for his son.
En büyük endişem bu.This is my biggest worry.
Tom ve Mary polis tarafından yakalanmaktan endişeliydi.Tom and Mary were worried about getting caught by the police.
Diğer insanların ne düşündüğü hakkında her zaman çok endişelisin.You're always so worried about what other people think.
Eğer Tom gelmezse ne olacağı hakkında endişeliyim.I'm worried about what'll happen if Tom doesn't come.
Tom gelince olacaklardan endişeliyim.I'm worried about what'll happen if Tom comes.
O olay hakkında endişelenmenize gerek yok.You don't need to worry about that happening.
Tom'un kazanması durumunda ne olacağı konusunda endişeliyim.I'm worried about what'll happen if Tom wins.
Ben ne olabileceği konusunda biraz endişeliyim.I'm a little worried about what might happen.
Tom biraz sinirli ve endişeli görünüyor.Tom looks somewhat nervous and apprehensive.
Test hakkında endişeli değilsin, değil mi?You're not worried about the test, are you?
Tom tehlikeyi hissetti ve birdenbire endişelendi.Tom sensed danger and was suddenly worried.
Artık Tom hakkında endişelenmene gerek yok.You don't need to worry about Tom anymore.
Hepimiz,neden geç kaldığın konusunda endişeliyiz.We were all wondering why you were late.
Tom Mary'nin yaptığı şey hakkında endişeli.Tom is worried about what Mary is doing.
Bir şey olmuştu diye endişeliydik.We were worried something had happened.
Tom Mary'nin endişeli göründüğünü fark etti.Tom noticed that Mary looked worried.
Senin için endişelenmeye başlıyorduk.We were starting to worry about you.
Tom Mary hakkında biraz endişeliydi.Tom was a little worried about Mary.
Hakkında endişelenecek hiçbir şey kalmadı.There's nothing left to worry about.
Tom senin hakkında biraz endişeliydi.Tom was a little worried about you.
Tom benim hakkımda endişeli görünüyordu.Tom seemed to be worried about me.
Hepimiz senin hakkında çok endişeleniyoruz.We're all very worried about you.
Tom hakkında biraz endişeliyiz.We're a little worried about Tom.
Tom aşırı endişeli görünmüyordu.Tom didn't seem overly concerned.
Tom onun hakkında endişelenmemesini söyledi.Tom said not to worry about him.
Tom onun hakkında endişe etmemeyi söyledi.Tom said not to worry about it.
Tom'un endişelenecek bir şeyi yok.Tom has nothing to worry about.
Tom çok endişeli görünmüyordu.Tom didn't seem very concerned.
Tom senin hakkında çok endişeli.Tom is very worried about you.
Senin için çok endişeliyiz.We're very worried about you.
Senin için çok endişelendik.We were so worried about you.
Tom ve Mary endişeli olmalılar.Tom and Mary must be worried.
Endişeli olduğunu söyledin.You said you were concerned.
Tom endişeyle etrafına baktı.Tom looked around anxiously.
Tom ve ben çok endişeliydik.Tom and I were very worried.
Tom Mary hakkında endişeliydi.Tom was worried about Mary.
Tom açıkça endişeli.Tom is obviously concerned.
Benim hakkımda endişeli miydin?Were you worried about me?
Senin hakkında endişeliydik.We were worried about you.
Tom senin için endişeliydi.Tom was worried about you.
Tom hâlâ endişeli görünüyor.Tom still seems concerned.
Tom çok endişeli görünüyordu.Tom looked very concerned.
Tom gerçekten endişeli görünüyordu.Tom looked really worried.
Tom biraz endişeliydi.Tom is somewhat concerned.