Bir nevi endüstriyel bir ekosistem yaratmışlar.Habían de cierta forma, creado un ecosistema industrial.
Bir nevi endüstriyel bir ekosistem yaratmışlar.Họ phải tạo ra 1 hệ sinh thái công nghiệp.
Bir nevi endüstriyel bir ekosistem yaratmışlar.Ils avaient crée un écosystème industriel, qui avait du sens.
Bir nevi endüstriyel bir ekosistem yaratmışlar.그들은 어떤 의미에서, 산업 생태계를 창조했습니다.
Bir nevi endüstriyel bir ekosistem yaratmışlar.Mereka telah membuat ekosistem industri.
Bir nevi endüstriyel bir ekosistem yaratmışlar.Sie haben gewissermaßen ein industrielles Ökosystem erschaffen.
Bir nevi endüstriyel bir ekosistem yaratmışlar.V jistém slova smyslu vytvořili průmyslový ekosystém.
Bir nevi endüstriyel bir ekosistem yaratmışlar.W pewnym sensie stworzyli ekosystem przemysłowy.
Bir nevi endüstriyel bir ekosistem yaratmışlar.Ze hadden op een manier een industrieel ecosysteem gecreeërd .
Bir nevi endüstriyel bir ekosistem yaratmışlar.Они создали своего рода индустриальную экосистему.
Bir nevi endüstriyel bir ekosistem yaratmışlar.Те бяха създали индустриална екосистема, в известен смисъл.
Bir nevi endüstriyel bir ekosistem yaratmışlar.הם יצרו מערכת אקולוגית תעשייתית, במובן מסוים.
Bir nevi endüstriyel bir ekosistem yaratmışlar.وأنشأوا نظاما بيئيا صناعيا ، بالأحرى.
Bir nevi endüstriyel bir ekosistem yaratmışlar.実は私は国連の京都議定書の
Bir saat sonra, hayatında ilk defa bir endüstriyel robot görüyor.그녀는 산업용 로봇을 처음 본 한시간 만에
Bir saat sonra, hayatında ilk defa bir endüstriyel robot görüyor.Un'ora dopo aver visto il primo robot industriale,
Bir saat sonra, hayatında ilk defa bir endüstriyel robot görüyor.שעה אחת לאחר שראתה את הרובוט התעשייתי הראשון שלה
Bir saat sonra, hayatında ilk defa bir endüstriyel robot görüyor.وبعد ساعة من رؤيتها أول روبوت صناعي خاص بها
Bir saat sonra, hayatında ilk defa bir endüstriyel robot görüyor.彼女は工場での作業をいくつか プログラムしました
Biz, bununla ilgili bir politikası olmayan tek endüstriyel toplumuz.Siamo l'unico paese industrializzato al mondo a non avere una politica a riguardo
Biz, bununla ilgili bir politikası olmayan tek endüstriyel toplumuz.Vi är det enda i-land i världen som faktiskt inte har en policy om det här. Vad betyder det för våran framtid?
Biz, bununla ilgili bir politikası olmayan tek endüstriyel toplumuz.САЩ е единствената индустриализирана държава в света, която всъщност няма политика по този въпрос.
Böylece fabrikalara ve endüstriyel kültürümüze gönderme yapıyor. .- Jest to więc przejawem naszej kultury przemysłowej. - Dokładnie. Jest tym na co wygląda.
Böylece fabrikalara ve endüstriyel kültürümüze gönderme yapıyor. .Takže toto dílo oslovuje naší tovární industriální kulturu. Ano přesně.
Böylece fabrikalara ve endüstriyel kültürümüze gönderme yapıyor. .Це говорить про нашу фабрично- індустрійну культуру. Точно, і це те, що вона є.
Böylelikle, endüstriyel tarımı anlamam kolaylaştı, elbette bu da bir Kartezyen sistemdir.Así que eso me ayudó a comprender la agricultura industrial, que por supuesto es un sistema cartesiano.
Böylelikle, endüstriyel tarımı anlamam kolaylaştı, elbette bu da bir Kartezyen sistemdir.Het heeft me geholpen om industriële landbouw te begrijpen, wat natuurlijk een Cartesiaans systeem is.
Böylelikle, endüstriyel tarımı anlamam kolaylaştı, elbette bu da bir Kartezyen sistemdir.따라서 그것은 제가 산업 농업을 이해하는데 도움을 줬습니다. 그것은 당연히 데카르트적인 시스템이지요.
Böylelikle, endüstriyel tarımı anlamam kolaylaştı, elbette bu da bir Kartezyen sistemdir.Pomáhá mi to pochopit průmyslové zemědělství, které je samozřejmě karteziánským systémem.
Böylelikle, endüstriyel tarımı anlamam kolaylaştı, elbette bu da bir Kartezyen sistemdir.To pozwoliło mi zrozumieć rolnictwo przemysłowe które, oczywiście, jest systemem kartezjańskim.
Böylelikle, endüstriyel tarımı anlamam kolaylaştı, elbette bu da bir Kartezyen sistemdir.Αυτό με βοήθησε να καταλάβω τη βιομηχανική γεωργία, που φυσικά είναι καρτεσιανό σύστημα.
Böylelikle, endüstriyel tarımı anlamam kolaylaştı, elbette bu da bir Kartezyen sistemdir.Това ми помогна да разбера индустриалното земеделие, което, разбира се, е картезианска система.
Böylelikle, endüstriyel tarımı anlamam kolaylaştı, elbette bu da bir Kartezyen sistemdir.אז, אבל תנו לי, אז זה עזר לי להבין חקלאות תעשייתית, שהיא כמובן מערכת קרטזית.
Böylelikle, endüstriyel tarımı anlamam kolaylaştı, elbette bu da bir Kartezyen sistemdir.لكن دعوني -- لقد ساعدني لفهم الصناعة الزراعية الذي هو بالطبع نظام ديكارتي
Böylelikle, endüstriyel tarımı anlamam kolaylaştı, elbette bu da bir Kartezyen sistemdir.もちろん 農産業はデカルト式です 他の種を利用するという概念に基づいています
Bu esnada, yemek üretimi sanayileşti. Endüstriyelleşti.Die Herstellung von Lebensmitteln war inzwischen industriell geworden.
Bu esnada, yemek üretimi sanayileşti. Endüstriyelleşti.하지만 그사이에, 음식 생산은 산업화 되었습니다.
Bu esnada, yemek üretimi sanayileşti. Endüstriyelleşti.Ondertussen was de voedselproductie een industrie geworden.
Bu esnada, yemek üretimi sanayileşti. Endüstriyelleşti.Ruoantuotanto oli muuttunut teolliseksi.
Bu esnada, yemek üretimi sanayileşti. Endüstriyelleşti.Trong lúc đó, sản xuất lương thực trở thành một ngành công nghiệp.
Bu esnada, yemek üretimi sanayileşti. Endüstriyelleşti.Εντωμεταξύ, η παραγωγή φαγητού είχε βιομηχανοποιηθεί.
Bu esnada, yemek üretimi sanayileşti. Endüstriyelleşti.בינתיים, ייצור המזון הפך תעשייתי. תעשייתי.
Bu esnada, yemek üretimi sanayileşti. Endüstriyelleşti.في هذه الأثناء، بدأ إنتاج الطعام يأخذ شكلاً صناعياً.
Bu esnada, yemek üretimi sanayileşti. Endüstriyelleşti.たぶんプラスチックみたいに
Bu esnada, yemek üretimi sanayileşti. Endüstriyelleşti.同時食物嘅生產過程變得工業化,叫工業化
Bu gerçek bir -- endüstriyel bir video -- ama açık hava sinemalarında gösterildi 1961'de --이 특별한 영상은, 상업적인 것이지만, 1961년 디트로이트 지역
Bu gerçek bir -- endüstriyel bir video -- ama açık hava sinemalarında gösterildi 1961'de --גלגלת-סרט מסויימת זו -- זה סרט תעשייתי -- אבל הוא הוצג בבתי-קולנוע דרייב-אין
Bu gerçek bir -- endüstriyel bir video -- ama açık hava sinemalarında gösterildi 1961'de --ان هذا الشريط ( الفيديو ) هو فيديو ترويجي كان يعرض في دور السينما
Bu gerçek bir -- endüstriyel bir video -- ama açık hava sinemalarında gösterildi 1961'de --産業ビデオなのですが、 1961年にデトロイト市地域のドライブインシアターで なんと
Bugun, Burunel'in zamanindaki endustriyel sistemler devrini doldurdu,이제 브루넬의 시대인 산업화 시대의 시스템은 그 수명을 다했고,
Bugun, Burunel'in zamanindaki endustriyel sistemler devrini doldurdu,כיום, המערכות התעשייתיות מתקופת ברונל עברו את זמנן,
Bugun, Burunel'in zamanindaki endustriyel sistemler devrini doldurdu,أما الان فان النظم الصناعية الاتية من عصر "برونل" قد أصبحت قديمة
Bugun, Burunel'in zamanindaki endustriyel sistemler devrini doldurdu,今日の様々な問題の一部となっています
Bu mekana çok düşkündüm çünkü kendi başıma bulduğum ilk terk edilmiş, büyük endüstriyel yerdi.Bardzo polubiłam tę przestrzeń, bo to pierwszy większy opuszczony kompleks przemysłowy, który sama znalazłam.
Bu mekana çok düşkündüm çünkü kendi başıma bulduğum ilk terk edilmiş, büyük endüstriyel yerdi.Ik hield erg van deze ruimte omdat het het eerste grote, verlaten industriële complex is dat ik zelf vond.
Bu mekana çok düşkündüm çünkü kendi başıma bulduğum ilk terk edilmiş, büyük endüstriyel yerdi.저는 그 장소를 굉장히 좋아했었는데 왜냐하면 그곳이 저 스스로 처음 찾은 버려진, 거대 복합 공장단지 였기 때문이죠.
Bu mekana çok düşkündüm çünkü kendi başıma bulduğum ilk terk edilmiş, büyük endüstriyel yerdi.Tôi rất thích nơi đó bởi đấy là tổ hợp công nghiệp lớn bị bỏ hoang đầu tiên mà tôi tự tìm thấy.
Bu mekana çok düşkündüm çünkü kendi başıma bulduğum ilk terk edilmiş, büyük endüstriyel yerdi.Мне очень нравилось это место, так как это был первый заброшенный промышленныйкомплекс, который я нашла сама.
Bu mekana çok düşkündüm çünkü kendi başıma bulduğum ilk terk edilmiş, büyük endüstriyel yerdi.חיבבתי מאוד את המרחב הזה כי זה המבנה התעשייתי המאסיבי הראשון שמצאתי בעצמי שהוא נטוש.
Bu mekana çok düşkündüm çünkü kendi başıma bulduğum ilk terk edilmiş, büyük endüstriyel yerdi.أعجبتني تلك المساحة كثيراً لأنها بمثابة أول مجمع صناعي ضخم وجدته بمفردي حيث كان مهجوراً.