Rüzgarlar ve fırtınalar onun emrindedir.Os tornados e tempestades violentas são atribuídas a ela.
Sonra Tenerife döndü, ancak kraliyet emri ile Gran Canaria adasına 1497 yılında sürgün edildi.Depois voltou para Tenerife, mas em 1497 foi banido para a ilha de Gran Canaria por ordem real.
Bir rivayete göre de iksir, Allah'ın emriyle Cebrail tarafından yok edilmiştir.É importante notar, contudo, que a presença de dúvida não é o mesmo que o abandono de Deus.
Ateş'in babasının ve annesinin öldürülme emrini o vermiştir.Além de seu avô morrer e o culparem por causar o incêndio (o que é mentira).
17 Ekim Raw'da The Hurricane, Vince McMahon'ın emriyle Kurt Angle tarafından saldırıya uğradı.Durante o Raw de 17 de outubro, The Hurricane foi atacado por Kurt Angle a mando de Vince McMahon.
Tiberius ve Livia Drusilla'nın emriyle oğlunun cenazesine gitmesi yasaklandı.Por ordem de Tibério e Lívia Drusa, Antónia foi proibida de ir ao seu funeral.
Hiçbir kanıt olmamasına rağmen, sessiz kalması için Stalin'in emriyle öldürüldüğü bazılarınca düşünülmüştür.Embora não haja provas de crime, alguns teorizam que Stalin ordenou sua morte para mantê-lo quieto.
Bugüne kadar bu emrin sonucunda kaç kişinin kaybolduğu bilinmiyor.Até à data desconhece-se quantos milhares de pessoas terão desaparecido como resultado desta ordem.
1761'de İrlanda'da doğdu ve genç yaşta Fransiskan emrine geçti.Ele nasceu na Irlanda em 1761, e juntou-se à Ordem Franciscana quando era jovem.
Jac, askerlere geri dönme emri verir ama Zygonlar tarafından çevrilirler.Jac ordena uma retirada, mas o grupo está cercado por Zygons e são mortos.
Onun emrinden bir şey terk edecek olsam sapıtmaktan korkarım!".Temo os dânaos mesmo quando dão presentes!".
Kaptan biraz tereddütten sonra saldırı emri verir.Um Lee bastante perturbado ordena a retirada.
Sejm oturumlarda Devlet Konseyi tarafından toplanmanın emriyle tartıştı.O Sejm deliberou nas sessões, que eram convocadas pelo Conselho de Estado.
Vasili Çuykov ve Sokolovsky, Weidling'in mücadeleyi bırakma emrini yazılı olarak bildirmesi istedi.Chuikov e Sokolovsky pediram a Weidling que anuncie a rendição por escrito.
3. Ordu emrine verildi.Epacridaceae Ordem 3.
Bu saldırı emriyle savaşı başlatmış oluyordu.Esta ação deu início à batalha.
Tümenler dışındaki birlikler 2. Ordu Komutanı General Walter Graf von Brockdorff-Ahlefeldt emrindedirler.Seu comandante era o General der Infanterie Walter Graf von Brockdorff-Ahlefeldt, comandante do II Exército.
Emrinde otuz altı şeytan birliği vardır.Ele tem vinte e seis legiões de demónios sob seu comando.
Ankara Belediye Başkanı'nın emriyle tabutu, Türk bayrağına sarılı olarak defnedilmiştir.O embaixador do México decidiu então que fosse sepultado coberto com a bandeira mexicana.
Ransome Kuti 1965'te Order of Nigeria (Nijerya emrinde) ulusal onur üyeliği almıştır.Em 1965, Ransome-Kuti recebeu a honraria de membro da Ordem da Nigéria.
Romanos, Saktikios'un emrinde birlikler göndererek onlara karşı koymaya çalıştı.Romano tentou se opor a eles ao enviar tropas sob Sactício.
Bir emri veya isteği ifade eder.Expressam um acordo ou conformidade.
Son gerçekleştirme emri bu tarihten kısa süre önce verilmişti.Portanto, sua impressão deve ter sido concluída em algum momento antes dessa data.
Bu yoldaki çabaları 1863 yılında yayınladığı “Barbarların kovulması emri” ile zirveye çıkacaktır.Seus esforços resultaram na sua "ordem de expulsar os bárbaros" em 1863.
Rivayete göre İçişleri bakanı Viacheslav Plehve ayaklanmanın durdurulmaması emrini verdi.Aparentemente, o ministério forçou o Sr. Lovegood a não fazê-lo.
Hücum kıtasının emri altına girmiştir.A Umbanda às suas ordens.
Yüz altmış ağır savaş gemisiyle Afrika'ya yelken açma emri verildi.Afundou um navio de guerra soviético com 39 toneladas.
Von Spee, gemilerine savaş için hazırlanmaları emrini verdi.Nelson ordenou que os seus navios avançassem.
Müze 1808'de, Napolyon Bonapart'ın Hollanda kralı olan kardeşi Louis Bonaparte'ın emriyle Amsterdam'a taşındı.Em 1808 o museu mudou-se para Amesterdã pelas ordens do rei Louis Napoleón, irmão de Napoleão Bonaparte.
Burada, emrin hiç yapılmaması söz konusu değildir.Seu nome nunca foi dito em nenhum episódio.
Ancak Hitler geri çekilme emrini iptal etti.Hitler, no entanto, insistiu no cancelamento da operação.
Yüce Dalek, TARDIS'i imha etme emri verir.Ainda assim, Tarkin ordena a destruição de Alderaan.
Birlikler, Fokas'ın yeteneklerinden yoksun olan Domestikos ton sholon Leo Katakalon'un emrine verildi.As tropas foram comandadas pelo doméstico das escolas Leão Catacalo, que carecia da habilidade de Focas.
Ulusal Konvansiyon’un emri ile 1798’de tekrar Louvre’a getirildi.Em 1798, por um decreto da Convenção, retornou ao Museu do Louvre.
Bunun üzerine bölgede bulunan Fransız birlikleri Fransa Başbakanı'nın emriyle geri çekildiler.Ela ordena ainda que aqueles que tenham voltado à França saiam imediatamente do solo francês.
Bu emrin nedeni tarihçiler tarafından çözülememiştir.A origem do nome desta localidade nunca foi esclarecida pelos historiadores.
Bu durumda sorumluluk emri veren üste aittir.Para ele, prevê a lei a responsabilidade direta.
Bu filotilla daha sonra Stalin'in emriyle tasfiye edildi.A segunda sua figura é retirada, depois das ordens de Stalin.
Rukia Jūshirō Ukitake emri altındaki 13. Bölükte bir şinigamidir.Os irmãos Kirihara atende-lo no episódio 13.
Che Guevara'nın öldürülmesi emrini verdi.Depois disseram a Che Guevara que seria fusilado .
Pienaar, ateş emrini kendisinin verdiği iddiasını da yalanlamıştır.Hij betichtte de zanger van misleiding, omdat hij zou hebben gelogen over wat de opnames inhielden.
58 yılında Faustus Sulla sürgüne gönderildi ve 62 yılında da Nero'nun emriyle öldürüldü.In 58 werd Faustus Sulla op bevel van Nero verbannen en in 62 vermoord.
Allah'ın emri gelince de hak yerine getirilir.Als het voor hen is bestemd, zal God het wel brengen.
Bir rivayete göre de iksir, Allah'ın emriyle Cebrail tarafından yok edilmiştir.Verschillende malen wordt duidelijk gemaakt dat God de Heer is van de troon.
Onun emrinden bir şey terk edecek olsam sapıtmaktan korkarım!".Ik kom in opstand als ik mij onrechtvaardig bejegend voel."
Tell ve Walter gelirler ve Arnold'a Gesler'in Melchtal'ın idam edilmesi emrini verdiği haberini verirler.Tell en Walter arriveren, en berichten Arnold dat Gessler de executie van Melcthal heeft bevolen.
Büveyhoğulları daha sonra Halife'yi emrine almıştır.Zij kregen de volgende kinderen: Gervais (ca.
1944 Nisanında 44 yahudi çocuğun Izieu'daki bir yetimhaneden Auschwitz toplama kampına nakli emrini vermiştir.Verder zette hij 44 Joodse kinderen uit het weeshuis in Izieu op transport naar Auschwitz.
O ise, "Ben aldığım emri yerine getirdim.Hij zeide: "Waarlijk, ik veracht uw handelwijze."
Orada muhtemelen Nikiforos'un emriyle kör edilmiştir.Daar werd hij verblind, waarschijnlijk op bevel van Nikephoros.
Bunlar hiç göz önünde tutulmuyor ve Allah'ın emri diye yansıtılıyor.Dit zegt Gods Woord niet, maar dat God is, die Hij is , en een beloner degenen die Hem zoeken .
Yarıştan sonra Ferrari'ye takım emri yasağının delinmesi nedeniyle 100,000$ ceza verildi.Na de race kreeg het team van Ferrari echter een boete van $100.000,- vanwege teamorders.
İlk üretilen 64 adet araç Amerikan ordusuna bağlı 7. Süvari Birliği emrine verildi.Het Amerikaanse leger bestelde 64 exemplaren, die allemaal naar de 7th Cavalry Brigade gingen.
Troçki, Stalin'in emri ile Meksikalı bir Stalinist olan Ramon Mercader tarafından 1940'ta katledildi.In 1940 wordt hij in Mexico vermoord door Ramón Mercader.
Bundan sonra İsveç Kralı Charles X Gustav'ın emrinde Danimarka'ya karşı savaştı.Hij vocht onder koning Karel X Gustaaf van Zweden bij de slag bij Warschau.
Tonyukuk'un emriyle burada ordu mola verdi.Onder het bevel van Timosjenko keerde het tij.
Klon Kaptanı Yüzbaşı Rex: Anakin'in emrindedir.Captain Rex (dient onder Anakin Skywalker).
Bunun üzerine savaş esirlerine merhamet edilmemesi emrini verir.Hun zonde is dat zij hun door God gegeven leven niet gewaardeerd hebben.
Emri vermek için otorite figürleri kullanılabilir ama şart değildir.De jokersteen mag ingezet worden, maar het is niet verplicht.
Her emrini yerine getirebilir.Hij kan zijn plannen volvoeren.