Ana içeriğe geç
Sözlük

emre ile cümle

emre kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Tiberius, bu evliliğin Roma'da Capitol'de kutlanmasını emretti.Tiberius feiret triumf i Roma etter en seier i Germania.
Utnapiştim, Ea'nın emrettiği şeyi yapmaya söz verdi.Han lovte i eds form å gi henne hva hun måtte be om.
1002'de Ethelred İngiltere'de yerleşmiş Danimarkalıların soykırımdan geçirilerek öldürülmesini emretmiştir.I 1002 hadde Æthelred beordret en massakre av alle danske menn i England.
Oysa kendilerine, tek olan Allah'tan başkasına ibadet etmemeleri emredilmişti.Akhirnya mereka menyembahnya sebagai sekutu selain Allah.
Ailesine ve çevresine namaz kılmayı ve zekat vermeyi emrederdi ve Rabbinin katında hoşnutluğa ermişti.''Bangunlah, berilah dirimu dibaptis dan dosa-dosamu disucikan sambil berseru kepada nama Tuhan!"
Emre'yi görünce aralarında bağrış çağrış olur.Ketika melihat Dia mereka menyembah-Nya, tetapi beberapa orang ragu-ragu.
Napolyon, Fransız egemenliği altındaki bölgelerde Yahudilerin özgürleştirilmesini emretmiştir.Napoleon memerintahkan emansipasi Yahudi di wilayah yang dikuasai oleh Prancis.
I. Behram Mani'yi hapsetti ve öldürülmesini emretti.Bahram I memenjarakan Mani dan memerintahkan untuk membunuhnya.
Eski kaynaklarda da Yûnus Emre’nin ümmîliğinden söz edilmektedir.Dari sebab itu di antara orang-orang Yahudi dahulu ada perbedaan dalam perhitungan itu.
Fakat ona bağlı kalmasını ve düşmanlarının eline teslim edilmesini emretti.Tetapi memerintahkannya untuk diikat dan diserahkan ke tangan musuh-musuhnya untuk dihukum mati.
General Hanke bunun üzerine General Niehoff'a, bir daha din adamlarınla görüşme yapmamasını emretti.Hanke memerintahkan Niehoff untuk tidak lagi berurusan dengan para pendeta.
Burcu ise çaresizce Emre'yi sevmektedir.Kakà suka dengan kepribadiannya yang saleh.
Emre, bir taksi şoförüdür ve Öykü'yü o gece evine bırakır.Kisah ini mengenai seorang sopir taksi yang berkendara mencari penumpang di waktu malam.
Musa, casusların özellikle tarım ve yer şekilleriyle ilgili bilgi toplamasını emretti.Musa memerintahkan para pengintai untuk melaporkan kembali keadaan pertanian dan tata letak tanah.
Bu sorun Papa'ya taşındı ve Papa Michelangelo'ya kendi iskelesini yapmasını emretti.Masalah ini dibawa ke depan Sri Paus yang kemudian menginstruksikan Michelangelo untuk membuat tangga sendiri.
Albay önlerine mayın döşenmesini emreder.Sang komandan kemudian memerintahkan untuk memborbardir kampung tersebut.
Hemen fakat çok özel bir şekilde öldürülmesini emretti.Kemudian dia menerima perintah untuk secepatnya membunuh.
Buna rağmen dedesi öldürülmelerini emretti.Memerintahkan prajuritnya untuk membunuh anak itu.
Emre Arolat tarafından tasarlanmıştır.Tugu itu dirancang oleh EL.
Emre Altuğ Unutmuşum - Feat.Ulya Zain Perintah Agama - Hj.
Uğur Babürhan ve Emre Yücelen`le çalıştı.Jogaila lalu menguasai tahta dan bersekutu dengan Ordo Teutonik.
Ben böyle bir şey emretmedim, yüreğimden bile geçirmedim.’Aku tidak mengutus mereka, tidak memerintahkan mereka dan tidak berfirman kepada mereka.
Emre Altuğ ve Yaşar ile de çalışmıştır.Ia mengikuti perintah tersebut dan memperoleh hidup abadi.
Bu emre göre çekilme gece karanlığında ve sessizlik içinde yapıldı.Itulah sebabnya persetubuhan harus dilakukan pada malam hari atau di tempat gelap.
Sonra Riddle bir Basilisk'e ona saldırmasını emreder.Riddle kemudian mengeluarkan dan menyuruh Basilisk untuk membunuh Harry.
Kısa süre sonra Hipper, gemilerin Alman sularına geri dönmesini emretti.Không lâu sau đó, Hipper ra lệnh cho các con tàu của mình quay trở về vùng biển Đức.
Her ne emrederseniz yapmaya hazırım." dedi.Khanh muốn làm gì thì làm".
Kalmasını emretti ama o da işe yaramadı.Ông yêu cầu cô ở lại, nhưng chẳng hiệu quả gì.
Burgdorf otopsi yapılmamasını emretmişti.Thật ra, Burgdorf đã cấm khám nghiệm tử thi.
Kral, 1660 yılında kitabın parçalanıp yakılmasını emretmiştir.Năm 1660, nhà vua ra lệnh xé bỏ và đốt cuốn sách này.
Daha sonra Nero bir kitabında Senato'ya iftira atan Fabricius Veiento'nun idam edilmesini emretti.Sau đó, Nero ra lệnh lưu đày Fabricius Veiento, người phỉ báng thượng nghị viện trong một quyển sách.
Divâne Ağaç (Yunus Emre), .Doãn tài nhân (尹才人).
Kalinin Cephesi’ne, Vitebsk’in 10 Ekim’den önce alınması emredildi.Phương diện quân Kalinin cũng được giao nhiệm vụ giải phóng Vitebsk trước ngày 12 tháng 10.
Merle'den Michonne'ın öldürülmesi emredilir fakat Merle, Michonne'ı sadece yaralayabilir.Merle được lệnh săn lùng Michonne nhưng ông ấy chỉ có thể làm cho cô ta bị thương.
1767 yılının sıcak bir ağustos gününde Sado, ahşap bir pirinç sandığının içine girmeyi emretti.Vào một ngày nóng tháng 8 năm 1767, Trang Hiến Thế tử được lệnh leo vào một thùng gạo lớn.
Eski kaynaklarda da Yûnus Emre’nin ümmîliğinden söz edilmektedir.Truy cập 23 tháng 7 năm 2007. ]]
"Hitler her zaman olduğu gibi her koşulda taarruzu emrediyordu." .Cũng như trong những trường hợp khác, Hitler sẽ làm đúng như lời nói.
1925'te Hitler, yeni bir muhafız birimi Schutzkommando'nun (koruma komutanı) kurulmasını emretti.Năm 1925, Hitler ra lệnh cho Julius Schreck thành lập đơn vị cận vệ mới, Schutzkommando ("bảo vệ tư lệnh").
9 yılında, Augustus Tiberius'tan Germanicus'u oğlu ve mirasçısı olarak evlatlık edinmesini emretti.Năm 9, Augustus ra lệnh cho Tiberius nhận Germanicus làm con nuôi và là người kế vị.
Kıskanç Kırmızı Kraliçe Alice'in kellesinin vurulmasını emreder.Rồi bỗng nhiên đội quân K Cơ của Nữ hoàng Đỏ đến tấn công nhóm của Alice.
Albay önlerine mayın döşenmesini emreder.Các đại phu thỉnh cầu Thác Chi lên nối ngôi.
Bunun üzerine imparator Paris'ten sürülmesini emretti.Bị bất ngờ, triều đình phải lánh khỏi Paris.
Kral derhal duruşma yapılmasını ve Elsa’nın sorguya çekilmesini emreder.Vương Cáo theo ý của quan khổng mục Lương Vấn (梁汶) và lệnh cho Vương Xử Trực phải lập tức giao chiến.
Ve Yunus Emre'nin bu coğrafyada yaşayıp vefat ettiği söylenir.Người Kitô hữu cho rằng cái chết và sự phục sinh của Đức Giêsu được diễn ra trong thời gian này.
Yasa aynı zamanda hükümetin eşcinsel evlilikleri yasallaştırmasını da emretti.Tuy nhiên hội đồng này phán quyết đạo luật công nhận hôn nhân đồng tính.
Emre'yi görünce aralarında bağrış çağrış olur.冶の之を視るが若(ごと)きは,則ち大黿(だいべつ)の首なり。
Oysa kendilerine, tek olan Allah'tan başkasına ibadet etmemeleri emredilmişti.いや、彼らはこれを知らないから、アッラーではないものをアッラーと呼ぶのだ。
Direnişin derhal kesilmesini emrediyorum.私は戦闘の即時停止を命令する。
Bunun üzerine vali Süfyan bin Muaviye'ye onu öldürmesini emretti.公孫淵も卑衍・楊祚らに数万の軍を与えて遼隧に派遣した。
Rabbin sana, ehli bakii ziyaret etmeni, onlar için mağfiret dilemeni emrediyor." dediği yazar.すえ 主に「すえる」「あと(のち)」等の意味を持つ字に宛てられる。
Florestan içecek bir damla su ister ve Rocco Leonore'ye tutukluya bir bardak su vermesini emreder.フロレスタンは一滴でいいから飲み物が欲しいと乞い、ロッコはレオノーレに飲み物をやるように言う。
Ben böyle bir şey emretmedim, yüreğimden bile geçirmedim.’このようなことをわたしは命じたこともなく、心に思い浮かべたこともない。
Eylül (Sezin Akbaşoğulları) Emre (Engin Öztürk) Savaş (Yamaç Telli) Selim (Hakan Hatipoğlu)天若 清弦(あまわか せいげん) 声 - 諏訪部順一 天若家九代目当主。
Bize komşularımızı en az kendimiz kadar sevmemiz emredilir.そして、隣人を自分自身のように愛さなければならない。
Her ne emrederseniz yapmaya hazırım." dedi.言われたことだけをすればいい」と言った。
Bir şey emredilmiş ise iyidir, nehyedilmiş ise kötüdür.座右の銘は「仲善き事は美しき哉」。
Rüzgar kendisini Ceylan'a Emrecan diye tanıtmıştır.また逆にカルヴァン自身が手を加えたとも伝えられる。
Augustus da Mars'a adanmış bir tapınak inşa edilmesinin emretmişti.またアウグストゥスはマールスに捧げる神殿を立てるように命じた。
Bunun üzerine Şehzade Mahmud'un derhal bulunup getirilmesini emretti.南方にいた慕容徳は丞相・領冀州牧に任じられた。
Eski kaynaklarda da Yûnus Emre’nin ümmîliğinden söz edilmektedir.申屠嘉 - 前漢の丞相。
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod