Jehoiada Athaliah'ı tapınaktan kovup öldürülmesini emretti.Krisna le ordenó a Ashuatama que se arrancara la joya de la frente.
Arda ve Emre ağabeyler ile görüştüm, beraber yemek yedik, beni çok iyi karşıladılar.Mi hermana y yo nos pusimos tanta en las galletas que nos sentó mal.
66. dakikada Emre Aşık'ın yerine girdi.Entró al campo en el minuto 60 en reemplazo de Salvio.
Utnapiştim, Ea'nın emrettiği şeyi yapmaya söz verdi.Elisabeth pide a Ash para repetir la misión que les fue encomendada.
Kanunen emre yazılı senetlerdir, sıkı şekil şartlarına bağlıdır.El derecho, según el autor, se funda en la fuerza.
Emre Altuğ Unutmuşum - Feat.Lo que yo llamaba olvido (poesía).
Profesör X, X-Men'e Jean'i bastırmalarını emretti ve böylece Omega Plan'ına gerek kalmayacaktı.Joseph regresó a los X-Men, satisfecho de que ya no era Magneto.
Yeni ordu komutanı, genel karargâh emirlerine sorgusuz uyulmasını emrederek göreve başladı.Yo como su Comandante confío que haremos el mandado sin novedad.
Öğretmen sınıfın temizlenmesini emretti.Il professore ordinò che l'aula venisse pulita.
Bormann, Zander'e belgeleri Karl Doenitz'e taşımasını emretmişti.Bormann aveva dato istruzioni a Zander affinché portasse i documenti direttamente a Karl Doenitz.
Stalin, birliklere ne pahasına olursa olsun mevzilerini tutmalarını emretti.Stalin allora ordinò alle sue truppe di mantenere le posizioni a qualsiasi costo.
10 Ocak 1942'de ordudan radyo ekipmanları toplaması emredildi.Il 10 gennaio 1942 gli fu ordinato di raccogliere apparecchiature radio da una postazione militare.
Augustus da Mars'a adanmış bir tapınak inşa edilmesinin emretmişti.Anche Augusto ordinò la costruzione di un tempio, dedicato a Marte.
1898 - Çar II. Nikolay Yahudilerin büyük Rus şehirlerinin dışına çıkarılmasını emretti.1898 - Lo Zar Nicola II espelle gli Ebrei dalle principali città russe.
Şehre girilmesini ve herkesin öldürülmesini emretti.Gli achei entrarono così in città e ne uccisero gli abitanti.
Sovyet kuvvetlerinin başkomutanıyla birlikte derhal savaşmayı bırakmanızı emrediyorum.D'accordo con il comando supremo delle truppe sovietiche, vi chiedo di deporre immediatamente le armi.
22 Nisan 1945'te Adolf Hitler Weidling'in idam mangası tarafından idam edilmesini emretti.Il 22 aprile 1945 Hitler ordinò che Weidling fosse condotto davanti al plotone di esecuzione.
Yuan başkentin güçlerine daha yakın olan Pekin'in başkent olmasını emretti.Yuan chiese che la capitale rimanesse Pechino.
1536 - İngiltere Kralı VIII. Henry, ülkedeki bütün kiliselerde İngilizce İncillerin bulundurulmasını emretti.1536 – Re Enrico VIII ordina di porre una Bibbia tradotta in lingua inglese in tutte le chiese del regno.
Hakkı Emre Yunt (d.Mene) Dice il vero (prod.
Yûnus Emre Dîvânı.(EN) Oliva, su Behind the Name.
M.Ö. 167’te, Antiyokus, tapınakta Tanrı Zeus’a adanmış bir sunak hazırlanmasını emretti.167 a.C.: Antioco ordina la costruzione di un altare consacrato a Zeus nel Tempio.
Direnişin derhal kesilmesini emrediyorum.La sua posizione viene subito stralciata.
Emre Çolak istediklerimi yaptı.L'obbedienza era tutto ciò che si richiedeva da loro.
Beatty, muharebe kruvazörlerine Alman muharebe kruvazörleriyle çatışmaya girmesini emretti.Beatty ordinò ai suoi incrociatori da battaglia di ingaggiare le rispettive controparti nella linea tedesca.
Kısa süre sonra Hipper, gemilerin Alman sularına geri dönmesini emretti.Dopo un breve bombardamento, Hipper ordinò alle sue navi di ritirarsi.
En öne çıkanları Renaud ve Kral Guy idi, her ikisinin Selahaddin'in çadırına getirilmesi emredildi.I più importanti fra questi erano Rinaldo ed il re Guido, che Saladino ordinò di condurre alla sua tenda.
(Konuşmacı gelecekle ilgili bir tahminde bulunmuyor, dinleyiciye yarın 10'da gelmesini emrediyor.)(L'ultimo 1:50 della traccia è un annuncio ufficiale che dichiarava gratuito il concerto a partire da ora.)
Yasa aynı zamanda hükümetin eşcinsel evlilikleri yasallaştırmasını da emretti.La Chiesa sostiene inoltre anche la legalizzazione dei matrimoni omosessuali.
Alexander bu emre karşı çıktı ve ordusu tarafından imparator ilan edildi.Il tuo signore se ne è impadronito con la forza e si è autoproclamato imperatore.
Emre Plak etiketi ile raflardaki yerini almıştır.La borsa contiene il sigillo dell'Ordine.
Fakat General Fabriz bu emre itaat edemeyeceğini bildiren bir cevap gönderdi.Allora Krasus decide che non obbedirà a questi ordini.
Emrecan’ı da cok seviyorum.E io adoro le sfide".
2015 yılında Emre Çakar gruba klavyeci olarak yeniden katılır.Nel 2015 viene nuovamente sostituito lo stemma con uno piu storico.
Bu emre göre çekilme gece karanlığında ve sessizlik içinde yapıldı.Era proibito muoversi in città di notte o senza illuminazione.
Fakat ona bağlı kalmasını ve düşmanlarının eline teslim edilmesini emretti.Costretti ad arrendersi, si consegnano nelle loro mani.
O bana ayağa kalkmamı emretti.Он приказал мне встать.
Sana emrediyorum.Я тебе приказываю.
Biri birine bir şey emretti.Кто-то кому-то что-то приказал.
Onun için bu kademede nefis henüz arınmadığı için kötülüğü emreder.Ли предупреждает её, что при неё лучше не пить, ибо Ли только завязала.
Ancak Emre Uslu bu iddiayı yalanladı.Он красивый лжец.»
Sonraki, dördüncü kez uçmayı emretti.Затем, в четвертый раз, было приказано лететь.
Direnişin derhal kesilmesini emrediyorum.Я приказываю немедленно прекратить всякое сопротивление.
Valens aynı zamanda Roma devletinin kısa bir tarihinin yazımını da emretmiştir.Валенту также приписывают составление Краткой истории римского государства.
Emre'yi görünce aralarında bağrış çağrış olur.Когда он видел, что народ уже собрался, то совершал молитву пораньше.
Eylül (Sezin Akbaşoğulları) Emre (Engin Öztürk) Savaş (Yamaç Telli) Selim (Hakan Hatipoğlu)Кулиев Мехти Нодерович Кулиев Мехти Надир оглу 9 May Qələbə günü (азерб.)
Daha sonra Doktor, Bill ve Godsacre'ın kilitli tutulmasını emreder.После этого он приказывает запереть Доктора, Билл и Годсейкра в карцере.
(Yunus Emre) “Can, sahrasına vararak tenden ve dünya sıkıntısından kurtuldu.Договоры у арабов скреплялись клятвой «Клянусь солью, огнём и Аль-Лат, которая превыше всех».
Bu tehdiitten korkan Walter Luisa'nın serbest bırakılmasını emreder.Напуганный Вальтер приказывает освободить Луизу.
Zamanla, Musa'nın öldürülmesini isteyen Mısırlılar ölünce, Tanrı Musa'ya Mısır'a dönmesini emretti.После смерти египетского фараона Бог призвал Моисея вернуться в Египет.
"YENİ MEMOLİ EMRE KIZILIRMAK İLE SOHBET".«О новом спецназе замолвите слово».
Dostler, Almers'i idam etmesini emreden başka bir telgraf gönderdi.Достлер послал другую телеграмму, приказывая Алмерсу выполнить распоряжение.
Ardından Allah İsrafil'i diriltecek ve tekrar Sur'u üfürmesini emredecek.После этого, бог Зла и Смерти отступил, склонив свою непокорную голову перед Победителем.
Uluslararası tepkiler karşısında, Mısır'da İbrahim Paşa bir tahkikat yapılmasını emretmiştir.Международное возмущение привело к тому, что Ибрагим-паша в Египте заказал расследование.
Tabura, Conk Bayırı’na taarruz için hazırlık yapmaları, bu arada askerin kahvaltı etmesi emredilmişti.Это было объявлено под предлогом того, чтобы дать командам возможность позавтракать.
Uğur Babürhan ve Emre Yücelen`le çalıştı.Проявил себя борцом с богомильством и ревностным приверженцем православия.
Kamuya açık toplantıların hepsi yasaklandı ve bütün silahların otoritelere teslim edilmesi emredildi.Все общественные собрания были запрещены, был выпущен приказ сдать оружие французским властям.
Halife sandığın açılmasını emreder.Итан приказывает открыть багажник.
Bu yüzden cephedeki birliklere düşman saldırısına yol açacak provokasyonlardan kaçınmaları emredilmiştir.С земли поступил приказ остановить неприятеля любой ценой.
Stadler Diekmann'a belediye başkanının Kämpfe karşılığında rehine olarak otuz kişi seçmesini emretti.Штадлер приказал Дикману заставить мэра выбрать тридцать человек в заложники, чтобы обменять их на Кемпфе.