Emremsultan, Ankara ilinin Nallıhan ilçesine bağlı bir mahalledir.À la Renaissance, Angers prend la tête d'une organisation territoriale de son domaine angevin.
Ünsal Emre (d.La prière pour tous (IV).
Son olarak da Emre Çakar gruptan ayrılır.Ce dernier finit par abandonner le groupe.
Her ne emrederseniz yapmaya hazırım." dedi.Faites de moi ce que vous voulez.»
3 Şubat 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. ^ "Geriye o sözler kaldı: Tak emrediyor şak yapıyoruz".Il porte la même appréciation en février 2016 : « Vous voulez que j’arrête ?
Black'in emretmesine rağmen yok edememiş ve onu yıllarca saklamıştır.Il échappe à la destruction mais demeure à l'abandon pendant de longues années.
Tiberius, bu evliliğin Roma'da Capitol'de kutlanmasını emretti.Castéra indique que les noces auraient eu lieu à Rome.
Adı “Beğil Oğlu Emren olsun” dedi.Adressée à ‘mon enfant bien-aimé’.
Heykelinin Kudüs'teki tapınağa dikilmesini emretmişti.Les Juifs refusent de dresser sa statue dans le Temple de Jérusalem.
Bazı şiirlerinde Yunus Emre'nin etkileri görülür.On note dans quelques-uns de ses poèmes, l’influence de la négritude.
Kupa maçlarında sanıyorum Emre Can şans bulacak."Peut-être est-ce une proie Que la fortune nous envoie.»
Erata, tüfeklerin boş olması emredilmiştir.Cartouche d'encre Ces cartouches sont vides.
Emretmeden ateş etmeyin.No disparen antes de que dé la orden.
Kısa süre sonra Hipper, gemilerin Alman sularına geri dönmesini emretti.Poco después Hipper ordenó regresar a aguas alemanas.
Katliamın örtbas edilmesinin bir parçası olarak Ishii, geriye kalan 150 kişinin öldürülmesini emretmiştir.Como parte del encubrimiento, Ishii ordenó la ejecución de 150 prisioneros.
Eski kaynaklarda da Yûnus Emre’nin ümmîliğinden söz edilmektedir.Sobre la antigüedad de los judíos (Contra Apión).
Augustus da Mars'a adanmış bir tapınak inşa edilmesinin emretmişti.También Augusto ordenó la construcción de un templo en honor a Marte.
Kitap Yunus Emre'nin hayat hikâyesinden bir parça barındırmaktadır.Kitab ila man la yahduruhu al-tabib (Libro para quien no tiene acceso a un médico).
Ardından Allah İsrafil'i diriltecek ve tekrar Sur'u üfürmesini emredecek.Pero Dios invalida las sugestiones del Demonio y, luego, hace Sus aleyas unívocas.
İlletyus, bunun üzerine Nacarlardan yeni doğan tüm çocukların öldürülmesini emreder.Así que Nemrod ordenó matar a todos los niños recién nacidos.
Hitler, 14 Mayıs'ta, Hollanda direnişinin bir anda ezilmesini emretti.El 14 de mayo Hitler ordenó que se aplastara toda la resistencia neerlandesa a la vez.
1898 - Çar II. Nikolay Yahudilerin büyük Rus şehirlerinin dışına çıkarılmasını emretti.1898: el zar Nikolay II expulsa a los judíos de la mayor parte de las ciudades rusas.
Oğluyla duygusal bir karşılaşmanın ardından Zoser, adamlarına Aida'nın bulunarak öldürülmesini emreder.Después de una pelea con su hijo, Zoser ordena a sus hombres que encuentren a Aida y la maten.
1944'te askeri liderlik, bu kişilerin tutuklanmalarından çok hastaneye zorla sevkedilmelerini emretti.En 1944 la jefatura militar ordenó en su lugar que esas personas fueran hospitalizadas a la fuerza.
Yahudi Başrahibi Zaccaria buna itiraz edince Nabucco bütün Yahudi esirlerin idam edilmesini emreder.Cuando Zaccaria se queja, Nabucco ordena que maten a los judíos.
Kur’ân’a baktığımızda O'nun emrettikleri ve anlattıkları da hiç yoktan olan şeyler değildir.Como de costumbre, no supimos aprovechar (ni aquilatar) su maestría y su generosidad sino a medias.
"Yunus Emre Kimdir?".Yukari Miyako (都 ゆかり, Miyako Yukari?)
Augustus çocuğu reddetmiş ve terk edilmesini ya da ölmesi için dağa bırakılmasını emretmişti.Augusto rechazó al niño e hizo que lo abandonaran, en una montaña para que muriera.
Ordunun desteği gelmeyince Narkiss geri çekilmeyi emretti ve Eski şehir Ürdün kuvvetlerine geçti.Con el retraso de los refuerzos militares, Narkiss ordenó el retiro de sus fuerzas de la Ciudad Vieja.
Bu tehdiitten korkan Walter Luisa'nın serbest bırakılmasını emreder.Aterrado, Walter ordena que liberen a Luisa.
Adamlarının cesaretine ve disipline güvenen Sezar hatların tutulmasını emretti.César confió en la disciplina y valor de sus hombres, y ordenó mantener las líneas.
Oberon Puck'a Huon'u Tunus'a götürüp İbrahim evine teslim etmesini emreder.Oberón le dice a Puck que lleve a Huon a Túnez y la casa de Ibrahim.
Emre'yi görünce aralarında bağrış çağrış olur.Y cuando le vieron, le adoraron; pero algunos dudaban.
Ben böyle bir şey emretmedim, yüreğimden bile geçirmedim.’Yo no recibí dicho permiso y no di tales órdenes”.
Emre Torun, Erzurum ilinin Karayazı ilçesindendir.Luce con orgullo su origen sureño.
Bu emre göre çekilme gece karanlığında ve sessizlik içinde yapıldı.Es cierto que lo hicimos descender en la noche del Decreto.
Emre Altuğ ^ "Doğukan Manço çekle boşandı!".El divorcio según el Nuevo Testamento".
Her ne emrederseniz yapmaya hazırım." dedi.Estaba dispuesto a hacer cualquier cosa que me pidiesen".
Yunus Emre (1240-1321), Türk halk şairi ve düşünür.Yunus Emre (1240 - 1321) fue un poeta y místico turco.
İmparatoriçe Pyotr'un masumiyetine inandırılmıştır ve Pyotr'un serbest bırakılmasını emreder.Catalina II está convencida de la inocencia de Piotr y ordena su liberación.
Hükmedicilik: Hükmetme, yönetme, emretme ve kendini üstün gösterme özellikleri vardır.Como verbo es dominar; imponer; gobernar; predominar; dirigir o reinar ).
Deniz ve Emre, çocukken birbirlerine söz verirler.Al final del libro, madre e hijo expresan el orgullo del uno al otro.
Bunun üzerine Kuzey Kore gemisi gemiye durmasını emreder yoksa ateş etmekle tehdit eder.El navío norcoreano le ordenó detenerse, o de lo contrario abriría fuego.
Bunun üzerine Allah: ayetini nazil etti ve mübahele (karşılıklı beddua) edilmesini emretti.El momento había llegado cuando Allah le permitió declarar su profecía.
Tiberius evlilik töreninin Roma'da Capital'de yapılmasını emretti.Tiberio lo organizó y ordenó que el matrimonio se celebrara en la capital.
Elagabalus, Faustina ile olan evliliğinden önce onun ilk kocasının öldürülmesini emretti.Antes de casarse con Faustina ordenó la ejecución de su primer esposo.
Kavşut beldesi; Fatih ve Yunus Emre olmak üzere iki mahalleden oluşmaktadır.Pasquale y Giuseppe se reúnen con él, que les ofrece dos mantas para vender.
Uluslararası tepkiler karşısında, Mısır'da İbrahim Paşa bir tahkikat yapılmasını emretmiştir.El ultraje internacional llevó a Ibrahim Pasha en Egipto pidiendo una investigación.
11 Eylül'de Polonya'nın başkentinin her ne pahasına olursan olsun savunulmasını emretti.El 11 de septiembre, el Comandante en Jefe polaco declaró que Varsovia debía ser defendida a toda costa.
Zeus ona Hera'yı kurtarmasını emretti.Pero Zeus encargó a Hermes que rescatase a su amada.
Bu sorun Papa'ya taşındı ve Papa Michelangelo'ya kendi iskelesini yapmasını emretti.El problema fue presentado al Papa, que autorizó a Miguel Ángel que construyera su propio andamio.
(Konuşmacı gelecekle ilgili bir tahminde bulunmuyor, dinleyiciye yarın 10'da gelmesini emrediyor.)(Haga click en la partitura para descargarla o más abajo en el reproductor para escuchar el archivo MIDI.)
Florestan içecek bir damla su ister ve Rocco Leonore'ye tutukluya bir bardak su vermesini emreder.Florestán le ruega una gota para beber, y Rocco le dice a Fidelio que se la dé.
Ancak Muhbir ol Saltane orduya ayaklanmayı tamamen yok etmesini emretti.Nyra sobresaltada ordena al resto de los Puros que se retiren.
Tüm şarkıların söz ve müziği Emre Altuğ imzası taşımaktadır.La letra y la música de cada aurora se utilizan sólo una vez.
Bu aşamada Hitler, tutsak alınmayarak kentin imhasını emretmiştir.En aquel momento, Hitler no consideraba necesaria la captura de la ciudad.
M.Ö. 167’te, Antiyokus, tapınakta Tanrı Zeus’a adanmış bir sunak hazırlanmasını emretti.En el año 167 a. C., Antíoco Epifanes ordenó la construcción de un altar a Zeus en el Templo.
İnsansız hava aracı desteği emredildi, fakat uygunsuz hava koşulları sebebiyle İHA desteği verilemedi.Se ordenó cargar sin apoyo de infantería desde una zona poco apropiada.
Yalan yere yemin edenlere on yoksulu yedirip giydirmek veya bir köle azad etmek emredilmiştir.Cuando se han completado las once vueltas del juego (o diez según si así se decidió), se sumarán los puntos.
O, ilk defa Yunus Emre şiir örneklerinden Özbekçe'ye çeviri Özbek mütercimi oldu.Se traduce por primera vez el Nuevo Testamento al sueco.