Burgdorf otopsi yapılmamasını emretmişti.Burghardt wurde nicht zum Intendanten für den Stuttgarter Sender bestellt.
Ancak bu söz Emrecan tarafından çoktan unutulmuştur.Diese wurde ihm jedoch laut Probst wiedergegeben.
"Hitler her zaman olduğu gibi her koşulda taarruzu emrediyordu." .Hitler befahl anschließend, dass in vergleichbaren Fällen ebenso zu verfahren sei.
Sonradan Emre'nin en yakın arkadaşı olacak.Von nun an wird er der beste Freund der Teenager.
Tell'e oğlu Jemmy'nin başı üstüne konulan bir elmayı okuyla vurmasını emreder.Als Tell sich weigert, befiehlt er ihm, einen Apfel vom Kopf seines Sohnes Jemmy herunterzuschießen.
Emre Altuğ Unutmuşum - Feat.Hochmut Ich erinner mich (feat.
Bu aşamada Hitler, tutsak alınmayarak kentin imhasını emretmiştir.Auf Hitlers Befehl sollten zunächst keine Gefangenen gemacht werden.
Uğur Babürhan ve Emre Yücelen`le çalıştı.Das Hochgericht und die Grundherrschaft übte das Pflegamt Lichtenau aus.
Emre Çolak istediklerimi yaptı.Ihr habt exakt getan, was euch aufgetragen wurde.
Her ne emrederseniz yapmaya hazırım." dedi.Du könntest alles befehlen, was du möchtest.
Bu emirle Kızıl Ordu'ya bir taarruza başlaması emredilmektedir.Hierzu wurde eine Grundsatzvorschrift der Roten Armee erlassen.
Ben böyle bir şey emretmedim, yüreğimden bile geçirmedim.’Keiner hat ihm widersprochen, auch ich nicht“.
Buna karşılık, 10 Kasım'da Darlan, tüm Fransız kuvvetlerinin Müttefikler'e katılmasını emretti.Am 13. November befahl Darlan erfolglos dem Rest der vichy-französischen Flotte, sich ihm anzuschließen.
Mevcut genel başkanı Emre Yılmaz'dır.Derzeitiger Vorsitzender ist Uwe Haster.
Tiyatrolar yapılmasını emretmiş ve atletizm yarışmaları düzenlemiştir.Investoren wurden gesucht und gefunden, Architekturwettbewerbe veranstaltet.
Emre Plak etiketi ile raflardaki yerini almıştır.Er lässt es in einem Umschlag auf dem Tisch liegen.
Manrico'nun hemen idam edilmesini emreder.Er befahl sofort, Valeria hinrichten zu lassen.
Haiti'de hükümet acil durum barınakları hazırlanmasını emretti.Die Regierung stellte vorübergehende Unterkünfte zu Verfügung.
Emre Plak etiketi ile çıkmıştır.Es erschien beim Label Go!
7 Eylül - Emre Belözoğlu, Türk futbolcu.September: Emre Belözoğlu, türkischer Fußballspieler 07.
Emre Aracı Boğaziçi Mehtapları'ndan esinlenerek aynı adlı bir keman konçertosu (1997) bestelemiştir.1997 Die Kantorei kauft ein Orgelpositiv (Orgelbau Kemper).
Direnişin derhal kesilmesini emrediyorum.Ich ordne die sofortige Einstellung jeglichen Widerstandes an.
Emre Kapkın).Die Ehrensache).
Sonraki, dördüncü kez uçmayı emretti.Jetzt tritt er zum vierten Mal an.
Şatonun yıkılması emredildi.Das Schloss wurde vernichtet.
Katliamın örtbas edilmesinin bir parçası olarak Ishii, geriye kalan 150 kişinin öldürülmesini emretmiştir.Ishii ließ die verbleibenden 150 Gefangenen umbringen, um die Experimente zu verschleiern.
Gazeteci İpek, Tıp Öğrencisi Emre'ye arabayla çarpınca ikisi arasında kavga çıkar.Südkurier gegen Schwäbische Zeitung - Wenn zwei sich streiten.
Toplumda hiçbir kimse, hiçbir zümre, hiçbir sınıf ya da grup, doğrudan üstün emretme gücüne sahip olamaz.Keine und keiner, auch keine Kirche oder Gemeinde, ist in sich schon vollkommen.
Yazov durumu öğrenince askerlerin şehirden ayrılmasını emreder.Jakuschkin schickt jeden Geheilten fort aus der Stadt.
Buna rağmen dedesi öldürülmelerini emretti.Also beschlossen sie, den Vater umzubringen.
1287 yılında kral I. Edward Gaskonya Dükalığındaki Yahudilerin sınırdışı edilmesini emreder.1272 verbot König Edward I. unter Androhung der Todesstrafe den Gebrauch der schwefelhaltigen Kohle.
General tüm esirlerin öldürülmesini emretti.Le général ordonna le massacre de tous les prisonniers de guerre.
"Yunus Emre Kimdir?".Yukari Miyako (都 ゆかり, Miyako Yukari?)
Danimarka'da son mermi kalana kadar savunulması gerektiğini emretti.Il a en outre ordonné que le Danemark doit être défendu jusqu'à la dernière balle.
Mahkeme ayrıca Dominik hükümetine doğum belgelerini vermesini emretti.Le tribunal a également ordonné au gouvernement dominicain de fournir les certificats de naissance.
Rabbin sana, ehli bakii ziyaret etmeni, onlar için mağfiret dilemeni emrediyor." dediği yazar.Divulgue ce que ton Seigneur t’a révélé, fie-toi à Lui car II te préserve contre les hommes.
Ailesine ve çevresine namaz kılmayı ve zekat vermeyi emrederdi ve Rabbinin katında hoşnutluğa ermişti.''Il a appelé ses maîtres Brave-Viande-de-Cheval (l'homme) et Kitty-Viens-Là (la femme).
1944'te askeri liderlik, bu kişilerin tutuklanmalarından çok hastaneye zorla sevkedilmelerini emretti.En 1944, le commandement ordonne que ces personnes soient hospitalisées d'office.
Napolyon, Fransız egemenliği altındaki bölgelerde Yahudilerin özgürleştirilmesini emretmiştir.Napoléon avait ordonné l'émancipation des juifs dans tous les territoires soumis à l'autorité française.
1851 - Vietnam İmparatoru Tu Duc, bütün Hıristiyan rahiplerin öldürülmesini emretti.1851 (Viêt-Nam) : l'empereur Tu Duc fait mettre à mort des prêtres chrétiens.
Emre Eren (d.Attention, nom de D... !
Bunun üzerine Şaul damadı Davud'u kıskanır ve öldürülmesini emreder."Il se rend maître d'Édom" - c'est David, ainsi : "Et Édom fut assujetti à David, etc."
Emre'yi görünce aralarında bağrış çağrış olur.Quand ils le virent, ils se prosternèrent devant lui.
Direnişin derhal kesilmesini emrediyorum.J'ordonne immédiatement la cessation de toute résistance.
602'de Mauricius, Tuna sınırındaki birliklerinin nehrin kuzeyinde kışlamasını emretti.En 602, Maurice donne à nouveau l'ordre à ses troupes d'hiberner au nord du Danube.
Sonraki, dördüncü kez uçmayı emretti.Quelques années plus tard, il s’enfuit pour la quatrième fois.
Haiti'de hükümet acil durum barınakları hazırlanmasını emretti.Informé, le gouvernement donna ordre de faire intervenir les huissiers.
Albay önlerine mayın döşenmesini emreder.Le corps ordonne sa démolition.
(Yunus Emre) “Can, sahrasına vararak tenden ve dünya sıkıntısından kurtuldu.Et Nous perpétuâmes son renom dans la postérité : « Paix sur Élie et ses adeptes ».
Zeus ona Hera'yı kurtarmasını emretti.Sato demande alors à Hera de le mettre en sécurité.
Firavun, Musa ile tartışır ve Musa'nın gökte olan tanrısına ulaşmak için yüksek bir kule yaptırmasını emreder.Doté de son ba, le pharaon monte au ciel auprès des astres éternels et s'unit au dieu solaire.
General Friessner'in emirleri ise, Fretter-Pico Ordu Grubu'nun Oradea'dan girişeceği bir taarruzu emretmiştir.Pendant ce temps, les ordes de Friessner incluaient une attaque d'Oradea avec l'armée de Fretter-Pico.
Emre Altuğ Unutmuşum - Feat.Meidän elämä Sanaliitto (feat.
Ben böyle bir şey emretmedim, yüreğimden bile geçirmedim.’Nous avons dit ce que nous avions à dire, sans ingérence ».
Buğurt Kalesi'nin yıkılması emredildi.Il a ordonné la destruction du château des Huntingtons.
Sonradan Emre'nin en yakın arkadaşı olacak.Il deviendra un ami proche de ce dernier.
Samsonov askerlerine güneydoğu istikametinde çekilmeyi ve yeniden toplanmayı emretti.La police de Berlin-Ouest lui ordonne de redescendre.
McMahon da zilin çalınmasını emretti.Mac Mahon ordonne l'assaut.
Emre sözcüğünün ise İmre kavramı ile bağlantılı olduğu kabul edilmektedir.Fait qui, pour elle, s’associe à la notion d’héritage.
11 Eylül'de Polonya'nın başkentinin her ne pahasına olursan olsun savunulmasını emretti.À Brest, alors ville polonaise, le 11 septembre, il ordonna à Varsovie de se défendre à tout prix.