Tom cevap hakkında emin değil.Tom isn't certain about the answer.
Tom kovulacağından emin.Tom is sure to be fired.
Tom üniversiteye gidip gitmemesi konusunda hâlâ emin değil.Tom is still uncertain about whether to go to college or not.
Tom onun hamile olamayacağından oldukça emin.Tom is pretty sure that he can't become pregnant.
Tom her şeyin iyi gideceğinden oldukça emin.Tom is pretty sure everything will go well.
Tom zamanında oraya varabileceğinden emin değil.Tom doubts that he'll be able get there on time.
Tom'la yakından ilgilenin ve onun başını derde sokmadığından emin olun.Keep a close eye on Tom and make sure he doesn't get into any trouble.
Eğer Tom onu yaparsa, pişman olacağından emin.If Tom does that, he's sure to regret it.
Tom'un senin gitmeni isteyeceğinden eminim.I'm sure that Tom would want you to go.
Tom'un akşam yemeğinin hepsini yemediğinden oldukça eminim.I'm pretty sure that Tom didn't eat all his dinner.
Tom Mary'nin sahip olduğu kameranın onunki olduğundan emindi ama değildi.Tom was positive that the camera Mary had was his, but it wasn't.
Tom Mary'ye geç kalmadığından emin olmasını söyledi.Tom told Mary to make sure that she wasn't late.
Tom geçen hafta Boston'da Mary'yi ziyaret etmiş olabilir. Emin değilim.Tom might have visited Mary in Boston last week. I'm not sure.
Tom Mary'nin nereye gittiğinden emin değil.Tom isn't sure where Mary has gone.
Tom Mary'nin reddeceğinden emin.Tom is sure that Mary will refuse.
Tom Mary'nin geçen hafta Boston'a gerçekten gitmediğinden emin.Tom is sure that Mary didn't really go to Boston last week.
Tom Mary'nin haklı olduğundan emin.Tom is sure Mary is right.
Tom, Mary'nin hatalı olduğundan emin.Tom is positive that Mary is wrong.
Tom bugün Mary'nin okula geleceğinden emin.Tom is certain that Mary will come to school today.
Tom Mary'nin dürüst olup olmadığından emin değil.Tom doubts whether Mary is honest.
Tom Mary'nin seni sevdiğinden emin değil.Tom doubts that Mary loves you.
Tom Mary'nin samimiyetinden emin değil.Tom doubts Mary's sincerity.
Tom, Mary'nin verdiği sözü tutup tutmayacağından emin değil.Tom doubts if Mary will keep her promise.
Tom Mary'nin bugün okula gelip gelmeyeceğinden emin değil.Tom doubts if Mary will come to school today.
Tom, Mary'nin doğum günü partisine gelip gelmeyeceğinden emin değil.Tom doubts if Mary will come to his birthday party.
Tom Mary'nin emin ellerde olup olmadığını bilmiyordu.Tom didn't know whether Mary was safe or not.
Tom ve Mary, bununla ilgili ne yapacaklarından pek emin değildir.Tom and Mary aren't quite sure what to make of this.
Eğer Mary Tom'u tokatladıysa, onu hakettiğine eminim.If Mary slapped Tom, I'm sure he deserved it.
Tom'un Mary'i gerçekten sevdiğinden oldukça eminim.I'm pretty sure Tom really loved Mary.
Midori'nin kemanı iyi çaldığından emin misiniz?Are you sure that Midori plays the violin well?
Tom, Mary'nin onun büyükbabasının altın saatini çaldığından oldukça emindi.Tom was reasonably certain that Mary had stolen his grandfather's gold watch.
Tom kilitli olduğundan emin olmak için kapısını iki kez kontrol etti.Tom double-checked his door to make sure it was locked.
Tom silahının yüklü olduğundan emin olmak için kontrol etti.Tom checked to make sure his gun was loaded.
Pek emin değilim.I'm not quite sure.
Onun büyük bir şarkıcı olacağına eminim.I'm sure she will become a great singer.
O oraya nasıl ve ne zaman gideceğinden emin değildi.He was unsure how he would get there, and when.
Benim seninle birlikte gitmemi istemediğinden emin misin?Are you sure you don't want me to go with you?
Bizimle gitmek istemediğinden emin misin?Are you sure you don't want to go with us?
Tom'u kızdırmayacağından emin olmalısın.You should make sure that you don't make Tom angry.
Tom Mary'nin iyi zaman geçirdiğinden emin olmak için zahmete katlandı.Tom went out of his way to make sure Mary had a good time.
Tom onların onun vizesini yenileyeceklerinden emin değildi.Tom wasn't sure they would renew his visa.
Tom Mary'nin bir arabayı nasıl süreceğini bilmediğinden emindi.Tom was sure Mary didn't know how to drive a car.
Tom daha iyi zamanların geleceğinden emindi.Tom was sure better times were coming.
Tom Mary'nin yarın gelip gelmeyeceğinden emin değil.Tom doubts if Mary will come tomorrow.
Tom Mary'nin bugün gelip gelmeyeceğinden emin değil.Tom doubts if Mary will come today.
Tom Mary'nin tekrar arayacağından emin değildi.Tom doubted that Mary would call back.
Tom gazın kapalı olduğundan emin olmak için kontrol etti.Tom checked to make sure the gas was turned off.
Tom Mary'nin hâlâ uyuduğundan emin olmak için kontrol etti.Tom checked to make sure Mary was still sleeping.
Tom kesinlikle kendinden emin görünüyor.Tom certainly sounds confident.
Tom kesinlikle hepimizin eğlendiğinden emin oldu.Tom certainly made sure we all had a good time.
Tom işi yapabilir, eminim, fakat onun uzun zamanını alacaktır.Tom can do the job, I'm sure, but it'll take him a long time.
Tom'un çılgınca bir şey yapmayacağından oldukça eminim.I'm pretty sure Tom won't do anything crazy.
Tom'un geç kalmadığından emin olmasını istedim.I asked Tom to make sure that he didn't show up late.
Borina halatı bağladığından emin olmalısın.You should make sure that you tie a bowline.
Bileti ödemek için cebinde yeterli paran olduğundan emin olmalısın.You should make sure that you have enough money in your pocket to pay for the ticket.
Yapılacak doğru şey olduğunu düşündüğün şeyi yaptığına eminim.I'm sure you did what you thought was the right thing to do.
Onun bir suçlu olduğundan ne kadar eminsiniz?How certain are you that he's a criminal?
Bir yolu olmadığından emin misin?You're sure there's no way?
Bunun hakkında emin misiniz?Are you sure about this?
Emin değilim.I doubt it.