Akılsızın emeği kendini öylesine yıpratır ki, Kente bile nasıl gideceğini bilemez.Le travail de l`insensé le fatigue, parce qu`il ne sait pas aller à la ville.
Akılsızın emeği kendini öylesine yıpratır ki, Kente bile nasıl gideceğini bilemez.Oma vaivannäkö väsyttää tyhmän, joka ei osaa kaupunkiinkaan kulkea.
Akılsızın emeği kendini öylesine yıpratır ki, Kente bile nasıl gideceğini bilemez.O trabalho do tolo o fatiga, de sorte que não sabe ir � cidade.
Akılsızın emeği kendini öylesine yıpratır ki, Kente bile nasıl gideceğini bilemez.Práca bláznov ho unavuje, blázna, ktorý nevie ani len odísť do mesta.
Akılsızın emeği kendini öylesine yıpratır ki, Kente bile nasıl gideceğini bilemez.Práce bláznů k ustání je přivodí, nebo neumí ani do města trefiti.
Akılsızın emeği kendini öylesine yıpratır ki, Kente bile nasıl gideceğini bilemez.Truda nebunului oboseşte pe celce nu cunoaşte drumul spre cetate.
Akılsızın emeği kendini öylesine yıpratır ki, Kente bile nasıl gideceğini bilemez.Trud bedaka izmozgava, ker niti ne ve, kako bi šel v mesto.
Akılsızın emeği kendini öylesine yıpratır ki, Kente bile nasıl gideceğini bilemez.Ο μοχθος των αφρονων απαυδιζει αυτους, επειδη δεν εξευρουσι να υπαγωσιν εις την πολιν.
Akılsızın emeği kendini öylesine yıpratır ki, Kente bile nasıl gideceğini bilemez.Труд глупого утомляет его, потому что не знает даже дороги в город.
Akılsızın emeği kendini öylesine yıpratır ki, Kente bile nasıl gideceğini bilemez.Трудът на безумните ги уморява, Понеже ни един от тях не знае пътя за града.
Akılsızın emeği kendini öylesine yıpratır ki, Kente bile nasıl gideceğini bilemez.עמל הכסילים תיגענו אשר לא ידע ללכת אל עיר׃
Akılsızın emeği kendini öylesine yıpratır ki, Kente bile nasıl gideceğini bilemez.تعب الجهلاء يعييهم لانه لا يعلم كيف يذهب الى المدينة
Akılsızın emeği kendini öylesine yıpratır ki, Kente bile nasıl gideceğini bilemez.凡 愚 昧 人 、 他 的 勞 碌 使 自 己 困 乏 . 因 為 連 進 城 的 路 他 也 不 知 道
Akılsızın emeği kendini öylesine yıpratır ki, Kente bile nasıl gideceğini bilemez.凡 愚昧 人 、 他 的 勞碌 使 自己 困乏 . 因 為連進 城 的 路 他 也 不 知道
Bana çok emeği geçti.Anh đã làm rất nhiều điều cho tôi
Bana çok emeği geçti.Dia melakukan banyak hal untuk saya.
Bana çok emeği geçti.El a facut multe pentru mine.
Bana çok emeği geçti.Er hat alles für mich getan.
Bana çok emeği geçti.Ha fatto tanto per me.
Bana çok emeği geçti.Han har gjort en hel del för mig.
Bana çok emeği geçti.Hij heeft veel voor me gedaan.
Bana çok emeği geçti.Il a fait beaucoup pour moi.
Bana çok emeği geçti.Zame je veliko storil.
Bana çok emeği geçti.Zrobił tak wiele dla mnie
Bana çok emeği geçti.Έχει κάνει πολλά για μένα.
Bana çok emeği geçti.Он сделал многое для меня.
Bana çok emeği geçti..הוא עשה המון עבורי
Bana çok emeği geçti.هو فعل الكثير لأجلي
Bana çok emeği geçti.過去はこうでした、そしてそれは 同様に将来にも同じ事です
"Ben el emeği yaptığını, örneğin, nasıl bildin."Ako viete, napríklad, že som sa manuálnu prácu.
"Ben el emeği yaptığını, örneğin, nasıl bildin."Bagaimana kau tahu, misalnya, bahwa saya tidak kerja manual.
"Ben el emeği yaptığını, örneğin, nasıl bildin."Come hai fatto a sapere, per esempio, che ho fatto lavoro manuale.
"Ben el emeği yaptığını, örneğin, nasıl bildin."Comment saviez-vous, par exemple, que je ne le travail manuel.
"Ben el emeği yaptığını, örneğin, nasıl bildin."¿Cómo lo sabe, por ejemplo, que me hizo el trabajo manual.
"Ben el emeği yaptığını, örneğin, nasıl bildin."Como você sabia, por exemplo, que eu fiz o trabalho manual.
"Ben el emeği yaptığını, örneğin, nasıl bildin."Cum ai stiut, de exemplu, că am făcut munca manuală.
"Ben el emeği yaptığını, örneğin, nasıl bildin.'Hoe wist je dat, bijvoorbeeld, dat ik handenarbeid gedaan.
"Ben el emeği yaptığını, örneğin, nasıl bildin."Honnan tudtad, például, hogy én fizikai munkát.
"Ben el emeği yaptığını, örneğin, nasıl bildin."Hur visste ni till exempel att jag gjorde manuellt arbete.
"Ben el emeği yaptığını, örneğin, nasıl bildin."Hvordan vidste du, for eksempel, at jeg gjorde manuel arbejdskraft.
"Ben el emeği yaptığını, örneğin, nasıl bildin."Jak víte, například, že jsem se manuální práci.
"Ben el emeği yaptığını, örneğin, nasıl bildin."Kako si vedel, na primer, da sem ročno delo.
"Ben el emeği yaptığını, örneğin, nasıl bildin."당신이 내가 육체 노동을 한 것을 예를 들어, 어떻게 알았 을까.
"Ben el emeği yaptığını, örneğin, nasıl bildin."Làm thế nào bạn biết, ví dụ, mà tôi đã làm lao động thủ công.
"Ben el emeği yaptığını, örneğin, nasıl bildin."Mistä tiesit, esimerkiksi, että tein käsityötä.
"Ben el emeği yaptığını, örneğin, nasıl bildin."Skąd wiesz, na przykład, że zrobiłem pracy ręcznej.
"Ben el emeği yaptığını, örneğin, nasıl bildin."Woher weißt du, zum Beispiel, dass ich körperliche Arbeit tat.
"Ben el emeği yaptığını, örneğin, nasıl bildin."Πώς το ξέρεις, για παράδειγμα, ότι έκανα χειρωνακτική εργασία.
"Ben el emeği yaptığını, örneğin, nasıl bildin."Как вы знаете, например, что я сделал ручного труда.
"Ben el emeği yaptığını, örneğin, nasıl bildin."Откъде знаеш, например, че направих ръчен труд.
"Ben el emeği yaptığını, örneğin, nasıl bildin."Як ви знаєте, наприклад, що я зробив ручної праці.
"Ben el emeği yaptığını, örneğin, nasıl bildin."איך ידעת, למשל, עשיתי עבודת כפיים.
"Ben el emeği yaptığını, örneğin, nasıl bildin."كيف نعرف ، على سبيل المثال ، ان فعلت العمل اليدوي.
"Ben el emeği yaptığını, örneğin, nasıl bildin.私は船の大工として始まったのは、福音のように本当です。"
Bir tarlayı gözüne kestirip satın alır, El emeğiyle kazandığı parayla bağ diker.Elle pense à un champ, et elle l`acquiert; Du fruit de son travail elle plante une vigne.
Bir tarlayı gözüne kestirip satın alır, El emeğiyle kazandığı parayla bağ diker.Evalúa un campo y lo compra, y con sus propias manos planta una viña
Bir tarlayı gözüne kestirip satın alır, El emeğiyle kazandığı parayla bağ diker.Gondolkodik mezõ felõl, és megveszi azt; az õ kezeinek munkájából szõlõt plántál.
Bir tarlayı gözüne kestirip satın alır, El emeğiyle kazandığı parayla bağ diker.Hän haluaa peltoa ja hankkii sen, istuttaa viinitarhan kättensä hedelmällä.
Bir tarlayı gözüne kestirip satın alır, El emeğiyle kazandığı parayla bağ diker.Hon har planer på en åker, och hon skaffar sig den; av sina händers förvärv planterar hon en vingård.
Bir tarlayı gözüne kestirip satın alır, El emeğiyle kazandığı parayla bağ diker.Hun tænker på en Mark og får den, hun planter en Vingård, for hvad hun har tjent.