Ana içeriğe geç
Sözlük

elli ile cümle

elli kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
11
ORT. KELİME
Uzziya on altı yaşında kral oldu ve Yeruşalimde elli iki yıl krallık yaptı. Annesi Yeruşalimli Yekolyaydı.בן שש עשרה שנה עזיהו במלכו וחמשים ושתים שנה מלך בירושלם ושם אמו יכיליה מן ירושלם׃
Uzziya on altı yaşında kral oldu ve Yeruşalimde elli iki yıl krallık yaptı. Annesi Yeruşalimli Yekolyaydı.كان عزّيا ابن ست عشرة سنة حين ملك وملك اثنتين وخمسين سنة في اورشليم. واسم امه يكليا من اورشليم.
Uzziya on altı yaşında kral oldu ve Yeruşalimde elli iki yıl krallık yaptı. Annesi Yeruşalimli Yekolyaydı.烏 西 雅 登 基 的 時 候 、 年 十 六 歲 、 在 耶 路 撒 冷 作 王 五 十 二 年 . 他 母 親 名 叫 耶 可 利 雅 、 是 耶 路 撒 冷 人
Uzziya on altı yaşında kral oldu ve Yeruşalimde elli iki yıl krallık yaptı. Annesi Yeruşalimli Yekolyaydı.烏西雅 登基 的 時候 、 年 十六 歲 、 在 耶路撒冷 作王 五十二 年 . 他 母親 名叫 耶可利雅 、 是 耶路撒冷 人
Ve eger su kırmızı elliptikal'in içine bakarsan, şu gölgenin orada olmaması gerekiyordu.Als je naar die rode ovaal kijkt, dan hoort die schaduw daar niet thuis.
Ve eger su kırmızı elliptikal'in içine bakarsan, şu gölgenin orada olmaması gerekiyordu.Dan jika Anda melihat bentuk merah lonjong itu, itu seharusnya tidak ada di sana.
Ve eger su kırmızı elliptikal'in içine bakarsan, şu gölgenin orada olmaması gerekiyordu.E se olharem para dentro daquela oval vermelha, aquela sombra não é suposto estar ali.
Ve eger su kırmızı elliptikal'in içine bakarsan, şu gölgenin orada olmaması gerekiyordu.Et si vous regardez dans cet ovale rouge, cette ombre n'était pas supposée être là.
Ve eger su kırmızı elliptikal'in içine bakarsan, şu gölgenin orada olmaması gerekiyordu.I jeśli spojrzycie na to czerwone koło, to tego cienia nie powinno tam być.
Ve eger su kırmızı elliptikal'in içine bakarsan, şu gölgenin orada olmaması gerekiyordu.그리고 여기 빨간색 타원에 있는 그림자는 여기 있어서는 안 되는 것입니다.
Ve eger su kırmızı elliptikal'in içine bakarsan, şu gölgenin orada olmaması gerekiyordu.Och om ni tittar på den där röda ovalen, den skuggan skulle inte finnas där.
Ve eger su kırmızı elliptikal'in içine bakarsan, şu gölgenin orada olmaması gerekiyordu.Se osservate nel cerchietto rosso, quella zona ombrata non si dovrebbe trovare lì.
Ve eger su kırmızı elliptikal'in içine bakarsan, şu gölgenin orada olmaması gerekiyordu.Se puede ver ese óvalo rojo, esa sombra, que no debería estar ahí.
Ve eger su kırmızı elliptikal'in içine bakarsan, şu gölgenin orada olmaması gerekiyordu.Şi dacă te uiţi în acel oval roşu, acea umbră nu trebuia să fie acolo.
Ve eger su kırmızı elliptikal'in içine bakarsan, şu gölgenin orada olmaması gerekiyordu.Und wenn Sie in dieses rote Oval gucken, dann hätte dieser Schatten nicht da sein sollen.
Ve eger su kırmızı elliptikal'in içine bakarsan, şu gölgenin orada olmaması gerekiyordu.И ако погледнете червения овал, тази сянка не трябва да е там.
Ve eger su kırmızı elliptikal'in içine bakarsan, şu gölgenin orada olmaması gerekiyordu.Посмотрите на этот красный овал, этой тени здесь быть не должно.
Ve eger su kırmızı elliptikal'in içine bakarsan, şu gölgenin orada olmaması gerekiyordu.ואם תסתכל באליפסה האדומה סגלגלה הצל הזה לא אמור להיות שם.
Ve eger su kırmızı elliptikal'in içine bakarsan, şu gölgenin orada olmaması gerekiyordu.ولو نظرتم إلى هذا الشىء الأحمر الدائري ، هذا الظل لم يكن من المفترض أن يكون هنا .
Ve eger su kırmızı elliptikal'in içine bakarsan, şu gölgenin orada olmaması gerekiyordu.本来ないものです。 話を短くしますと、私は、
Ve tesadüf olmasa gerek mutluluk seviyemiz de son elli yıldır hiç artmıyor.그리고 아마 필연적으로 50년동안 지속되는 일정한 행복지수겠죠.
Ve tesadüf olmasa gerek mutluluk seviyemiz de son elli yıldır hiç artmıyor.ואולי לא במקרה, רמות האושר שלנו לא עלו כבר 50 שנה.
Ve tesadüf olmasa gerek mutluluk seviyemiz de son elli yıldır hiç artmıyor.وربما ليست مصادفة أن مستويات السعادة راكدة طوال الـ 50 سنة الماضية
Ve tesadüf olmasa gerek mutluluk seviyemiz de son elli yıldır hiç artmıyor.ここ50年間横ばいなのもこのためです そこで改善策を提案したいと思います
Ve tesadüf olmasa gerek mutluluk seviyemiz de son elli yıldır hiç artmıyor.或者唔係偶然地, 我們嘅幸福水平在過去50年來都係無變化嘅。
Yahudiler, ‹‹Sen daha elli yaşında bile değilsin. İbrahimi de mi gördün?›› dediler.Då sade judarna till honom: »Femtio år gammal är du icke ännu, och Abraham har du sett!»
Yahudiler, ‹‹Sen daha elli yaşında bile değilsin. İbrahimi de mi gördün?›› dediler.Da sagde Jøderne til ham: "Du er endnu ikke halvtredsindstyve År gammel, og du har set Abraham?"
Yahudiler, ‹‹Sen daha elli yaşında bile değilsin. İbrahimi de mi gördün?›› dediler.Da sprachen die Juden zu ihm: Du bist noch nicht fünfzig Jahre alt und hast Abraham gesehen?
Yahudiler, ‹‹Sen daha elli yaşında bile değilsin. İbrahimi de mi gördün?›› dediler.Disseram-lhe, pois, os judeus: Ainda não tens cinquenta anos, e viste Abraão?
Yahudiler, ‹‹Sen daha elli yaşında bile değilsin. İbrahimi de mi gördün?›› dediler.Entonces le dijeron los judíos: --Aún no tienes ni cincuenta años, ¿y has visto a Abraham
Yahudiler, ‹‹Sen daha elli yaşında bile değilsin. İbrahimi de mi gördün?›› dediler.Gli dissero allora i Giudei: «Non hai ancora cinquant'anni e hai visto Abramo?»
Yahudiler, ‹‹Sen daha elli yaşında bile değilsin. İbrahimi de mi gördün?›› dediler.Jødene sa da til ham: Du er ennu ikke femti år og har sett Abraham?
Yahudiler, ‹‹Sen daha elli yaşında bile değilsin. İbrahimi de mi gördün?›› dediler.유대인들이 가로되 네가 아직 오십도 못되었는데 아브라함을 보았느냐
Yahudiler, ‹‹Sen daha elli yaşında bile değilsin. İbrahimi de mi gördün?›› dediler.Les Juifs lui dirent: Tu n`as pas encore cinquante ans, et tu as vu Abraham!
Yahudiler, ‹‹Sen daha elli yaşında bile değilsin. İbrahimi de mi gördün?›› dediler.Mondának azért néki a zsidók: Még ötven esztendõs nem vagy, és Ábrahámot láttad?
Yahudiler, ‹‹Sen daha elli yaşında bile değilsin. İbrahimi de mi gördün?›› dediler.,,N'ai nici cincizeci ce ani``, I-au zis Iudeii, ,,şi ai văzut pe Avraam!``
Yahudiler, ‹‹Sen daha elli yaşında bile değilsin. İbrahimi de mi gördün?›› dediler.Người Giu-đa nói rằng: Thầy chưa đầy năm mươi tuổi, mà đã thấy Áp-ra-ham!
Yahudiler, ‹‹Sen daha elli yaşında bile değilsin. İbrahimi de mi gördün?›› dediler.Người_Giu - đa nói rằng : Thầy chưa đầy năm_mươi tuổi , mà đã thấy Áp - ra-ham !
Yahudiler, ‹‹Sen daha elli yaşında bile değilsin. İbrahimi de mi gördün?›› dediler.Niin juutalaiset sanoivat hänelle: "Et ole vielä viidenkymmenen vuoden vanha, ja olet nähnyt Aabrahamin!"
Yahudiler, ‹‹Sen daha elli yaşında bile değilsin. İbrahimi de mi gördün?›› dediler.Reko mu torej Judje: Petdeset let še nimaš, in Abrahama si videl?
Yahudiler, ‹‹Sen daha elli yaşında bile değilsin. İbrahimi de mi gördün?›› dediler.Tedy řekli jemu Židé: Padesáti let ještě nemáš, a Abrahama jsi viděl?
Yahudiler, ‹‹Sen daha elli yaşında bile değilsin. İbrahimi de mi gördün?›› dediler.Tedy rzekli Żydowie do niego: Pięćdziesiąt lat jeszcze nie masz, a Abrahamaś widział?
Yahudiler, ‹‹Sen daha elli yaşında bile değilsin. İbrahimi de mi gördün?›› dediler."U bent nog geen vijftig jaar en U hebt Abraham al gezien?" zeiden de Joden.
Yahudiler, ‹‹Sen daha elli yaşında bile değilsin. İbrahimi de mi gördün?›› dediler.Vtedy mu povedali Židia: Ešte nemáš ani päťdesiat rokov a Abraháma si videl?
Yahudiler, ‹‹Sen daha elli yaşında bile değilsin. İbrahimi de mi gördün?›› dediler.Ειπον λοιπον οι Ιουδαιοι προς αυτον Πεντηκοντα ετη δεν εχεις ετι, και ειδες τον Αβρααμ;
Yahudiler, ‹‹Sen daha elli yaşında bile değilsin. İbrahimi de mi gördün?›› dediler.Казали тодї Жиди до Него: Не маєш пятидесяти років ще, і Авраама видїв єси?
Yahudiler, ‹‹Sen daha elli yaşında bile değilsin. İbrahimi de mi gördün?›› dediler.На это сказали Ему Иудеи: Тебе нет еще пятидесяти лет, – и Ты видел Авраама?
Yahudiler, ‹‹Sen daha elli yaşında bile değilsin. İbrahimi de mi gördün?›› dediler.ויאמרו אליו היהודים הנה אינך בן חמשים שנה ואת אברהם ראית׃
Yahudiler, ‹‹Sen daha elli yaşında bile değilsin. İbrahimi de mi gördün?›› dediler.فقال له اليهود ليس لك خمسون سنة بعد. أفرأيت ابراهيم.
Yahudiler, ‹‹Sen daha elli yaşında bile değilsin. İbrahimi de mi gördün?›› dediler.猶 太 人 說 、 你 還 沒 有 五 十 歲 、 豈 見 過 亞 伯 拉 罕 呢
Yahudiler, ‹‹Sen daha elli yaşında bile değilsin. İbrahimi de mi gördün?›› dediler.猶太 人說 、 你 還沒 有 五十 歲 、 豈見過 亞伯拉罕 呢
Yaklaşık elli yıl öncesinden.Eliot, hơn 50 năm trước đây.
Yaklaşık elli yıl öncesinden.Eliot가 그렇게 말했습니다.
Yaklaşık elli yıl öncesinden. Ve daha yakın tarihli olan:Şi unul mai recent:
Yaklaşık elli yıl öncesinden. Ve daha yakın tarihli olan:Y otra más reciente:
Yaklaşık elli yıl öncesinden. Ve daha yakın tarihli olan:И един по-скорошен:
Yaklaşık elli yıl öncesinden.Έλιοτ, πριν από 50 περίπου χρόνια.
Yavaş elli bir aşığın iyiliklerini söyledikleri zaman.노래를 할 때 가장 풍부하게 잘 표현한 것 같은데, 그렇지 않습니까.
Yavaş elli bir aşığın iyiliklerini söyledikleri zaman.Wanneer ze zongen over het prijzen van de geliefde met de trage hand.
Yavaş elli bir aşığın iyiliklerini söyledikleri zaman.כששרו בשבחו של "המאהב עם היד האיטית".
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
elli ile cümle - Sayfa 46 - elli kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App