elli ile cümle
elli kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
13
ORT. KELİME
Toplam dokuz yüz elli yıl yaşadıktan sonra öldü.Vậy, Nô-ê hưởng thọ được chín trăm năm mươi tuổi, rồi qua đời.
Toplam dokuz yüz elli yıl yaşadıktan sonra öldü.Και εγειναν πασαι αι ημεραι του Νωε εννεακοσια πεντηκοντα ετη και απεθανε.
Toplam dokuz yüz elli yıl yaşadıktan sonra öldü.Всех же дней Ноевых было девятьсот пятьдесят лет, и он умер.
Toplam dokuz yüz elli yıl yaşadıktan sonra öldü.И всичките дни на Ноя станаха деветстотин и петдесет години; и умря.
Toplam dokuz yüz elli yıl yaşadıktan sonra öldü.ויהיו כל ימי נח תשע מאות שנה וחמשים שנה וימת׃
Toplam dokuz yüz elli yıl yaşadıktan sonra öldü.فكانت كل ايام نوح تسع مئة وخمسين سنة ومات
Toplam dokuz yüz elli yıl yaşadıktan sonra öldü.挪 亞 共 活 了 九 百 五 十 歲 就 死 了
Toplam dokuz yüz elli yıl yaşadıktan sonra öldü.挪亞 共 活 了 九百五十 歲 就 死了
T S Elliott bunu benim için söyledi -- be bu sizin tüylerinizi diken diken etmeli:T.S. Eliot świetnie to ujął -- przejdą wam ciarki po plecach:
T S Elliott bunu benim için söyledi -- be bu sizin tüylerinizi diken diken etmeli:T.S. Eliot thật sự diễn tả đúng ý tôi -- và điều này thật có thể làm bạn sởn gáy:
T S Elliott bunu benim için söyledi -- be bu sizin tüylerinizi diken diken etmeli:T S Eliott l'a vraiment dit pour moi - et cela devrait vous donner la chair de poule:
T S Elliott bunu benim için söyledi -- be bu sizin tüylerinizi diken diken etmeli:T.S. Eliott l'ha detto al mio posto, e questo vi farà venire la pelle d'oca:
T S Elliott bunu benim için söyledi -- be bu sizin tüylerinizi diken diken etmeli:T S Elliot hat es für mich wirklich treffend gesagt - das sollte Ihnen Gänsehaut verursachen:
T S Elliott bunu benim için söyledi -- be bu sizin tüylerinizi diken diken etmeli:T S Elliott benar-benar mengungkapkannya -- dan hal ini akan membuat Anda bergidik:
T S Elliott bunu benim için söyledi -- be bu sizin tüylerinizi diken diken etmeli:T S Elliott chiar a spus-o pentru mine -- și asta ar trebui să vă facă pielea de găină:
T S Elliott bunu benim için söyledi -- be bu sizin tüylerinizi diken diken etmeli:T. S. Elliott realmente lo dijo por mí, y esto realmente debe darles escalofríos:
T S Elliott bunu benim için söyledi -- be bu sizin tüylerinizi diken diken etmeli:T.S. Elliot zei het al voor me -- en dit zou je kippenvel moeten geven:
T S Elliott bunu benim için söyledi -- be bu sizin tüylerinizi diken diken etmeli:T S 엘리엇은 절 위해 이런 말을 한 것 같습니다. 여러분도 소름이 돋으실 거에요.
T S Elliott bunu benim için söyledi -- be bu sizin tüylerinizi diken diken etmeli:Т. Елиът всъщност го е казал вместо мен - и от това сигурно ще ви побият тръпки:
T S Elliott bunu benim için söyledi -- be bu sizin tüylerinizi diken diken etmeli:Элиот говорил прямо для меня, и от его слов мурашки бегают:
T S Elliott bunu benim için söyledi -- be bu sizin tüylerinizi diken diken etmeli:ט.ס. אליוט ממש אמרה את זה במקומי -- וזה צריך לעשות לכם עור ברווז:
T S Elliott bunu benim için söyledi -- be bu sizin tüylerinizi diken diken etmeli:قالها تي.اس. اليوت حقا بالنسبة لي -- وينبغي على هذا أن يدخلكم في مطبات ساذجة:
T S Elliott bunu benim için söyledi -- be bu sizin tüylerinizi diken diken etmeli:鳥肌が立つかもしれません 「探検からは終わりは見つからない
Umarım görebiliyorsunuzdur. Ekranın biraz aşağısında kaldı. Bulduğum cevap yüz elli bin dört yüz altmış iki.Doufám, že to vidíš. odpověď, kterou jsem dostal je jedno sto padesát tisíc čtyři sta šedesát dva.
Umarım görebiliyorsunuzdur. Ekranın biraz aşağısında kaldı. Bulduğum cevap yüz elli bin dört yüz altmış iki.Надявам се, че ще се види на екрана, отговорът, който получавам е 150 462.
Uzziya on altı yaşında kral oldu ve Yeruşalimde elli iki yıl krallık yaptı. Annesi Yeruşalimli Yekolyaydı.In totaal regeerde hij 52 jaar over Juda vanuit Jeruzalem. Zijn moeder heette Jecholia en kwam uit Jeruzalem.
Uzziya on altı yaşında kral oldu ve Yeruşalimde elli iki yıl krallık yaptı. Annesi Yeruşalimli Yekolyaydı.웃시야가 위에 나아갈 때에 나이 십륙세라 예루살렘에서 오십 이년을 치리하니라 그 모친의 이름은 여골리아라 예루살렘 사람이더라
Uzziya on altı yaşında kral oldu ve Yeruşalimde elli iki yıl krallık yaptı. Annesi Yeruşalimli Yekolyaydı.On zbudował bramę domu Pańskiego wysoką, i na murach Ofel wiele pobudował.
Uzziya on altı yaşında kral oldu ve Yeruşalimde elli iki yıl krallık yaptı. Annesi Yeruşalimli Yekolyaydı.בן שש עשרה שנה עזיהו במלכו וחמשים ושתים שנה מלך בירושלם ושם אמו יכיליה מן ירושלם׃
Uzziya on altı yaşında kral oldu ve Yeruşalimde elli iki yıl krallık yaptı. Annesi Yeruşalimli Yekolyaydı.كان عزّيا ابن ست عشرة سنة حين ملك وملك اثنتين وخمسين سنة في اورشليم. واسم امه يكليا من اورشليم.
Uzziya on altı yaşında kral oldu ve Yeruşalimde elli iki yıl krallık yaptı. Annesi Yeruşalimli Yekolyaydı.烏 西 雅 登 基 的 時 候 、 年 十 六 歲 、 在 耶 路 撒 冷 作 王 五 十 二 年 . 他 母 親 名 叫 耶 可 利 雅 、 是 耶 路 撒 冷 人
Uzziya on altı yaşında kral oldu ve Yeruşalimde elli iki yıl krallık yaptı. Annesi Yeruşalimli Yekolyaydı.烏西雅 登基 的 時候 、 年 十六 歲 、 在 耶路撒冷 作王 五十二 年 . 他 母親 名叫 耶可利雅 、 是 耶路撒冷 人
Ve eger su kırmızı elliptikal'in içine bakarsan, şu gölgenin orada olmaması gerekiyordu.Als je naar die rode ovaal kijkt, dan hoort die schaduw daar niet thuis.
Ve eger su kırmızı elliptikal'in içine bakarsan, şu gölgenin orada olmaması gerekiyordu.Dan jika Anda melihat bentuk merah lonjong itu, itu seharusnya tidak ada di sana.
Ve eger su kırmızı elliptikal'in içine bakarsan, şu gölgenin orada olmaması gerekiyordu.E se olharem para dentro daquela oval vermelha, aquela sombra não é suposto estar ali.
Ve eger su kırmızı elliptikal'in içine bakarsan, şu gölgenin orada olmaması gerekiyordu.Et si vous regardez dans cet ovale rouge, cette ombre n'était pas supposée être là.
Ve eger su kırmızı elliptikal'in içine bakarsan, şu gölgenin orada olmaması gerekiyordu.I jeśli spojrzycie na to czerwone koło, to tego cienia nie powinno tam być.
Ve eger su kırmızı elliptikal'in içine bakarsan, şu gölgenin orada olmaması gerekiyordu.그리고 여기 빨간색 타원에 있는 그림자는 여기 있어서는 안 되는 것입니다.
Ve eger su kırmızı elliptikal'in içine bakarsan, şu gölgenin orada olmaması gerekiyordu.Och om ni tittar på den där röda ovalen, den skuggan skulle inte finnas där.
Ve eger su kırmızı elliptikal'in içine bakarsan, şu gölgenin orada olmaması gerekiyordu.Se osservate nel cerchietto rosso, quella zona ombrata non si dovrebbe trovare lì.
Ve eger su kırmızı elliptikal'in içine bakarsan, şu gölgenin orada olmaması gerekiyordu.Se puede ver ese óvalo rojo, esa sombra, que no debería estar ahí.
Ve eger su kırmızı elliptikal'in içine bakarsan, şu gölgenin orada olmaması gerekiyordu.Şi dacă te uiţi în acel oval roşu, acea umbră nu trebuia să fie acolo.
Ve eger su kırmızı elliptikal'in içine bakarsan, şu gölgenin orada olmaması gerekiyordu.Und wenn Sie in dieses rote Oval gucken, dann hätte dieser Schatten nicht da sein sollen.
Ve eger su kırmızı elliptikal'in içine bakarsan, şu gölgenin orada olmaması gerekiyordu.И ако погледнете червения овал, тази сянка не трябва да е там.
Ve eger su kırmızı elliptikal'in içine bakarsan, şu gölgenin orada olmaması gerekiyordu.Посмотрите на этот красный овал, этой тени здесь быть не должно.
Ve eger su kırmızı elliptikal'in içine bakarsan, şu gölgenin orada olmaması gerekiyordu.ואם תסתכל באליפסה האדומה סגלגלה הצל הזה לא אמור להיות שם.
Ve eger su kırmızı elliptikal'in içine bakarsan, şu gölgenin orada olmaması gerekiyordu.ولو نظرتم إلى هذا الشىء الأحمر الدائري ، هذا الظل لم يكن من المفترض أن يكون هنا .
Ve eger su kırmızı elliptikal'in içine bakarsan, şu gölgenin orada olmaması gerekiyordu.本来ないものです。 話を短くしますと、私は、
Ve tesadüf olmasa gerek mutluluk seviyemiz de son elli yıldır hiç artmıyor.그리고 아마 필연적으로 50년동안 지속되는 일정한 행복지수겠죠.
Ve tesadüf olmasa gerek mutluluk seviyemiz de son elli yıldır hiç artmıyor.ואולי לא במקרה, רמות האושר שלנו לא עלו כבר 50 שנה.
Ve tesadüf olmasa gerek mutluluk seviyemiz de son elli yıldır hiç artmıyor.وربما ليست مصادفة أن مستويات السعادة راكدة طوال الـ 50 سنة الماضية
Ve tesadüf olmasa gerek mutluluk seviyemiz de son elli yıldır hiç artmıyor.ここ50年間横ばいなのもこのためです そこで改善策を提案したいと思います
Ve tesadüf olmasa gerek mutluluk seviyemiz de son elli yıldır hiç artmıyor.或者唔係偶然地, 我們嘅幸福水平在過去50年來都係無變化嘅。
Yahudiler, ‹‹Sen daha elli yaşında bile değilsin. İbrahimi de mi gördün?›› dediler.Då sade judarna till honom: »Femtio år gammal är du icke ännu, och Abraham har du sett!»
Yahudiler, ‹‹Sen daha elli yaşında bile değilsin. İbrahimi de mi gördün?›› dediler.Da sagde Jøderne til ham: "Du er endnu ikke halvtredsindstyve År gammel, og du har set Abraham?"
Yahudiler, ‹‹Sen daha elli yaşında bile değilsin. İbrahimi de mi gördün?›› dediler.Da sprachen die Juden zu ihm: Du bist noch nicht fünfzig Jahre alt und hast Abraham gesehen?
Yahudiler, ‹‹Sen daha elli yaşında bile değilsin. İbrahimi de mi gördün?›› dediler.Disseram-lhe, pois, os judeus: Ainda não tens cinquenta anos, e viste Abraão?
Yahudiler, ‹‹Sen daha elli yaşında bile değilsin. İbrahimi de mi gördün?›› dediler.Entonces le dijeron los judíos: --Aún no tienes ni cincuenta años, ¿y has visto a Abraham
Yahudiler, ‹‹Sen daha elli yaşında bile değilsin. İbrahimi de mi gördün?›› dediler.Gli dissero allora i Giudei: «Non hai ancora cinquant'anni e hai visto Abramo?»
Yahudiler, ‹‹Sen daha elli yaşında bile değilsin. İbrahimi de mi gördün?›› dediler.Jødene sa da til ham: Du er ennu ikke femti år og har sett Abraham?