Ana içeriğe geç
Sözlük

ellerinden ile cümle

ellerinden kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Onu yine yakalamaya çalıştılarsa da, ellerinden sıyrılıp kurtuldu.他 們 又 要 拿 他 . 他 卻逃出 他 們的手 走了
O zaman "ellerinden geleni" değil, "evlerinden geleni" yapmak istediler.Damals wollten sie nicht ihr Bestes geben, sondern ihr Beftes.
O zaman "ellerinden geleni" değil, "evlerinden geleni" yapmak istediler.De ville ikke gøre bedste, de ville være "beft".
O zaman "ellerinden geleni" değil, "evlerinden geleni" yapmak istediler.De ville inte vara sitt bästa, de ville vara sitt bäfta.
O zaman "ellerinden geleni" değil, "evlerinden geleni" yapmak istediler.En inglés, no decían "dar lo mejor de sí" usando 'best' sino 'beft'.
O zaman "ellerinden geleni" değil, "evlerinden geleni" yapmak istediler.Họ không muốn là "best", họ chỉ muốn là "beft".
O zaman "ellerinden geleni" değil, "evlerinden geleni" yapmak istediler.Ils ne voulaient pas faire de leur " best ", ils voulaient faire de leur " beft ".
O zaman "ellerinden geleni" değil, "evlerinden geleni" yapmak istediler.그들은 그들의 최고가 되고 싶지 않아했습니다, 그들은 그들의 방어인들이 되고 싶어했어요.
O zaman "ellerinden geleni" değil, "evlerinden geleni" yapmak istediler.Mereka tidak ingin melakukan yang terbaik, "best", tapi "beft".
O zaman "ellerinden geleni" değil, "evlerinden geleni" yapmak istediler.Não queriam ser o seu melhor, queriam ser o seu "milhor".
O zaman "ellerinden geleni" değil, "evlerinden geleni" yapmak istediler.Nechceli robiť "their best", robili "their beft".
O zaman "ellerinden geleni" değil, "evlerinden geleni" yapmak istediler.Nechtěli být co nejlepší. Chtěli být co "nejlepčí".
O zaman "ellerinden geleni" değil, "evlerinden geleni" yapmak istediler.Nem a legjobbak (best) akartak lenni, hanem a legjobbak (beft).
O zaman "ellerinden geleni" değil, "evlerinden geleni" yapmak istediler.Nie chcieli być najlepsi (best), a "beft".
O zaman "ellerinden geleni" değil, "evlerinden geleni" yapmak istediler.Non volevano affatto essere "best-qualcosa", volevano essere "beft-qualcosa".
O zaman "ellerinden geleni" değil, "evlerinden geleni" yapmak istediler.Nu doreau să fie cei mai buni, vroiau să fie cei mai buli.
O zaman "ellerinden geleni" değil, "evlerinden geleni" yapmak istediler.Ze wilden niet op hun best zijn, maar op hun beft.
O zaman "ellerinden geleni" değil, "evlerinden geleni" yapmak istediler.Απ' ότι φαίνετε δεν ήθελαν να "προσπαθούν" (best), αλλά να "προσψαθούν" (beft)
O zaman "ellerinden geleni" değil, "evlerinden geleni" yapmak istediler.Вони не хотіли показати себе з кращої [best], вони хотіли показати себе з кращої сторони [beft].
O zaman "ellerinden geleni" değil, "evlerinden geleni" yapmak istediler.Они не хотели показать себя с лучшей стороны [best], они хотели показать себя с лучшей штороны [beft].
O zaman "ellerinden geleni" değil, "evlerinden geleni" yapmak istediler.Те не са искали да са най-добре, а са искали да са най-добрите.
O zaman "ellerinden geleni" değil, "evlerinden geleni" yapmak istediler.הם לא רצו את הטוב ביותר (best), אלא את הטוב ביותר (beft).
O zaman "ellerinden geleni" değil, "evlerinden geleni" yapmak istediler.لم يريدوا أن يكونوا الأفضل، أرادوا أن يكونوا الأفدل.
O zaman "ellerinden geleni" değil, "evlerinden geleni" yapmak istediler.もっともこれは単なる間違いです
Sağlık hizmetlerini iyileştirmek icin ellerinden gelen herşeyi yaptılar.몇몇 다른 환자에 대해 이야기하고 싶습니다.
Sağlık hizmetlerini iyileştirmek icin ellerinden gelen herşeyi yaptılar.אשר עושים כל דבר ביכולתם בשביל לשפר את מערכת הבריאות.
Sağlık hizmetlerini iyileştirmek icin ellerinden gelen herşeyi yaptılar.الذين يبذلون كل ما في وسعهم لتحسين الرعاية الصحية .
Sağlık hizmetlerini iyileştirmek icin ellerinden gelen herşeyi yaptılar.この方は、レジーナ・ホリデー、
Sevgi özgürlüktür ve bunu ellerinden almış oluyorlar.Como que quita todo el cuento de la "libertad"
Sevgi özgürlüktür ve bunu ellerinden almış oluyorlar. Eskiden zenciler beyazlarla evlenemezdiler.O amor é liberdade e eles estão tirando isso
Sevgi özgürlüktür ve bunu ellerinden almış oluyorlar.Ils manquent une conception de la liberté.
Sevgi özgürlüktür ve bunu ellerinden almış oluyorlar.Nó xa rời với ý nghĩa của từ "Tự do".
Sevgi özgürlüktür ve bunu ellerinden almış oluyorlar.Questo è una cosa molto lontana da ciò che si intende per "libertà"
Sevgi özgürlüktür ve bunu ellerinden almış oluyorlar.To odbiera całą wolność.
Sevgi özgürlüktür ve bunu ellerinden almış oluyorlar.愛は自由 奪われてるけどね
Tepeye varınca Gehazi eşyaları ellerinden alıp eve koydu, adamları da geri gönderdi.A když přišel na vrch, vzal to z rukou jejich, a složil v jednom domě, propustiv muže ty, kteřížto odešli.
Tepeye varınca Gehazi eşyaları ellerinden alıp eve koydu, adamları da geri gönderdi.A keď prišiel na vŕšok, vzal z ich ruky a složil to v nejakom dome a prepustil mužov, a išli.
Tepeye varınca Gehazi eşyaları ellerinden alıp eve koydu, adamları da geri gönderdi.A przyszedłszy na pagórek, wziął to z ręki ich, i złożył w niektórym domu, a męże one odprawił, i odeszli.
Tepeye varınca Gehazi eşyaları ellerinden alıp eve koydu, adamları da geri gönderdi.De mikor a dombhoz ért, elvette tõlök azokat, és elrejté egy házban, és elbocsátá a férfiakat, és elmenének.
Tepeye varınca Gehazi eşyaları ellerinden alıp eve koydu, adamları da geri gönderdi.In ko pride do hriba, vzame to iz njunih rok in odloži v hišo; potem odpusti moža, in sta odšla.
Tepeye varınca Gehazi eşyaları ellerinden alıp eve koydu, adamları da geri gönderdi.언덕에 이르러는 게하시가 그 물건을 두 사환의 손에서 취하여 집에 감추고 저희를 보내어 가게 한 후
Tepeye varınca Gehazi eşyaları ellerinden alıp eve koydu, adamları da geri gönderdi.Lúc đã đến trên gò, Ghê-ha-xi lấy các bao khỏi tay hai đầy tớ, và để trong nhà mình, đoạn cho họ đi trở về.
Tepeye varınca Gehazi eşyaları ellerinden alıp eve koydu, adamları da geri gönderdi.Men da de kom til Højen, tog han Pengene fra dem, gemte dem i Huset og lod Mændene gå.
Tepeye varınca Gehazi eşyaları ellerinden alıp eve koydu, adamları da geri gönderdi.И когато стигна до хълма, взе ги от ръцете им та ги скри в къщата; и отпусна човеците, та си отидоха.
Tepeye varınca Gehazi eşyaları ellerinden alıp eve koydu, adamları da geri gönderdi.Когда он пришел к холму, то взял из рук их и спрятал дома. И отпустил людей, и они ушли.
Tepeye varınca Gehazi eşyaları ellerinden alıp eve koydu, adamları da geri gönderdi.ויבא אל העפל ויקח מידם ויפקד בבית וישלח את האנשים וילכו׃
Tepeye varınca Gehazi eşyaları ellerinden alıp eve koydu, adamları da geri gönderdi.ولما وصل الى الاكمة اخذها من ايديهما واودعها في البيت واطلق الرجلين فانطلقا.
Tepeye varınca Gehazi eşyaları ellerinden alıp eve koydu, adamları da geri gönderdi.到 了 山 岡 、 基 哈 西 從 他 們 手 中 接 過 來 、 放 在 屋 裡 、 打 發 他 們 回 去
Tepeye varınca Gehazi eşyaları ellerinden alıp eve koydu, adamları da geri gönderdi.到了 山岡 、 基哈西從 他 們 手中 接 過來 、 放在 屋裡 、 打發 他 們 回去
Usanmayan varsa ellerinden çekecekleri var. Çeksinler.إذا كان هناك بعض الذين لم يتعبوا بعد ، سوف يعانون أكثر ودعهم يعانون .
Ve acil personeli ellerinden geleni yapmıştı.A lidé na pohotovosti dělali co mohli.
Ve acil personeli ellerinden geleni yapmıştı.A sürgősségisek minden tőlük telhetőt megtettek.
Ve acil personeli ellerinden geleni yapmıştı.Cei de la Urgențe au făcut tot posibilul.
Ve acil personeli ellerinden geleni yapmıştı.E il personale del pronto soccorso ha fatto tutto il possibile.
Ve acil personeli ellerinden geleni yapmıştı.El personal de emergencia desplegó todos sus recursos.
Ve acil personeli ellerinden geleni yapmıştı.E o pessoal das urgências parou tudo.
Ve acil personeli ellerinden geleni yapmıştı.Et les ambulanciers ont brûlé tous les stops.
Ve acil personeli ellerinden geleni yapmıştı.Het verplegend personeel haalde alles uit de kast.
Ve acil personeli ellerinden geleni yapmıştı.응급실 의료진 모두가 최선을 다했습니다.
Ve acil personeli ellerinden geleni yapmıştı.Pohotovostný personál urobil všetko, čo sa dalo.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod