Saflığı korumak için bu kirleticilerden ellerinden geldiğince kaçınılmalıdır.In order to maintain purity one would avoid these pollutants where they could.
Dansçılar birbirlerini ellerinden tutar, dirseklerden 90 derece yukarı doğru bükülür.It takes a sturdy hand, especially if you are supporting the first or last person of the line.
Allahım, akıl yağdır ve muhtaçların ellerinden şemsiyelerini al!O Herr, lass es Verstand regnen und nimm den Bedürftigen die Regenschirme weg!
Almanlar ise ellerinden geldiğince kendilerini savundular.Wie wir Deutschen uns selbst entdeckten.
Bu hattı koruyarak Müttefikleri tamamen imha etme şansını böylece ellerinden kaçırdılar.Dadurch verpassten die Alliierten die Gelegenheit zur vollständigen Vernichtung des Feindes.
Kaşkaların kendi ellerinden çıkma maddi kalıntıları henüz bulunamamıştır.Von den Schächten selber finden sich keine Spuren mehr.
Hatırlıyorum, tanımadığımız insanların ellerinden tutarak Whitehall Sokağı ile gidiyorduk.Die Strecke wurde als reine Nebenstrecke ohne Signale mit Ausnahme des Signals in Haltwhistle betrieben.
Bu adamlar Banquo'yu öldürmekte başarılı olsalar da Fleance'ı ellerinden kaçırırlar.Zwar gelingt es ihnen, Banquo zu töten, Fleance kann jedoch entkommen.
Ekibi ise onu kurtarmak için ellerinden geleni yapacaklardır.Les autres employés font tout leur possible pour la sauver.
Ardından ellerinden tutar.Ainsi, il prélèvera les mains.
Doktorlar Tom'u canlı tutmak için ellerinden gelen her şeyi yaptılar.Los doctores hicieron todo lo que estaba en su mano para mantener a Tom con vida.
Almanlar ise ellerinden geldiğince kendilerini savundular.Los rusos se defienden como pueden.
Libya’da Yahudilerin vatandaşlıkları ellerinden alındı ve Irak’ta mal varlıklarına el konuldu.En Libia, a los judíos se los privó de la ciudadanía, y en Irak, sus propiedades fueron confiscadas.
Ellerinden, ağızından ve kafasından ateş çıkarabilir.Podía disparar fuego desde sus muñecas y boca.
Ardından ellerinden tutar.Más tarde, saliendo de sus manos.
Bu adamlar Banquo'yu öldürmekte başarılı olsalar da Fleance'ı ellerinden kaçırırlar.Los asesinos matan a Banquo, pero Fleance consigue huir.
İnsanlar ellerinden geleni yapmalıdır.Le persone devono fare del proprio meglio.
Ellerinden, ağızından ve kafasından ateş çıkarabilir.È capace di volare e sputare fuoco dalla bocca e dalle mani.
Libya’da Yahudilerin vatandaşlıkları ellerinden alındı ve Irak’ta mal varlıklarına el konuldu.In Libia gli ebrei furono privati della cittadinanza e in Iraq le proprietà furono requisite.
Ancak Lance Cade ve Trevor Murdoch unvanlarını ellerinden aldı.Inizia così una faida con Lance Cade e Trevor Murdoch.
Libya’da Yahudilerin vatandaşlıkları ellerinden alındı ve Irak’ta mal varlıklarına el konuldu.В Ливии евреев лишили гражданства, а в Ираке конфисковали их собственность.
Hem paraları hem kadın ellerinden gitmiştir.Различались мужские (мокшан) и женские (мокшана) суда.
Fakat tam bu sırada kaçakçılar gelr ve onları yakalayıp silahlarını ellerinden alırlar.Преступники нападают на конвойных, вырубают их, забирают оружие.
Daenerys, 163 köleye karşı 163 tane Sahip'i ellerinden çiviletip Meereen yoluna astırır.تدخل (دينريس) مدينة "ميرين" وتقتل فيها 163 سيّداً بسبب أنّهم قتلوا 163 طِفلاً.
Ayrıca temizlik yaparken büyülü güçleri ellerinden alınır.Como castigo seus poderes mágicos são retirados.
23 Mart 2008'de, Paskalya Nöbeti'nde Papa XVI. Benedict'in ellerinden vaftiz edildi.Em 23 de março de 2008, domingo da ressureição recebeu o batismo das mãos do Papa Bento XVI na Vigília Pascal.
Ancak Lance Cade ve Trevor Murdoch unvanlarını ellerinden aldı.Eles ganharam os títulos depois de eliminar Lance Cade e Trevor Murdoch.
Ellerinden, ağızından ve kafasından ateş çıkarabilir.Hij kan zowel uit zijn ogen als uit zijn mond een kleverig slijm afvuren.
Hatırlıyorum, tanımadığımız insanların ellerinden tutarak Whitehall Sokağı ile gidiyorduk.Op de terugweg naar Milwaukee namen zij de Loop via Wells Street.
Geride kalanların ise her türlü hakları yavaş yavaş ellerinden alınıyordu.Ci, którzy przeżyli stracili automatycznie wszystkie swoje prawa.
Ancak Lance Cade ve Trevor Murdoch unvanlarını ellerinden aldı.Duo pokonało Lance'a Cade'a i Trevora Murdocha o tytuły tag team.
Diğer canavarlara gelince, saltanatları ellerinden alındı.För andra betydelser, se Lastras de Cuéllar.
Amacı altın orduyu canlandırıp, tüm dünyayı insanların ellerinden geri almaktır.Spelets uppgift är att kolonisera hela trädgården och till slut driva människorna ur huset.
Ekibi ise onu kurtarmak için ellerinden geleni yapacaklardır.І тепер, команда повинна її врятувати.
Ardından ellerinden tutar.А потім накладає на себе руки.
Yalnız yer ve yurtları ellerinden alınmıştır.Вони відібрали в них землю і майно.
Edward ve diğer Cullenlar Bella'yı korumak için ellerinden geleni yaparlar.Edward a ostatní z rodiny Cullenů Bellu ochraňují.
Onları sınıra kadar takip ettikten sonra, asayı zorla ellerinden alır.Jakmile se jejich roty ocitnou v pasti, je posila daleko.
Ekibi ise onu kurtarmak için ellerinden geleni yapacaklardır.Doctorii făceau tot ce puteau ca să-l salveze.
Fakat tam bu sırada kaçakçılar gelr ve onları yakalayıp silahlarını ellerinden alırlar.Securiștii îi imobilizează rapid pe bandiți și le iau grenadele, apoi îi arestează.
Almanlar ise ellerinden geldiğince kendilerini savundular.Germanii au răspuns cât de bine au putut.
Yalnız yer ve yurtları ellerinden alınmıştır.Földit és társait perbe fogták.
Ellerinden, ağızından ve kafasından ateş çıkarabilir.Ragadós nyálkát tud kilövellni a szájából és a szemeiből.
Daenerys, 163 köleye karşı 163 tane Sahip'i ellerinden çiviletip Meereen yoluna astırır.Meereen tiltakozásképp 163 rabszolgát keresztre feszít az út mentén.
Televizyonu almak için ellerinden gelen her şeyi yaparlar ama bir türlü alamazlar.Kárpótlásul kénytelenek venni neki egy új tévét, de maguknak már nem tudnak.
Ayrıca İsraillilerin sivilleri vurmamak için ellerinden geleni yaptıklarını da belirtti.De oppfordret også israelerne til å unngå å ramme sivile.
"Mutant Cure" (Mutant tedavisi) denen bir yöntemle mutantların bütün özel yetenekleri ellerinden alınmaktadır.Kitty Pride: Mutant kan ved konsentrasjon gå gjennom alt.
Onları sınıra kadar takip ettikten sonra, asayı zorla ellerinden alır.Allerede når vi møter ham, har han gått over grensen.
Yahudilerin Alman vatandaşlıkları ellerinden alıp sivil haklarından mahrum etti.Yahudi Jerman dilucuti kewarganegaraannya dan semua hak-hak sipil mereka dicabut.
Edward ve diğer Cullenlar Bella'yı korumak için ellerinden geleni yaparlar.Edward và nhà Cullens bảo vệ Bella.
Televizyonu almak için ellerinden gelen her şeyi yaparlar ama bir türlü alamazlar.Chỉ những TV nào trả tiền thì mới xem được tín hiệu truyền hình, ngược lại thì không thể xem được.
Tüm aile ve Fabio Elena'ya yardımcı olmak için ellerinden geleni yapmaktadırlar.主人公やイーベルに好意的で色々と手助けしてくれる。
Hatırlıyorum, tanımadığımız insanların ellerinden tutarak Whitehall Sokağı ile gidiyorduk.彼らを探して彷徨う中、サバイバリストのウィーリーと遭遇。
Ekibi ise onu kurtarmak için ellerinden geleni yapacaklardır.乗員は、艦の救出のためにできるだけのことはやった。
İşçinin ve çiftçinin hakları ellerinden alınamaz.工人和农民根本就没有自己的代表。
Kızılderililerin arazi tapu sicillerinin çoğu bu antlaşmalarla ellerinden alınmıştır.이렇게 많은 인디언 이주 조약이 무력을 바탕으로 마련되었다.
Edward ve diğer Cullenlar Bella'yı korumak için ellerinden geleni yaparlar.אדוארד והקאלנים האחרים מגנים על בלה.
Yalnız yer ve yurtları ellerinden alınmıştır.אדמותיהם ונכסיהם עוקלו.
Bir alev makinası gibi ellerinden ateş püskürtebilir.מסוגל לירות קרן הקפאה מן ידו.
Libya'da, Yahudilerin vatandaşlık hakları ellerinden alınmış, Irak'ta mal varlıklarına el konmuştur.בלוב נשללה האזרחות מן התושבים היהודים ובעיראק עוקל רכושם של התושבים היהודים.