Ana içeriğe geç
Sözlük

ellerinden ile cümle

ellerinden kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
11
ORT. KELİME
Libya’da Yahudilerin vatandaşlıkları ellerinden alındı ve Irak’ta mal varlıklarına el konuldu.В Либия евреите са лишени от гражданство, а в Ирак тяхна собственост е отнета.
Tüm aile ve Fabio Elena'ya yardımcı olmak için ellerinden geleni yapmaktadırlar.Завещава и всичките си движими и недвижими имоти на Община Елена.
Bu adamlar Banquo'yu öldürmekte başarılı olsalar da Fleance'ı ellerinden kaçırırlar.Ubojice su uspjeli ubiti Banquoa, ali Fleance je uspio pobjeći.
Ardından ellerinden tutar.Následne sa vylúčia obličkami.
Edward ve diğer Cullenlar Bella'yı korumak için ellerinden geleni yaparlar.Zato Cullenovi pomagajo Edwardu zaščititi Bello.
Fakat Kraliçe Elizabeth'in babası (VII. Henry) yetkilerini ellerinden alıncaya dek.Češki kralj se je pod vplivom žene, Albertove sestre, umaknil iz zveze.
Tüm aile ve Fabio Elena'ya yardımcı olmak için ellerinden geleni yapmaktadırlar.Ypač daug pastangų ir jautrumo visomis išgalėmis padėti B. Gajauskui bei jo šeimai rodė K. Jokubynas.
1950'lerde civa anahtarlar ve sessiz düğme kontrolleri ile bu sesi susturmak için ellerinden geleni yaptılar.1950년대에, 그들은 수은 스위치를 이용해서 이 소리를 덮기 위해 최선을 다했습니다.
1950'lerde civa anahtarlar ve sessiz düğme kontrolleri ile bu sesi susturmak için ellerinden geleni yaptılar.In de jaren 1950 deden ze hun best dit geluid te dempen met kwikschakelaars, en stille knopbesturingen.
1950'lerde civa anahtarlar ve sessiz düğme kontrolleri ile bu sesi susturmak için ellerinden geleni yaptılar.През 50-те години опитали всичко възможно, за да заглушат този звук с живачни ключове и копчета за безшумност.
1950'lerde civa anahtarlar ve sessiz düğme kontrolleri ile bu sesi susturmak için ellerinden geleni yaptılar.בשנות החמישים הם ניסו כמיטב יכולתם לעמעם את הצליל עם מתג מכספית,
1950'lerde civa anahtarlar ve sessiz düğme kontrolleri ile bu sesi susturmak için ellerinden geleni yaptılar.في عام 1950 جاهد الكثيرون لكبت هذا الصوت بواسطة مفاتيح " كاتمة للصوت "
1950'lerde civa anahtarlar ve sessiz düğme kontrolleri ile bu sesi susturmak için ellerinden geleni yaptılar.極力消そうと 水銀のスイッチや 静かな調節つまみを使った
Açıklamalardan biri, fetüslerin kötü bir durumda ellerinden gelenin en iyisini yaptıkları şeklinde.Een verklaring is dat de foetus het beste maakt van een slechte situatie.
Açıklamalardan biri, fetüslerin kötü bir durumda ellerinden gelenin en iyisini yaptıkları şeklinde.Egy magyarázat szerint a magzatok próbálják a legjobbat kihozni egy rossz helyzetből.
Açıklamalardan biri, fetüslerin kötü bir durumda ellerinden gelenin en iyisini yaptıkları şeklinde.Eine Erklärung ist, dass Föten das Beste aus einer schlechten Lage machen.
Açıklamalardan biri, fetüslerin kötü bir durumda ellerinden gelenin en iyisini yaptıkları şeklinde.Ena razlaga je, da zarodki iz slabih okoliščin naredijo najboljši možen rezultat.
Açıklamalardan biri, fetüslerin kötü bir durumda ellerinden gelenin en iyisini yaptıkları şeklinde.En forklaring er at fostre skaber det bedste i en dårlig situation.
Açıklamalardan biri, fetüslerin kötü bir durumda ellerinden gelenin en iyisini yaptıkları şeklinde.Jedno z vysvětlení je, že plod se snaží nepříznivou situaci zvládnout co nejlépe.
Açıklamalardan biri, fetüslerin kötü bir durumda ellerinden gelenin en iyisini yaptıkları şeklinde.Jedným z vysvetlení je, že plod chce využiť to najlepšie zo zlej situácie.
Açıklamalardan biri, fetüslerin kötü bir durumda ellerinden gelenin en iyisini yaptıkları şeklinde.Jedynym wyjaśnieniem jest to, że płód szuka rozwiązania w kryzysowej sytuacji.
Açıklamalardan biri, fetüslerin kötü bir durumda ellerinden gelenin en iyisini yaptıkları şeklinde.한 가지 설명은 태아들이 나쁜 상황을 가장 잘 활용한다는 것입니다
Açıklamalardan biri, fetüslerin kötü bir durumda ellerinden gelenin en iyisini yaptıkları şeklinde.Người ta lý giải rằng đó là vì các bào thai đã cố tồn tại trong điều kiện khắc nghiệt nhất.
Açıklamalardan biri, fetüslerin kötü bir durumda ellerinden gelenin en iyisini yaptıkları şeklinde.O explicaţie e cǎ fetuşii se adaptează în funcție de condiții.
Açıklamalardan biri, fetüslerin kötü bir durumda ellerinden gelenin en iyisini yaptıkları şeklinde.Salah satu penjelasannya adalah janin itu mencoba bertahan dalam situasi yang buruk.
Açıklamalardan biri, fetüslerin kötü bir durumda ellerinden gelenin en iyisini yaptıkları şeklinde.Uma explicação é que os fetos estão a fazer o melhor possível de uma situação má.
Açıklamalardan biri, fetüslerin kötü bir durumda ellerinden gelenin en iyisini yaptıkları şeklinde.Una explicación es que los fetos hacen lo mejor que pueden en situaciones malas.
Açıklamalardan biri, fetüslerin kötü bir durumda ellerinden gelenin en iyisini yaptıkları şeklinde.Una possibile spiegazione è che i feti cerchino di fronteggiare alla meglio la situazione negativa.
Açıklamalardan biri, fetüslerin kötü bir durumda ellerinden gelenin en iyisini yaptıkları şeklinde.Une explication est que les fœtus tirent le meilleur parti d'une situation difficile.
Açıklamalardan biri, fetüslerin kötü bir durumda ellerinden gelenin en iyisini yaptıkları şeklinde.Μια εξήγηση είναι πως τα έμβρυα κάνουν ό,τι καλύτερο μπορούν σε μια κακή κατάσταση.
Açıklamalardan biri, fetüslerin kötü bir durumda ellerinden gelenin en iyisini yaptıkları şeklinde.Едно от обясненията е, че зародишите извличат най-доброто от лоша ситуация.
Açıklamalardan biri, fetüslerin kötü bir durumda ellerinden gelenin en iyisini yaptıkları şeklinde.Мы объясняем это тем, что плод старается извлечь лучшее из плохой ситуации.
Açıklamalardan biri, fetüslerin kötü bir durumda ellerinden gelenin en iyisini yaptıkları şeklinde.Один варіант це те що плід поступає оптимально в складних умовах.
Açıklamalardan biri, fetüslerin kötü bir durumda ellerinden gelenin en iyisini yaptıkları şeklinde.אחד ההסברים הוא שהעובר מפיק את המיטב ממצבים גרועים
Açıklamalardan biri, fetüslerin kötü bir durumda ellerinden gelenin en iyisini yaptıkları şeklinde.إحدى التفسيرات هو أن الأجنة تختار أفضل ما في الوضع السّيء.
Açıklamalardan biri, fetüslerin kötü bir durumda ellerinden gelenin en iyisini yaptıkları şeklinde.最善の努力を果たしていると言います 食糧不足の時
Adamın ellerinden tuttu ve dedi ki, "Anlamıyor musun? Bunlar Tanrı'nın elleri."Prese le mani dell'uomo ricco e disse: " Non capisci? " disse, " Queste sono le mani di Dio. "
Adamın ellerinden tuttu ve dedi ki,Er nahm ihn bei der Hand und sagte:
Adamın ellerinden tuttu ve dedi ki,Han höll den rike mannens hand i sin och sa:
Adamın ellerinden tuttu ve dedi ki,Hij pakt de handen van de rijke man en zei:
Adamın ellerinden tuttu ve dedi ki,I-a luat mana si a spus,
Adamın ellerinden tuttu ve dedi ki,Il prit la main de l'homme riche et dit,
Adamın ellerinden tuttu ve dedi ki,Le cogió de las manos y dijo:
Adamın ellerinden tuttu ve dedi ki,Ông ta cầm tay người đàn ông và nói,
Adamın ellerinden tuttu ve dedi ki,Segurou nas mãos do homem rico e disse:
Adamın ellerinden tuttu ve dedi ki,Κράτησε το χέρι του πλούσιου άντρα και είπε,
Adamın ellerinden tuttu ve dedi ki,Хванал ръцете на богаташа и казал:
Ailesi evlerinden atıldı, ve sosyal sistem çocuklarını ellerinden almakla tehdit ediyordu.A családját kirakták a bérelt lakásból, és a szociális rendszer azzal fenyegette, hogy elveszik a gyerekeit.
Ailesi evlerinden atıldı, ve sosyal sistem çocuklarını ellerinden almakla tehdit ediyordu.Expulsaron a su familia de su hogar y Bienestar Social amenazaba con quitarle a sus hijos.
Ailesi evlerinden atıldı, ve sosyal sistem çocuklarını ellerinden almakla tehdit ediyordu.Familia lui a fost dată afară din apartament, iar sistemul de asistență socială amenința să-i ia copiii.
Ailesi evlerinden atıldı, ve sosyal sistem çocuklarını ellerinden almakla tehdit ediyordu.Gia đình anh bị đuổi khỏi căn hộ, và Hệ thống phúc lợi xã hội đang đe doạ giành quyền nuôi dưỡng các đứa trẻ.
Ailesi evlerinden atıldı, ve sosyal sistem çocuklarını ellerinden almakla tehdit ediyordu.Han familie blev sparket ud af deres lejlighed, og velfærdssystemet truede med at tage hans børn fra ham.
Ailesi evlerinden atıldı, ve sosyal sistem çocuklarını ellerinden almakla tehdit ediyordu.Jego rodzinę wyrzucono z mieszkania, a system opieki społecznej groził odebraniem dzieci.
Ailesi evlerinden atıldı, ve sosyal sistem çocuklarını ellerinden almakla tehdit ediyordu.그의 가족은 아파트에서 쫓겨나고, 복지국에서는 아이들을 부모로부터 떼어내려고 위협했습니다.
Ailesi evlerinden atıldı, ve sosyal sistem çocuklarını ellerinden almakla tehdit ediyordu.Rodinu vykopli z ich bytu, a úrady sa im vyhrážali, že mu zoberú jeho deti.
Ailesi evlerinden atıldı, ve sosyal sistem çocuklarını ellerinden almakla tehdit ediyordu.Rodinu vykopli z jejich bytu a úřad na ochranu dětí vyhrožoval odebráním jejich dětí.
Ailesi evlerinden atıldı, ve sosyal sistem çocuklarını ellerinden almakla tehdit ediyordu.Sa famille a été expulsée de leur appartement, et l'assistance sociale menaçait de prendre ses enfants.
Ailesi evlerinden atıldı, ve sosyal sistem çocuklarını ellerinden almakla tehdit ediyordu.Seine Familie wurde aus ihrer Wohnung geworfen und das Sozialsystem drohte damit, die Kinder wegzunehmen.
Ailesi evlerinden atıldı, ve sosyal sistem çocuklarını ellerinden almakla tehdit ediyordu.Zijn familie werd uit hun appartement gezet, en de jeugdzorg dreigde met het weghalen van de kinderen.
Ailesi evlerinden atıldı, ve sosyal sistem çocuklarını ellerinden almakla tehdit ediyordu.Έδιωξαν την οικογένειά του από το διαμέρισμά τους, και το σύστημα πρόνοιας απειλούσε να του πάρει τα παιδιά.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod