Ana içeriğe geç
Sözlük

ellerin ile cümle

ellerin kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Denizci gerçekten de aniden çok kırmızı ellerini sıktı.The mariner was suddenly very red indeed; he clenched his hands.
Gail gelemedi. ellerinde sözlükle iletişim kurmaya çalışıyorlardıGail couldn't come. And they spent a lot of time huddled over a dictionary.
Yaşlı bir adamı yıkadığı sırada ellerini izledim.I watched her hands as she bathed an old man.
Olası sıkıntılardan korunmak için, ellerinde nakit olmasını tercih ediyorlar.So that when it's my turn, when the market starts looking at me, I at least have a little cash.
Onlar ellerini kullanıyorlar.They're using their hands.
Sizin ellerinizdedir.It is in your hands.
Ona ellerinin ne kadar güçlü olduğunu göster.Ah Man... show him how powerful your hand is.
Ah Man... ellerini şu kızların boğazlarına geçir.Ah Man... put your hand on those girls' neck.
Kokan senin ellerin.No. It's your hand that stinks.
"Anneciğim, anneciğim"... ...diye ağlıyordu, ama... ...ellerini omzumdan ayırıp evi terk ettim."Mommy, mommy"... he cried, but... I shook off his small arm, and left home.
Burada kaç kişi bir yapıcı olduğunu söyler, ellerinizi kaldırır mısınız?How many people here would say you're a maker, if you raise your hand?
Bunu bulmalarının yolu ellerini işin içine sokmak ve onunla oynamaktır.They will only figure it out by getting their hands on it and playing with it.
10. Dağ Bölüğü'ne ihtiyacımız var. Ellerinde kim varsa.Wait, I...
Ellerinde kameraları ile her gün gelen otobüsler dolusu turiste işaret etti.And he pointed to the busloads of tourists that would show up everyday, with cameras ready usually.
Şimdi ellerinize bakın.Now take a look at your hands.
Çalışma kapsamındaki iki molekülümüz gibi, ellerinizin her ikisi de aynı şeylerden oluşur.Like our two molecules under study, both of your hands are made of the same stuff.
Ayrıca şeylerin arasındaki mesafeler, ellerinizin her ikisinde de aynıdır.Furthermore, the distances between stuff in both of your hands are the same.
Aralarındaki benzerliklere rağmen, elleriniz ve moleküllerimiz kesinlikle aynı değildir.Despite the similarities between them, your hands, and our molecules, are certainly not the same.
Ellerinizi birbirinin üstüne koymayı deneyin.Try superimposing your hands on one another.
Yani elleriniz birbirlerinin ayna görüntüsüdür.In other words, your hands are mirror images.
O üzerine ellerini nereye koymak gerekir.It must be where she can lay her hands upon it.
"Karşısında" olanlar, ellerinizi kaldırın.Those who are against, raise your hands.
İyi alanlar ellerinde kalmadı.They've run out of good sites.
Buna katılanlar, ellerini kaldırsınlar.All those in favor, raise your hands.
Fikrini lehte olarak değiştirmiş olanlar ellerinizi yukarı kaldırın.Those of you who changed your mind in favor of "for" put your hands up.
Pip dayanılmaz bir şekilde ellerini yakar,Pip insufferably burns his hands,
Ellerinizi kirletmenin gerekli olduğu zamanlar vardır.There is a time you have to get your hands dirty.
Bu düzenek öğrencilerle birlikte geliştirilmiş. Düzenek öğrencilerin ellerini algılayabiliyor.This is an installation developed with school children, where their hands are tracked.
Etrafımda ellerinde hançerlerle kötü yaratıkların olduğunu hissettim.All around me I sensed evil beings poised with daggers.
Senin ellerinde mutlu muyum.If I'm happy in your hands
Aynı çekingen ifade meleklerin ellerinde de görülüyor. .There is a kind of stillness and sense of linearity to the figures.
Elleriniz kaldırın, göreyimRaise your hands. Let me see.
Ellerin başına... çabuk !Your hands... hurry!
Ellerin ensende olsun!Hands behind your neck!
Ellerin enseye! Çabuk !Hands behind your head, hurry!
Ellerinizi aynı anda koyacaksınız, baştan !You have to put your hands out together, again!
Elleriniz önde, avuçlar yukarı, bitişik.Hands out in front of you. Palms up, together.
Ellerinizi sallayın.Shake your hands out.
Bu bize toplumun çaresiz olduğunu ve hukuku kendi ellerine aldıklarını gösteriyor.This shows that society is desperate and it's taking the law into its own hands.
Annemin takısı nasıl onların ellerinde olur?How can my mother's ornament be in their hands?
Bu sırada da ellerinde 40 lira kalacak.And they're going to have $40 left over.
Ellerin çok büyük.Your hands are big now.
Ellerin yok mu ?Do you not have hands?
Yumuşatıcının kokusu... ...ellerinde sıcacık kıyafetler...-The feel of warm clothes in your hands. -So good.
Usanmayan varsa ellerinden çekecekleri var. Çeksinler.If there are some who are not tired yet, they'll suffer more and let them suffer.
Nijerya gibi ülkeler, ellerinde petrol olunca daha kötü yönetiliyorlar.It's countries like Nigeria, which are worse off than if they'd never had oil.
Ellerinde bu yok.They haven't got them.
1990'larda hazır demokrasi ellerine verildi. mali yönetim yapılmadan seçimlere gidildi.They got instant democracy in the 1990s: elections without checks and balances.
Çikolata hala ellerinde dururken Tanrı"nın onu almaya geleceği yok.Not that the God must come before you give the chocolate is in your hand.
Ellerini uzatacaksın ve onu Tanrı"ya vereceksin, o da alacak.You extend the hand and give it to God and they will take.
O bir çocuktu, içinde şüphe yoktu. Ellerini uzattı.She was a child no doubt in her and she extend it.
Ve sen de şimdi ellerini uzat, odana gittiğinde yap bunu. Ona çikolatayı ver.Give him the chocolate.
Ama yavaşça, önce ellerin ve ayaklarını kıracağım ...sonra karnını deşeceğimBut in the meantime, I'll break your hands and legs ...and let you die slowly
Ellerinde iki sünger vardı, sonra da iki tane daha dizlerine bağladı. Annem gayet emiciydi.She had two sponges in her hand, and then she had two tied to her knees.
Ah. Ellerinle mi yapýyorsun?You get so angry.
Ve, aslında, O Londra'dakilere ellerindeki x-ray fotoğrafını görmek istediğini yazdı.And, in fact, he'd written the people in London: Could he see their x-ray photograph?
Anlaşmanın ilk versiyonu Senatör George Mitchell'in maharetli ellerinden çıktı.Its initial version was skillfully mediated by Senator George Mitchell.
Ellerinde bir şey var ve ona sıkı sıkı sarılıyorlar, değil mi?They have something and they're going to hold on to it, yeah?
Buraya düşen müzisyenler ellerinden gelenin en iyisini yaptılar.Musicians who ended up there did the best they could.
Burası için yazdıkları düşünülürse ellerinden gelenin en iyisini yaptılar.They did the best they could given that this is what they're writing for.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod