Rus yönetimi, ellerindeki Alman esir ve firarilerden Rus-Alman Lejyonunu kurdu.The Russians formed the Russian-German Legion from other German prisoners and deserters.
Diğerleri ise ellerine bir belge verilerek terhis edildiler.They then missed one of the posts, which gave them another time penalty.
Ellerin yukarıya çıkartılması ve başın üzerinden yükseltilmesi ile oluşur.She told him to put his hands up and turn around.
Ellerin yıkanması da benzer şekilde önemlidir.Cleaning teeth is also very important.
Gözler üzerine yerleştirilen ellerin aşağıya doğru çekilmesi "gözyaşı" izlenimi verir.You just look at the man and tears come down your cheek.
Ellerinde kalkan taşımazlardı.They did not carry reloads for them.
Ellerinde bulunan silah ve cephane teslim edilmeli.The arms and ammunitions in their possession.
Bütün oyuncular ellerindeki puan değeri olan kartları ve alabilecekleri elleri hesaplar.The opponents count the total value of the cards remaining in their hand.
Saldırganların ellerinde Ermenilerin adı ve adres listeleri vardı."Thieves have your pal's name, address".
İnsanlar sağ ellerini daha iyi kullanırlar.Right-handed people are more skillful with their right hands when performing tasks.
Fakat Suriye'yi ellerine geçirme onlara gayet büyük gaileler çıkardı.Then they laid their hands upon them, and they received the Holy Spirit.
Banks ve Bayley ellerini tokuşturmak üzereyken Bayley hemen Banks'i eledi.Banks and Bayley then shook hands only for Bayley to quickly eliminate Banks.
Romalılar bu yerleşkeyi MÖ 120'de ellerine geçirmişlerdi.This trove was hidden in the 120s.
Patrici'ler iktidarı ellerinde tutuyor ve üretim köle emeği tarafından yapılıyordu.The Kincaids owned slaves, and the house was built with slave labor.
Kollarını ve ellerini 180 derecelik açıyla döndürebilir.He can rotate his head 180°.
Ellerini kullanmadan, dört ayak üzerinde, ağızlarıyla yiyorlarmış.They ate without their hands on all fours with their mouth.
Ellerin buz gibi!Your hands are totally frozen! Come here.
Bu şekilde kıvırın ve ellerinizle büyük bir açıklık yapın.Bunch it up and make a very big opening with you hands.
Bunu yapmanın en kolay yolu, elinizi kıyafetin kolundan geçirip, ellerini içeriden tutmaktır.The easiest way to do this is put your hand through the sleeve and grab their hand. A
Sevgi özgürlüktür ve bunu ellerinden almış oluyorlar.- It kinda takes away from whole freedom thing.
Ellerine sağlık.Erdoğan, leave me alone!
Hepsi ellerinde kitap tutuyor.They are all holding books.
Şimdi sorulması gereken soru şu; neden ellerinde kitaplarla orada duruyorlar?So the question is, so, why are they all standing there holding books?
Ellerin neden bu kadar soguk?Why are your hands so cold?
Ellerini ver. Soguk olan, senin kalbin.Let me see the one that's cold is your heart.
Nihayetinde, ağrısı azalan hasta onu ellerinden öpüyor.At the end, the relieved patient kisses her hands.
Bu onun ellerini üzerine yattı nerede olmalı onu.It must be where she can lay her hands upon it.
Ellerinize sağlık!- I'll eat well!
Ellerinizi kaldırın.Raise your hands.
İş yapan ve kirlenen ellerin tırnakları altındaki kirde bir asalet vardır.There's a nobility of real, hands-on, dirt-under-your-fingernails work.
Evinde dilimlenmiş ekmek olan kişilerin ellerini görebilir miyim?Can I have a show of hands if you have a loaf of sliced bread in your house?
Öncelikle herkesin ellerini bu şekilde tutmanızı istiyorum.I want everybody to put out your hands like this for me, first of all.
İzleyicilerin yarısına yakını sol ellerini havaya kaldırdı.Now about half the audience has their left hand up.
Tamam, ellerinizi değiştirin, sağ elinizi havaya kaldırın.OK, swap them around, put your right hand up.
06:30 ve ellerin sessizce gidiyordu.It was half past six, and the hands were going quietly on.
O dik kendini itmek için kollarını ve ellerini gerekiyordu.He needed arms and hands to push himself upright.
Anna! ', Ellerini alkışlar, salon ile mutfak içine baba bağırdıAnna!' yelled the father through the hall into the kitchen, clapping his hands,
O annesi onları sildi ellerini mekanik hareketler.She wiped them off her mother with mechanical motions of her hands.
Kardeşi, babası boynunuza ellerini batmıştı.The sister had set her hands around the father's neck.
Fırıncıların ellerinde un vardır.Bakers have flour on their hands.
Yani insanlar kollarını sıvayıp, ellerini taşın altına koyuyorlar.So, people are getting their hands dirty. They are rolling up their sleeves.
Mem Sahib ellerini sıkılmış.The Mem Sahib wrung her hands.
O yapraklar altında ellerini koydu ve bir kenara çekme ve zorlamaya başladı.She put her hands under the leaves and began to pull and push them aside.
Mary kalbi ona zevk yumruk ve ellerini biraz sallamak başladı heyecan.Mary's heart began to thump and her hands to shake a little in her delight and excitement.
Bunu yapmak için iki ellerini aldı, ama dönüş yaptı.It took two hands to do it, but it did turn.
Şimdi ben sadece kalçaları üzerine ellerini koyarak, "Bir şeyler düşündüm.Now I've just thought of somethin'," putting her hands on her hips.
Kuvvetli ellerin var.You've got strong hands.
Ve insanlar ellerindeki belgelerle yerel eczanelerden yatak ağları alabilirdiSo people with their voucher could get the bed net in the local pharmacy.
Uyanıncaya kadar koridorda ellerin havada bekle.Why you hold your arms up in the corridor till you wake up?
Ellerini çek...Move your hands...
Ve ellerinin kendi kendine hareket ediyor gibi göründüğünü söyler.And he says that his hand seems to be moving by itself.
Kan kaplı ellerinde, cezasız boğulmuş.In your blood-stained hands, drowned in impunity.
Aksi halde diğer öğrencilerin projeleri kendi kendilerine yapma şansını ellerinden almış olursunuz.It deprives your peers of the chance to go out and do the project on your own.
Bankanın yaptığı yatırım mahvolacak ama gene de ellerinde 100 liralık nakit olacak. -But still, the bank got $100 in cash.
Elleriniz havada kalsın eğer yeterli yaşam sigortanız varsa.Keep your hands up if you have sufficient life insurance.
Ellerindekilere sahip cikmak istiyorlar.They want to hold on to what they've got.
Onun eldivenli ellerini arkasında sıktı ve düşünceye dalmış gibi görünüyordu.His gloved hands were clasped behind him, and he seemed to be lost in thought.
Mr. Yabancı şömine sırtını döndü ve onun arkasında ellerini koymak geri.Mr. Henfrey had intended to apologise and withdraw, but this anticipation reassured him.
Geldi Ceplerini ellerini sıkışmış ediyorum ve onun lumpily oturdu sandalye.He'd stuck his hands in his pockets as I came in, and he sat down lumpily in his chair.
Aniden yabancının, sıkılı onun eldivenli ellerini kaldırdı, ayağını yere vurdu ve dedi kiSuddenly the stranger raised his gloved hands clenched, stamped his foot, and said,