Ve vadeye kadar ellerinde tutarlardı.And hold them to maturity.
Heykeli okşarken ellerini üzerimde hissettim.I felt his hands as he pawed the statue.
Ellerini bedenimde gezdiriyormuş gibi hissettim.It felt as if he was running them over my body.
Çek ellerini!Move your hand!
Eğer ne yaptığınızı bilmiyorsanız, Elleriniz hemen kanar.And if you don't know what you're doing, your hands are bleeding in no time.
Adamın ellerinden tuttu ve dedi ki,He held the rich man's hands and said,
Düzenleme'yle getirilen haklarını ellerinden almak, bunu yapmanın doğru yolu değil.Americans is not the way to do it.
Ve bu durum,bu kurumun tahvillerini ellerinde tutatn yatırımcıların da yararına.And it's also going to benefit the bond holders.
Ellerini çırpıp, zikre başlarlardı.They would put their hands together and they would start to chant,
Ellerinizi kullanarak bu at kuyruğunu yapabilirsiniz. Boyundan uzak durunTarak çok fazla kullanmayın ellerinizi kullanarak yapabilirsiniz boyundan uzak duruyoruz.
Hepiniz ellerinizi böyle tutarsanız, 90 derece, hepiniz.All of you, if you hold your hand like this, 90 degrees -- all of you. Not you.
Ellerini bize doğru nasıl uzattığına bakın.There's a real sense of desperation. And look at the way her palms are opened up towards us.
Kılıcı kınından çekerken ellerinin hareketi..Look at her face. There is this sense of action in her hands as she pulls the sword from its sheath.
Bu, ellerini başka işlerde kullanmalarını mümkün kıldı.Their hands were freed up to perform other tasks.
Hayal edin, eğer ellerinde kondom olsaydı her tür insana verebilirlerdi.Imagine if they had condoms, giving out to all sorts of people.
Yani ellerinize ihtiyaç duymadığınız, tuvalet kağıdının kullanılmadığı bir ortam.I mean, a no hands, no toilet paper toilet.
Haydi, ellerinizi kaldırın.Come on, raise your hands.
"Anna! Anna! ', Ellerini alkışlar, salon ile mutfak içine baba bağırdıAnna!' yelled the father through the hall into the kitchen, clapping his hands,
Işkence ağrı, o kanlı ellerini venden veren mor çeşmeler, ileWith purple fountains issuing from your veins,-- On pain of torture, from those bloody hands
Gibi eski eller, ellerinde eski partizanları için, kendi mezar beseeming süsler döküm,Cast by their grave beseeming ornaments, To wield old partisans, in hands as old,
JULIET beni Ah! ne haber? Sen, senin ellerini sıkmak dost?JULlET Ah me! what news? why dost thou wring thy hands?
Bu benim ellerin ulaşamayacağı JULIET Ay, bayan,.JULlET Ay, madam, from the reach of these my hands.
Tüm bu ani iş tam ellerinizi var eminim.For I am sure you have your hands full all In this so sudden business.
TRI adındaki bir programa... ...ellerine geçen her doları aylık olarak bağışladılar.They gave a few dollars a month of what little they had To a program called Tri
Ellerini böyle yaparak nöronların iletişimini anlatıyor. 12 yaşında.At 12.
Pekala, izninizle ellerinizi göreyimSo let me ask for a show of hands.
ve elleriniz rahatça kucağınızda dinlensinand your hands resting comfortably inside your lap.
Kilisenin ortasında dikilen, ellerin testereli birkaç tane iri kıyım terli adam vardı.We walked to the church because we heard they had hot meals, but when we arrived, we found problems.
Ellerinizi kaldırmanıza gerek yok çünkü hepimiz aynı politik klişelere sahibiz.I don't need a show of hands because we all have the same political stereotypes.
Karımın ellerini bile tutamam..For I can't even hope my wife is here
Ellerin nerede?Where are your hands?
Ne kadar da özledim ellerini!How I missed your hands!
Ellerinin normal olduğu bir gün bile yok.There isn't a day where your hands are normal.
Herkes ellerini havaya kaldırsın!Hands in the air.
Ellerinizi indirin ve matematik kitaplarınızı çıkartın.Hands down. Take out your Maths Matters.
Oturun! ve ellerinizi havaya kaldırın.Sit down! Hands in the air.
Şimdi daha iyi.İndirin ellerinizi.That's better.
Pekala, Ellerini havaya kaldır ozaman.Well, hands in the air then.
Peki, kalkan ellerin sayısı biraz azaldı.Okay, a few less hands.
Merak ediyorum -- ellerinizi kaldırın -- kimler katılıyor?I'm curious, show of hands, who agrees with it?
Elleriniz yanda olacak şekilde yere uzanın Elleriniz yanda olacak şekilde yere uzanınLie flat on the floor with your hands at your sides and your knees bent less than 45 degrees.
Elleriniz yanda olacak şekilde yere uzanınYour feet should be placed about shoulder-width apart.
Bunu becerebildikleri sürece ellerinde düzgün bir işleri olur zaten.They will have a decent company as long as they manage to do this.
Ellerini şu şekilde kaldırırlar.They raise their hands like this.
Restorasyon insanların ellerinde.The restoration is in the hands of the people,
Dünya'nın kaderi sizin ellerinizde.The fate of the world is in your hands now.
İzleyiciler arasında soyadı benim gibi Resnick olan kaç kişi var? Ellerinizi kaldırın!How many people in the audience have the last name Resnick, like me?
Benjamin, hemen git ve ellerini yıka.Benjamin, go and wash your hands at once.
Tamam çocuklar, ellerinizi kaldırın!Okay, kids, raise your hands!
Şimdi ellerinizin içinde ne tutuyor olabileceğinizi hayal edin. bir elma, belki de cüzdanınız.Now imagine what you could place in your hands: an apple, maybe your wallet. Now open your eyes.
Ellerinizle ne yaparsanız yapın, yaptığınız hareketi anlıyor.Whatever you're doing with your hands, it's understanding that gesture.
Ellerindeki kara paraları, aynı kanalları kullanarak akladılar.And together they money-laundered their dirty business through the same channel.
O düğmeden ellerini çekmeyecekler bile, değil mi?They're going to be pressing that button non-stop. Right?
Bu türden hassas işler yapabilmesi için, ellerin ince manevralar alması gerekir.Subtle maneuvering of the hands is required to perform delicate tasks like this.
Elbette mektuplar bir yerlerde birilerinin ellerine geçer.Somebody will receive them somewhere.
Yaşlı adam yumru ellerini kadının ellerine doğru uzattı ve onları tuttu, beni yalnız bıraktı.The old man reached out his knobbly claw for the woman's hand, and found it, and left me alone.
Ellerini uzatacak.It's going to stick out its hands.
Bu sonunda ellerinde ne olacağı ki bu da bir başka renkli fotoğraf.This is what they would end up with, which is another color photograph.
Eğer olsalar, bu öğretmenleri ellerinde tutamazlar; yeterince iyi altyapıya sahip değiller.If they do have, they cannot retain those teachers. They do not have good enough infrastructure.
Ellerinde eksik olan tek şey bizleri harekete geçirmek için sağlam bir krizin gerektiği.The only thing they're missing is that it takes a good crisis to get us going.