Edward ve diğer Cullenlar Bella'yı korumak için ellerinden geleni yaparlar.Edward và nhà Cullens bảo vệ Bella.
Bu yanlış hükme rağmen bütün bir gün Fransız Ordusunu ellerinde tuttular.Dù bị nhầm lẫn, nhưng hai quân đoàn Phổ vẫn cầm chân được toàn bộ quân Pháp trong suốt ngày hôm đó.
Bazı kahramanlar taştan doğarken ellerinde kılıçları vardır.Tuy nhiên khi cậu có những viên ngọc rồng trong tay!
Bunun üzerine bu köyün güvenliği artık Şirinler'in ellerindedir.Cho nên, làng Thuận Kiều của khu vực này đã được bố trí làm hậu cứ của Đại đồn.
22:7 Bir Kohen, hizmet etmeden önce ellerini ve ayaklarını yıkamalı Ex.Một Kohen phải rửa tay và bàn chân của mình trước làm dịch vụ — Ex.
Aynı hafta sanatçının ellerinin bronz dökümü Wembley Arena'nın "Ün Meydanı"na eklendi.Trong tuần đó, dấu vân tay của cô được bổ sung vào "Quảng trường Danh vọng" của Wembley Arena.
Ancak Alman savaş gemileri, ellerindeki mühimmatın %40'ını harcamıştı.Thiệt hại về phía Đức là nhẹ; tuy nhiên các con tàu Đức đã tiêu phí hết 40% lượng đạn dự trữ của chúng.
Çocukların ellerini çabuk tutmaları gerekmektedir.Nhưng những chàng trai chưa vội ra tay.
Krallığın sağlık durumu hekimin ellerindedir.Quyền lực chính trị tại vương quốc này vẫn còn trong tay của gia đình bà.
Diğer korunma önlemleri arasında ellerin yıkanması ve yemeğin düzgün pişirilmesi sayılabilir.Các biện pháp phòng ngừa khác gồm rửa tay và nấu thức ăn chín kỹ.
Yiyeceklerini ağızlarına götürmek için ellerini kullanırlar.Voi dùng vòi để quặp thức ăn và đưa vào miệng.
Ellerin yıkanması da benzer şekilde önemlidir.Việc rửa sạch dụng cụ cũng rất quan trọng.
İlçemizin ayakkabı mağazacılığı ile sektörü ellerinde tutuyorlar.Kẻ thù cõng ngoại bang giày xéo xã tắc chúng ta.
Televizyonu almak için ellerinden gelen her şeyi yaparlar ama bir türlü alamazlar.Chỉ những TV nào trả tiền thì mới xem được tín hiệu truyền hình, ngược lại thì không thể xem được.
Bulgarlar Belgrad'ı ellerine geçirip orada "Peter Delyan"'ı "Bulgaristan İmparatoru" ilan ettiler.Nghĩa quân đánh chiếm Beograd và tôn Petar lên làm "Hoàng đế Bulgaria".
Senden korktukları şeyi bırak ellerine; korktuğun şeyi al onlardan.『妻をあなたの許に留め、アッラーフを畏れなさい。
Ellerini cebimden çek!" diye bağırdı.男が「俺のポケットから手を離せ! ポケットにさわるな!」と叫んだ。
Bu toprakta oynayan ve ellerini ağzına götüren küçük çocuklar da kolayca enfekte olabilir.そのような土で小児が遊んだり、汚染された土を触った手を口に入れたりしたときにも容易に感染する。
Aklınız canlı olması gereken yerde canlı değilse, elleriniz çalışmaz; yürüyorsanız, hemen orada durursunuz.もし人をゆるさないならば、あなたがたの父も、あなたがたのあやまちをゆるして下さらないであろう。
Bu yanlış hükme rağmen bütün bir gün Fransız Ordusunu ellerinde tuttular.このような誤解があったものの、2個プロイセン軍団はフランス全軍を丸1日に亘って足止めした。
Bu konudaki düşüncesi şöyleydi: "Elleriniz köpekler gibidir, daha önce oldukları yerlere geri dönüp dururlar.皮膚はジェイミー曰く「真珠かオパールのよう」で皮膚は薄く頭蓋骨が透けて見えるようである。
Böyle yapmakla İngiliz Müzesi Profesörü John Gregory'nin ellerinde olan liderliği verme girişimini önledi.そうすることで大英博物館地質学者助手だったジョン・ウォルター・グレゴリーの手に指導権を置こうという試みを妨害できた。
Niyetle yüzlerinize ve ellerinize sürün.(中略) 私の顔や手をよく見て下さい。
Ellerini kullanmakta çok mahirdirler.手に持って使用する。
Son tavsiyesi "Ellerinizdeki kölelerinize iyi davranınız, namaza dikkat ve devam ediniz!" şeklinde oldu.のちに別喜(戸次)姓を下賜されて、別喜右近もしくは戸次右近と名乗っている。
Vay ellerinin yazdıklarına!手で指すもの。
İmparatorun önce ellerini kestiler.天皇の手の爪を切るのは、皇后が行っていた。
Ellerin yıkanması da benzer şekilde önemlidir.手を洗うものは手である。
Tüm aile ve Fabio Elena'ya yardımcı olmak için ellerinden geleni yapmaktadırlar.主人公やイーベルに好意的で色々と手助けしてくれる。
Çocukların ellerini çabuk tutmaları gerekmektedir.本人も女子には手が早い。
Burayı bir yıl kadar ellerinde tutan Bulgarlar, ardından da Çatalca'ya dayanmışlardır.魯山人は約1年間逗留し、その間親交を深める。
16 puanın üzerinde bir kuvvet içeren ellerin hepsi 1 trefl açılır.16人のならず者を倒せば1面クリアとなる。
Harlow'un yetenekli ellerine rağmen, Gage'in sağlığına kavuşması uzun ve zor bir süreci gerektiriyordu.ハーロウの熟達した診療にも関わらず、ゲージの回復には時間がかかり困難を伴った。
Hatırlıyorum, tanımadığımız insanların ellerinden tutarak Whitehall Sokağı ile gidiyorduk.彼らを探して彷徨う中、サバイバリストのウィーリーと遭遇。
Kollarını ve ellerini 180 derecelik açıyla döndürebilir.腕を刃に変えて前180度を薙ぎ払う。
Ekibi ise onu kurtarmak için ellerinden geleni yapacaklardır.乗員は、艦の救出のためにできるだけのことはやった。
Solaklar günlük aktivitelerde özellikle el yazısı ve yazı yazmada sol ellerini kullanırlar.日常生活でも、サインの時などに左手を用いることがある。
3 Haziran'da günün sonunda Haçlılar Antakya şehrinin önemli kısımlarını ellerine geçirmişlerdi.6月3日が終わるころには、十字軍は市内のほとんどを制圧していた。
Ellerinde iki bıçak bulunmaktadır.さらに両刀使いでもある。
Herhangi bir askeri birlik standardı yoktu, ellerindeki kalan silahları kullanıyorlardı.正規の軍歴はないが、あらゆる武器を使いこなす。
Yapılan açıklamaya göre 11 Eylül'de kilise üyeleri ellerine aldıkları Kuran'ları yakacaklardı.それを受けて、教団は4月9日に獄中にある教師たちと家族に、自発的に辞職するように求めた。
Yüzük parmağının adı çiftlerin evlendiklerinde yüzüklerini sol ellerinin yüzük parmaklarına takmalarıdır.両手の人差し指から小指まで高級指輪をつけているが、左手の薬指には結婚指輪をはめている。
Ellerinin önden bağlanmasını istedi.手のひらが向き合うようにする。
Bu toprakta oynayan ve ellerini ağzına götüren küçük çocuklar da kolayca enfekte olabilir.小孩若在這樣的土地上玩耍,又將手放到嘴巴裡,很容易被感染。
Ancak Alman savaş gemileri, ellerindeki mühimmatın %40'ını harcamıştı.然而,德国舰只已经消耗了超过40%的弹药供应。
Ellerinde iki bıçak bulunmaktadır.身上配備兩把刀。
Senden korktukları şeyi bırak ellerine; korktuğun şeyi al onlardan.屆時不要懼怕,不要手軟,因耶和華必施行拯救,愛護他們,為他們歡喜快樂。
Ellerinde sadece Küba ve Porto Riko kaldı.自此,西班牙在美洲的殖民地只剩下古巴和波多黎各。
Öğrencilerin ellerini arkadan bağlayarak yüzükoyun yere yatırırlar.将囚犯的手放在背后捆绑。
Aynı hafta sonunun sonunda sinemalar ellerindeki tüm biletleri satmaya başlamıştı.在同一個週末結束時,電影院開始銷售一空。
Rakipleri ile aralarına kılıçlı ellerini koymak için rakiplerinin (yani yolun) solunu seçerler.與《侍戰隊真劍者》中的真劍紅一起參與戰鬥。
Son tavsiyesi "Ellerinizdeki kölelerinize iyi davranınız, namaza dikkat ve devam ediniz!" şeklinde oldu.当時小吏所輔,向前叩頭求哀,願以自己替代劉雄。
Ellerini kullanmakta çok mahirdirler.擅長使用爪子。
Bununla birlikte onları affet, ellerini tut.你不該攔截逃脱的人,將他們交給敵人。
Ellerindeki adrese vardıklarında oranın kapanmış bir restoran olduğunu görürler.当他们回到餐厅时,发现门上了锁。
Kız hemen koşar; "Babacığım" diye Devin boynuna sarılır, ellerini öper.他的父亲动了怜悯的心,就“跑去抱着他的颈项,连连与他亲嘴”。
İşçinin ve çiftçinin hakları ellerinden alınamaz.工人和农民根本就没有自己的代表。
Ekip zırhsız araçlardadır ve ellerinde harita bulunmamaktadır.底盤上是被薄裝甲包圍,沒有頂蓋的車體。
Mauna Kea, Hawai ve La Palma adalarının tepeleri bu koşulları ellerinde tutuyor.在夏威夷群島中的大島上的毛納基峰,和La Palma都具有這些條件。
Yiyeceklerini ağızlarına götürmek için ellerini kullanırlar.她的手無法將食物送進她的嘴裡。