Ayrıca temizlik yaparken büyülü güçleri ellerinden alınır.Como castigo seus poderes mágicos são retirados.
Dükkanları, evleri, arabaları, ellerine ne geçerse her şeyi yağmalamaktadırlar.Tua casa, tuas mulheres, teus carros, tua terra, possam estar muito bem.
23 Mart 2008'de, Paskalya Nöbeti'nde Papa XVI. Benedict'in ellerinden vaftiz edildi.Em 23 de março de 2008, domingo da ressureição recebeu o batismo das mãos do Papa Bento XVI na Vigília Pascal.
Aynı hafta sanatçının ellerinin bronz dökümü Wembley Arena'nın "Ün Meydanı"na eklendi.Durante a mesma semana, um elenco de bronze das mãos foi adicionado em Wembley Arena, na Calçada da Fama.
Ertesi gün İngilizler şehri terk edecek ve sonraki 2 ay boyunca Almanlar kasabayı ellerinde tutacaklardı.No dia seguinte o governo francês deixava Paris e, quatro dias depois, os alemães entravam na cidade.
Abbâsîler 5 asırdan fazla halifeliği ellerinde tuttular.As séries eliminatórias são em melhor de 5.
Kurtuluş Godzilla'dır ve insanoğlunun kaderi artık onun ellerindedir.Agora o destino de toda a humanidade está em suas mãos.
Tebaililer ellerini kaldırıp Perslere doğru ilerlediler ve teslim oldular.Mătăsăreanu então ergueu suas mãos em sinal de rendição.
Ancak Lance Cade ve Trevor Murdoch unvanlarını ellerinden aldı.Eles ganharam os títulos depois de eliminar Lance Cade e Trevor Murdoch.
Latinlerin ellerinde bulunana Ege Adalarına karşı yapılan bir dizi seferde Bizans donanmasını komuta etti.Comandou a Marinha bizantina em uma série de expedições contra as ilhas do Egeu em posse dos latinos.
Tekrar soylular Siena şehrinin idaresini ellerine geçirdiler.No seu interior foi de novo colocada a cadeira de São Gens.
Bir ellerinde thyrsos öteki ellerinde kantharoslarla dolaşırlardı.Ambos seguram um rosário com as respectivas mãos direitas.
Ellerini arabanın üzerine koy.Coloque as mãos no carro.
Onunla yüzlerinizi ve ellerinizi meshedin (Teyemmüm edin).Let op uw handen (wat je doet), uw tong (wat je zegt) en op uw lendenen (verlangens).
Senden korktukları şeyi bırak ellerine; korktuğun şeyi al onlardan.Maar zij van wie gij opstandigheid vreest vermaand haar en vermijdt haar op de rustplaatsen en slaat haar.
Ellerin düzenli olarak yıkanması, nezle virüslerinin bulaşmasını azaltmaktadır.Regelmatig handen wassen verkleint de kans op overdracht van koude virussen.
Ellerindeki programları kullanarak olabildiğince fazla bilgisayara zarar vermeye çalışırlar.Er wordt geprobeerd de capaciteit van de verschillende computers zo goed mogelijk te gebruiken.
Ellerin bir tanesi 6 metre uzunluğundadır ve iki elin arasındaki açıklık 24 metredir.Beide handen hebben een lengte van 6 meter en de spanwijdte tussen beide handen is 24 meter.
Ellerinde sadece Küba ve Porto Riko kaldı.Van heel Latijns-Amerika bleven alleen Cuba en Puerto Rico nog onder Spaans gezag.
Çocuklar birbirlerinin ellerini tutup, oturarak yuvarlak halka yaparlar.De kinderen nemen elkaar bij de hand en vormen een kring.
Ellerinden, ağızından ve kafasından ateş çıkarabilir.Hij kan zowel uit zijn ogen als uit zijn mond een kleverig slijm afvuren.
Hatırlıyorum, tanımadığımız insanların ellerinden tutarak Whitehall Sokağı ile gidiyorduk.Op de terugweg naar Milwaukee namen zij de Loop via Wells Street.
Taşı ellerindedir.De touwtjes in handen hebben.
Ertesi yıldan itibaren Celayirliler doğrudan yönetimi ellerine aldılar.De volgende dag nam het volk de regie in eigen handen.
Nükhaet Duru ise Seni Ben Ellerin Olsun Diye Mi Sevdim şarkısını söyledi.Dit keer trad ze aan met het lied If I had your love.
Bunun üzerine ABD'den suçlamalara dair ellerindeki bilgilerin mahkemeye gönderilmesi istenmiştir.De opgedane kennis namen zij mee terug naar de Creuse, waar zij die kennis verspreidden.
Palpasyonda ellerin soğuk olmaması önemlidir.In Palù zijn er geen frazione.
Ancak her iki tarafında ellerinde esirler bulunmaktaydı.Naast iedere gevangene zat aan weerszijden een bewaker.
"Kişinin ellerini yıkaması" ifadesi, bir suçta herhangi bir etkisi olan kişinin suçlarına işaret eder.De uitdrukking zijn handen in onschuld wassen betekent dat iemand alle verantwoordelijkheid van zich afwerpt.
Ellerindeki şecerelerine göre, kökleri İslam Peygamberine dayandığından seyit olarak biliniyorlar.Gekleed in een herkenbare tabberd deden zij dienst als boodschapper van hun heer.
Diğeri, Rodos kalyonu ve 5 kadırga yanmadılarsa da Rusların ellerine geçtiler.De andere; de Rodos, werd samen met 5 galeien buitgemaakt door de Russen.
Çocukların ellerini çabuk tutmaları gerekmektedir.Een kinderhand is snel gevuld.
Böylece Romalılar bu kasabayı ellerine geçirdiler.De Romeinen namen zo de stad in.
Kara kuvvetleri ellerinde bulunan tüm M240ları M240B çevirmiştir.Kan uitgerust worden met de krachtigere M240B.
Suriye Eyyubileri Kudüs şehrini hala ellerinde bulundurmaktaydılar.Oost-Jeruzalem bleef in Jordaanse handen.
Yüzük parmağının adı çiftlerin evlendiklerinde yüzüklerini sol ellerinin yüzük parmaklarına takmalarıdır.Het is gebruikelijk de trouwring om de ringvinger van de linkerhand te dragen.
Ellerini kaldır!Handen omhoog!
Yüzünü ve ellerini yıka.Was je gezicht en je handen.
Ellerini yıkamalısın.Je moet je handen wassen.
Lütfen yemekten önce ellerini yıka.Was alsjeblieft je handen voor het eten.
İnsan ellerini yıkamalı.Men moet zijn handen wassen.
Kaderim sizin ellerinizde.Mijn noodlot ligt in uw handen.
Ellerin titriyor.Je handen beven.
Onunla yüzlerinizi ve ellerinizi meshedin (Teyemmüm edin).Thy i thine to wczesnonowoangielski odpowiednik słów your i yours (twój i twoje).
Bu şarkı sonunda Faust ellerine bakınca ellerinin kana bulanmış olduğunu görür.Na koniec majaczy, że ręce Fausta broczą krwią.
Norman'lar çok geçmeden güney İtalya'yı ve Sicilya'yı ellerine geçirdiler.Władze państwa włoskiego szybko zapomniały o Sycylii i Sycylijczykach.
Ellerin bir tanesi 6 metre uzunluğundadır ve iki elin arasındaki açıklık 24 metredir.Każda z dłoni ma po 6 m długości, a odległość między końcami palców rąk wynosi 24 metry.
Geride kalanların ise her türlü hakları yavaş yavaş ellerinden alınıyordu.Ci, którzy przeżyli stracili automatycznie wszystkie swoje prawa.
Oturan heykeller ellerini dizlerinin üstüne koymalıydı.Spracowane ręce spoczywały na kolanach.
Niyetle yüzlerinize ve ellerinize sürün.Przytupują i klaszczą w dłonie.
Herhangi bir askeri birlik standardı yoktu, ellerindeki kalan silahları kullanıyorlardı.Organizacja miała strukturę wojskową, a na jej wyposażeniu znajdowała się broń.
Çenginin eşlendirdiği oyuncular ellerini yana aça aça oynarlar.Młodszy mężczyzna opowiada coś z przejęciem gestykulując przy tym ręką.
Hiçbir dağıtıcı ellerindeki postanın yarısından fazlasını teslim edememiştir.Żadna z jego ekip nie potrafiła przebrnąć przez półfinał konferencji.
Taşı ellerindedir.W rękach trzyma sieć.
“Gökler Tanrı’nın görkemini açıklamakta, gökkubbe ellerinin eserini duyurmakta.”Oni zobaczą chwałę Pana, wspaniałość naszego Boga.”
'Tüfekli Askerler (Arquebusiers): Ellerinde sabre tüfek bulundururlar.Arkebuzeria (od fr. arquebusier) – jazda uzbrojona w broń palną – arkebuz.
Ancak Lance Cade ve Trevor Murdoch unvanlarını ellerinden aldı.Duo pokonało Lance'a Cade'a i Trevora Murdocha o tytuły tag team.
Ellerini cebimden çek!" diye bağırdı.En man skrek "Ta bort handen från min ficka!
Solaklar günlük aktivitelerde özellikle el yazısı ve yazı yazmada sol ellerini kullanırlar.Nadal gör allt annat vardagligt med höger hand, t ex skriver och borstar tänder.
İsyancılar birçok kasabaları ellerine geçirdiler ve Belgrad'ı kuşattılar.Trolldomsministeriet omringade många av dem, för att sedan skicka dem till Azkaban.