Çocukların ellerini çabuk tutmaları gerekmektedir.Nhưng những chàng trai chưa vội ra tay.
Krallığın sağlık durumu hekimin ellerindedir.Quyền lực chính trị tại vương quốc này vẫn còn trong tay của gia đình bà.
Diğer korunma önlemleri arasında ellerin yıkanması ve yemeğin düzgün pişirilmesi sayılabilir.Các biện pháp phòng ngừa khác gồm rửa tay và nấu thức ăn chín kỹ.
Yiyeceklerini ağızlarına götürmek için ellerini kullanırlar.Voi dùng vòi để quặp thức ăn và đưa vào miệng.
Ellerin yıkanması da benzer şekilde önemlidir.Việc rửa sạch dụng cụ cũng rất quan trọng.
İlçemizin ayakkabı mağazacılığı ile sektörü ellerinde tutuyorlar.Kẻ thù cõng ngoại bang giày xéo xã tắc chúng ta.
Televizyonu almak için ellerinden gelen her şeyi yaparlar ama bir türlü alamazlar.Chỉ những TV nào trả tiền thì mới xem được tín hiệu truyền hình, ngược lại thì không thể xem được.
Will Montgomery, elleri havada dışarı çıkar.Will Champion - đánh trống.
Bulgarlar Belgrad'ı ellerine geçirip orada "Peter Delyan"'ı "Bulgaristan İmparatoru" ilan ettiler.Nghĩa quân đánh chiếm Beograd và tôn Petar lên làm "Hoàng đế Bulgaria".
Senden korktukları şeyi bırak ellerine; korktuğun şeyi al onlardan.『妻をあなたの許に留め、アッラーフを畏れなさい。
Ellerini cebimden çek!" diye bağırdı.男が「俺のポケットから手を離せ! ポケットにさわるな!」と叫んだ。
Bu toprakta oynayan ve ellerini ağzına götüren küçük çocuklar da kolayca enfekte olabilir.そのような土で小児が遊んだり、汚染された土を触った手を口に入れたりしたときにも容易に感染する。
Aklınız canlı olması gereken yerde canlı değilse, elleriniz çalışmaz; yürüyorsanız, hemen orada durursunuz.もし人をゆるさないならば、あなたがたの父も、あなたがたのあやまちをゆるして下さらないであろう。
Bu yanlış hükme rağmen bütün bir gün Fransız Ordusunu ellerinde tuttular.このような誤解があったものの、2個プロイセン軍団はフランス全軍を丸1日に亘って足止めした。
Bu konudaki düşüncesi şöyleydi: "Elleriniz köpekler gibidir, daha önce oldukları yerlere geri dönüp dururlar.皮膚はジェイミー曰く「真珠かオパールのよう」で皮膚は薄く頭蓋骨が透けて見えるようである。
Böyle yapmakla İngiliz Müzesi Profesörü John Gregory'nin ellerinde olan liderliği verme girişimini önledi.そうすることで大英博物館地質学者助手だったジョン・ウォルター・グレゴリーの手に指導権を置こうという試みを妨害できた。
Niyetle yüzlerinize ve ellerinize sürün.(中略) 私の顔や手をよく見て下さい。
Büyüklerin elleri öpülür.手の爪が伸びる。
Ellerini kullanmakta çok mahirdirler.手に持って使用する。
Son tavsiyesi "Ellerinizdeki kölelerinize iyi davranınız, namaza dikkat ve devam ediniz!" şeklinde oldu.のちに別喜(戸次)姓を下賜されて、別喜右近もしくは戸次右近と名乗っている。
Hepsinin elleri bağlıdır.ということで全員縛られる。
Vay ellerinin yazdıklarına!手で指すもの。
Elleri temas ettiği anda, birbirlerinin elinde bir alev oluşur.両手がふさがるので誰かに火をつけてもらう必要がある。
İmparatorun önce ellerini kestiler.天皇の手の爪を切るのは、皇后が行っていた。
Ellerin yıkanması da benzer şekilde önemlidir.手を洗うものは手である。
Tüm aile ve Fabio Elena'ya yardımcı olmak için ellerinden geleni yapmaktadırlar.主人公やイーベルに好意的で色々と手助けしてくれる。
Çocukların ellerini çabuk tutmaları gerekmektedir.本人も女子には手が早い。
Burayı bir yıl kadar ellerinde tutan Bulgarlar, ardından da Çatalca'ya dayanmışlardır.魯山人は約1年間逗留し、その間親交を深める。
16 puanın üzerinde bir kuvvet içeren ellerin hepsi 1 trefl açılır.16人のならず者を倒せば1面クリアとなる。
Harlow'un yetenekli ellerine rağmen, Gage'in sağlığına kavuşması uzun ve zor bir süreci gerektiriyordu.ハーロウの熟達した診療にも関わらず、ゲージの回復には時間がかかり困難を伴った。
Ancak elleri ile kavrama konusunda çok güçlüydü.私達は彼の口と手の動きに最大限の注意を払わなくてはいけない。
Hatırlıyorum, tanımadığımız insanların ellerinden tutarak Whitehall Sokağı ile gidiyorduk.彼らを探して彷徨う中、サバイバリストのウィーリーと遭遇。
Kollarını ve ellerini 180 derecelik açıyla döndürebilir.腕を刃に変えて前180度を薙ぎ払う。
Oyuna ellerimiz kelepçeli halde başlıyoruz.ゲームは靴から始める。
Ekibi ise onu kurtarmak için ellerinden geleni yapacaklardır.乗員は、艦の救出のためにできるだけのことはやった。
Solaklar günlük aktivitelerde özellikle el yazısı ve yazı yazmada sol ellerini kullanırlar.日常生活でも、サインの時などに左手を用いることがある。
Entler elleriyle sert taşları parçalara ayırabildikleri halde onlar bile kuleye zarar verememişlerdir.またトゲを踏んでも触ってもダメージを受けない。
Bir daha gitar çalamaması için elleri kırılır.本人曰くギターを持っているのにギターが弾けない。
3 Haziran'da günün sonunda Haçlılar Antakya şehrinin önemli kısımlarını ellerine geçirmişlerdi.6月3日が終わるころには、十字軍は市内のほとんどを制圧していた。
Bunu gören hizmetçilerinden biri hemen elinden yumurtayı alır ve elleri yanmış biçimde bırakır.侍女が急いで駆け寄り熱い卵をデナーリスの手から取り上げて火傷をする。
Özellikle kış aylarında daha sağlıklı beslenmeli ve ellerimizi sürekli yıkamalıyız.特に冬の期間に発生し易いヒートショックを防ぎ、快適な入浴を支援する暖房である。
Ellerinde iki bıçak bulunmaktadır.さらに両刀使いでもある。
Tunç elleri ve altın kanatları vardır.黄金の翼と尾を持つ。
Onlar da elleri üzerinde beni sıranın başına geçiriyorlardı.素手で立ち回ることもある。
Herhangi bir askeri birlik standardı yoktu, ellerindeki kalan silahları kullanıyorlardı.正規の軍歴はないが、あらゆる武器を使いこなす。
Yapılan açıklamaya göre 11 Eylül'de kilise üyeleri ellerine aldıkları Kuran'ları yakacaklardı.それを受けて、教団は4月9日に獄中にある教師たちと家族に、自発的に辞職するように求めた。
Yüzük parmağının adı çiftlerin evlendiklerinde yüzüklerini sol ellerinin yüzük parmaklarına takmalarıdır.両手の人差し指から小指まで高級指輪をつけているが、左手の薬指には結婚指輪をはめている。
Ellerinin önden bağlanmasını istedi.手のひらが向き合うようにする。
Bu toprakta oynayan ve ellerini ağzına götüren küçük çocuklar da kolayca enfekte olabilir.小孩若在這樣的土地上玩耍,又將手放到嘴巴裡,很容易被感染。
Ancak Alman savaş gemileri, ellerindeki mühimmatın %40'ını harcamıştı.然而,德国舰只已经消耗了超过40%的弹药供应。
Ellerinde iki bıçak bulunmaktadır.身上配備兩把刀。
Elleri ve ayakları büyüktür.手腳和頸有金屬露出。
Senden korktukları şeyi bırak ellerine; korktuğun şeyi al onlardan.屆時不要懼怕,不要手軟,因耶和華必施行拯救,愛護他們,為他們歡喜快樂。
Bu dünyada, her çağda harikulade bir savaş vermiş; bunu da elleri arkadan bağlı iken yapmıştır.阿含經與律藏都包含在其中,後世專用來指經藏部份。
Ellerinde sadece Küba ve Porto Riko kaldı.自此,西班牙在美洲的殖民地只剩下古巴和波多黎各。
Öğrencilerin ellerini arkadan bağlayarak yüzükoyun yere yatırırlar.将囚犯的手放在背后捆绑。
Aynı hafta sonunun sonunda sinemalar ellerindeki tüm biletleri satmaya başlamıştı.在同一個週末結束時,電影院開始銷售一空。
Hepsinin elleri bağlıdır.他們的雙手給綁住了。
Rakipleri ile aralarına kılıçlı ellerini koymak için rakiplerinin (yani yolun) solunu seçerler.與《侍戰隊真劍者》中的真劍紅一起參與戰鬥。
Son tavsiyesi "Ellerinizdeki kölelerinize iyi davranınız, namaza dikkat ve devam ediniz!" şeklinde oldu.当時小吏所輔,向前叩頭求哀,願以自己替代劉雄。