Ellerini kullanmakta çok mahirdirler.擅長使用爪子。
Fiat motor aydıyor, Yarin nazik elleri.動力裝甲駕駛員,暗戀晴生。
Bununla birlikte onları affet, ellerini tut.你不該攔截逃脱的人,將他們交給敵人。
Mengistu Haile Mariam'ın siyasi muhaliflerini kendi elleriyle öldürdüğü iddia edilmiştir.據稱海尔·马里亚姆·门格斯图自己亲手杀死了政治对手。
Ellerindeki adrese vardıklarında oranın kapanmış bir restoran olduğunu görürler.当他们回到餐厅时,发现门上了锁。
Kız hemen koşar; "Babacığım" diye Devin boynuna sarılır, ellerini öper.他的父亲动了怜悯的心,就“跑去抱着他的颈项,连连与他亲嘴”。
Şimdi öküzün birini buracıkta kendi ellerimle kurban edip köye dağıtacağım' der, ve öyle de yapar.我告訴你們,你們管理員可在城市周圍種些灌木,我會擔心我自己。
İşçinin ve çiftçinin hakları ellerinden alınamaz.工人和农民根本就没有自己的代表。
Tahttan indirilen çarı kendi elleriyle öldürdüğü sanılmaktadır.據傳文帝就是他親手所殺。
Ekip zırhsız araçlardadır ve ellerinde harita bulunmamaktadır.底盤上是被薄裝甲包圍,沒有頂蓋的車體。
Sonra yukarı tarafını elleriyle tutup, ağacın üstüne koyarlar.並在笄的兩側系上絲帶,在頜下繫結。
Mauna Kea, Hawai ve La Palma adalarının tepeleri bu koşulları ellerinde tutuyor.在夏威夷群島中的大島上的毛納基峰,和La Palma都具有這些條件。
Tunç elleri ve altın kanatları vardır.祂擁有一個寬闊的頭盔、金色的翅膀。
Yiyeceklerini ağızlarına götürmek için ellerini kullanırlar.她的手無法將食物送進她的嘴裡。
'İsimlerine göre' ne demek? - harfler: Elleriyle bir harf yaparlar böyle muzaffer olurlardı.B:谁说我说不了? A:你看看你那个嘴唇,跟个鞋底子一样。
Göğüsü, boynu ve yüzü ellerine göre çok daha parıltılıdır.她的胸部、頸部和面部焕发出与她的手同样的柔软的光芒。
Kollarını ve ellerini 180 derecelik açıyla döndürebilir.牠們的手掌很闊,拇指可以與其他手指形成180°。
İmam-ı Şibli, elleriyle sıkarak kırdı.阿飛鍾情林仙兒,險毀於其手。
Elleri çok yeteneklidir.他們的能力都很強。
Ellerim kelepçeli.依手巾起。
Ellerini cebimden çek!" diye bağırdı.내 주머니에서 손 빼!"( "Nigger!
Bu konudaki düşüncesi şöyleydi: "Elleriniz köpekler gibidir, daha önce oldukları yerlere geri dönüp dururlar.둘째는 묶어 간략히 하는 이치이니, 계경에, ‘이와 같은 온갖 것을 간략히 하여 한 무더더기로 한다’라고 하는 말씀과 같다.
Taşı ellerindedir.이 손안에 있소이다!
Son tavsiyesi "Ellerinizdeki kölelerinize iyi davranınız, namaza dikkat ve devam ediniz!" şeklinde oldu."자부(自負): 자기 자신 또는 자기와 관련되어 있는 것에 대하여 스스로 그 가치나 능력을 믿고 마음을 당당히 가짐."
Çoğunluka ellerinde bir mızrakları olurdu.일반적으로는 총신에 강선이 패여 있다.
Vay ellerinin yazdıklarına!사람이 손으로 작성할 수 있다.
İsrailoğulları elleriyle yaptıkları putlarla da Beni öfkelendiriyor.’그리고 이것은 애굽 백성들과 함께 그 당시 이스라엘 백성들이 가지고 있던 ‘불신앙’을 의미하는 것이었다.
Ayrıca kafasında, ellerinde ve dizlerinde sayısız yaralar oldu.그 외에도 머리와 얼굴 목에 크고 작은 상처들이 있었다.
Ellerini kullanmakta çok mahirdirler.손을 펼쳐 네일건을 사용한다.
Bunun üzerine ABD'den suçlamalara dair ellerindeki bilgilerin mahkemeye gönderilmesi istenmiştir.재판의 결과는 신만이 알 수 있다고 주장하였으므로 신명 재판(神明裁判)이라고도 한다.
Kızılderililerin arazi tapu sicillerinin çoğu bu antlaşmalarla ellerinden alınmıştır.이렇게 많은 인디언 이주 조약이 무력을 바탕으로 마련되었다.
Özellikle kış aylarında daha sağlıklı beslenmeli ve ellerimizi sürekli yıkamalıyız.먹이를 구할 수 없는 겨울에 먹기 위해, 여름에 식물을 모아서 바위밑에 저장하는데 대부분의 시간을 보낸다.
Kumi-te, ellerin karşılaşması anlamına gelmektedir.고지(告知)는 상대에게 고하여 알린다는 뜻이다.
Yemeklerini elleriyle tutarak yemeleri de sivri sincapçıklar için tipiktir.또한 손에서 직접 먹이를 주는 것도 잉꼬를 길들이는 데에 좋은 방법이다.
Will Montgomery, elleri havada dışarı çıkar.캐치프레이즈는, 〈손을 뻗어.
Ellerinde iki bıçak bulunmaktadır.전투시에는 3개의 칼이 붙은 자마다르를 양손에 든다.
Necibullah'ın elleri kolları bağlı." sözleriyle özetliyordu.이 괴담은 1934년 코미디 가요 〈With Her Head Tucked Underneath Her Arm〉(팔 아래 쳐박힌 그녀의 머리)의 소재가 되었다.
Mısır'ın kontrolü artık Sezar'ın ellerindeydi.이집트는 다시 아케메네스 왕조의 통치를 받았다.
Elleri incitmeden gerdirebilmek için iki uçta Kavila bağı kullanılabilir.사용 중인 App에서 나갈 필요 없이 간편하게 두 번째 App을 사용할 수 있습니다.
Çocuklar sırayla ellerindeki çomakları atarak çubukları devirmeeye çalışırlar.난폭한 그녀는 손에 닿을 때마다 고아들을 마구 때린다.
Ellerim kelepçeli.붕대를 감고있다.
16 Ekim 1793 sabahı, bir gardiyan saçlarını kesmek ve ellerini arkadan bağlamak için geldi.1627년 3월 3일 정묘호란 때 후금군과 함께 내려와 의주를 공략하면서 같이 내려왔다.
Tom ellerini omuzlarıma koydu.톰은 내 어깨 손을 얹었다.
Taylandlı Müslümanlar çoğunlukla sadece sağ elleriyle yemek yerler.מוסלמים בתאילנד אוכלים בדרך-כלל רק עם יד ימין.
Sevgilisinin ellerinin erkek eli gibi olması ("The Bizarro Jerry").יש לה 'ידי גבר' (The Bizaro Jerry).
Ellerini cebimden çek!" diye bağırdı.תוציא את היד שלך מהכיס שלי!"
Onun ellerinde fizik matematik için tekrar zengin bir ilham ve kavrayış kaynağı oluyor.” diyor.בזכותו, הפיזיקה חזרה להוות מקור השראה ותובנה במתמטיקה."
Edward ve diğer Cullenlar Bella'yı korumak için ellerinden geleni yaparlar.אדוארד והקאלנים האחרים מגנים על בלה.
Yiyeceklerini ağızlarına götürmek için ellerini kullanırlar.הן משתמשות באצבעותיהן על מנת להכניס מזון לפיהן.
Yemek sonrasında ellerin ve ağzın kurulanması için kullanılır.מקובל לרחוץ ידיים לפני ואחרי הארוחה.
Kumi-te, ellerin karşılaşması anlamına gelmektedir.האיי-סייד של השיר הוא I Want to Hold Your Hand.
Yalnız yer ve yurtları ellerinden alınmıştır.אדמותיהם ונכסיהם עוקלו.
Niyetle yüzlerinize ve ellerinize sürün.פשטו את כפות הידיים שלכם מול עיניכם.
Elleri ve kolları uzayıp esneyebilir.מודאגים אם ידיהם או פניהם מתלכלכים.
Urchatz ורחץ – Ellerin dua okunmadan yıkanması.וּרְחַץ: נטילת ידיים לפני אכילת הכרפס.
Senin gözlerini Yusuf'un elleri kapayacak", deyince Mısır'a göçme konusunda ikna oldu.שהרי זכתה יוכבד וילדה את משה שיעמוד בראשם של ישראל ביציאת מצרים."
Sırayla ellerinde bulundurdukları cevizleri çukura atmaya çalışırlar.דחפו באמת הבניין שבידו.
Ancak ellerinde beş farklı tanık ve beş farklı hikâyeyle yola çıkarlar.תושבי הכפר הם יוצאי חמישה שבטים שונים, ונמנים עם כ-30 משפחות שונות.
Daha önce terk etmiş oldukları arazileri tekrar ellerine geçirmek için geri geleceklerdir.אלו שכבר חזרו לבתיהם שם נאלצו להתפנות שוב.
Bir alev makinası gibi ellerinden ateş püskürtebilir.מסוגל לירות קרן הקפאה מן ידו.