Böylece hazırlıklı olan Justinianos bu iki görevliyi kendi elleri ile boğarak öldürdü.Avisado pela sua mulher, Justiniano estrangulou os dois com as suas próprias mãos.
Aslında, plebler ellerindeki güçten hoşnuttular; ancak onu kullanmaya önem vermediler.De fato, os plebeus estavam satisfeitos com a posse do poder, mas não se preocuparam em usá-lo.
Bu noktada, plebler çoktan pek çok magistra makamını ellerinde tutuyorlardı.Por este momento, os plebeus já estavam mantendo um número significativo de cargos magisteriais.
Ancak şehre tekrar döndüğünde, Patrik ve Apokaukos bütün gücü ellerine geçirmişlerdi.Uma vez de volta à cidade, porém, o patriarca e Apocauco tomaram o poder.
İsrailoğulları elleriyle yaptıkları putlarla da Beni öfkelendiriyor.’Reconquistou Selêucia Piéria, bem como as cidades de Israel, entre elas Tiro.
Asi Bizans kuvvetleri Afrika ve Mısır'ı ellerinde tutuyorlardı.As forças rebeldes bizantinas mantinham a África e o Egito.
Ellerini cebimden çek!" diye bağırdı.Tire seus olhos!" ela chorou.
11 kitabını John Holbrook Vance, 3 kitabını ise Ellery Queen adlarıyla yayımladı.Vance publicou 11 histórias de mistério como John Holbrook Vance e 3 como Ellery Queen.
Etrafta bulunan ateşi elleriyle emebilir.Ele podia disparar rajadas pelas mãos.
1517’de Kudüs ve çevresi Osmanlı Türkleri tarafından fetih edildi ve 1917’ye kadar ellerinde kaldı.Em 1517, Jerusalém e região caiu sob domínio turco otomano, que permaneceu no controle até 1917.
Urchatz ורחץ – Ellerin dua okunmadan yıkanması.Urchatz (ורחץ - lavagem) - Lavagem de mãos.
Ayrıca temizlik yaparken büyülü güçleri ellerinden alınır.Como castigo seus poderes mágicos são retirados.
Dükkanları, evleri, arabaları, ellerine ne geçerse her şeyi yağmalamaktadırlar.Tua casa, tuas mulheres, teus carros, tua terra, possam estar muito bem.
23 Mart 2008'de, Paskalya Nöbeti'nde Papa XVI. Benedict'in ellerinden vaftiz edildi.Em 23 de março de 2008, domingo da ressureição recebeu o batismo das mãos do Papa Bento XVI na Vigília Pascal.
Yiyecekler doğru şekilde pişirilerek ve yemekten önce eller yıkanılarak hastalıktan korunulur.A prevenção é pelo preparo correto do alimento e lavar as mãos antes de cozinhar.
Aynı hafta sanatçının ellerinin bronz dökümü Wembley Arena'nın "Ün Meydanı"na eklendi.Durante a mesma semana, um elenco de bronze das mãos foi adicionado em Wembley Arena, na Calçada da Fama.
Özellikle kış aylarında daha sağlıklı beslenmeli ve ellerimizi sürekli yıkamalıyız.Sobretudos são normalmente usados no inverno para aquecer mais.
Ertesi gün İngilizler şehri terk edecek ve sonraki 2 ay boyunca Almanlar kasabayı ellerinde tutacaklardı.No dia seguinte o governo francês deixava Paris e, quatro dias depois, os alemães entravam na cidade.
Bu dünyada, her çağda harikulade bir savaş vermiş; bunu da elleri arkadan bağlı iken yapmıştır.Ele já se apresentou em todo o mundo e estabeleceu e quebrou vários recordes mundiais.
Abbâsîler 5 asırdan fazla halifeliği ellerinde tuttular.As séries eliminatórias são em melhor de 5.
Kurtuluş Godzilla'dır ve insanoğlunun kaderi artık onun ellerindedir.Agora o destino de toda a humanidade está em suas mãos.
Elleri gayet ince, beyazdı.A face estava lânguida e branca.
Bunu gören hizmetçilerinden biri hemen elinden yumurtayı alır ve elleri yanmış biçimde bırakır.Uma das suas servas corre para tirar o ovo de suas mãos, mas ela queima suas mãos no processo.
Elleri çok yeteneklidir.Você está em boas mãos.
Tebaililer ellerini kaldırıp Perslere doğru ilerlediler ve teslim oldular.Mătăsăreanu então ergueu suas mãos em sinal de rendição.
Ancak Lance Cade ve Trevor Murdoch unvanlarını ellerinden aldı.Eles ganharam os títulos depois de eliminar Lance Cade e Trevor Murdoch.
Oyuncular, elleri ya da ayaklarıyla pas verebilir.Pode ser cobrado com os pés ou com as mãos.
V - Bilirubin miktarı 20 mg/dl civarında ise eller ve ayaklar sararır.500 g) e presença de garras nas mãos e pés.
Bulaşma genellikle; öksürük, yıkanmamış ellere dokunmak ya da öpüşmek gibi doğrudan temas gibi yollarla olur.A doença às vezes o impede de realizar atividades simples, como amarrar os sapatos ou escrever direito.
Ancak elleri ile kavrama konusunda çok güçlüydü.Ele era habil com as mãos.
Latinlerin ellerinde bulunana Ege Adalarına karşı yapılan bir dizi seferde Bizans donanmasını komuta etti.Comandou a Marinha bizantina em uma série de expedições contra as ilhas do Egeu em posse dos latinos.
Rick'in grubu gizlendikleri yerden çıkar ve elleri havadadır.Os Salvadores desarmam o grupo de Rick e alinha-os, ajoelhados no chão.
Tekrar soylular Siena şehrinin idaresini ellerine geçirdiler.No seu interior foi de novo colocada a cadeira de São Gens.
Ellerin titriyor.Je handen beven.
Bir ellerinde thyrsos öteki ellerinde kantharoslarla dolaşırlardı.Ambos seguram um rosário com as respectivas mãos direitas.
Kediler emin ellerde.Os gatos estão seguros.
Ellerini arabanın üzerine koy.Coloque as mãos no carro.
Onunla yüzlerinizi ve ellerinizi meshedin (Teyemmüm edin).Let op uw handen (wat je doet), uw tong (wat je zegt) en op uw lendenen (verlangens).
Senden korktukları şeyi bırak ellerine; korktuğun şeyi al onlardan.Maar zij van wie gij opstandigheid vreest vermaand haar en vermijdt haar op de rustplaatsen en slaat haar.
Ellerin düzenli olarak yıkanması, nezle virüslerinin bulaşmasını azaltmaktadır.Regelmatig handen wassen verkleint de kans op overdracht van koude virussen.
Elleri ve ayakları büyüktür.Het onderbeen en de voet zijn verlengd.
Bu öncelikle elleri yıkamak ve maske takmak yoluyla başarılabilir.Dit wordt vooral bereikt met handen wassen en het dragen van mondkapjes.
Enfeksiyondan korunmak için başlıca yöntem elleri yıkamaktır.Handen wassen is de voornaamste manier om infectie te voorkomen.
Etrafta bulunan ateşi elleriyle emebilir.Hij kan vuurballen afschieten vanuit zijn handen.
Ellerindeki programları kullanarak olabildiğince fazla bilgisayara zarar vermeye çalışırlar.Er wordt geprobeerd de capaciteit van de verschillende computers zo goed mogelijk te gebruiken.
Ellerin bir tanesi 6 metre uzunluğundadır ve iki elin arasındaki açıklık 24 metredir.Beide handen hebben een lengte van 6 meter en de spanwijdte tussen beide handen is 24 meter.
Ellerinde sadece Küba ve Porto Riko kaldı.Van heel Latijns-Amerika bleven alleen Cuba en Puerto Rico nog onder Spaans gezag.
Bir daha gitar çalamaması için elleri kırılır.Dokters vertelden hem dat hij nooit meer gitaar zou kunnen spelen.
Kadın, elleriyle cinsel organını kapatmıştır.Ze heeft een dodelijk virus op haar handen.
Çocuklar birbirlerinin ellerini tutup, oturarak yuvarlak halka yaparlar.De kinderen nemen elkaar bij de hand en vormen een kring.
Ellerinden, ağızından ve kafasından ateş çıkarabilir.Hij kan zowel uit zijn ogen als uit zijn mond een kleverig slijm afvuren.
Hatırlıyorum, tanımadığımız insanların ellerinden tutarak Whitehall Sokağı ile gidiyorduk.Op de terugweg naar Milwaukee namen zij de Loop via Wells Street.
Hintler yemeklerini genellikle elleriyle yerler.Tahitiaanse gerechten worden gewoonlijk met de handen gegeten.
Taşı ellerindedir.De touwtjes in handen hebben.
1 Sanzatu açışı kuvvetli, yani 15 - 17 puan içeren ellerle yapılır.De 1SA opening belooft 15-17 punten en een gebalanceerde hand.
Ertesi yıldan itibaren Celayirliler doğrudan yönetimi ellerine aldılar.De volgende dag nam het volk de regie in eigen handen.
O çıplak elleriyle kızgın demiri dövebilir, ona istediği şekli verebilir.Zo kan ze groene energie opwekken met haar handen, waarmee ze alles wat ze aanraakt kan smelten.
Sonra eller yıkanmalıdır.Eerst moeten ze hun handen wassen.
Nükhaet Duru ise Seni Ben Ellerin Olsun Diye Mi Sevdim şarkısını söyledi.Dit keer trad ze aan met het lied If I had your love.
Bunun üzerine ABD'den suçlamalara dair ellerindeki bilgilerin mahkemeye gönderilmesi istenmiştir.De opgedane kennis namen zij mee terug naar de Creuse, waar zij die kennis verspreidden.