Ana içeriğe geç
Sözlük

elle ile cümle

elle kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Çok kısa veya çok benzer diziler elle hizalanabilir.Bardzo krótkie lub bardzo podobne sekwencje mogą być dopasowane ręcznie.
Adlan söylenilerek çağrılan iki güreşçi meydana çıkarlar, birbirlerine yakın girerler ve elleşirler.Dwóch spośród nich modli się, dwóch rozmawia, a pozostali trwają w zadumie.
ELLE Stil Ödülleri veya orijinal adıyla ELLE Style Awards, ELLE dergisi tarafından dağıtılan ödüllerdir.Elle Style Awards to nagrody wręczane przez magazyn „Elle”.
Daha sonra bu mektupları Ellet'tan toplayıp bir araya getirerek, onun evinde bıraktı.Potem zebrał listy od Ellet i zostawił je w jej domu.
Ellet'a göre Virginia, Osgood'un mektubundaki "korku veren paragraflar"a dikkat çekti.Według Ellet Virginia zwróciła jej uwagę na „okropne akapity” w liście Osgood.
Edith Evans, Londra'da, bir memuz olan Edward Evans ve eşi Caroline Ellen Foster'in kızı olarak doğdu.Edith Evans urodziła się w Londynie, jako córka sierżanta Edwarda Evansa i jego żony Caroline Ellen Foster.
Bu şarkı sonunda Faust ellerine bakınca ellerinin kana bulanmış olduğunu görür.Na koniec majaczy, że ręce Fausta broczą krwią.
Bandy oyuncuları topa kafayla vuramaz ya da topu elleri veya kollarıyla kontrol edemezler.Zawodnicy mogą kontrolować piłeczkę jedynie blendą – nie mogą używać rąk, ramion ani głowy.
Başlangıçta, ayakkabılar birer halde elle imal edilmekteydi.SarniZleb: Na początku rysowałem buty.
Bu maçtaki golü elle kaydedip, büyük tartışma tarattı.Czerwona kartka, jaką otrzymał w tamtym meczu wywołała sporo kontrowersji.
4 Haziran 2007 tarihinde erişilmiştir. ^ The Ellen DeGeneres Show.Na początku stycznia 2007 roku ukazała się na The Ellen DeGeneres Show.
Hızir Ilyas (Yerel deyimle Hıdır Ellez) Şenlikleri .O Shi Shi, który jadał lwy (chin. upr.
Norman'lar çok geçmeden güney İtalya'yı ve Sicilya'yı ellerine geçirdiler.Władze państwa włoskiego szybko zapomniały o Sycylii i Sycylijczykach.
Sol elle tutulur, sağ elle üzerindeki (piyano tuşları gibi) tuşlarına basılarak çalınır.W żlebie tym znajduje się próg skalny, na lewo od którego (patrząc od dołu) biegnie Miedziana Drabina.
Ellerin bir tanesi 6 metre uzunluğundadır ve iki elin arasındaki açıklık 24 metredir.Każda z dłoni ma po 6 m długości, a odległość między końcami palców rąk wynosi 24 metry.
Walk off the Earth şarkıyı The Ellen DeGeneres Show'da, yine tek bir gitar kullanarak canlı seslendirdi.Zespół wykonał utwór na żywo w Ellen Show, ponownie na jednej gitarze.
Geride kalanların ise her türlü hakları yavaş yavaş ellerinden alınıyordu.Ci, którzy przeżyli stracili automatycznie wszystkie swoje prawa.
Oturan heykeller ellerini dizlerinin üstüne koymalıydı.Spracowane ręce spoczywały na kolanach.
Elle Driver Pai Mei'in yanında eğitimi sırasında ona hakaret eder, ona "zavallı yaşlı deli" der.Elle wyjawiła, że Pai Mei wyłupił jej oko po tym, jak nazwała go „żałosnym, starym głupcem”.
Tunç elleri ve altın kanatları vardır.Posiada skrzydła oraz złoty róg.
Semantik işaretleme genellikle elle değil, otomatik olarak gerçekleştirilir.Tego rodzaju kompleksy stron są zazwyczaj tworzone automatycznie, a nie ręcznie.
Niyetle yüzlerinize ve ellerinize sürün.Przytupują i klaszczą w dłonie.
Ellerim kelepçeli.Jest Rębaczem.
Jack, Sawyer ve Kate iskelede ağızları ile elleri bağlı bir şekilde Diğerleri'nin yanında kalırlar.Podczas gdy Kate i Sawyer mają obok siebie klatki coś między nimi iskrzy.
Genelde ellerde yer alan en uzun parmaktır.Rączka wypada wtedy najczęściej sama.
Herhangi bir askeri birlik standardı yoktu, ellerindeki kalan silahları kullanıyorlardı.Organizacja miała strukturę wojskową, a na jej wyposażeniu znajdowała się broń.
Hentbolda oyuncular topu elle tutabilir, yumruklayabilir ya da atabilir.Gracz będący w posiadaniu piłki może ją podać, kozłować lub trzymać.
Heino Eller’in kompozisyon öğrencisi oldu.Jednym z jego uczniów był Heino Eller.
Meryem’in boynu, elleri, parmakları, başı ve uzun ve orantısızdır.Maryja ma oczy spuszczone w pokorze, a dłonie złożone do modlitwy.
Hem sağ, hem de sol elle kullanılabilir.Można go otworzyć lewą lub prawą ręką.
Bir rivayete göre de ıslatılmış mermer üzerine çıplak elle tokat atarak talim ederlerdi.Według legendy, ćwiczyli uderzając gołą ręką marmur.
2011 yılında Nobel Barış Ödülünü Ellen Johnson Sirleaf ve Leymah Gbowee ile birlikte aldı.7 października 2011 wraz z Ellen Johnson-Sirleaf i Leymah Gbowee otrzymała Pokojową Nagrodę Nobla.
Çenginin eşlendirdiği oyuncular ellerini yana aça aça oynarlar.Młodszy mężczyzna opowiada coś z przejęciem gestykulując przy tym ręką.
Ellen Greene tarafından canlandırılmaktadır.Został zastąpiony przez Allana Greena.
Hiçbir dağıtıcı ellerindeki postanın yarısından fazlasını teslim edememiştir.Żadna z jego ekip nie potrafiła przebrnąć przez półfinał konferencji.
Taşı ellerindedir.W rękach trzyma sieć.
Başı, vücudu, kolları ve elleri bulunuyor.Najpierw głowa, ramiona, potem reszta ciała.
“Gökler Tanrı’nın görkemini açıklamakta, gökkubbe ellerinin eserini duyurmakta.”Oni zobaczą chwałę Pana, wspaniałość naszego Boga.”
'Tüfekli Askerler (Arquebusiers): Ellerinde sabre tüfek bulundururlar.Arkebuzeria (od fr. arquebusier) – jazda uzbrojona w broń palną – arkebuz.
Elle çalışan bir ayakkabıcı ise günde yaklaşık bir çift ayakkabı yapabilir.Na parterze mieściła się fabryka obuwia, która mogła dostarczyć do 100 butów dziennie.
Ancak Lance Cade ve Trevor Murdoch unvanlarını ellerinden aldı.Duo pokonało Lance'a Cade'a i Trevora Murdocha o tytuły tag team.
İşlevi sapı ve elleri korumaktır.Wymaga jednak dobrej koordynacji pracy rąk i nóg.
Kimyager William Henry Ellet'la evlendi ve eşiyle Güney Carolina'ya taşındı.Hon gifte sig med kemisten William Henry Ellet och paret flyttade till South Carolina.
Rosamund Mary Ellen Pike 27 Ocak 1979 doğumlu İngiliz oyuncu.Rosamund Mary Ellen Pike, född 27 januari 1979 i London, är en brittisk skådespelare.
Ellerini cebimden çek!" diye bağırdı.En man skrek "Ta bort handen från min ficka!
Ellet 1877'deki ölümüne dek yazmaya devam etti.Hon fortsatte att skriva fram till sin död 1877.
P202 Bütün önlem ifadeleri okunup anlaşılmadan elleçlemeyin.Gå till steg 2 om inte alla noder är avsökta.
Elleri bileklere kadar yıkadıktan sonra edep yerlerini temizler.Före och efter varje måltid skall händerna tvättas.
Solaklar günlük aktivitelerde özellikle el yazısı ve yazı yazmada sol ellerini kullanırlar.Nadal gör allt annat vardagligt med höger hand, t ex skriver och borstar tänder.
Swift, 2 Aralık 2010'da katıldığı The Ellen DeGeneres Show 'da da bu şarkısını seslendirdi.Hon framförde senare låten i Ellen DeGeneres Show den 2 december 2010.
Cumhurbaşkanı Ellen Johnson-Sirleaf altında hizmet vermektedir.Ellen Johnson-Sirleaf väljs till president i Liberia.
Elleri çekiç gibi güçlüdür ve ateş gücü vardır.De spensliga händerna är böjd som en krok och saknar tumme.
Ziyareti esnasında Şaron; “Tapınak tepesi ellerimizdedir ve ellerimiz de de kalacaktır.Sen sa han: - Jag vill att min fars boskap skall komma och de kom med en gång.
Hintler yemeklerini genellikle elleriyle yerler.Det vanligaste i Indien är att äta med händerna.
Elleri uzun ve ince olur.Deras händer är långa och spensliga.
Bu provalardan sonra da, Ellefson'un gruba geri döndüğü duyuruldu.Redan nu gick ryktet om att Elvis fortfarande levde.
İsyancılar birçok kasabaları ellerine geçirdiler ve Belgrad'ı kuşattılar.Trolldomsministeriet omringade många av dem, för att sedan skicka dem till Azkaban.
Yiyecekler doğru şekilde pişirilerek ve yemekten önce eller yıkanılarak hastalıktan korunulur.Prevention sker genom att tillaga mat ordentligt och genom handtvätt före matlagning.
2007'den 2012'ye kadar Damages dizisinde Ellen Parsons rolünü oynamıştır.2007-2012 spelade hon rollen som Ellen Parsons i dramaserien Damages.
Oyunun gerekleri­ne göre eller omuzlara konabilir, kollar gerilebilir, kol kola girilebilir.Man kan till exempel låta den snurra sig över axlarna, runt nacken eller på huvudet.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod