Ana içeriğe geç
Sözlük

elle ile cümle

elle kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Sık sık elleri cebinde yürür.Suele caminar con la mano en el bolsillo.
Jane ve Ellen'ı davet edeceğiz.Vamos a invitar a Jane y Ellen.
Onun büyük elleri var.Él tiene manos grandes.
Ben ellerimle yemek yerim.Como con las manos.
Ellerini çek üzerimden!¡Quítame las manos de encima!
Tom'un büyük elleri var.Tom tiene las manos grandes.
Brian Kate'in ellerini tutuyor.Brian está cogiéndole la mano a Kate.
Ellerini çek kızımın üzerinden!¡Aleja tus manos de mi hija!
Soğuktan elleri morardı.Se les pusieron las manos azules por el frío.
Bunu tek elle yapabilirim.Puedo hacerlo con una mano.
Bazı insanlar suşiyi elleriyle yerler.Algunas personas comen con las manos el sushi.
Ben ellerini cebine koydu.Ben se puso las manos en los bolsillos.
Küçük ellerim var.Tengo las manos pequeñas.
Tom'un elleri yağlı.Las manos de Tom están grasosas.
Ellerini arabanın üzerine koy.Ponga sus manos en el coche.
Doktorlar Tom'u canlı tutmak için ellerinden gelen her şeyi yaptılar.Los doctores hicieron todo lo que estaba en su mano para mantener a Tom con vida.
Ellerinizi sık sık yıkayın!¡Lávese las manos con frecuencia!
Taşları nerede, başları nerede, elleri avuçları nerede?”¿Dónde están tus ojos? ¿dónde están tus manos? ¿dónde tu cabeza?
Erişim tarihi: 31 Mayıs 2011. ^ "TAYLOR TO APPEAR ON ELLEN".Consultado el 31 de mayo de 2011. «TAYLOR TO APPEAR ON ELLEN».
Kimyager William Henry Ellet'la evlendi ve eşiyle Güney Carolina'ya taşındı.Se casó con el químico William Henry Ellet y se mudaron a Carolina del Sur.
1849 yılının Eylül ayında James White ve Ellen G. White ile tanıştı.En septiembre de 1849 conoció a Jaime White y Ellen G. White.
Evlendiklerinden sonra Jin bir gece eve elleri kanlı olarak döner.Una noche después de que ellos estén casados, Jin vuelve a casa cubierto de sangre de otra persona.
Elleri ve ayakları büyüktür.Sus dedos y sus brazos supuran y hieden en exceso.
Rodin heykellerinde kendisinden eller ve bacaklar üzerinde çalışmasını istemiştir.Rodin pidió su trabajo en las manos y las piernas de sus esculturas.
Sam ve halkı Aşağı Şehri ellerinde tutmayı başarıp akademiye devam ettiler.Sem y su pueblo retuvieron el control de la Ciudad Baja y mantuvieron la academia allí.
Bununla birlikte onları affet, ellerini tut.¡Cortadles el cuello, pegadles en todos los dedos!»
Glen Ellen'daki çiftlik yıllarında London, sosyalizme karşı karışık duygular beslemeye başlamıştı.En sus años en el rancho Glen Ellen, London sintió un ligero sentimiento ambivalente hacia el socialismo.
Ellen Albertini Dow (16 Kasım 1913 - 4 Mayıs 2015), Amerikalı ünlü aktris.Ellen Albertini Dow (16 de noviembre de 1913 - 4 de mayo de 2015)​ fue una actriz estadounidense.
Almanlar ise ellerinden geldiğince kendilerini savundular.Los rusos se defienden como pueden.
Dame Ellen Terry, GBE (27 Şubat 1847 – 21 Temmuz 1928) bir ingiliz sahne aktrisidir.Ellen Terry, GBE (27 de febrero de 1847​ – 21 de julio de 1928) fue una actriz teatral inglesa.
Tanklar aynı zamanda elle yerleştirilen antitank mayınlara karşı da savunmasızdır.Los tanques también son vulnerables a las minas antitanque colocadas a mano.
Libya’da Yahudilerin vatandaşlıkları ellerinden alındı ve Irak’ta mal varlıklarına el konuldu.En Libia, a los judíos se los privó de la ciudadanía, y en Irak, sus propiedades fueron confiscadas.
Edith Evans, Londra'da, bir memuz olan Edward Evans ve eşi Caroline Ellen Foster'in kızı olarak doğdu.Edith Evans nació en Londres hija de Edward Evans, empleado público y su esposa, Carolina Ellen Foster.
Ellet 1877'deki ölümüne dek yazmaya devam etti.Continuó escribiendo hasta su muerte en 1877.
Dondurmalar elle ve makine yardımı ile yapılabilir.El hielo seco se puede fabricar utilizando máquinas.
Ellerinde bulunan silah ve cephane teslim edilmeli.Permiten depositar munición y salud donde se quiera.
Bu da tek elle bağlanabilir.También se puede hacer a una sola mano.
İlerleyen birkaç gün boyunca iki taraf da binayı ellerinde tuttuklarını iddia etmişlerdir.He tardado varios días en escribir esto: mis manos están ambas cojas.
Yüzünün yarısı ve elleri tam olarak gelişmemiştir.Solamente su cara, su cuello y sus manos no están tatuados.
Önde gelen kişileri arasında Joseph Bates, James White ve Ellen G. White bulunuyordu.Entre sus mayores partidarios se encontraban James White, Ellen G. White y Joseph Bates.
Ayrıca bu zorunlu değildir ve posta kodu herhangi bir başka ülkede olduğu gibi elle yazılabilir.Esto sin embargo no es obligatorio, el código postal se puede escribir a mano.
Ellerinden, ağızından ve kafasından ateş çıkarabilir.Podía disparar fuego desde sus muñecas y boca.
Üç çocukları oldu: Kurt (en büyük oğulları), Fritz ve Ellen.El matrimonio tuvo tres hijos: Kurt, el mayor, Fritz y Ellen.
(Ah, la paterna mano - "Ah, babalık elleri").Don Forcio (hijo de Güegüence): Ahí están, papito.
Ellefson, bu süreçte 1985 çıkışlı Killing Is My Business...En 1985, Megadeth lanzó su primer álbum Killing Is My Business...
Ardından ellerinden tutar.Más tarde, saliendo de sus manos.
Koruyucu eldivenler ellerdeki yaralanmaları önler.Guantes, para proteger las manos.
Ellerindeki programları kullanarak olabildiğince fazla bilgisayara zarar vermeye çalışırlar.Seguí escribiendo ideas en la computadora cada vez que podía.
Ellerinde bir kılıç ve sabre tabanca kullanırlar.Usa una pistola y una espada.
Sue Ellen ile 2 kez evlenip boşanmıştır.La boda entre ella y Joe fue cancelada dos veces.
1904 yılında kuzeni Ellen Harriet Hallett ile evlendi, bir oğlu ve iki kızı oldu.En 1904, Dale se casó con su prima hermana Elen Harriet Hallett, con quien tuvo un hijo y dos hijas.
İstenirse bu tınlama çalgı üzerine elle dokunularak kontrol edilebilir.Se puede ver una mano agarrándolo el dispositivo.
Başlangıçta, ayakkabılar birer halde elle imal edilmekteydi.Al principio las figuras no llevaban armas.
Cumhurbaşkanı Ellen Johnson-Sirleaf altında hizmet vermektedir.Actualmente es Vicepresidente de Liberia bajo la administración de Ellen Johnson-Sirleaf.
Sonra eller yıkanmalıdır.Después la remolacha se lava.
Hepsinin elleri, ele benzer ayakları, ileri bakan gözleri vardır.Poseen un anillo periocular (alrededor del ojo) blanco sin plumas, y ojos oscuros.
Niyetle yüzlerinize ve ellerinize sürün.Hoy, vosotros debéis tender vuestra mano.
1997'de Ellen DeGeneres ile Ellen isimli dizinin bir bölümünde oynamıştır.En 1997, entabló una relación con la comediante Ellen DeGeneres.
Araçların üretimi günümüzde halen sürmektedir ve üretim tamamiyle elle yapılmaktadır.Actualmente estas vías ya no existen y toda la producción es trasportada en camiones.
Bir daha gitar çalamaması için elleri kırılır.Entonces la banda queda nuevamente sin guitarrista.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod