Bunun üzerine bu köyün güvenliği artık Şirinler'in ellerindedir.Dieser Brauch liegt ganz in den Händen der männlichen Dorfjugend.
Sue Ellen'a bir aralar şantaj yapmıştı.Wie sich herausstellt, wurde Dave erpresst.
Elle çalışan bir ayakkabıcı ise günde yaklaşık bir çift ayakkabı yapabilir.Zusätzlich erhält jeder Zugbegleiter jährlich 2 Paar Schuhe.
Elle kodlanmış assembly dili tipik olarak bir sistemin BIOS’unda kullanılır.Halls Entwicklungsprozesse werden von einer Art „biologischen Uhr“ gesteuert.
Kemençe çalınırken sol elle tutulur, sapından kavranır kemençe, havada durdurulur.Als nächstes wird das linke Bein so kraftvoll wie möglich herumgeschwungen, während abgesprungen wird.
Elleri çok büyük hareket olanağı sağlar.Meine Hände machen mir große Schwierigkeiten.
Daha önce terk etmiş oldukları arazileri tekrar ellerine geçirmek için geri geleceklerdir.Sollen Frauen wieder dahin zurückkehren wo sie einst waren.
Meryem’in boynu, elleri, parmakları, başı ve uzun ve orantısızdır.Mit der weißen Besiedlung kamen foxglove (Fingerhut), Efeu und Stechpalmen (Ilex) hinzu.
Frau Fluth ve Frau Reich ellerinde pusulalarla birlikte sahnede görünürler.Nun klären Frau Fluth und Frau Reich ihren Männern gegenüber all die Verwicklungen auf.
Kaşkaların kendi ellerinden çıkma maddi kalıntıları henüz bulunamamıştır.Von den Schächten selber finden sich keine Spuren mehr.
Çocukların ellerini çabuk tutmaları gerekmektedir.Die beiden halten sich kurz bei den Händen.
Topa, durdurmak amacı dışında elle dokunulmaz.In keinem anderen Fall darf der Ball mit den Händen berührt werden, außer ihn zu stoppen.
Ellerinde sadece Küba ve Porto Riko kaldı.Ihre Eltern stammen aus Kuba und Puerto Rico.
Ellerin yıkanması da benzer şekilde önemlidir.Eine Handwäsche ist ebenso möglich.
Yaratıcı ellerde kullanımı oldukça eğlenceli bir alettir.Lettern sind in seinen Werken stark eingesetztes Gestaltungselement.
Çocuklar birbirlerinin ellerini tutup, oturarak yuvarlak halka yaparlar.Die Kinder nehmen sich an den Händen und bilden Ketten, die sich einander gegenüber aufstellen.
En yüksek noktası Ellesmere Adası'ndaki Barbeau Peak (2,616 m) zirvesidir.Höchste Erhebung ist der Barbeau Peak im Nordteil der Ellesmere-Insel mit 2616 Metern.
Oyuna ellerimiz kelepçeli halde başlıyoruz.Die Einradfahrer starten gemeinsam mit den Handbikern.
4 Haziran 2007 tarihinde erişilmiştir. ^ The Ellen DeGeneres Show.Abgerufen am 7. Januar 2012. Liste der Gäste bei «The Ellen DeGeneres Show».
Ellenmemesi ve değiştirilmemesi gereken bir klasördür.Einen Staatsersatz wollen und können sie jedoch nicht darstellen.
Ellerinin bağını keser ve kafasındaki maskeyi kameraya fırlatır.Sie greift Dan an und schlägt ihm die Kamera aus den Händen.
Moğollar Humuş'u ellerine geçirdiler.Die Mönche wuschen sich dort vor den Mahlzeiten die Hände.
Uyandığında elleri ve ayakları prangaya vurulmuş vaziyette bulur kendisini.Als er aufwacht, findet er sich an Armen, Beinen und Haaren mit Schnüren an den Boden gefesselt.
Suyu her döküşte elleriyle vücudunu iyice ovuşturur.Gelegentlich taucht sie mit dem ganzen Körper unter Wasser.
Hatırlıyorum, tanımadığımız insanların ellerinden tutarak Whitehall Sokağı ile gidiyorduk.Die Strecke wurde als reine Nebenstrecke ohne Signale mit Ausnahme des Signals in Haltwhistle betrieben.
Elle muayenede kalbin kasılma dönemindeki üfürümle ilgili bir titreşim algılanır.LAH, LAHB) ist eine Störung der Erregungsleitung im Herzen.
Söylediğine göre İmparator onları kendi elleriyle öldürmek istiyordur.Darin betonte der Kaiser, die Waffen seien ihm von seinen Gegnern in die Hand gedrückt worden.
Yaşadağı bir olaydan dolayı elleri yanmıştır bu yüzden elleri sargılıdır.Handelte der Sklave ohne Befehl seines Herrn, so wurde ihm die Hand abgeschlagen.
Ve füze SACLOS güdülmeme sisteminden elle kullanıma (MCLOS sistemine) geçer.Alternativ lässt sich die Rakete auch per Hand steuern (MCLOS).
Bu adamlar Banquo'yu öldürmekte başarılı olsalar da Fleance'ı ellerinden kaçırırlar.Zwar gelingt es ihnen, Banquo zu töten, Fleance kann jedoch entkommen.
Bu defa yediden yetmişe, kadın erkek herkes ellerinde kazma kürekle toplandı.In dieser Zeit häuten sich die Männchen sechs-, die Weibchen siebenmal.
Ellerimin titrediğini ve kalbimin hızlıca çarptığını hissediyordum.Je sentais mes mains trembler et mon cœur s'emballer.
Ellerini kıpırdatma.Garde tes mains immobiles.
Bu meseleyi polisin ellerine bırakın.Mets cette affaire entre les mains de la police.
Ellerimi tamamen kirlettim.Je me suis tout sali les mains.
Sütyenlerimi her zaman elle yıkarım.Je lave toujours mes soutiens-gorge à la main.
Eşimin elleri tezgahtarınkinden biraz daha küçük.Les mains de ma femme sont légèrement plus petites que celles de l'assistant du magasin.
Daima eldiven kullandığı için, elleri tertemizdir.Il a les mains absolument propres ; il utilise toujours des gants.
Yemekten önce her zaman ellerini yıkamalısın.Tu devrais toujours te laver les mains avant le repas.
Kaderim sizin ellerinizde.Vous tenez mon sort entre vos mains.
Ellerimi masanın üzerine koydum.J'ai mis les mains sur la table.
Kitabım, kirli eller tarafından dokunulmamalı.Mon livre ne doit pas être touché par des mains sales.
Elleri kirli.Ses mains sont sales.
Kediler emin ellerde.Les chats sont en sécurité.
Oğlan ellerini kirletti.Le garçon s'est sali les mains.
Eller yukarı!Les mains en l'air !
Güzel ellerin var.Tu as de belles mains.
Aynı sıralarda, başka bir şair, Elizabeth F. Ellet, Poe'ya aşık oldu ve Osgood'u kıskandı.À la même époque, une autre poétesse, Elizabeth F. Ellet, s’amouracha de Poe, jalousant Osgood.
Ellet'a göre Virginia, Osgood'un mektubundaki "korku veren paragraflar"a dikkat çekti.Selon Ellet, Virginia aurait souligné les « paragraphes inquiétants » de la lettre d’Osgood.
Erik Wolpaw ve Kim Swift tarafından yaratılmış, Ellen McLain tarafından seslendirilmiştir.Elle a été créée par Erik Wolpaw et Kim Swift, et Ellen McLain lui prête sa voix.
Ona dokununca ellerinin şeklinden onu tanır.S'il en a connus il s'en est détourné.
Fransız şarap endüstrisinin yarısı ellerindedir.La viticulture occupe la moitié de l'activité agricole.
Senden korktukları şeyi bırak ellerine; korktuğun şeyi al onlardan.Leave aside relying upon him as a protector, they even deride others who do so.
Onunla yüzlerinizi ve ellerinizi meshedin (Teyemmüm edin).Choisissez donc la vie, afin que vous viviez, vous et vos descendants.
Clark — Ellen Clark (1915-1988), Avusturyalı karsinolog.Edward Clark Ellen Clark (en) (1915-1988), carcinologiste australienne.
"Bad Romance" ve "Speechless" daha sonra 25 Kasım 2009'da The Ellen DeGeneres Show'da seslendirildi.Bad Romance et Speechless ont aussi été interprétés dans The Ellen DeGeneres Show le 25 novembre 2009.
FHM, GQ, Cosmopolitan, Sports Illustrated ve Elle dergileri için modellik yapmıştır.Elle a posé pour FHM, GQ, Cosmopolite, Sports Illustrated et Elle.
Bununla birlikte onları affet, ellerini tut.Ote d'eux la souillure et purifie-les’.
Bu provalardan sonra da, Ellefson'un gruba geri döndüğü duyuruldu.Plus étonnant, il sait que Carlson est revenu du futur.
Çocukların ellerini çabuk tutmaları gerekmektedir.Il faut des filles au plus tôt.