‹‹Bu nedenle onu oynaşlarının, gönül verdiği Asurluların eline teslim ettim.Derfor gav jeg hende i hendes Elskeres, Assurs Sønners, Hånd, for hvem hun var i Brynde;
‹‹Bu nedenle onu oynaşlarının, gönül verdiği Asurluların eline teslim ettim.Derfor gav jeg henne i hennes elskeres hånd, i Assurs sønners hånd, som hun var optendt av elskov til.
‹‹Bu nedenle onu oynaşlarının, gönül verdiği Asurluların eline teslim ettim.Dlatego podałem ją w rękę zalotników jej, w rękę synów Assyryjskich, za którymi miłością pałała.
‹‹Bu nedenle onu oynaşlarının, gönül verdiği Asurluların eline teslim ettim.Ennekokáért adtam õt szeretõinek kezébe, Assiria fiainak kezébe, kikhez fölgerjedett.
‹‹Bu nedenle onu oynaşlarının, gönül verdiği Asurluların eline teslim ettim.그러므로 내가 그를 그 정든 자 곧 그 연애하는 앗수르 사람의 손에 붙였더니
‹‹Bu nedenle onu oynaşlarının, gönül verdiği Asurluların eline teslim ettim.Per questo l'ho data in mano ai suoi amanti, in mano agli Assiri, dei quali si era innamorata
‹‹Bu nedenle onu oynaşlarının, gönül verdiği Asurluların eline teslim ettim.Portanto a entreguei na mão dos seus amantes, na mão dos filhos da Assíria, de quem se enamoravam.
‹‹Bu nedenle onu oynaşlarının, gönül verdiği Asurluların eline teslim ettim.Por tanto, la entregué en mano de sus amantes, en mano de los hijos de Asiria por quienes ardía en deseo
‹‹Bu nedenle onu oynaşlarının, gönül verdiği Asurluların eline teslim ettim.Preto som ju vydal do ruky jej milencov, do ruky synov Assúrových, proti ktorým zahorela chlipnou ľúbosťou.
‹‹Bu nedenle onu oynaşlarının, gönül verdiği Asurluların eline teslim ettim.Protož dal jsem ji v ruku frejířů jejích, v ruku Assyrských, jimž frejovala.
‹‹Bu nedenle onu oynaşlarının, gönül verdiği Asurluların eline teslim ettim.Sebab itu Kuserahkan dia kepada kekasih-kekasihnya, orang-orang Asyur yang sangat dirindukannya itu
‹‹Bu nedenle onu oynaşlarının, gönül verdiği Asurluların eline teslim ettim.Sentähden minä annoin hänet rakastajainsa käsiin, Assurin poikain käsiin, joita hän oli himoinnut.
‹‹Bu nedenle onu oynaşlarının, gönül verdiği Asurluların eline teslim ettim.Vậy nên , ta đã phó nó trong tay tình nhơn nó , tức_là trong tay những người A-si-ri , mà nó đã thương_yêu .
‹‹Bu nedenle onu oynaşlarının, gönül verdiği Asurluların eline teslim ettim.Vậy nên, ta đã phó nó trong tay tình nhơn nó, tức là trong tay những người A-si-ri, mà nó đã thương yêu.
‹‹Bu nedenle onu oynaşlarının, gönül verdiği Asurluların eline teslim ettim.Zato sem jo dal v roko njenim ljubovnikom, v roko Asircev, do katerih je v ljubezni gorela.
‹‹Bu nedenle onu oynaşlarının, gönül verdiği Asurluların eline teslim ettim.Затова, предадох я в ръцете на любовниците й, в ръцете на асирийците, за които залудяваше.
‹‹Bu nedenle onu oynaşlarının, gönül verdiği Asurluların eline teslim ettim.За то Я и отдал ее в руки любовников ее, в руки сынов Ассура, ккоторым она пристрастилась.
‹‹Bu nedenle onu oynaşlarının, gönül verdiği Asurluların eline teslim ettim.לכן נתתיה ביד מאהביה ביד בני אשור אשר עגבה עליהם׃
‹‹Bu nedenle onu oynaşlarının, gönül verdiği Asurluların eline teslim ettim.لذلك سلمتها ليد عشّاقها ليد بني اشور الذين عشقتهم.
‹‹Bu nedenle onu oynaşlarının, gönül verdiği Asurluların eline teslim ettim.因 此 、 我 將 他 交 在 他 所 愛 的 人 手 中 、 就 是 他 所 戀 愛 的 亞 述 人 手 中
‹‹Bu nedenle onu oynaşlarının, gönül verdiği Asurluların eline teslim ettim.因此 、 我將 他 交在 他所愛 的 人 手中 、 就是 他所戀愛 的 亞述 人 手中
Bunu eline almışken, içeriye girmeyi mi düşünüyorsun yoksa?Doar nu te gandesti sa intri cu tot cu pisica, nu?
Bunu eline almışken, içeriye girmeyi mi düşünüyorsun yoksa?Du denkst doch nicht das noch festzuhalten, <br />wenn du da reinkletterst, oder?
Bunu eline almışken, içeriye girmeyi mi düşünüyorsun yoksa?Kamu tidak berpikir untuk masuk ke dalam sambil membawa itu kan?
Bunu eline almışken, içeriye girmeyi mi düşünüyorsun yoksa?Nie myślisz o tym, żeby tutaj wejść, prawda?
Bunu eline almışken, içeriye girmeyi mi düşünüyorsun yoksa?Non penserai di entrare con quello?
Bunu eline almışken, içeriye girmeyi mi düşünüyorsun yoksa?Tu ne pensais pas rentrer avec ça, hein ?
Bunu eline almışken, içeriye girmeyi mi düşünüyorsun yoksa?Δεν σκέφτεσαι να μπεις κρατώντας αυτό, σωστά;
Bunu eline almışken, içeriye girmeyi mi düşünüyorsun yoksa?Ты же не думаешь, что можешь его сюда занести?
Bunu gören Kâhin Harun oğlu Elazar oğlu Pinehas topluluktan ayrılıp eline bir mızrak aldı.Da nu Pinehas, Præsten Arons Søn Eleazars Søn, så det, trådte han frem af Menighedens Midte, greb et Spyd,
Bunu gören Kâhin Harun oğlu Elazar oğlu Pinehas topluluktan ayrılıp eline bir mızrak aldı.Keď to videl Pinchas, syn Eleazára, syna Árona, kňaza, povstal zprostred obce a vzal kopiju do svojej ruky
Bunu gören Kâhin Harun oğlu Elazar oğlu Pinehas topluluktan ayrılıp eline bir mızrak aldı.제사장 아론의 손자 엘르아살의 아들 비느하스가 보고 회중의 가운데서 일어나 손에 창을 들고
Bunu gören Kâhin Harun oğlu Elazar oğlu Pinehas topluluktan ayrılıp eline bir mızrak aldı.Pinehas pa, sin Eleazarja, sinú Arona duhovnika, videč to, vstane urno izmed množice in vzame sulico v roko
Bunu gören Kâhin Harun oğlu Elazar oğlu Pinehas topluluktan ayrılıp eline bir mızrak aldı.Toen Pinehas (de zoon van Eleazar en kleinzoon van Aäron) dit zag sprong hij overeind, greep een speer en
Bunu gören Kâhin Harun oğlu Elazar oğlu Pinehas topluluktan ayrılıp eline bir mızrak aldı.А Финеес, син на Елеазара син на свещеника Аарона, като видя стана изсред обществото, взе копие в ръката си,
Bunu gören Kâhin Harun oğlu Elazar oğlu Pinehas topluluktan ayrılıp eline bir mızrak aldı.Финеес, сын Елеазара, сына Аарона священника, увидев это, встал из среды общества и взял в руку свою копье,
Bunu gören Kâhin Harun oğlu Elazar oğlu Pinehas topluluktan ayrılıp eline bir mızrak aldı.וירא פינחס בן אלעזר בן אהרן הכהן ויקם מתוך העדה ויקח רמח בידו׃
Bunu gören Kâhin Harun oğlu Elazar oğlu Pinehas topluluktan ayrılıp eline bir mızrak aldı.فلما رأى ذلك فينحاس بن ألعازار بن هرون الكاهن قام من وسط الجماعة واخذ رمحا بيده
Bunu gören Kâhin Harun oğlu Elazar oğlu Pinehas topluluktan ayrılıp eline bir mızrak aldı.祭 司 亞 倫 的 孫 子 、 以 利 亞 撒 的 兒 子 非 尼 哈 看 見 了 、 就 從 會 中 起 來 、 手 裡 拿 著 槍
Bunu gören Kâhin Harun oğlu Elazar oğlu Pinehas topluluktan ayrılıp eline bir mızrak aldı.祭司 亞倫 的 孫子 、 以利 亞撒 的 兒子 非尼哈 看見 了 、 就 從會 中 起來 、 手 裡 拿著槍
Bunun sebebi ikisinin de insan eline sığacak sekilde tasarlanmış olmasıA to preto, že sú oba vyformované pre ľudskú ruku.
Bunun sebebi ikisinin de insan eline sığacak sekilde tasarlanmış olmasıDan itu karena kedua objek ini didesain sesuai ukuran tangan manusia.
Bunun sebebi ikisinin de insan eline sığacak sekilde tasarlanmış olmasıE isso deve-se ao facto de que ambos foram feitos para caber na mão humana.
Bunun sebebi ikisinin de insan eline sığacak sekilde tasarlanmış olmasıEn dat komt omdat ze beide zijn ontworpen om in de menselijke hand te passen.
Bunun sebebi ikisinin de insan eline sığacak sekilde tasarlanmış olmasıEnnek oka, hogy mindkettő az emberi marokhoz lett tervezve.
Bunun sebebi ikisinin de insan eline sığacak sekilde tasarlanmış olmasıEt c'est parce qu'ils sont tous deux conçus pour s'adapter à la main de l'homme.
Bunun sebebi ikisinin de insan eline sığacak sekilde tasarlanmış olması İkisi de teknik aletler.A to proto, že jsou oba navrženy tak, aby seděly do lidské ruky.
Bunun sebebi ikisinin de insan eline sığacak sekilde tasarlanmış olması그것은 두 개 모두 인간의 손에 잘 맞도록 디자인되었기 때문입니다.
Bunun sebebi ikisinin de insan eline sığacak sekilde tasarlanmış olmasıLà vì chúng đều được thiết kế để vừa vặn với tay cầm của con người.
Bunun sebebi ikisinin de insan eline sığacak sekilde tasarlanmış olmasıOg det er fordi, de begge er designede til at passe til en menneskehånd.
Bunun sebebi ikisinin de insan eline sığacak sekilde tasarlanmış olmasıȘi asta e pentru că ambele sunt croite pentru a se potrivi în mâna omului.
Bunun sebebi ikisinin de insan eline sığacak sekilde tasarlanmış olmasıSono entrambi modellati sulla forma della mano umana.
Bunun sebebi ikisinin de insan eline sığacak sekilde tasarlanmış olmasıUnd zwar weil beide so gestaltet wurden, dass sie in die menschliche Hand passen.
Bunun sebebi ikisinin de insan eline sığacak sekilde tasarlanmış olmasıY eso es porque ambos están diseñados para adaptarse a la mano.
Bunun sebebi ikisinin de insan eline sığacak sekilde tasarlanmış olmasıΚι αυτό επειδή είναι και τα δύο σχεδιασμένα να ταιριάζουν στο ανθρώπινο χέρι.
Bunun sebebi ikisinin de insan eline sığacak sekilde tasarlanmış olmasıИ это потому, что они спроектированы так, чтобы удобно лежать в человеческой руке.
Bunun sebebi ikisinin de insan eline sığacak sekilde tasarlanmış olmasıТова е така, защото и двата предмета са направени, за да са удобни в ръката.
Bunun sebebi ikisinin de insan eline sığacak sekilde tasarlanmış olmasıוזה משום שהם שניהם מעוצבים להתאים ליד אנושית.
Bunun sebebi ikisinin de insan eline sığacak sekilde tasarlanmış olmasıوذلك بسبب أن كل منهما قد صُمم ليناسب حجم اليد البشرية .
Bunun sebebi ikisinin de insan eline sığacak sekilde tasarlanmış olması二つとも技術の産物で 類似性はさほど興味深くはありません