1852'de Prens ölünce Franz Joseph, iktidarı tamamen eline aldı.Aastast 1852 kuni surmani oli Franz Josephi käes sisuliselt absoluutne võim.
Bir azınlık tüm dünya varlıklarını eline geçirdi."Ja nagu sa tead, kannab Lunastaja kogu maailma koormat."
Ama devlet idaresi dizginlerinin hepsi kendi eline verilmişti.Kogu valitsuse suunamine oli tema kätes.
1191 yılında I. Richard'ın eline geçti.Vapp võeti kasutusele 1190. aastatel Richard I poolt.
Öyle ki, 17. yüzyılda mimari bile yabancıların eline geçmiştir.17. sajandil langes ka Liivimaa rootslaste kätte.
Harabe halindeki Suriye tekrar Memluklular eline gecti.Parteris läks aga vigastatud õlg uuesti paigast.
Hitler, 1920 yılının başlangıcında partinin propagandasını eline aldı.1920. aastate algul toimusid kiriku korrastustööd.
Şiva zehri eline alır ve içer.Prokuraator mõtleb ja joob.
M.Ö 80 yılında kent, korsanların eline geçmiştir.Aastal 68 eKr rüüstasid linna piraadid.
Yine bir grup genç bu ailenin eline düşer.Osa noori emaseid jääb pere juurde.
Bu dönüşünde, babası tahminen ölmüştü ve sahip oldukları da başkalarının eline geçmişti.Tema kõrval oli ta poeg, kes veel elas, aga suri isa käte vahel.
Böylece bu sürülerin Perslerin eline geçmesini önlemek istemektedir.Selle muldvalliga piirdeaia eesmärgiks oli takistada huntidel pääsemast Kopli karjamaadele.
Verilen cevap ise Safiye Sultan'ın eline geçer.Lahkheli viib võimu ülevõtmiseni Svetlana poolt.
Kaset bu sefer de polisin eline geçmez.Ka seekord ei jõudnud see teade kaptenisillale.
1800 tarihinde, hatırlayın Napolyon iktidarı eline geçirdiği zaman그가 정권을 잡았을 때 아직
Adil ve doğru olanı yaptım, Gaddarların eline bırakma beni!(118:121) Я совершал суд и правду; не предай меня гонителям моим.
Adil ve doğru olanı yaptım, Gaddarların eline bırakma beni!Ajin Činím soud a spravedlnost, nevydávejž mne mým násilníkům.
Adil ve doğru olanı yaptım, Gaddarların eline bırakma beni!Ajin. Činím súd a spravedlivosť; nevydaj ma mojim utlačovateľom.
Adil ve doğru olanı yaptım, Gaddarların eline bırakma beni!Ajin. Pravo sem delal in pravičnost; ne izročaj me njim, ki me stiskajo.
Adil ve doğru olanı yaptım, Gaddarların eline bırakma beni!Aku sudah melakukan yang adil dan benar, janganlah menyerahkan aku ke tangan lawan
Adil ve doğru olanı yaptım, Gaddarların eline bırakma beni!Czynię sądy i sprawiedliwość: nie podawajże mię tym, którzy mi gwałt czynią.
Adil ve doğru olanı yaptım, Gaddarların eline bırakma beni!El derecho y la justicia he practicado; no me abandones ante mis opresores
Adil ve doğru olanı yaptım, Gaddarların eline bırakma beni!Ho agito secondo diritto e giustizia; non abbandonarmi ai miei oppressori
Adil ve doğru olanı yaptım, Gaddarların eline bırakma beni!Ich halte über Recht und Gerechtigkeit; übergib mich nicht denen, die mir wollen Gewalt tun.
Adil ve doğru olanı yaptım, Gaddarların eline bırakma beni!Ik heb altijd eerlijk en oprecht geleefd; laten mijn vijanden mij niet in hun macht krijgen.
Adil ve doğru olanı yaptım, Gaddarların eline bırakma beni!Jag övar rätt och rättfärdighet; du skall icke överlämna mig åt mina förtryckare.
Adil ve doğru olanı yaptım, Gaddarların eline bırakma beni!Jeg har gjort rett og rettferdighet; du vil ikke overgi mig til dem som undertrykker mig.
Adil ve doğru olanı yaptım, Gaddarların eline bırakma beni!J`observe la loi et la justice: Ne m`abandonne pas à mes oppresseurs!
Adil ve doğru olanı yaptım, Gaddarların eline bırakma beni!내가 공과 의를 행하였사오니 나를 압박자에게 붙이지 마옵소서
Adil ve doğru olanı yaptım, Gaddarların eline bırakma beni!Méltányosságot és igazságot cselekedtem; ne adj át nyomorgatóimnak!
Adil ve doğru olanı yaptım, Gaddarların eline bırakma beni!Minä teen oikeuden ja vanhurskauden, älä jätä minua sortajaini käsiin.
Adil ve doğru olanı yaptım, Gaddarların eline bırakma beni!Păzesc legea şi dreptatea: nu mă lăsa în voia asupritorilor mei!
Adil ve doğru olanı yaptım, Gaddarların eline bırakma beni!Ret og Skel har jeg gjort, giv mig ikke hen til dem, der trænger mig!
Adil ve doğru olanı yaptım, Gaddarların eline bırakma beni!Tenho praticado a retidão e a justiça; não me abandones aos meus opressores.
Adil ve doğru olanı yaptım, Gaddarların eline bırakma beni!Tôi đã làm điều ngay thẳng và công bình; Chớ phó tôi cho kẻ hà hiếp tôi.
Adil ve doğru olanı yaptım, Gaddarların eline bırakma beni!Tôi đã làm điều ngay_thẳng và công_bình ; Chớ phó tôi cho kẻ hà_hiếp tôi .
Adil ve doğru olanı yaptım, Gaddarların eline bırakma beni!"Νγαιν." Εκαμα κρισιν και δικαιοσυνην μη με παραδωσης εις τους αδικουντας με.
Adil ve doğru olanı yaptım, Gaddarların eline bırakma beni!Извърших правосъдие и правда, Да ме не предадеш на угнетителите ми;
Adil ve doğru olanı yaptım, Gaddarların eline bırakma beni!עשיתי משפט וצדק בל תניחני לעשקי׃
Adil ve doğru olanı yaptım, Gaddarların eline bırakma beni!ع ـ اجريت حكما وعدلا. لا تسلمني الى ظالميّ.
Adil ve doğru olanı yaptım, Gaddarların eline bırakma beni!我 行 過 公 平 和 公 義 . 求 你 不 要 撇 下 我 給 欺 壓 我 的 人
Adil ve doğru olanı yaptım, Gaddarların eline bırakma beni!我行過 公平 和 公義 . 求你 不 要 撇下 我 給欺 壓 我 的 人
Ah!sıcak. Eline ne oldu?Vad är det för fel med din hand?
Aile mülkünün satışından eline geçen para dışında, eşit pay olarak bölüşecekler.››Az eledelekben egyenlõképen részesedjenek, kivéve azt, a mit eladott valaki az õ atyai örökségébõl.
Aile mülkünün satışından eline geçen para dışında, eşit pay olarak bölüşecekler.››comerá porção igual � deles, fora a das vendas do seu patrimônio.
Aile mülkünün satışından eline geçen para dışında, eşit pay olarak bölüşecekler.››De skal nyde samme Ret, fraregnet hvad enhver er kommet til ved Salg af sin Fædrenearv.
Aile mülkünün satışından eline geçen para dışında, eşit pay olarak bölüşecekler.››die sollen gleichen Teil zu essen haben, ohne was einer hat von dem verkauften Gut seiner Väter.
Aile mülkünün satışından eline geçen para dışında, eşit pay olarak bölüşecekler.››Díl rovný jísti budou, (bez škody toho, což by každý z nich prodal,) vedlé čeledi otců.
Aile mülkünün satışından eline geçen para dışında, eşit pay olarak bölüşecekler.››enake obroke naj jedo, razen tega naj ima, kar proda dednih stvari svojih očetov.
Aile mülkünün satışından eline geçen para dışında, eşit pay olarak bölüşecekler.››그 사람의 응식은 그들과 같을 것이요 그 상속 산업을 판 돈은 이 외에 그에게 속할 것이니라
Aile mülkünün satışından eline geçen para dışında, eşit pay olarak bölüşecekler.››Rovnaký podiel budú jesť, krome toho, čo ktorý z nich dostal za predané z otcovského majetku.
Aile mülkünün satışından eline geçen para dışında, eşit pay olarak bölüşecekler.››så skal de alle nyte like del av gavene, bortsett fra hvad han kan ha fått ved salg av sine fedrene eiendeler.
Aile mülkünün satışından eline geçen para dışında, eşit pay olarak bölüşecekler.››Y tendrá igual porción que los demás, aparte de la venta de su patrimonio familiar
Aile mülkünün satışından eline geçen para dışında, eşit pay olarak bölüşecekler.››Zijn deel van de offers zal hem als een recht worden gegeven, niet alleen als hij het nodig heeft.
Aile mülkünün satışından eline geçen para dışında, eşit pay olarak bölüşecekler.››Ισας μεριδας θελουσι τρωγει εκτος του προερχομενου εκ της πωλησεως της πατρικης αυτου περιουσιας.
Aile mülkünün satışından eline geçen para dışında, eşit pay olarak bölüşecekler.››Нека имат равни дялове да ядат, в прибавка на полученото от продажбата* на бащиния му имот.
Aile mülkünün satışından eline geçen para dışında, eşit pay olarak bölüşecekler.››то пусть они пользуются одинаковою частью, сверх полученного от продажи отцовского имущества .
Aile mülkünün satışından eline geçen para dışında, eşit pay olarak bölüşecekler.››חלק כחלק יאכלו לבד ממכריו על האבות׃
Aile mülkünün satışından eline geçen para dışında, eşit pay olarak bölüşecekler.››يأكلون اقساما متساوية عدا ما يبيعه عن آبائه
Aile mülkünün satışından eline geçen para dışında, eşit pay olarak bölüşecekler.››除 了 他 賣 祖 父 產 業 所 得 的 以 外 、 還 要 得 一 分 祭 物 與 他 們 同 喫