RAB onlara yardım eder, kurtarır onları, Kötülerin elinden alıp özgür kılar, Çünkü kendisine sığınırlar.ويعينهم الرب وينجيهم. ينقذهم من الاشرار ويخلصهم لانهم احتموا به
RAB onlara yardım eder, kurtarır onları, Kötülerin elinden alıp özgür kılar, Çünkü kendisine sığınırlar.耶 和 華 幫 助 他 們 、 解 救 他 們 . 他 解 救 他 們 脫 離 惡 人 、 把 他 們 救 出 來 、 因 為 他 們 投 靠 他
RAB onlara yardım eder, kurtarır onları, Kötülerin elinden alıp özgür kılar, Çünkü kendisine sığınırlar.耶和華 幫助 他們 、 解救 他 們 . 他 解救 他 們脫離惡 人 、 把 他 們救出 來 、 因為 他 們 投靠 他
Sabýkalý biri olup oy verme hakkýný elinden almanýn hiç bir tutar yaný yoktu.وهذا المقصد
Sadece öldürülmez, gelecekte hayat oluşturma potansiyeli de elinden alınır.Er ist nicht nur getötet worden, sondern jeden Potenzials zum Schaffen zukünftigen Lebens beraubt.
Sadece öldürülmez, gelecekte hayat oluşturma potansiyeli de elinden alınır.Het is niet alleen gedood, maar alle potentieel voor creatie van toekomstig leven is het ontzegd.
Sadece öldürülmez, gelecekte hayat oluşturma potansiyeli de elinden alınır.죽임을 당할 뿐아니라 미래의 생에 대한 어떤 잠재성도 부정당하게 되는 것이지요.
Sadece öldürülmez, gelecekte hayat oluşturma potansiyeli de elinden alınır.Nem csak, hogy megölik, de annak a lehetőségét is elveszik tőle, hogy új életet hozzon lérte.
Sadece öldürülmez, gelecekte hayat oluşturma potansiyeli de elinden alınır.Nie tylko została ona zabita, ale także odmówiono jej szansy na stworzenie nowego życia.
Sadece öldürülmez, gelecekte hayat oluşturma potansiyeli de elinden alınır.Nó không chỉ bị giết mà còn bị chối bỏ quyền sống tiếp.
Sadece öldürülmez, gelecekte hayat oluşturma potansiyeli de elinden alınır.Non è stato solo ucciso, ma gli è stato negato il potenziale per la creazione della vita futura.
Sadece öldürülmez, gelecekte hayat oluşturma potansiyeli de elinden alınır.Non seulement on le tue, mais on lui dénie toute possibilité de créer une vie future.
Sadece öldürülmez, gelecekte hayat oluşturma potansiyeli de elinden alınır.Nu numai că a fost omorât, dar i-a fost negat orice potenţial de a crea o viaţă viitoare.
Sadece öldürülmez, gelecekte hayat oluşturma potansiyeli de elinden alınır. Onu una çeviririz.la hemos convertido en harina.
Sadece öldürülmez, gelecekte hayat oluşturma potansiyeli de elinden alınır.Tak hanya dibunuh, tapi juga dihilangkan potensinya untuk menciptakan kehidupan di masa depan.
Sadece öldürülmez, gelecekte hayat oluşturma potansiyeli de elinden alınır.Не само я убиват, но и отказан всякакъв потенциал за създаване на бъдещ живот.
Sadece öldürülmez, gelecekte hayat oluşturma potansiyeli de elinden alınır.Она не только была убита, ей было отказано в возможности создания будущей жизни.
Sadece öldürülmez, gelecekte hayat oluşturma potansiyeli de elinden alınır.לא רק שהרגו אותה, גם שללו ממנה כל אפשרות לברוא חיים עתידיים.
Sadece öldürülmez, gelecekte hayat oluşturma potansiyeli de elinden alınır.فهو لم يقتل فحسب بل تم منعه من اتمام دورة حياته في المستقبل
Sadece öldürülmez, gelecekte hayat oluşturma potansiyeli de elinden alınır.将来植物として再生する可能性を失います 私たちはそれを小麦粉にします
Sahip olduğun her şeyi elinden almak istiyorum.Απομακρύνω τα πάντα από εσένα αυτήν την στιγμή.
Sahip olduğun her şeyi elinden almak istiyorum.واساعدك في محو جميع افكارك السابقة
Samuel, ‹‹Bugün RAB İsrail Krallığını elinden aldı ve senden daha iyi birine verdi›› dedi,사무엘이 그에게 이르되 여호와께서 오늘 이스라엘 나라를 왕에게서 떼어서 왕보다 나은 왕의 이웃에게 주셨나이다
Samuel, ‹‹Bugün RAB İsrail Krallığını elinden aldı ve senden daha iyi birine verdi›› dedi,Samuele gli disse: «Il Signore ha strappato da te il regno d'Israele e l'ha dato ad un altro migliore di te
Samuel, ‹‹Bugün RAB İsrail Krallığını elinden aldı ve senden daha iyi birine verdi›› dedi,Samuel i -a zis: ,,Domnul rupe astăzi domnia lui Israel deasupra ta, şi o dă altuia mai bun decît tine.
Samuel, ‹‹Bugün RAB İsrail Krallığını elinden aldı ve senden daha iyi birine verdi›› dedi,Тогда сказал Самуил: ныне отторг Господь царство Израильское оттебя и отдал его ближнему твоему, лучшему тебя;
Samuel, ‹‹Bugün RAB İsrail Krallığını elinden aldı ve senden daha iyi birine verdi›› dedi,ויאמר אליו שמואל קרע יהוה את ממלכות ישראל מעליך היום ונתנה לרעך הטוב ממך׃
Samuel, ‹‹Bugün RAB İsrail Krallığını elinden aldı ve senden daha iyi birine verdi›› dedi,فقال له صموئيل يمزّق الرب مملكة اسرائيل عنك اليوم ويعطيها لصاحبك الذي هو خير منك.
Samuel, ‹‹Bugün RAB İsrail Krallığını elinden aldı ve senden daha iyi birine verdi›› dedi,撒 母 耳 對 他 說 、 如 此 、 今 日 耶 和 華 使 以 色 列 國 與 你 斷 絕 、 將 這 國 賜 與 比 你 更 好 的 人
Samuel, ‹‹Bugün RAB İsrail Krallığını elinden aldı ve senden daha iyi birine verdi›› dedi,撒母耳 對他說 、 如此 、 今日 耶和華 使 以色列 國與 你 斷絕 、 將這國賜與 比 你 更 好 的 人
Samuele, ‹‹Bizi Filistlilerin elinden kurtarması için Tanrımız RABbe yakarmayı bırakma›› dediler.In reko sinovi Izraelovi Samuelu: Ne nehaj za nas vpiti h GOSPODU, Bogu našemu, da nas reši roke Filistejcev!
Samuele, ‹‹Bizi Filistlilerin elinden kurtarması için Tanrımız RABbe yakarmayı bırakma›› dediler.사무엘에게 이르되 당신은 우리를 위하여 우리 하나님 여호와께 쉬지 말고 부르짖어 우리를 블레셋 사람의 손에서 구원하시게 하소서
Samuele, ‹‹Bizi Filistlilerin elinden kurtarması için Tanrımız RABbe yakarmayı bırakma›› dediler."Smeek God of Hij ons wil redden uit de macht van de Filistijnen!" drongen zij bij Samuël aan.
Samuele, ‹‹Bizi Filistlilerin elinden kurtarması için Tanrımız RABbe yakarmayı bırakma›› dediler.ויאמרו בני ישראל אל שמואל אל תחרש ממנו מזעק אל יהוה אלהינו וישענו מיד פלשתים׃
Samuele, ‹‹Bizi Filistlilerin elinden kurtarması için Tanrımız RABbe yakarmayı bırakma›› dediler.وقال بنو اسرائيل لصموئيل لا تكف عن الصراخ من اجلنا الى الرب الهنا فيخلصنا من يد الفلسطينيين.
Samuele, ‹‹Bizi Filistlilerin elinden kurtarması için Tanrımız RABbe yakarmayı bırakma›› dediler.以 色 列 人 對 撒 母 耳 說 、 願 你 不 住 的 為 我 們 呼 求 耶 和 華 我 們 的 神 、 救 我 們 脫 離 非 利 士 人 的 手
Samuele, ‹‹Bizi Filistlilerin elinden kurtarması için Tanrımız RABbe yakarmayı bırakma›› dediler.以色列人 對 撒母耳 說 、 願 你 不 住 的 為 我 們呼 求 耶和華 我 們 的 神 、 救我 們脫離 非利士人 的 手
Sanjiv Talwar'in laboratuvarındaki yüksek lisans öğrencileri, "Bu hayvanın özgürlüğünü elinden aldık.Các nghiên cứu sinh trong phòng thí nghiệm của giáo sư Sanjiv Talwar nói, "Như vậy có đạo đức không?
Sanjiv Talwar'in laboratuvarındaki yüksek lisans öğrencileri, "Bu hayvanın özgürlüğünü elinden aldık.Die Abschlussklasse in Sanjiv Talwar's Labor meinte, "Ist das ethisch korrekt?
Sanjiv Talwar'in laboratuvarındaki yüksek lisans öğrencileri, "Bu hayvanın özgürlüğünü elinden aldık.Diplomovaní studenti v laboratoři Sanjiva Talwara se obávali, "Je to morální?
Sanjiv Talwar'in laboratuvarındaki yüksek lisans öğrencileri, "Bu hayvanın özgürlüğünü elinden aldık.Gli studenti laureati del laboratorio di Sanjiv Talwar chiedono "È etico?
Sanjiv Talwar'in laboratuvarındaki yüksek lisans öğrencileri, "Bu hayvanın özgürlüğünü elinden aldık.Les étudiants de troisième cycle du labo de Sanjiv Talwar on dit , " Est-ce éthique?
Sanjiv Talwar'in laboratuvarındaki yüksek lisans öğrencileri, "Bu hayvanın özgürlüğünü elinden aldık.Los estudiantes de postgrado del laboratorio de Sanjiv Talwar dijeron: "¿Esto es ético?"
Sanjiv Talwar'in laboratuvarındaki yüksek lisans öğrencileri, "Bu hayvanın özgürlüğünü elinden aldık.Para siswa pascasarjana di laboratorium Sanjiv Talwar berkata, "Apa ini etis?
Sanjiv Talwar'in laboratuvarındaki yüksek lisans öğrencileri, "Bu hayvanın özgürlüğünü elinden aldık.Studenții absolvenți din laboratorul lui Sanjiv Talwar au spus, "Este acest lucru etic?
Sanjiv Talwar'in laboratuvarındaki yüksek lisans öğrencileri, "Bu hayvanın özgürlüğünü elinden aldık.Οι μεταπτυχιακοί φοιτητές στο εργαστήριο του Σάντζιβ Τάλουαρ αναρωτήθηκαν, "Είναι ηθικό αυτό;
Sanjiv Talwar'in laboratuvarındaki yüksek lisans öğrencileri, "Bu hayvanın özgürlüğünü elinden aldık.Студенты из лаборатории Санджива Талвара задались вопросом:
Sekiz dakika sonra, elinden ekrana baktı, ve geziyordu: ileri ve geri gidiyordu.8분이 지나자, 그는 손에서 화면으로 시선을 옮기고, 정보를 탐색하고 있었습니다: 뒤로, 그리고 앞으로 가고 있었습니다.
Sekiz dakika sonra, elinden ekrana baktı, ve geziyordu: ileri ve geri gidiyordu.8 minut później spojrzał na rękę, a potem na ekran i surfował w internecie: poruszał się tu i tam.
Sekiz dakika sonra, elinden ekrana baktı, ve geziyordu: ileri ve geri gidiyordu.Delapan menit kemudian, dia melihat dari tangannya ke layar, dan dia sedang menjelajah kesana kemari
Sekiz dakika sonra, elinden ekrana baktı, ve geziyordu: ileri ve geri gidiyordu.Dopo otto minuti, spostando lo sguardo dalla mano allo schermo, stava navigando, andava avanti e indietro.
Sekiz dakika sonra, elinden ekrana baktı, ve geziyordu: ileri ve geri gidiyordu.Huit minutes plus tard, il regardait de sa main vers l'écran, et il naviguait: il faisait des aller-retour.
Sekiz dakika sonra, elinden ekrana baktı, ve geziyordu: ileri ve geri gidiyordu.Ocho minutos más tarde, veía de su mano a la pantalla, y estaba navegando: iba hacia atrás y hacia adelante.
Sekiz dakika sonra, elinden ekrana baktı, ve geziyordu: ileri ve geri gidiyordu.Oito minutos depois, olhou para a mão e para o ecrã e começou a navegar: movia-se para a frente e para trás.
Sekiz dakika sonra, elinden ekrana baktı, ve geziyordu: ileri ve geri gidiyordu.O osem minút neskôr, opretý o lakte pozeral na obrazovku a browsoval behajúc zo stránky na stránku.
Sekiz dakika sonra, elinden ekrana baktı, ve geziyordu: ileri ve geri gidiyordu.O osm minut později se díval na obrazovku a surfoval: měnil stránky tam a zpátky.
Sekiz dakika sonra, elinden ekrana baktı, ve geziyordu: ileri ve geri gidiyordu.Opt minute mai târziu, şi-a îndreptat privirea dinspre mână spre ecran, şi naviga: mergea înainte şi înapoi.
Sekiz dakika sonra, elinden ekrana baktı, ve geziyordu: ileri ve geri gidiyordu.Οκτώ λεπτά αργότερα, κοιτούσε από το χέρι του στην οθόνη, και σερφάριζε: πήγαινε μπρος-πίσω στις σελίδες.
Sekiz dakika sonra, elinden ekrana baktı, ve geziyordu: ileri ve geri gidiyordu.Осем минути по-късно гледаше от ръката си към екрана и сърфираше - ходеше напред и назад.
Sekiz dakika sonra, elinden ekrana baktı, ve geziyordu: ileri ve geri gidiyordu.שמונה דקות אחר-כך, הוא הסתכל מן היד שלו אל המסך, והוא גלש: הוא גלש קדימה ואחורה.