Ana içeriğe geç
Sözlük

elinden ile cümle

elinden kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Kuzu gelip tahtta oturanın sağ elinden tomarı aldı.Και ηλθε και ελαβε το βιβλιον εκ της δεξιας του καθημενου επι του θρονου.
Kuzu gelip tahtta oturanın sağ elinden tomarı aldı.И Он пришел и взял книгу из десницы Сидящего на престоле.
Kuzu gelip tahtta oturanın sağ elinden tomarı aldı.І прийшов, і взяв книгу з правицї Сидячого на престолї.
Kuzu gelip tahtta oturanın sağ elinden tomarı aldı.когато отвори втория печат, чух второто живо същество да казва: Дойди [и виж]!
Kuzu gelip tahtta oturanın sağ elinden tomarı aldı.ויבא ויקח את הספר מימין הישב על הכסא׃
Kuzu gelip tahtta oturanın sağ elinden tomarı aldı.فأتى واخذ السفر من يمين الجالس على العرش.
Kuzu gelip tahtta oturanın sağ elinden tomarı aldı.這 羔 羊 前 來 、 從 坐 寶 座 的 右 手 裡 拿 了 書 卷
Kuzu gelip tahtta oturanın sağ elinden tomarı aldı.這 羔羊 前來 、 從坐寶 座 的 右手 裡 拿 了 書卷
Lütfen elinden gelenin en iyisini yap, oğlum.Je compte sur toi.
Neden elinden geldiđince kuvvetli saldýrmayasýn ki?Autant être le plus sévère possible avec ce gars, n'est-ce pas ?
Neden elinden geldiđince kuvvetli saldýrmayasýn ki?Chứng cứ tốt nhất đó là<br/>khi cậu ấy ở Stanford
Neden elinden geldiđince kuvvetli saldýrmayasýn ki?Det er godt for dig som anklager.
Neden elinden geldiđince kuvvetli saldýrmayasýn ki?Es bueno para el fiscal.
Neden elinden geldiđince kuvvetli saldýrmayasýn ki?Fa bene alla carriera del procuratore.
Neden elinden geldiđince kuvvetli saldýrmayasýn ki?Είναι καλό για τον Εισαγγελέα.
Neden elinden geldiđince kuvvetli saldýrmayasýn ki?Това е добре за вас, прокуроре.
Neden elinden geldiđince kuvvetli saldýrmayasýn ki?إذاً، لماذا لا تذهب لأقصى قدر تستطيع أن تذهب إليه ضد هذا الشخص؟
Neden elinden geldiđince kuvvetli saldýrmayasýn ki?検察官にとっては問題ない。この国にとっても、
Ne oldu? Elinden gelen bu mu?Τι έγινε; Αυτό είναι το καλύτερό σου;
Öbür ülkelere de saldıracak. Mısır bile elinden kurtulmayacak.A gdy rękę swą ściągnie na krainy, ani ziemia Egipska tego ujść nie będzie mogła.
Öbür ülkelere de saldıracak. Mısır bile elinden kurtulmayacak.A když ruku svou vztáhne na země, ani země Egyptská nebude moci jeho zniknouti.
Öbür ülkelere de saldıracak. Mısır bile elinden kurtulmayacak.Asimismo, extenderá su mano a las otras tierras, y la tierra de Egipto no escapará
Öbür ülkelere de saldıracak. Mısır bile elinden kurtulmayacak.A vystrie svoju ruku na zeme, a Egyptská zem neunikne.
Öbür ülkelere de saldıracak. Mısır bile elinden kurtulmayacak.E estenderá a sua mão contra os paises; e a terra do Egito não escapará.
Öbür ülkelere de saldıracak. Mısır bile elinden kurtulmayacak.És kezeit az országokra veti, és Égyiptom földe meg nem menekedhetik.
Öbür ülkelere de saldıracak. Mısır bile elinden kurtulmayacak.Han udrækker sin Hånd mod Landene, og Ægypten undslipper ikke.
Öbür ülkelere de saldıracak. Mısır bile elinden kurtulmayacak.Il étendra sa main sur divers pays, et le pays d`Égypte n`échappera point.
Öbür ülkelere de saldıracak. Mısır bile elinden kurtulmayacak.In iztegne roko po deželah, tudi dežela Egiptovska ne ubeži;
Öbür ülkelere de saldıracak. Mısır bile elinden kurtulmayacak.Îşi va întinde mîna peste felurite ţări, şi nici ţara Egiptului nu va scăpa.
Öbür ülkelere de saldıracak. Mısır bile elinden kurtulmayacak.Ja hän ojentaa kätensä maita kohti; Egyptin maa ei ole säästyvä.
Öbür ülkelere de saldıracak. Mısır bile elinden kurtulmayacak.Ja, han skall uträcka sin hand mot främmande länder, och Egyptens land skall icke slippa undan;
Öbür ülkelere de saldıracak. Mısır bile elinden kurtulmayacak.그가 열국에 그 손을 펴리니 애굽 땅도 면치 못할 것이므로
Öbür ülkelere de saldıracak. Mısır bile elinden kurtulmayacak.maar Egypte en vele andere landen zal hij bezetten.
Öbür ülkelere de saldıracak. Mısır bile elinden kurtulmayacak.Metterà così la mano su molti paesi; neppure l'Egitto scamperà
Öbür ülkelere de saldıracak. Mısır bile elinden kurtulmayacak.Người sẽ giang tay ra trên các nước , và đất Ê - díp-tô sẽ không thoát khỏi .
Öbür ülkelere de saldıracak. Mısır bile elinden kurtulmayacak.Người sẽ giang tay ra trên các nước, và đất Ê-díp-tô sẽ không thoát khỏi.
Öbür ülkelere de saldıracak. Mısır bile elinden kurtulmayacak.Og han skal utstrekke sin hånd mot andre land, og Egyptens land skal ikke slippe unda.
Öbür ülkelere de saldıracak. Mısır bile elinden kurtulmayacak.Pada waktu ia menduduki kerajaan-kerajaan itu, kerajaan Mesir pun tidak akan luput
Öbür ülkelere de saldıracak. Mısır bile elinden kurtulmayacak.Und er wird seine Hand ausstrecken nach den Ländern, und Ägypten wird ihm nicht entrinnen;
Öbür ülkelere de saldıracak. Mısır bile elinden kurtulmayacak.Και θελει εκτεινει την χειρα αυτου επι τους τοπους και η γη της Αιγυπτου δεν θελει εκφυγει.
Öbür ülkelere de saldıracak. Mısır bile elinden kurtulmayacak.И прострет руку свою на разные страны; не спасется и земля Египетская.
Öbür ülkelere de saldıracak. Mısır bile elinden kurtulmayacak.Ще простре ръката си върху страните; и Египетската земя няма да избегне.
Öbür ülkelere de saldıracak. Mısır bile elinden kurtulmayacak.וישלח ידו בארצות וארץ מצרים לא תהיה לפליטה׃
Öbür ülkelere de saldıracak. Mısır bile elinden kurtulmayacak.ويمد يده على الاراضي وارض مصر لا تنجو.
Öbür ülkelere de saldıracak. Mısır bile elinden kurtulmayacak.他 必 伸 手 攻 擊 列 國 . 埃 及 地 也 不 得 脫 離
Öbür ülkelere de saldıracak. Mısır bile elinden kurtulmayacak.他 必 伸手 攻擊列國 . 埃及 地 也 不得脫離
O çekmeceli göğüs elinden geçiyor, çalar saat baktı.Dia menatap jam alarm berdetak oleh laci.
O çekmeceli göğüs elinden geçiyor, çalar saat baktı.Ele olhou para o despertador tiquetaqueando pela cômoda.
O çekmeceli göğüs elinden geçiyor, çalar saat baktı.Er sah hinüber zu der Wecker tickt der Kommode.
O çekmeceli göğüs elinden geçiyor, çalar saat baktı.Guardò la sveglia ticchettio via dal comò.
O çekmeceli göğüs elinden geçiyor, çalar saat baktı.Hän Katsoin herätyskello tikittää jonka lipasto.
O çekmeceli göğüs elinden geçiyor, çalar saat baktı.Han kiggede over på vækkeuret tikker væk af kommoden.
O çekmeceli göğüs elinden geçiyor, çalar saat baktı.Han tittade på väckarklockan tickar bort av byrå.
O çekmeceli göğüs elinden geçiyor, çalar saat baktı.Hij keek naar de wekker wegtikken van de commode.
O çekmeceli göğüs elinden geçiyor, çalar saat baktı.Il regarda le réveil tic tac de la commode.
O çekmeceli göğüs elinden geçiyor, çalar saat baktı.그는 서랍의 가슴으로 똑딱 거리는 알람 시계를 통해 보았다.
O çekmeceli göğüs elinden geçiyor, çalar saat baktı.Miró a la alarma del reloj marcando distancia de la cómoda.
O çekmeceli göğüs elinden geçiyor, çalar saat baktı.Ông nhìn đồng hồ báo thức đánh dấu bằng ngực của ngăn kéo.
O çekmeceli göğüs elinden geçiyor, çalar saat baktı.Podíval se na budík tikaly v prádelníku.
O çekmeceli göğüs elinden geçiyor, çalar saat baktı.Pogledal je po oceni budilka tiktaka proč z komoda.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod