Bazı insanlar hortumları itfayecilerin elinden alıp kendi evlerine doğru tutuyorlar.주민들 중 일부는 자신의 집의 불을 끄기 위해 소방관으로부터 강제로 호스를 빼았았습니다.
Bazı insanlar hortumları itfayecilerin elinden alıp kendi evlerine doğru tutuyorlar.Một vài người địa phương giật lấy vòi nước từ những người lính cứu hỏa để giập tắt nhà của họ.
Bazı insanlar hortumları itfayecilerin elinden alıp kendi evlerine doğru tutuyorlar.Néhány helyi lakos erővel vette el a slagot a tűzoltóktól hogy maguk oltsák a tüzet a saját házaikban.
Bazı insanlar hortumları itfayecilerin elinden alıp kendi evlerine doğru tutuyorlar.Niektórzy tubylcy siłą zabierali węże strażakom by ugasili ogień właśnie w ich domach.
Bazı insanlar hortumları itfayecilerin elinden alıp kendi evlerine doğru tutuyorlar.Unii localnici au luat cu forța furtunurile de la pompieri ca să stingă focul din casele lor.
Bazı insanlar hortumları itfayecilerin elinden alıp kendi evlerine doğru tutuyorlar.Unos lugareños quitaron a la fuerza las mangueras de los bomberos para apagar el fuego en sus casas.
Bazı insanlar hortumları itfayecilerin elinden alıp kendi evlerine doğru tutuyorlar.Некоторые местные жители насильственно забирали у пожарных шланги, чтобы тушить пожар в своих домах.
Bazı insanlar hortumları itfayecilerin elinden alıp kendi evlerine doğru tutuyorlar.Някои от местните хора насилствено отнемаха маркучите от пожарникарите, за да изгасят огъня в домовете си.
Bazı insanlar hortumları itfayecilerin elinden alıp kendi evlerine doğru tutuyorlar.חלק מהמקומיים חטפו את צינורות הכיבוי מהכבאים, כדי לכבות את הדליקה בבתיהם.
Bazı insanlar hortumları itfayecilerin elinden alıp kendi evlerine doğru tutuyorlar.بعض السكان المحلين أخذوا خراطيم المياة عنوة من من رجال الاطفاء لإخماد الحريق في منازلهم.
Bazı insanlar hortumları itfayecilerin elinden alıp kendi evlerine doğru tutuyorlar.ホースを奪い鎮火を試みる人もいたほどです この時点で何百もの家屋が焼け崩れていました
‹Belki kral oğlumla beni öldürüp Tanrının halkından yoksun bırakmak isteyenin elinden kurtarmayı kabul eder.›왕께서 들으시고 나와 내 아들을 함께 하나님의 산업에서 끊을 자의 손에서 종을 구원하시리라 함이니이다
‹Belki kral oğlumla beni öldürüp Tanrının halkından yoksun bırakmak isteyenin elinden kurtarmayı kabul eder.›כי ישמע המלך להציל את אמתו מכף האיש להשמיד אתי ואת בני יחד מנחלת אלהים׃
‹Belki kral oğlumla beni öldürüp Tanrının halkından yoksun bırakmak isteyenin elinden kurtarmayı kabul eder.›لان الملك يسمع لينقذ امته من يد الرجل الذي يريد ان يهلكني انا وابني معا من نصيب الله.
‹Belki kral oğlumla beni öldürüp Tanrının halkından yoksun bırakmak isteyenin elinden kurtarmayı kabul eder.›人 要 將 我 和 我 兒 子 、 從 神 的 地 業 上 一 同 除 滅 . 王 必 應 允 救 我 脫 離 他 的 手
‹Belki kral oğlumla beni öldürüp Tanrının halkından yoksun bırakmak isteyenin elinden kurtarmayı kabul eder.›人 要 將 我 和 我 兒子 、 從神 的 地業 上 一同 除滅.王必應允 救我 脫離 他 的 手
'Ben çok anlamıyorum' diye kibarca olarak elinden dedi."Aku tidak cukup mengerti," katanya, sesopan yang dia bisa.
'Ben çok anlamıyorum' diye kibarca olarak elinden dedi."Én nem egészen értem, mondta, mivel udvariasan, ahogy tudott.
'Ben çok anlamıyorum' diye kibarca olarak elinden dedi."En oikein ymmärrä sinua," hän sanoi, niin kohteliaasti kuin osasi.
'Ben çok anlamıyorum' diye kibarca olarak elinden dedi.'Eu não entendo muito bem de você, disse ela, o mais educadamente que pôde.
'Ben çok anlamıyorum' diye kibarca olarak elinden dedi."Eu nu înţeleg destul de tine", a spus ea, ca politicos ca ea ar putea.
'Ben çok anlamıyorum' diye kibarca olarak elinden dedi."Ich verstehe nicht ganz, du", sagte sie, so höflich wie sie nur konnte.
'Ben çok anlamıyorum' diye kibarca olarak elinden dedi.'Ik wil helemaal niet begrijp je,' zei ze, zo beleefd als ze kon.
'Ben çok anlamıyorum' diye kibarca olarak elinden dedi.'Io non molto a capire', ha detto, come educatamente che poteva.
'Ben çok anlamıyorum' diye kibarca olarak elinden dedi."Jag förstår inte riktigt dig, sa hon, så artigt som hon kunde.
'Ben çok anlamıyorum' diye kibarca olarak elinden dedi.'Jeg kan ikke helt forstå dig, "sagde hun, så høfligt, som hun kunne.
'Ben çok anlamıyorum' diye kibarca olarak elinden dedi."Je mi úplne nerozumiem," povedala, ako zdvorilo ako len mohla.
'Ben çok anlamıyorum' diye kibarca olarak elinden dedi."Je mi úplně nerozumím," řekla, jak zdvořile jak jen mohla.
'Ben çok anlamıyorum' diye kibarca olarak elinden dedi."Je ne comprends pas bien vous comprendre, dit-elle, aussi poliment qu'elle le pouvait.
'Ben çok anlamıyorum' diye kibarca olarak elinden dedi.'나는 매우 당신을 이해하지 못한다고해도,'그녀는 정중하게 그녀가 수로했다.
'Ben çok anlamıyorum' diye kibarca olarak elinden dedi."Nie bardzo rozumiem," powiedziała, jak grzecznie, jak tylko mogła.
'Ben çok anlamıyorum' diye kibarca olarak elinden dedi."No acabo de entender-dijo ella-, lo más cortésmente que pudo.
'Ben çok anlamıyorum' diye kibarca olarak elinden dedi.Polšji spi spet, "je dejal Klobučar, in mu vlije malo vroč čaj ob svoj nos.
'Ben çok anlamıyorum' diye kibarca olarak elinden dedi.'Tôi không hoàn toàn hiểu bạn, "bà nói, như một cách lịch sự như cô có thể.
'Ben çok anlamıyorum' diye kibarca olarak elinden dedi."Δεν καταλαβαίνω μπορείτε πολύ", είπε, όπως ευγενικά όπως η ίδια θα μπορούσε.
'Ben çok anlamıyorum' diye kibarca olarak elinden dedi."Аз съвсем не разбирате", каза тя, както учтиво, колкото можеше.
'Ben çok anlamıyorum' diye kibarca olarak elinden dedi."Я не зовсім розумію, сказала вона, як чемно, як тільки могла.
'Ben çok anlamıyorum' diye kibarca olarak elinden dedi."Я не совсем понимаю, сказала она, как вежливо, как только могла.
'Ben çok anlamıyorum' diye kibarca olarak elinden dedi."אני לא ממש מבין אותך," היא אמרה בנימוס רב ככל שיכלה.
'Ben çok anlamıyorum' diye kibarca olarak elinden dedi."أنا لا أفهم تماما لكم ،" وقالت بأدب كما استطاعت.
'Ben çok anlamıyorum' diye kibarca olarak elinden dedi.'ヤマネが再び眠っている"帽子屋によると、彼はにはあまり熱いお茶を注ぎ
Beynimiz organize olabilmek, ve buna bir uyum getirmek için elinden geleni yapıyor.A mente faz o melhor que pode para organizar para conferir algum tipo de coerência nisto.
Beynimiz organize olabilmek, ve buna bir uyum getirmek için elinden geleni yapıyor.Az agy megteszi a tőle telhetőt hogy a legjobban összerendezze és összefüggésbe hozza ezeket.
Beynimiz organize olabilmek, ve buna bir uyum getirmek için elinden geleni yapıyor.Der Verstand tut sein bestes, das alles zu organisieren und in irgend einen Zusammenhang zu bringen.
Beynimiz organize olabilmek, ve buna bir uyum getirmek için elinden geleni yapıyor.Het brein doet zijn best om te organiseren, om het een zekere samenhang te geven.
Beynimiz organize olabilmek, ve buna bir uyum getirmek için elinden geleni yapıyor.Hjärnan gör sitt bästa för att organisera och skapa någon form av sammanhang av det.
Beynimiz organize olabilmek, ve buna bir uyum getirmek için elinden geleni yapıyor.뇌는 이런 현상으로 논리적으로 설명하기 위해 노력하고 논리를 찾으려고 합니다.
Beynimiz organize olabilmek, ve buna bir uyum getirmek için elinden geleni yapıyor.La mente fa del suo meglio per organizzare, e dare una qualche coerenza a tutto ciò.
Beynimiz organize olabilmek, ve buna bir uyum getirmek için elinden geleni yapıyor.La mente se esfuerza por organizar, y para dar algún tipo de coherencia a esto.
Beynimiz organize olabilmek, ve buna bir uyum getirmek için elinden geleni yapıyor.L'esprit fait de son mieux pour l'organiser, et donner une sorte de cohérence à tout cela.
Beynimiz organize olabilmek, ve buna bir uyum getirmek için elinden geleni yapıyor.Mieli pyrkii järjestelemään pirstaleita ja luomaan jonkinlaista johdonmukaisuutta.
Beynimiz organize olabilmek, ve buna bir uyum getirmek için elinden geleni yapıyor.Mintea face tot posibilul să o organizeze, şi să îi dea o oarece coerenţă.
Beynimiz organize olabilmek, ve buna bir uyum getirmek için elinden geleni yapıyor.Sindet gør sit bedste for at organisere og give en form for sammenhæng i dette.
Beynimiz organize olabilmek, ve buna bir uyum getirmek için elinden geleni yapıyor.Trí óc cố gắng hết sức để giữ trật tự, và tạo ra sự mạch lạc.
Beynimiz organize olabilmek, ve buna bir uyum getirmek için elinden geleni yapıyor.Το μυαλό κάνει ότι καλύτερο να οργανώσει και να δώσει κάποια συνεκτικότητα σε αυτό.
Beynimiz organize olabilmek, ve buna bir uyum getirmek için elinden geleni yapıyor.Ваш разум пытается сделать все возможное, чтобы связать все это воедино.
Beynimiz organize olabilmek, ve buna bir uyum getirmek için elinden geleni yapıyor.Умът прави всичко възможно да се организира и да придаде на това някаква свързаност.
Beynimiz organize olabilmek, ve buna bir uyum getirmek için elinden geleni yapıyor.המוח עושה את מיטבו כדי לארגן, למצוא איזשהו סוג של עקביות.
Beynimiz organize olabilmek, ve buna bir uyum getirmek için elinden geleni yapıyor.و يبذل المخ ما في وسعه لتنظيم و ليعطي نوع من الترابط لكل هذا.
Beynimiz organize olabilmek, ve buna bir uyum getirmek için elinden geleni yapıyor.一貫性をもたせようと頑張りますが 完璧には働きません