Hiçbir hayvan ona karşı koyamıyor, kimse onun elinden kurtaramıyordu.いかなる獣もこの雄羊には太刀打ちできず、その手から救い出せる者もいなかった。
O da, elinden geldiğince bana yardımcı oluyor.そして、私もできる限りの最善を尽くしました。
Ve elinden geldiği kadar yardım etmeye çalışır.それでも「おにいちゃん」の助けになるべく懸命にがんばる。
Sevmekten başka bir şey gelmez elinden.愛さずにはいられない
Tacını Roma'da İmparator Nero'nun elinden aldı.ローマ皇帝ネロに仕えていた。
Charlie elinden geldiğince Claire’i rahatlatmaya çalışır.クレアのことに興味津々で同性ながらもクレアに好意を抱いている。
Kral bu istekleri sağlamak için elinden geleni yapacağını söylemiştir.私と王国のために全力を尽くすようこの勅語を与える。
Dışlanmışlığını değiştirmek için elinden pek bir şey gelmemekte, kendisini güçsüz hissetmektedir.これに伴い属性まで変化させるため攻守に長けており、弱点らしい弱点が存在しない。
İlk Lotus'un elinden kaçan da odur.敵幹部のリーツォに初恋をする。
Böylece Ak Saruman'ın unvanı elinden alınmış oldu.彼はウルシャナビの手を取って言った。
Kartlar, kartı elinden çıkaran kişinin sağına, yüzü (hangi kart olduğu)görünmeyecek şekilde koyulur.こちらの理合では相手右ももは(よほど股関節が柔らかくないと)跳ね上げられない。
Thorin'in kılıcı, Orman elfleri tarafından elinden alınmıştı.その剣はアルヴィのために捧げられている。
Bunu gören hizmetçilerinden biri hemen elinden yumurtayı alır ve elleri yanmış biçimde bırakır.侍女が急いで駆け寄り熱い卵をデナーリスの手から取り上げて火傷をする。
Tony'nin elinden silahı düşer fakat kendisi hala ayaktadır.後に激怒したトニーに銃口を向けるが、すぐに武装解除される。
Sorumluluk artık Eorl oğlu Brego'daydı ve o da elinden geleni yaptı.立花の息子の弁護をしていたが、力が及ばなかった。
Böylece iki yıl zarfında tüm yetkileri elinden alındı.2年の在任で有能で知られた。
Önemli olan elinden geleni yapıp yapmadığındır.大事なのは全力を尽くすか否かだ。
Hiçbir hayvan ona karşı koyamıyor, kimse onun elinden kurtaramıyordu.但沒有人能承受這種手術,她救不活任何人。
Bunu babasının elinden aldığı içki şişesiyle yapar.他说服了他的父亲用瓶装威士忌。
Bu at bir gün sahibinin elinden kaçarak kaybolmuş.有一天,一个意外导致他从他主人的车逃了出来。
18.000 kişilik birlikten sadece 5.000 kişi bu ortak ordunun elinden kaçabildi.人民軍18萬人的部隊當中,有超過10萬人是屬於志願軍。
Şeyh’in Moğol Hükümdar’larının elinden birçok insanı kurtardığı anlatılagelir.我们对于君主治下的人民是如何组织的一无所知。
O sırada Arda abi gitti topu elinden aldı, bana getirdi.那球最後他出局,我也被抬出去了。
Herkes elinden bir kart çıkarana kadar kartlar açılamaz-alınamaz.누구에게서 엽서를 받는가는 받기 전까지는 알 수 없다.
Tom elinden geleni yapar hatta nakavt düşürme şurubu içirtir.김치전, 감자전 등 부침개도 술안주가 될 수 있다.
1960, halkın elinden devleti alma hareketidir.1960년 - 대한민국의 배우 이휘향.
Bir elde, herkes elinden aynı anda bir kart çıkarır.모두가 동시에 자신의 카드를 뒤집어 보여준다.
Hizmetçinin elinden aldığı mektubu gösterir.선생의 부인이 받으신 그녀의 편지는 나에게 보낸 것이었습니다.
Ali'nin Başkan'ın elinden kurtulmasında yardım etmiştir.이레가 대장군을 구출하는 것을 돕는다.
Yedi Yıl Savaşı sırasında Fransızların elinden Kanada alındı.캐나다 7개국은 전쟁 중에 프랑스와 동맹을 맺고 있었다.
Gücümüzü senin elinden alıyoruz.우리의 미래를 당신의 손에 맡깁니다.
Bir bıçak çekip karısını tehdit eder ama Beppe hemen bıçağı elinden alir.카니오는 칼로 네다를 위협하나, 베페가 그를 말린다.
Jerry onu Tom'a yem etmemek için elinden geleni yapar.음모를 세워 톰을 처형으로 이끌다.
Çünkü insanı hapseder ve onun özgürlüğünü elinden alır.”여자를 가둬놔야 당신들이 자유로울 수 있으니까요"라고 말한다.
Ancak Nevin doğruları söylemez ve kızının cinayetini üstlenmek için elinden geleni yapar.박소저는 이시백을 원망하지 않으며 며느리로서 할 일을 다 한다.
Sahiplerinin elinden de yem yiyebilirler.심지어는 주인 행세를 하기 위해 주인을 잡아먹기도 한다.
Korra'nın yanında savaşırken elinden geleni yapmaya hazırdır.하바라의 선배와는 견원지간으로 얼굴을 맞댈 때마다 싸움을 한다.
De Grieux Manon'u hapishaneden kurtarmak için elinden geldiğini yapar ama bunu başaramaz.한편 앙리 드 로앙은 남 프랑스에서 라 로셸을 구원하기 위해 반란을 주문해 시도했지만 실패했다.
Ayrıca, kadının sol eli sağ elinden kısaydı.하지만 남자는 왼손으로 여자의 오른손을 잡고 있다.
Ama elinden gelen herşeye rağmen Yuan Hanedanı uçuruma sürüklendi.그럼에도 불구하고 중궁황자의 사망 후에 준시가 중궁에 책봉되었다.
Grigorenko 1977 yılında tıbbi tedavi için ABD'ye gitti ve Sovyet vatandaşlığı elinden alındı.בשנת 1977, כשגריגורנקו נסע לטיפולים רפואיים בארצות הברית, נשללה ממנו אזרחותו הסובייטית.
Bu durumda ben kulunun veya başkalarının elinden ne gelir?”אתם על התעלה או התעלה עליכם?".
Amacı elinden geldiğince fazla oyuncuyu süpürgesinden düşürmektir.תפקיד המרביצן הוא להפיל כמה שיותר שחקנים מהמטאטאים שלהם.
İlk Lotus'un elinden kaçan da odur.היא ביקשה את עזרתו של סלאוקוס הראשון.
Dursun'u muhallebiciden attırmak için elinden geleni yapar.הוא רוצה לשמח את אדריאן כמה שהוא יכול.
Kaza sırasında başından kaskı, elinden eldivenleri çıktı.במנוסתו שמט אחריו מניפה וכפפות.
Bunu aşmak için de elinden geleni yapmaktadır.הוא עושה כל דבר אפשרי כדי למנוע את זה.
Genelde ona çok yaklaşır ama hep bir aksilik çıkar, onu elinden kaçırır.הוא לרוב מפחד לדבר איתה וכשהוא כן עושה זאת, התוצאה היא תמיד מבישה מבחינתו.
Ceren'i önemsiyor, ona yardım etmek için elinden geleni yapıyor.דואג לספיר ועושה כל שביכולתו כדי לעזור לה.
Jenny'ye elinden geldiğince yardımcı olur.יני ואחותה טיפלו בהן כמיטב יכולתן.
Kolhoz idaresi ise Gülsarı'yı Tanabay'ın elinden alır.הריינג'רס המוזהב מצליח להיחלץ מידיה של אודיוס הערמומית.
Ayrıca Corbin'in yetkisi elinden alındı.בנוסף לכך, קורבין איבד את הסמכות הניהולית שלו.
Dinî mevkisi hariç tüm mevkileri elinden alındı.הם הסכימו להשאיר הכל, למעט מגדל השעון.
Girişim sonucu Papa II. Ioannes Paulus, elinden ve karnından vurulmuştur.ביקורו של האפיפיור יוחנן פאולוס השני ביד ושם.
İzlanda'da bir karısı olduğunu reddedince, evliliğini tamamlama yetisi elinden alınarak lanetlenir.Когато той отрича да има жена в Исландия, тя го проклина да не може да консумира брака си.
Aynı zamanda, şirketi Almanya'nın elinden kurtarmak için Hollanda Antillerine taşıdılar.Същевременно компанията е преместена формално на Нидерландските Антили, за да бъде далеч от германски ръце.
Bunu aşmak için de elinden geleni yapmaktadır.Там работи каквото може, за да се издържа.
Jenny'ye elinden geldiğince yardımcı olur.Жорж трябва да направи всичко, за да помогне на жена си.
Bazı temel demokratik haklar hızlı bir şekilde insanların elinden alındı.Повечето кралски змии обаче относително бързо свикват да бъдат държани от хора.
Bunları elinden geldiği kadar az kullanarak Franco Alfano bu operayı bitirmiştir.Преди смъртта си пожелава това да направи Франко Алфано.