Genelde ona çok yaklaşır ama hep bir aksilik çıkar, onu elinden kaçırır.Často je v nebezpečí, ale pevně věří tomu, že se mu nemůže nic stát.
Tom elinden geleni yapar hatta nakavt düşürme şurubu içirtir.Během požíraní kořisti nebo po něm tygr pije.
Leïto'yu elinden kaçıran Taha, Leïto'yu kendine çekebilmek için onun kız kardeşi Lola'yı kaçırır.Taho proto nechá unést Leïtovu sestru Lolu.
Gücümüzü senin elinden alıyoruz.Osvoboď se od své vlastní síly.
Şirkuh'un 1169'daki son seferinde Şirkuh Mısır'ın idaresini Şavar elinden zorla aldı.Roku 1169 dosáhl Šírkúh jmenování egyptským vezírem.
9 yıl bu takıma hizmet etti ve 222 karşılaşmada 4 gol ile elinden geleni yaptı.Zde působil dlouhých 9 let a odehrál 223 zápasů.
Siyah 4...Ve7 ile merkezde gücü elinden bırakmamaya çalışabilir ya da 4...Af6 ile karşıakın başlatabilir.Se2 Černý tu může zkusit variantu bez a6 se snahou protihru v centru, nejčastěji se ale 6... a6 vyskytuje.
Ekim 2007'de, Michel Platini'nin Fransa'nın en golcü oyuncusu olma rekorunu elinden aldı.În octombrie 2007, el l-a surclasat pe Michel Platini în topul all-time al golgheterilor naționalei Franței.
Ceren'i önemsiyor, ona yardım etmek için elinden geleni yapıyor.El are o afecțiune pentru Velma și ar face orice ca să o ajute.
Devrinde hazırlanan kanunların ve kurulan kurumların büyük kısmı onun elinden çıkmıştı.Mare parte a legilor și instituțiilor fondate în perioada sa, au fost rezultatul eforturilor sale.
Her ne murad ederse, elinden geliyor.Este așa de obraznic, poate scăpa cu orice.
Bu liderliği Danimarka'nın elinden almıştır.Danemarca este cea care continuă să preia aceste responsabilități.
Öte yandan, hükümet Yahudileri aşağılamak için elinden geleni yaptı.Guvernul Sovietic a încercat din motive politice să minimizeze suferința evreilor.
Banquo pusuya düşürülür ve öldürülür ama oğlu olan Fleanzio'nun onların elinden kurtulup kaçmasını sağlar.Banquo este omorât, dar nu și Fleanzio, care izbutește să scape.
Bunun için de elinden geleni yapmaya hazırdır.Pentru a realiza acest lucru, va face tot posibilul.
Sorumluluk artık Eorl oğlu Brego'daydı ve o da elinden geleni yaptı.Teodosie era fiul lui Arcadius și fratele Pulcheriei, de care a fost influențat pe mai tot timpul domniei.
Birden telefonu elinden düşürür.Toți au pus mâna instantaneu pe telefon.
Elinden düşürmediği çakmağı sonunda bir işe yaramıştır.Unul dintre gloanțele care l-a lovit nu a putut niciodată să-i fie extras.
Vatandaşlığı elinden alındı ve gıyabında ölüm cezasına çarptırıldı.Acesta a jurat credință și a fost învestit în funcție pe patul de moarte.
Tom öfkeyi kontrol altında tutmak için elinden geleni yaptı.Tom a făcut tot posibilul pentru a-și păstra cumpătul.
Lütfen buraya zamanında gelmek için elinden geleni yapmaya çalış.Te ros să încerci să faci tot posibilul să ajungi aici la timp.
Tom Mary'yi görmezden gelmek için elinden geleni yaptı.Tom a făcut tot posibilul să o ignore Maria.
Bunu babasının elinden aldığı içki şişesiyle yapar.Ezzel telt be apjánál a pohár.
Yargı, inanıyorum ki elinden geleni yapacak.Mindent megteszünk, és bízom benne, hogy sikerülni fog.
Kate, Sawyer'ın elinden silahı alır ve Sayid'in tarifiyle parçalarına ayırır.Kihasználva a helyzetet, Kate elveszi Sawyertől a fegyvert, és Sayid utasításai szerint szétszedi.
Birden telefonu elinden düşürür.Egyszercsak megszólal a telefonja.
Bunları elinden geldiği kadar az kullanarak Franco Alfano bu operayı bitirmiştir.Puccini halálakor az opera befejezetlenül maradt, a művet Franco Alfano egészítette ki.
Elinden yapacak bir şey gelmez.Nem várhat tovább, valamit tennie kell.
İlk Lotus'un elinden kaçan da odur.Ez volt a Lotus első F2-es győzelme.
Orbaius'un elinden gelen her şeyi yaptığı anlaşılmaktadır.Isten tudja, miért jár ide Orbán annyit.
Toplantıda kurul Sculley’ye destek verdi ve Jobs’ın yönetim yetkileri elinden alındı.A fő befektetőkből álló igazgatótanács támogatta Sculley döntését és Jobs időt kért az átállásra.
Hükümet bu hareketliliği dağıtmak için elinden gelen her şeyi yapıyordu.Az állami hatóságok mindent megtettek eltávolítása érdekében.
O sırada Arda abi gitti topu elinden aldı, bana getirdi.Ezt követően a labdához sétál, és magához veszi azt.
Fakat tüm bu başarıların yanında sağ elinden sakatlanan genç oyuncu 16 maç kaçırdı.Rövid játékvezetői pályafutása alatt 16 válogatott mérkőzést vezetett.
Alex'i Ozzie Leprikon'un elinden kurtarır.Meg kell menteni Pierot, Sokolovot.
Yedi Yıl Savaşı sırasında Fransızların elinden Kanada alındı.A kínai polgárháború négy éve alatt elfoglalták az egészet.
Charlie elinden geldiğince Claire’i rahatlatmaya çalışır.Charlie mindent megtesz azért, hogy Claire megbocsásson neki.
Ayrıca, kadının sol eli sağ elinden kısaydı.Ha kellett, a jobb kezét is felszögezte volna a képre.
1943 yılında vaizlik yetkisi elinden alındı.1943-ban nyilvánították védetté.
Koma kadının cadı olduğunu anlasa da elinden artık bir şey gelmez.Attól, hogy valaki boszorkánynak nevezi magát, még nem az!
Kilise okullarını kapattı ve mallarını elinden aldı.Feloszlatta a vallási egyesületeket, vagyonukat lefoglalta.
Kral bu istekleri sağlamak için elinden geleni yapacağını söylemiştir.Kuningas vastasi tekevänsä voitavansa näiden pyyntöjen täyttämiseksi.
Elinden geldiğince eminti ve yaptı.Se oli tehnyt voitavansa ja epäonnistunut.
Elinden yapacak bir şey gelmez.En voi sille mitään.
Herkes elinden bir kart çıkarana kadar kartlar açılamaz-alınamaz.Kortteja ei saa nostaa käteensä ennen kuin kaikki kortit on jaettu.
Aralık 1950’de İngiliz vatandaşlığı elinden alındı.Joulukuussa 1950 Fuchs menetti Britannian kansalaisuuden.
Bu durum Ness’in mahkemeye sunacağı ipuçlarını elinden alır.Hän toivoo saavansa tältä jotain tietoja, jotka auttaisivat Navis'ta hänen oikeudenkäynnissään.
Jerry onu Tom'a yem etmemek için elinden geleni yapar.Hän yrittääkin keinoja kaihtamatta syöstä Danielin vallasta.
Ayrıca Corbin'in yetkisi elinden alındı.Flackin juoksu hylättiin.
Orta sınıf, elinden geldiğince üst sınıfların lüks yemek biçimlerini taklit etmeye çalıştı.Aalto pyrki saamaan opiskelijoille niin paljon jokinäköalaa kuin mahdollista.
18.000 kişilik birlikten sadece 5.000 kişi bu ortak ordunun elinden kaçabildi.Maan 8 000 lähetyssaarnaajasta vain 500 saattoi jäädä työmaalleen.
Hizmetçinin elinden aldığı mektubu gösterir.Γράμματα διδάχτηκε από τη γυναίκα του.
Donanması ve Birlik'teki oy hakkı elinden alındı.Έγινε αξιολόγησή του από το Ναυτικό και τον Στρατό.
Ve elinden geldiği kadar yardım etmeye çalışır.Προσπαθούν να βοηθήσουν τους ανθρώπους με όποιο τρόπο μπορούν.
9 yıl bu takıma hizmet etti ve 222 karşılaşmada 4 gol ile elinden geleni yaptı.Η ομάδα ολοκλήρωσε τις αγωνιστικές της υποχρεώσεις με 9 νίκες στο ενεργητικό της σε σύνολο 22 αγωνιστικών.
Gücümüzü senin elinden alıyoruz.Πάρε την τύχη σου στα χέρια σου!
Ayrıca, kadının sol eli sağ elinden kısaydı.Η γυναίκα στρέφει το πρόσωπό της προς το δεξί της χέρι.
Mektubu Kate'in elinden alarak kendisine acımamasını ve gitmesini söyler.Han tager brevet fra Kate og beder hende om ikke at være ked af det på hans vejne og om at gå.
İngiltere, Danimarka krallarının elinden çıkınca bile Danimarka’da húskarlar devam etmiştir.Selv efter Englands løsrivelse fra Danmark, fortsatte danskernes indflydelse her.
Charlie elinden geldiğince Claire’i rahatlatmaya çalışır.Charlie er desperate overfor Claire.