Elbiselerini kendisi tasarlıyor.드레스 디자인을 직접 다루고 있다.
Mesela giyilen elbiseler.쓰는 옷.
1980 yılında Bundestag'a seçildi ve parlamentoda geleneksel kazak elbise giydi.1980년 슈뢰더는 독일 상원에 선출되었고, 전통 양복 대신 국회에 스웨터를 입고 나왔다.
Frig erkek elbisesi.유니폼의 색은 흑.
Ben gri takım elbise ve peruk giymeyi tercih ederdim ve onlar hoş giysiler değildi.생활은 검소하고, 그저 흰 옷을 입었을 뿐이며, 유흥을 좋아하지 않았다.
Önceden ona yapılmış olan elbiseyi getirerek giydirirler.기존에 입고 있었던 옷은, 최초로 입었던 옷으로 전환된다.
Ölümlerde ölünün elbiseleri toplanıp ağıtlar yakılır.죽은 이들의 시체는 옷을 벗기고 팔다리를 절단하여 불태운 뒤 암매장되었다.
Aztek imparatoru göz kamaştırıcı elbiseler giymişti.예수 크라이스트는 지상에서 있는 동안 초자연적인 체를 입고 있었다.
Drag benim iş elbisem.의상은 콕 코트.
Kontes Susanna'nın elbisesini giymiş şekilde gelir.보닛에 드레스 차림의 아름다운 여성의 모습을 하고 있다.
Kesik elbise bugün hale Topkapı Sarayı'ndadır.화장실(남녀 공용의 수세식)은 가다 행 승강장의 구내 건널목 앞에 있다.
Ardından Swift, ilk olarak yalınayak bir şekilde ve sadece mavi bir elbiseyle sahilde görünür.לאחר מכן, סוויפט נראית כאשר עומדת יחפה על החוף ולבושה שמלה כחולה.
Elbisesini kaldırdıktan sonra onun kendisinin küçük bir halinin olduğunu görüyor.לאחר שהן מסירות את גרביו הן מגלות כי הוא גבר.
Bu takım elbiseler de genellikle göze çarpan renklerde olurdu.בואו פשוט נשים אותם בתחפושת כי הם בדרך כלל חיים בקור".
Kendisine, karısına ve çocuklarına elbise alır.הניח את אשתו וילדיו.
Hunlar keten elbiseler dikmişlerdir.הכיסאות מצוידים בחגורות בטיחות.
Bekâret kemeri, cinsel ilişkiyi önlemek için tasarlanmış elbise kilitleme aracıdır.חגורת צניעות היא מתקן או פריט לבוש המיועד למנוע מהלובש את האפשרות לקיים יחסי מין.
Bunun yerine, batı tarzı elbiseler giydiler.הגברים לובשים בגדים מערביים.
Kayken kadınlarca elbiselerinin altında saklı olarak taşınılırdı.ברגע שיכלו ללכת הן הולבשו בבגד תחתון.
Kesik elbise bugün hale Topkapı Sarayı'ndadır.מרכז החסידות כיום הוא בעיר תל אביב.
Bütün vilayetler beni tanırlar; ya üniformayla veya fesli, kalpaklı sivil elbiseyle görmüşlerdir.על לבוש חסידי ראו: לבוש חרדי, ותנועת החסידות#לבוש חסידי.
Genellikle takım elbise giymek yerine spor ve modern giyinmektedir.הוא בדרך כלל לבוש בבגדי סקייטר וספורט.
Kızıl elbiseler giyer.היא לובשת משקפיים אדומות.
Elbise askısı - Giyisileri asmaya yarayan alet.מלבוש- תרומת בגדים לנזקקים.
Beyaz elbiselidir.רצוי לבוש לבן.
Bayan Bennet'in yaşlı kuşaktan olduğu ve elbisesinin onarılmış olduğu ortaya çıktı.הוא פוגש בבתו ג'סי, שנטלה את זהות ליברטי בל ושינתה את תלבושתה כדי שתתאים לתלבושתו הישנה של אביה.
Drag benim iş elbisem.דיני צרעת הבגד.
Gri elbiselere bürünmüştü.היא ניצבת מולו בחלוקה האפור.
Bu cihazlar yolcuların elbiselerini çıkartmadan tarama yapabilmelerini sağlıyor.חדרי הלבשה אלה כוללים ארוניות להנחת הבגדים של הלקוחות.
Hediyeler çoğunlukla görkemli elbiselerden seçilirdi.לעיתים קרובות הם יהיו לבושים בבגדים אלגנטיים.
Uzay elbisesinin üçüncü bölümü ayakkabılardır.זהו הספר השלישי בסדרת ספרי קפטן תחתונים.
Elbise insanların üzerlerine giymiş oldukları genellikle kumaştan yapılan parçadır.הסגנון נחשב לגברי, והדבר הודגש לעיתים על ידי עניבת עניבה.
Asker vaktini mahfuz mahallerde oturarak geçiriyor, gece gündüz elbise ve çizme ile yatıp kalkıyordu.כמו כן הורה לחייליו להישאר בכוננות בלילה ולישון בבגדיהם.
Çığlık atarken, bir figür, annesinin elbiselerini giymiş bir bıçak Norman Bates ile odaya fırladı.כשהיא צורחת, נורמן בייטס נכנס לחדר עם סכין.
O anda Kontes'in elbiselerini giymiş Susanna da aynı yere gelir.לבית מגיע גם אלונזו הלבוש הפעם בבגדי יהודים.
Bu elbiseyi sana kim aldı?מי קנה לך את השמלה הזו?
Başkalarının elbiselerini giymeyi sevmiyorum.אני לא אוהב ללבוש בגדים של אחרים.
Ona güzel bir elbise satın aldım.קניתי לה שמלה יפה.
Senin için yeni bir takım elbise hazırlamak istiyorum.אני רוצה להכין עבורך חליפה חדשה.
Bu takım elbise siyah değil.החליפה הזאת לא שחורה.
İnsanlık elbisesi giydim.В човешки дрехи.
Elbiseler bütün vücudu örtmektedir.Облеклото е драпирано по тялото.
Harmonia'nın elbisesini onlar dokuyup işlemiştir.Те изтъкали сватбената рокля на Хармония.
Erkekler, traşlı ve tertemiz elbiseleri ile bayram namazına giderler.Изпълняващият молитвата да носи чисти и прилични дрехи.
Hipodrom'da yapılan bir geçit töreninde kadın elbisesi giydirilerek ata tersten bindirildi.Той трябва да язди на кон в женски дрехи през хиподрума.
Bağdat'ta insanların birçoğu yöresel Arap elbisesi olan kandura giyerler.Освен това, той бива обличан от някои араби в домашни условия.
En güzel elbiseler giyilir, en güzel kokular sürünülür ve dere kenarına gidilirdi.Мъртвите са обличани в най-хубавите им дрехи, увивани в кожи и поставяни на дървено скеле.
Modern kuşaklar genellikle takım elbiselerde ceketin altında giyilir.В мъжката мода, често маншета се показва под ръкавите на сакото.
Kırmızı elbiselerle sarılıdır.Облечен е в червено облекло.
Anlatıldığına göre ölümünden üç gün önce yeni yaptırdığı bir takım elbise giymiş, resim çektirmiştir.Имам много ясен спомен за деня, в който дойде с новите си дрехи, които си беше купила сама.
AFSC bu yüzden ilaç temini, yiyecek ve elbise dağıtımı gibi konular üzerinde çalışmalar yapar.След края на войната AFSC доставя храна, облекло и медикаменти на бежанците в целия свят.
Yanında sadece atı, elbiseleri ve notları kalmıştı.Други ѝ подаряват коне и дрехи.
Bir kaza olursa bu elbiseler, onları daha iyi koruyacaktır.При работа с нея, особено с по-концентрираните ѝ разтвори, трябва да се носи защитно облекло.
Uçuş giysisi , tam bir vücut elbisesidir.Основна женска дреха е свободна дълга рокля.
Adamları yeşil takım elbise giyer.Zaposlenici nose odore zelene boje.
Gök matem elbisesi giydi.Nosila si vjenačnicu.
Elbiseye, kül tablasına ve kahve fincanına dikkat edin.Izbjegavajte odjeću i posteljinu od sintetike i vune.
Ölümlerde ölünün elbiseleri toplanıp ağıtlar yakılır.Posteljina i odjeća umrlog se spaljivala.
Elbiseler bütün vücudu örtmektedir.Prorijeđena dlaka pokriva cijelo tijelo.
Sadece tek tip bir takım elbise giyer.Čovjek postaje drukčiji kada navuče uniformu.