Acil servis talebi farkı isteyeceğim elbette.Du skal selvfølgelig betale et hastegebyr.
Acil servis talebi farkı isteyeceğim elbette.Minun täytyy tietysti veloittaa kiirelisä.
Acil servis talebi farkı isteyeceğim elbette.Te cobraré un dinero extra por las prisas, claro.
Acil servis talebi farkı isteyeceğim elbette.Θα χρεωθείς για την επείγουσα παραγγελία.
Acil servis talebi farkı isteyeceğim elbette.Разумеется, я включу в счёт и срочность работы.
Ah elbette.Ach, oczywiście.
Ah elbette.Ah, certo.
Ah elbette.Ah, desigur.
Ah! Elbette !Ah!Desigur!
Ah! Elbette !Ah! maar natuurlijk!
Ah elbette.Ah, natürlich
Ah elbette.Ah, natuurlijk.
Ah elbette.Ah, så klart.
Ah elbette.Ah, samozrejme.
Ah! Elbette !Ah, selvfølgelig!
Ah elbette.Ah, tentu saja.
Ah! Elbette !Hát persze!
Ah! Elbette !아, 그럼!
Ah! Elbette !Oczywiście!
Ah! Elbette !Tietenkin!
Ah elbette.Α, φυσικά.
Ah elbette.Ах, конечно.
Ah elbette.Разбира се.
Ah! Elbette !!אה! בוודאי
Ah elbette..אה, בטח
Ah elbette.اه, بالطبع
Ah! Elbette !اه بالطبع
Ah! Elbette !生まれて中学卒業まで 家族のように暮らしてたんだ
Ah elbette.許してもらえますか?
"Ah şu komik Avrupa'lılar. Elbette onları etkileyecektir." diyebiliriz.."Ah estos europeos graciosos, por supuesto que eso los influenciaría."
"Ah şu komik Avrupa'lılar. Elbette onları etkileyecektir." diyebiliriz..Anda dapat mengatakan, "Oh, orang Eropa yang lucu tersebut, tentu itu akan mempengaruhi mereka."
"Ah şu komik Avrupa'lılar. Elbette onları etkileyecektir." diyebiliriz..Azt gondoljuk, "ezek a vicces európaiak, rájuk így hat."
"Ah şu komik Avrupa'lılar. Elbette onları etkileyecektir." diyebiliriz..우린 말하죠, "웃기는 유럽사람들. 당연히 그들이야 영향을 받겠지."
"Ah şu komik Avrupa'lılar. Elbette onları etkileyecektir." diyebiliriz..אפשר לומר "אה, האירופאים המצחיקים האלה. בטח שזה ישפיע עליהם."
"Ah şu komik Avrupa'lılar. Elbette onları etkileyecektir." diyebiliriz..يمكنك القول، "أوه، هؤلاء الأوروبيون المضحكون. بالطبع ستؤثر عليهم."
"Ah şu komik Avrupa'lılar. Elbette onları etkileyecektir." diyebiliriz..とは思っても 自分たちに関しては
Alice'in sıradışı oluşundaki bir sebep elbette, 1950'li yıllardaki zihniyete inat, onun bir kadın oluşuydu.A Alice se vymykala částečně proto, že samozřejmě byla žena, což byla v padesátých letech poměrně vzácnost.
Alice'in sıradışı oluşundaki bir sebep elbette, 1950'li yıllardaki zihniyete inat, onun bir kadın oluşuydu.Alice가 보기 드문 의사였던 건, 물론, 1950년대에 여의사는 꽤 드물었기 때문이죠.
Alice'in sıradışı oluşundaki bir sebep elbette, 1950'li yıllardaki zihniyete inat, onun bir kadın oluşuydu.Alice era insolita in parte, ovviamente, perché era una donna, cosa abbastanza rara negli anni '50.
Alice'in sıradışı oluşundaki bir sebep elbette, 1950'li yıllardaki zihniyete inat, onun bir kadın oluşuydu.Alice era poco corriente en parte, claro, por ser mujer, lo que era muy raro en los años 50.
Alice'in sıradışı oluşundaki bir sebep elbette, 1950'li yıllardaki zihniyete inat, onun bir kadın oluşuydu.Alice menjadi luar biasa, sebagian karena dia seorang wanita, sesuatu yang cukup jarang di tahun 1950-an.
Alice'in sıradışı oluşundaki bir sebep elbette, 1950'li yıllardaki zihniyete inat, onun bir kadın oluşuydu.E Alice era invulgar, em parte porque, claro, ela era uma mulher, o que era muito raro nos anos de 1950.
Alice'in sıradışı oluşundaki bir sebep elbette, 1950'li yıllardaki zihniyete inat, onun bir kadın oluşuydu.Era neobișnuită în parte pentru că era femeie ceea ce era destul de rar în anii '50.
Alice'in sıradışı oluşundaki bir sebep elbette, 1950'li yıllardaki zihniyete inat, onun bir kadın oluşuydu.Och Alice var ovanlig åtminstone för att hon var en kvinna i yrket, vilket var ovanligt på 1950-talet.
Alice'in sıradışı oluşundaki bir sebep elbette, 1950'li yıllardaki zihniyete inat, onun bir kadın oluşuydu.Und zum Teil war Alice ungewöhnlich, weil sie eine Frau war, was für die 1950er ziemlich selten war.
Alice'in sıradışı oluşundaki bir sebep elbette, 1950'li yıllardaki zihniyete inat, onun bir kadın oluşuydu.Và Alice khác thường phần lớn tất nhiên bởi vì cô ấy là phụ nữ, một điều rất hiếm trong thập niên 50.
Alice'in sıradışı oluşundaki bir sebep elbette, 1950'li yıllardaki zihniyete inat, onun bir kadın oluşuydu.Ze was ongewoon, deels omdat ze een vrouw was, wat in de jaren 50 zeldzaam was.
Alice'in sıradışı oluşundaki bir sebep elbette, 1950'li yıllardaki zihniyete inat, onun bir kadın oluşuydu.Η Άλις ήταν ασυνήθιστη εν μέρει, φυσικά, επειδή ήταν γυναίκα, πράγμα σπάνιο τη δεκαετία του '50.
Alice'in sıradışı oluşundaki bir sebep elbette, 1950'li yıllardaki zihniyete inat, onun bir kadın oluşuydu.Алис беше необекновена от части, защото, разбира се, беше жена, което беше много рядко за онези години.
Alice'in sıradışı oluşundaki bir sebep elbette, 1950'li yıllardaki zihniyete inat, onun bir kadın oluşuydu.Конечно, отчасти её необычность заключалась в том, что она была женщиной-врачом — редкость в 1950-х.
Alice'in sıradışı oluşundaki bir sebep elbette, 1950'li yıllardaki zihniyete inat, onun bir kadın oluşuydu.אליס היתה יוצאת-דופן, גם בגלל שהיתה אישה, דבר די נדיר באותה תקופה.
Alice'in sıradışı oluşundaki bir sebep elbette, 1950'li yıllardaki zihniyete inat, onun bir kadın oluşuydu.وأليس كانت استثنائيةً جزئيًا لأنها، بالطبع، كانت امرأة، و الذي كان شيء نادرًا جدًا في الخمسينيات.
Alice'in sıradışı oluşundaki bir sebep elbette, 1950'li yıllardaki zihniyete inat, onun bir kadın oluşuydu.その当時では珍しく 彼女が女医であったことです 彼女は目立っていました
Ama bir bityeniği da var. Elbette, böyle durumlarda her zaman bir bityeniği vardır.Die Sache hat aber einen Haken, wie immer bei diesen Dingen.
Ama bir bityeniği da var. Elbette, böyle durumlarda her zaman bir bityeniği vardır.하지만 단점이 있습니다. 물론 모든 경우에 단점 하나 정도는 있게 마련이죠.
Ama bir bityeniği da var. Elbette, böyle durumlarda her zaman bir bityeniği vardır.Mutta kuten aina, siinä on koukku.
Ama bir bityeniği da var. Elbette, böyle durumlarda her zaman bir bityeniği vardır.Nhưng có một điểm yếu, dĩ nhiên nhân vô thập toàn,
Ama bir bityeniği da var. Elbette, böyle durumlarda her zaman bir bityeniği vardır.אבל קיים מלכוד. כמובן שתמיד יש מלכוד במקרים כאלו.
Ama bir bityeniği da var. Elbette, böyle durumlarda her zaman bir bityeniği vardır.لكن هناك مشكلة. وبالطبع فهناك دائماً مشكلة في هذه الحالات.
Ama bir bityeniği da var. Elbette, böyle durumlarda her zaman bir bityeniği vardır.核融合は非常に難しいのです