Ama dürüstlükle söylemeliyiz, elbette hiçbir yasal sorumluluk kabul etmiyoruz.Maar ik erken, zelfs in bijzondere vraagstukken, geen onfeilbaar gezag.
Sürprizler bununla sınırlı kalmaz elbette.Deze voorbeelden zijn echter niet limitatief.
Çapkın'ın çıkışından sonra geçen sürede yaşadıklarım Elbette'yi ortaya çıkardı.Daarna leerde hij het pleisterwerk bij een stukadoor, hetgeen hem later van pas zou komen.
Bunun en büyük yazıtı elbette; yazıtlarda geçen bölümlerdir.Het is geschreven met hoofdletters (uncialen) op perkament.
BOD buna karşı çıktı elbette.South zette zich daartegen af.
Gemi Kaptanı: Elbette.Het schip van staat.
Özyinelemeli indirme elbette FTP'de de çalışır.Een bestand uploaden kan ook via FTP.
Elbette değil.”Ik denk het niet.'
Elbette bu gelişmenin bir bedeli vardı.Vooruitgang kwam met een prijs.
Elbette bunda merkezi devletin tasarruf gerekçeleri önemli rol oynamıştır.De stadsarchitect had hierin een grote rol.
Bu elbette son tren değil, öyle değil mi?Dat is toch niet de laatste trein?
Elbette hayır, tatlım.Natuurlijk niet, schatje.
Evet, elbette söyleyebilirsin.Ja, dat kan je wel zeggen.
(Merak etme) elbette seni, hoşnut olacağın kıbleye çevireceğiz.My przecież Ojczyźnie służymy przemiłej!
Elbette hayır!Wcale nie!
Elbette, radyan ve steradyanın boyutları yoktur.Radian i steradian są jednostkami bezwymiarowymi.
Ve okuduktan sonra elbette düzeltecek idin.Kto je będzie znał odczytać, temu się otworzy.
Gemi Kaptanı: Elbette.Fotografia okrętu. .
Elbette değil.”Wcale nie.”.
Bu doğrultuda elbetteki ilk hedef Abhazya idi.Jedynym odstępstwem od tej reguły była Abisynia.
Darbelerle alay ediyorum elbette ama kendi üslubumla mizah yapıyorum.Samotnie dźwigam moje zadanie i jeśli trzeba, używam siły.
Elbette ilk ve tek aşkıdır.Pierwszym i jedynym dowódcą był Lt.
Bu sert karasallıklta elbette yükseltinin etkisi büyüktür.Prawdopodobnie wysokość tego maksimum ulega pewnym wahaniom.
(Merak etme) elbette seni, hoşnut olacağın kıbleye çevireceğiz.VI HAR sannerligen gett dig det goda i överflöd!
Elbette hayır!Nej, självklart inte!
Elbette değil.”Verkligen inte."
Elbette hayranları onun her şeyini sevebilir, zaten seviyor da...Vi hoppas att alla fans älskar den lika mycket som vi gör.
Elbette ilk ve tek aşkıdır.Hur hon träffar sin första och enda riktiga kärlek...
Eğitimli bir suikastçı olmaksa elbette kolay değildir.Att bryta mot en inlärd roll är inte lätt.
Elbette ona babasından söz edemeyecektir.Hennes pappa nämns aldrig.
Bu elbette Rus-Türk ilişkilerinin normalleşmesini bozmaya yönelik bir provokasyon.Han betonar också vikten av att normalisera relationerna med Ryssland.
Yaptıklarının ucu elbette ki Stanley'e dokunacaktır.För andra betydelser, se Stanley.
Aslında elbette Luke'un prenses hakkında hiçbir bilgisi yoktur.Inte mycket är med säkerhet känt om Pierres liv.
Bir İstanbul romanının olmazsa olmazı aşk elbette baş köşede yer alıyor.Om det inte finns någon lång vokal i en icke-initial stavelse faller betoningen på den första vokalen.
O elbette ki görünmezdir ve normal cisimlerin içinden kolaylıkla geçebilir."Воно, звісно, невидиме і легко проходить крізь матерію».
Elbette hayır!Звичайно ні!
Ama dürüstlükle söylemeliyiz, elbette hiçbir yasal sorumluluk kabul etmiyoruz.Отже, різниця, фактично, не носить юридичного характеру.
Elbette her disk bölünebilir.Кожна дотична дасть свій розв'язок.
Elbette filatelistler arasında aynı zamanda koleksiyoncu olanlar çoğunluktadır.Хоча й серед аматорів зустрічались достатньо кваліфіковані особи.
Kullanım alanı sadece bunlarla sınırlı değildir elbette.Цей екологічний матеріал не має обмежень щодо використання.
Elbette ilk ve tek aşkıdır.Генерація перших і єдиних.
Elbette ki Silent Hill'e yolu düşecektir.Історія Silent Hill.
Sana yardım edeceğim, elbette.Звичайно, я допоможу тобі.
Evet, elbette.Так, звичайно.
Elbette o testi geçti.Звичайно ж, вона здала екзамен.
Elbette o testi geçti.Звичайно ж, він здав екзамен.
Elbette bir planım var.Звичайно ж, у мене є план.
Elbette, nasıl hayır diyebilirdim?Звичайно, як я міг відмовитися?
Elbette bir Noel Baba vardır.Звичайно ж, Санта Клаус існує.
Gemi Kaptanı: Elbette.Možná hledáte: Kapitán lodi.
Arizona'nın en önemli coğrafik özelliği elbette Büyük Kanyon'dur.Nejznámější atrakcí státu Arizona je Grand Canyon.
Elbette Avril Black Star Tour'a günümüz üyeleri ile katılmaktadır.Avril také uspořádala turné "The Black Star Tour".
Elbette bu sakatlığı bulunan Big Show'un dinlendirilmesi için ayarlanmış bir son dakika senaryosuydu.Tato scéna však byla nakonec vystřižena kvůli časovému omezení epizody.
Elbette olimpiyatlardaki gibi altın - gümüş - bronz sıralaması kastedilmiştir.Kromě toho je stříbrným a bronzovým olympijským medailistou.
Sürprizler bununla sınırlı kalmaz elbette.To nelze ponechat bez omezení.
Adige-Ubıh-Abhaz dayanışmasının tek cephesi elbetteki Gagra değildi.Nikdo nepředpokládal, že to bylo praktický Gabbianiho poslední slovo.
Kendini çoğu zaman, elbetteki yanlışlıkla, hapishanede bulur.În timpul zilei stă, de cele mai multe ori, ascuns în vizuină.
Ama dürüstlükle söylemeliyiz, elbette hiçbir yasal sorumluluk kabul etmiyoruz.Îmi iau răspunderea în mod formal și spun că nu există lege...
Elbette değil.”Cu sigurnață că nu”.
Yaptıklarının ucu elbette ki Stanley'e dokunacaktır.Dincolo de ele se afla o așezare pe care Stanley a numit-o Stanleyville.