el ile cümle
el kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Dikkat et! Elbise kolun çorbanın içinde.Careful! Your sleeve is in the soup.
Emily güzel bir elbise giyiyor.Emily is wearing a beautiful dress.
Onu herkesin içinde eleştirme.Don't criticize him in public.
Tom sağ elinde bir sineklik ile mutfağa yürüdü.Tom walked into the kitchen with a fly swatter in his right hand.
Tom elektrikli süpürgenin fişini taktı ve odayı temizlemeye başladı.Tom plugged in the vacuum cleaner and started vacuuming the room.
Tom çığlık atmaya çalıştı, ama Mary eliyle onun ağzını kapattı.Tom tried to scream, but Mary covered his mouth with her hand.
Tom Mary'nin elmasları nereye sakladığını kendisine söylemesini istedi.Tom asked Mary to tell him where she had hidden the diamonds.
Bir el feneri olmadan nereye gittiğimi göremeyeceğim.I won't be able to see where I'm going without a flashlight.
Tom yemek yemeden önce ellerini yıkamayı neredeyse asla unutmaz.Tom almost never forgets to wash his hands before eating.
Bir el feneri olmadan bir şey göremeyeceksin.You won't be able to see anything without a flashlight.
Tom sağ elinde küçük bir el feneri tutuyordu.Tom was holding a small flashlight in his right hand.
Tom elinde bir silahla Mary'nin ofise baskın yaptı.Tom barged into Mary's office with a gun in his hand.
Tom sol elinde şarapla dolu bir bardak tutuyordu.Tom held a glass filled with wine in his left hand.
Elektriksiz yaşamaya alışık değilim.I'm unaccustomed to living without electricity.
Tom elinin tersiyle ağzını sildi.Tom wiped his mouth with the back of his hand.
Tom arabasına döndü ve bir el feneri aldı.Tom went back to his car and got a flashlight.
Bu eldivenlerin ellerimi yeterince sıcak tutması gerekiyor.These gloves should keep my hands warm enough.
O elbisede güzel göründüğünü düşündüm.I thought you looked beautiful in that dress.
Elektriksiz yaşamayı hayal bile edemiyorum.I can't imagine living without electricity.
Tom ellerini yıkamak için sabun ve su kullandı.Tom used soap and water to wash his hands.
Tom bana Mary'den elle yazılmış bir not verdi.Tom gave me a handwritten note from Mary.
Doktor elinden geldiğince kısa sürede burada olacak.The doctor will be here as soon as he can.
Tom bardağa biraz elma suyu koydu.Tom poured some apple juice into a glass.
Tom Mary'nin yeni bir elbise giydiğini fark etti.Tom noticed Mary was wearing a new dress.
Tom'un beyzbol eldiveni şifoniyerdeydi.Tom's baseball glove was on the dresser.
Daha fazla yapmadığım için eleştiriliyorum.I'm being criticized for not doing more.
Bir elektronik mağazasında çalışırdım.I used to work in an electronics store.
Tom ellerini arka ceplerine koymuştu.Tom had his hands in his back pockets.
Tom çıplak elleriyle bir balık yakaladı.Tom caught a fish with his bare hands.
Tom elinde bir İngiliz anahtarıyla içeri geldi.Tom came in with a wrench in his hand.
Elimden gelen kısa sürede size geri döneceğim.I'll get back to you as soon as I can.
Elimizden geleni yapmak zorundayız.We have an obligation to do our best.
Tom üç kilo elma satın aldı.Tom bought three kilograms of apples.
Elimden geldiğince onu tamir edeceğim.I'm going to fix it as soon as I can.
Onu ele almamı istediğini düşündüm.I thought you wanted me to handle it.
Elinizden geleni yaptığınızdan eminim.I'm sure you did the best you could.
Zamanında hazır olmak için elimden geleni yapacağım.I'll do my best to be ready on time.
Tom bir çocukken elmayı severdi.Tom loved apples when he was a kid.
Sadece ellerimi yıkamaya gideceğim.I'm just going to go wash my hands.
Bıçağına el koymak zorunda kalacağım.I'll have to confiscate your knife.
Bu meseleyi ele almanı istiyorum.I'd like you to handle this matter.
O elbiseyle iyi görünürsün.You would look good in that dress.
Elimden geldiği kadar kısa sürede sana bir tane alacağım.I'll get you one as soon as I can.
Elimden geldiğince kısa sürede seninle olacağım.I'll be with you as soon as I can.
Bir çift deri eldiven aldım.I bought a pair of leather gloves.
Elimizden geldiği kadar kısa sürede orada olacağız.We'll be there as soon as we can.
Tom araba uzaklaşırken el salladı.Tom waved as the car pulled away.
Tom ellerini bir havluyla kuruladı.Tom dried his hands with a towel.
Tom'un elinden gelen her şeyi yaptığına eminim.I'm sure Tom is doing all he can.
Tüm düzenlemeleri ele alacağım.I'll handle all the arrangements.
Elimde olsa bile, ben bunu yapmazdım.I wouldn't do it even if I could.
Tom'un bir elektrikçi olduğunu düşündüm.I thought Tom was an electrician.
Tom doktor değil, satış elemanıdır.Tom is a salesman, not a doctor.
Ellerini yıkamayı unutma.Don't forget to wash your hands.
Bunu senin ellerine bırakıyorum.I'm leaving this in your hands.
Elbiselerimi değiştireceğim.I'm going to change my clothes.
Sana elimden geldiğince çok vereceğim.I'll give you as much as I can.
Yardım etmek için elimden geleni yapacağım.I'll do whatever I can to help.
Oraya elimden geldiği kadar çabuk gittim.I got there as fast as I could.
Buraya elimden geldiği kadar çabuk geldim.I came here as fast as I could.