el ile cümle

el kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
7
ORT. KELİME
Tom genellikle bir takım elbise giymez.Tom doesn't often wear a suit.
Tom elinde bir tabanca ile öldü.Tom died with a gun in his hand.
Tom elma ağaçlarının tohumlarından yetiştiğini bilmiyordu.Tom didn't know apple trees grow from seeds.
Tom, bir takım elbise ve bir kravat giymek zorunda değildi fakat giydi.Tom didn't have to wear a suit and tie, but he did.
Tom işi elinden gelen en iyi şekilde yaptı.Tom did the job to the best of his ability.
Tom elinden geleni yaptı, ama yine de dersleri geçemedi.Tom did the best he could, but he still wasn't able to pass the course.
Tom elinden geleni yaptı fakat hâlâ kötü notlar alıyor.Tom did the best he could, but he still got bad grades.
Tom elinden geleni yaptı.Tom did his best.
Tom elinden geleni yaptı, ama başarısız oldu.Tom did his best, but he failed.
Tom elli mekik yaptı.Tom did fifty sit-ups.
Tom elinden gelen her şeyi yaptı.Tom did all that he could.
Tom elma ağacından bazı dallar kesti.Tom cut some branches off the apple tree.
Tom paslı bir bıçakla elini kesti.Tom cut his hand with a rusty knife.
Tom ellerini alkışladı.Tom clapped his hands.
Tom topu sağ eli ile yakaladı.Tom caught the ball with his right hand.
Tom her zaman elinden geleni yapar.Tom always does his best.
Bu eldivenler Tom'a aittir.These gloves belong to Tom.
Bu eldivenler Tom'undur.These gloves are Tom's.
Hava dahada ısındığı için, Tom bir kat elbise daha çıkardı.Since it was getting even hotter, Tom peeled off another layer of clothing.
Tom'a üzülmemek elimde değil.I can't help feeling sorry for Tom.
Tom'un kız kardeşinin elbiselerini giymemesini rica ettim.I asked Tom not to wear his sister's clothes.
Tom ve Mary'nin el topu oynamasını izledik.We watched Tom and Mary playing handball.
Tom Mary'ye yetişmek için elinden geldiğince hızlı yürüdü.Tom walked as fast as he could to catch up with Mary.
Tom Mary'yi ikna etmek için elinden geleni yaptı.Tom tried his hardest to persuade Mary.
Tom elindeki tüm parayı Meryem'e bir Noel hediyesi almak için harcadı.Tom spent all the money he had to buy Mary a Christmas present.
Tom Mary'nin eline biraz para koydu.Tom slipped some money into Mary's hand.
Tom Mary'ye bir elmas yüzük vermemeliydi.Tom shouldn't have given Mary a diamond ring.
Tom Mary'nin parmağına elmas bir yüzük taktı.Tom put a diamond ring on Mary's finger.
Tom Mary'nin ellerinin titrediğini fark etti.Tom noticed Mary's hands shaking.
Tom Mary'nin yeni elbisesinin rengini sevdi.Tom loved the color of Mary's new dress.
Tom Mary'nin elini bıraktı.Tom let go of Mary's hand.
Tom Mary'nin elinden geleni yaptığını biliyordu.Tom knew that Mary had done her best.
Tom elini Mary'ye uzattı.Tom held out his hand to Mary.
Tom Mary'nin elini tuttu.Tom held Mary's hand.
Tom Mary'yi elinden yakaladı.Tom grabbed Mary by the hand.
Tom Mary'nin emin ellerde olup olmadığını bilmiyordu.Tom didn't know whether Mary was safe or not.
Tom Mary'nin yeni bir elbise isteme nedenini bilmiyordu.Tom didn't know the reason why Mary wanted a new dress.
Tom Mary için elinden geleni yaptı ama o yeterli değildi.Tom did what he could for Mary, but it wasn't enough.
Tom elinden geleni yaptı, ama Mary'den daha yüksek not alamadı.Tom did the best he could, but he wasn't able to get a higher grade than Mary.
Tom Mary'ye yardımcı olmak için elinden geleni yaptı.Tom did his best to help Mary.
Tom, işi doğru yapmadığı için Mary'yi eleştirdi.Tom criticized Mary for not doing the job correctly.
Mary'ye kızmamak Tom'un elinde değildi.Tom couldn't help getting angry with Mary.
Mary için üzülmemek Tom'un elinde değildi.Tom couldn't help feeling sorry for Mary.
Tom Mary'nin yumruğunu bloke etti, sonra sağ eliyle ona tokat attı.Tom blocked Mary's punch, then slapped her with his right hand.
Tom Mary'nin çürük elmayı çöpe atmasını rica etti.Tom asked Mary to throw the rotten apple into the garbage.
Tom ve Mary, yeni tekniği kullanarak dikkat çekici sonuçlar elde ettiler.Tom and Mary have achieved remarkable results using their new technique.
Tom ve Mary el ele tutuşurken manzaraya hayran kaldılar.Tom and Mary admired the scenery as they held hands.
Tom onu bekliyor olsada, Mary'nin bir elbise seçmesi zamanını aldı.Mary took her time choosing a dress even though Tom was waiting for her.
Mary bütün elbiselerini kendi diker.Mary makes all her own clothes.
Mary siyah elbise içinde iyi görünüyor.Mary looks good in a black dress.
Mary Tom'dan elbisesinin fermuarını kapamasını rica etti.Mary asked Tom to zip up her dress.
Elbiseni o kadar çok seviyorum ki keşke basabileceğim bir 'Seviyorum' butonu olsa.I like your dress so much I wish there was an 'I like' button I could press.
Tom elinden geldiği kadar Mary'den uzaklara gitmek istedi.Tom wanted to get as far away from Mary as he could.
Tom kirli elbiselerini çıkardı ve onları çamaşır makinesine attı.Tom stripped off his dirty clothes and threw them into the washing machine.
Tom cebinden bir el feneri çıkardı.Tom pulled a flashlight out of his jacket pocket.
Tom Mary'yi mutlu etmek için elinden geleni yapıyor.Tom bends over backwards to make Mary happy.
Bana bir elma ver.Give me an apple.
Ellerimi silmek için o küçük nemli havlulardan birini alabilir miyim?Could I get one of those small damp towels for wiping my hands?
Bugün ben de elimden geleni yapmaya çalışacağım.I'll try my best today, too.
İridyum en ender elementlerden biridir.Iridium is one of the rarest elements.

İlgili Sayfalar