Benim iltifatlarım bunu mümkün kılan ellere.My compliments to the hands that made this possible.
Bahçede birçok elma ağacı var.There are many apple trees in the garden.
Bu makine elektrik üretir.This machine generates electricity.
Ellerimi yıkarım.I wash my hands.
Eldivenlerini ona uzattım.I handed her her gloves.
Evime güneş panelleri taktığımdan beri elektrik faturam yarı yarıya azaldı.Since I installed solar panels on my house, my energy bill has been cut in half.
Elmaslar sonsuzdur.Diamonds are forever.
Elim ılık suda.My hand is in warm water.
Ben elimden geleni yaptım.I have done what I could.
Elinde çekiç olan bir adama her şey bir çivi gibi görünür.To a man with a hammer, everything looks like a nail.
Tam sevinç değerini elde etmek için, onu paylaşacak birisine sahip olmalısınız.To get the full value of joy, you must have someone to divide it with.
Napolyon, Elba adasında sürgünde yaşadı.Napoleon lived in exile on the island of Elba.
Bu, elinin biri arkanda bağlıyken biriyle dövüşmek gibidir.This is like fighting someone with one arm tied behind your back.
Çek o boktan ellerini üzerimden, seni göt kafa!Take your fucking hands off me, you bastard!
Böyle tartışmalı bir görüşü dile getirdiği için eleştirildi.He was criticized for voicing such a controversial opinion.
Diyetimden sonra yeni elbiseler aldım.I bought new clothes after my diet.
O, Haiti büyük elçisidir.He's the ambassador to Haiti.
Portekiz'in Fransız büyük elçisidir.She's the French ambassador to Portugal.
Elbiseye düğme eklenmiş.The button is attached to the dress.
El yıkama, bakterileri kontrol etmek için bir yoldur.Hand washing is one way to control bacteria.
Tom kolundaki ve elindeki bazı kemikleri kırdı.Tom broke some bones in his arm and hand.
İlk elektrikli otomobili yaptılar.They built the first electric car.
Mary bir elbise satın almak istiyor.Mary wants to buy a dress.
Ben el çantası taşımayı sevmiyorum.I don't like to carry a purse.
Bir bilgisayar elektroniği çok karmaşıktır.A computer's electronics are very complex.
İnsanlar işbirliği yaptığında daha fazlasını elde ederler.People achieve more when they cooperate.
Mary elbiseleri tasarlıyor.Mary designs dresses.
Elektrik kesildi fakat şimdi geri geldi.The electricity went out, but it's back on now.
Bizim dünyamız elektrik enerjisine dayalı çalışır.Our world runs on electricity.
Elvis Presley en ünlü şarkıcılardan biridir.Elvis Presley is one of the most famous singers.
Tom elbiselerini asar, sonra onları rengine göre düzenler.Tom hangs his clothes, then arranges them by color.
Alışılmadık sıcak hava, elma hasadı için sorunlara yol açtı.Unusually warm weather caused problems for the apple harvest.
Tom'un öğle yemeği bir sandwiç ve bir elmadan oluşur.Tom's lunch includes a sandwich and an apple.
Bir servis elemanı bizim fırını denetledi.A serviceman inspected our furnace.
Kilisedeki herkes el ele tutuştular.Everyone in the church joined hands.
Aktörün performansının eleştirisi adildi.The criticism of the actor's performance was just.
Beyefendi hanımın elini öptü.The gentleman kissed the lady's hand.
Marangozluk ve tuğla duvar örme el işçiliği örnekleridir.Carpentry and bricklaying are examples of manual labor.
Mary, kız kardeşinin elbiselerini ödünç almasına izin vermez.Mary does not let her sister borrow her clothes.
Bu fabrikalar elektrikli fırın üretir.This factory manufactures electric stoves.
Elektronik haber medya temel bilgi kaynağımızdır.Electronic news media is our primary source of information.
Elmasın kesimi mükemmel.The cut of the diamond is perfect.
Bir elma tohumu ekerseniz, ağaç haline gelebilir.If you plant an apple seed, it might grow into a tree.
Garson müşterileri memnun etmek için elinden geleni yaptı.The waiter did his best to please the customers.
Tüm eleştirmenler yeni filmi öğdü.All the critics praised the new movie.
Bu elma suyu %100 saftır.This apple juice is 100% pure.
Adam bir soru sormak için elini kaldırdı.The man raised his hand to ask a question.
Mükemmel elmaslar oldukça nadir mücevherlerdir.Perfect diamonds are extremely rare jewels.
Tom'un çalışmak için bir takım elbise ve kravat giymesi bekleniyor.Tom is required to wear a suit and tie to work.
Elbiselerinin geriye kalanını çamaşırhaneye koydum.I put the rest of your clothes in the laundry.
Tom özel ortamlarda sadece takım elbise giyer.Tom only wears a suit on special occasions.
Bahçede çalışırken elbiselerimi yırtarım.I tear my clothes when I work in the garden.
Bu elmalar çok taze görünüyor.These apples look very fresh.
Elbise ince bir kumaştan yapılmıştır.The dress is made of a thin fabric.
Patron eleştirisiyle işçilere işkence yaptı.The boss tortured the workers with his criticism.
Yemek yemeden önce ellerini yıkamalısın.You should wash your hands before you eat.
Amerika Birleşik Devletlerinde bir el sallama "güle güle" anlamına gelir.In the United States, a wave means "good bye."
Mary elbiseyi alıp almayacağına karar veremiyor.Mary can't decide whether or not to buy the dress.
Elmasın değerini tahmin edebilir misin?Can you guess the worth of the diamond?
O, elinde bir kalem tutuyor.He held a pen in his hands.