el ile cümle

el kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Şüphesiz elinden geleni yaptı ama başarmadı.No doubt he did his best, but he didn't succeed.
El fenerini el yordamıyla aradım.I groped for a flashlight.
Bu koliyi onun şirketinin eliyle ona gönder.Send this parcel to him in care of his company.
Toplantıda konuşmak isterseniz elinizi kaldırmak zorundasınız.You have to raise your hand if you want to speak at the meeting.
Onun cesaretine saygı duymamak elimizde değil.We cannot help respecting his courage.
Bizim onun yeteneğine hayran olmamamız elimizde değil.We cannot help admiring his talent.
Biz her zaman elimizden gelenin en iyisini yapmalıyız.We must always do our best.
Elimizden geleni yapacağımızdan emin olabilirsin.You may rest assured that we shall do all we can.
Elle mektuplar yazarak çok zaman harcıyoruz.We're eating up a lot of time writing letters by hand.
Arabayı elden çıkarabiliriz.We can dispose the car.
İşimizi elimizden geldiği kadar iyi yapmalıyız.We must do our job as best as we can.
Sadece başarısız olmak için elimizden gelenin en iyisini yaptık.We did our best only to fail.
Biz hırsızı ele geçirdik.We captured the thief.
Zor koşullar altında elimizden gelenin en iyisini yaptık.We made the best of that bad situation.
Son on yılda fiyatlar yüzde elli arttı.Prices have risen by 50 percent during the past ten years.
Yangın olursa diye el altında her zaman bir kova su bulundur.Always keep a bucket of water handy, in case of fire.
Meyveler arasından en çok elmayı severim.I prefer apples to all the other fruits.
Yazlık okul elbisem mavi ve beyaz kareli.My summer school dress is blue and white checkered.
Her şeyde elinizden geleni yapın.Do your best in everything.
Her şeyde elinden geleni yapmalısın.You should do your best in everything.
Her ne yaparsan yap, elinden gelenin en iyisini yapmalısın.Whatever you do, you must do your best.
Alet işler el övünür.A bad workman always blames his tools.
Müzisyenler genellikle eleştiriye duyarlıdır.Musicians are usually sensitive to criticism.
Müzik konusunda o, en ünlü eleştirmenlerden biridir.With regards to music, he is one of the most famous critics.
Kralın gücü elinden alındı.The king was stripped of his power.
Ellerin kirliyken asla gözlerini ovma.Never rub the eyes when the hands are dirty.
Kitaplarımı kirli ellerinle tutma.Don't handle my books with dirty hands.
Eğer İngilizce konuşmuyorsanız iyi bir pozisyon elde etme olasılığınız çok az muhtemeldir.You're much less likely to get a good position if you don't speak English.
Bizim satış elemanlarıyla konuştum.I talked with our sales people.
İti an çomağı eline al.Speak of the devil, here comes Kathy.
Yağmur elbiselerimi sırılsıklam etti.The rain soaked through my clothes.
Sağ elinizi kaldırın.Raise your right hand.
Benim sağ elim uyuşmuş.My right hand is numb.
Sağ elbise kolunu yukarı çek.Roll up your right sleeve.
Şimşek, elektriksel bir olaydır.Lightning is an electrical phenomenon.
O, bir taraftan raporumu methetti diğer taraftan onu eleştirdi.On one hand he praised my report, but on the other hand he criticized it.
Suda bir gecede ıslanmış elbiseler ağırdılar.The clothes soaked in water overnight were heavy.
Elimden geldiğince hızlı koştum.I ran as fast as I could.
Bir adam onu ele geçirdi.A man overtook her.
Elimizden gelenin en iyisini yapmak için birlikte çalışalım.Let's work together to do our best.
Bir şans elde ederek bir kader yaratacaksın.You'll make a fortune by taking a chance.
Doktor elinden geleni yapmasına rağmen hastanın iyileşmesi yavaş gerçekleşti.Though the doctor did his best, the patient's recovery was slow.
Bir fikri olan varsa lütfen elini kaldırsın.Anyone with an opinion please raise their hand.
Elbette o yeterince şüphe uyandırdı.Sure enough, he entertained doubts.
El sıktığımız zaman göz göze gelmeliyiz.Our eyes should meet when we shake hands.
El sıkışalım ve arkadaş olalım.Let's shake hands and be friends.
Eski arabamı elden çıkardım.I parted with my old car.
Biz elimizden geleni yapmalıyız.We should do our best.
O, elinde olmadan biraz ürperdi.He shivered a little in spite of himself.
Ellerimi oldukça kirlettim.I got my hands quite dirty.
Onun teklifini reddetmekten başka elimden bir şey gelmedi.I couldn't help but turn down his offer.
Onu anlıyorsanız elinizi kaldırın.Raise your hand if you understand it.
Uzun bir elbise yapmak için bir sürü kumaşa ihtiyacım var.I need a lot of cloth to make a long dress.
Laura elbiseleri hakkında çok özel.Laura is very particular about her clothes.
Lucy çocuğa yakınlaştı ve elini onun kafasına koydu.Lucy came closer to the boy and laid her hand on his head.
Linda eline geçen parayı hemen harcayan bir tip.Money burns a hole in Linda's pocket.
Ben bir elma yiyorum.I am eating an apple.
Bir elma daha ister misin?Would you like another apple?
O, elmayı ısırdı.She bit into the apple.
Elmalar ağaçlarda büyür.Apples grow on trees.

İlgili Sayfalar