Ana içeriğe geç
Sözlük

elçi ile cümle

elçi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
"Karanlığın Elçisi""Mörkrets sändebud"
"Karanlığın Elçisi"Pimeyden lähettiläs.
"Karanlığın Elçisi"PIMEYDEN LÄHETTILÄS
"Karanlığın Elçisi"Wysłannik ciemności
"Karanlığın Elçisi""Ο Εκπρόσωπος του Σκότους".
"Karanlığın Elçisi""Посланник тьмы"
Kendisi kimini elçi, kimini peygamber, kimini müjdeci, kimini önder ve öğretmen atadı.A onť jest dal některé zajisté apoštoly, některé pak proroky, jiné evangelisty, jiné pastýře a učitele,
Kendisi kimini elçi, kimini peygamber, kimini müjdeci, kimini önder ve öğretmen atadı.I tenże dał niektóre Apostoły, a niektóre proroki, a drugie ewangielisty, drugie też pasterze i nauczyciele.
Kendisi kimini elçi, kimini peygamber, kimini müjdeci, kimini önder ve öğretmen atadı."그가 혹은 사도로, 혹은 선지자로, 혹은 복음 전하는 자로, 혹은 목사와 교사로 주셨으니"
Kendisi kimini elçi, kimini peygamber, kimini müjdeci, kimini önder ve öğretmen atadı.Og han gav nogle som Apostle, andre som Profeter, andre som Evangelister, andre som Hyrder og Lærere,
Kendisi kimini elçi, kimini peygamber, kimini müjdeci, kimini önder ve öğretmen atadı.Şi El a dat pe unii apostoli; pe alţii, prooroci; pe alţii, evanghelişti; pe alţii, păstori şi învăţători,
Kendisi kimini elçi, kimini peygamber, kimini müjdeci, kimini önder ve öğretmen atadı.Y él mismo constituyó a unos apóstoles, a otros profetas, a otros evangelistas, y a otros pastores y maestros
Kendisi kimini elçi, kimini peygamber, kimini müjdeci, kimini önder ve öğretmen atadı.И Он поставил одних Апостолами, других пророками, иных Евангелистами, иных пастырями и учителями,
Kendisi kimini elçi, kimini peygamber, kimini müjdeci, kimini önder ve öğretmen atadı.І Він настановив инших апостолами, а инших пророками, а инших благовістниками, а инших пастирями та учителями,
Kendisi kimini elçi, kimini peygamber, kimini müjdeci, kimini önder ve öğretmen atadı.които, изгубили чувство, са се предали на сладострастие, да вършат ненаситно всякаква нечистота.
Kendisi kimini elçi, kimini peygamber, kimini müjdeci, kimini önder ve öğretmen atadı.והוא נתן את אלה שליחים ואת אלה נביאים ואת אלה מבשרים ואת אלה רעים ומלמדים׃
Kendisi kimini elçi, kimini peygamber, kimini müjdeci, kimini önder ve öğretmen atadı.وهو اعطى البعض ان يكونوا رسلا والبعض انبياء والبعض مبشرين والبعض رعاة ومعلّمين
Kendisi kimini elçi, kimini peygamber, kimini müjdeci, kimini önder ve öğretmen atadı.他 所 賜 的 有 使 徒 、 有 先 知 . 有 傳 福 音 的 . 有 牧 師 和 教 師
Kendisi kimini elçi, kimini peygamber, kimini müjdeci, kimini önder ve öğretmen atadı.他 所 賜 的 有 使徒 、 有 先知 . 有 傳福音 的 . 有 牧師 和 教師
Kent halkı ikiye bölündü. Bazıları Yahudilerin, bazıları da elçilerin tarafını tuttu.A rozdvojilo sa množstvo mesta, jedni boli so Židmi a druhí s apoštolmi.
Kent halkı ikiye bölündü. Bazıları Yahudilerin, bazıları da elçilerin tarafını tuttu.De a városnak sokasága meghasonlék; és némelyek a zsidók mellett, mások pedig az apostolok mellett valának.
Kent halkı ikiye bölündü. Bazıları Yahudilerin, bazıları da elçilerin tarafını tuttu.De stad raakte in twee kampen verdeeld. Sommigen waren voor de Joden, anderen voor de apostelen.
Kent halkı ikiye bölündü. Bazıları Yahudilerin, bazıları da elçilerin tarafını tuttu.Die Menge aber der Stadt spaltete sich; etliche hielten's mit den Juden und etliche mit den Aposteln.
Kent halkı ikiye bölündü. Bazıları Yahudilerin, bazıları da elçilerin tarafını tuttu.E se dividiu o povo da cidade; uns eram pelos judeus, e outros pelos apóstolos.
Kent halkı ikiye bölündü. Bazıları Yahudilerin, bazıları da elçilerin tarafını tuttu.I rozdělilo se množství města, a jedni byli s Židy, a jiní s apoštoly.
Kent halkı ikiye bölündü. Bazıları Yahudilerin, bazıları da elçilerin tarafını tuttu.I rozerwało się mnóstwo miejskie, a byli jedni z Żydami a drudzy z Apostołami.
Kent halkı ikiye bölündü. Bazıları Yahudilerin, bazıları da elçilerin tarafını tuttu.Ja kaupungin väestö jakaantui: toiset olivat juutalaisten puolella, toiset taas apostolien puolella.
Kent halkı ikiye bölündü. Bazıları Yahudilerin, bazıları da elçilerin tarafını tuttu.그 성내 무리가 나뉘어 유대인을 좇는 자도 있고 두 사도를 좇는 자도 있는지라
Kent halkı ikiye bölündü. Bazıları Yahudilerin, bazıları da elçilerin tarafını tuttu.La gente de la ciudad estaba dividida: Unos estaban con los judíos, otros con los apóstoles
Kent halkı ikiye bölündü. Bazıları Yahudilerin, bazıları da elçilerin tarafını tuttu.La population de la ville se divisa: les uns étaient pour les Juifs, les autres pour les apôtres.
Kent halkı ikiye bölündü. Bazıları Yahudilerin, bazıları da elçilerin tarafını tuttu.Men folket i staden delade sig, så att somliga höllo med judarna, andra åter med apostlarna.
Kent halkı ikiye bölündü. Bazıları Yahudilerin, bazıları da elçilerin tarafını tuttu.Men Mængden i Byen blev uenig, og nogle holdt med Jøderne, andre med Apostlene.
Kent halkı ikiye bölündü. Bazıları Yahudilerin, bazıları da elçilerin tarafını tuttu.Mestna množica se pa razdeli, in eni so bili za Jude, drugi pa za apostola.
Kent halkı ikiye bölündü. Bazıları Yahudilerin, bazıları da elçilerin tarafını tuttu.Mulţimea din cetate s'a desbinat: unii erau cu Iudeii, alţii cu apostolii.
Kent halkı ikiye bölündü. Bazıları Yahudilerin, bazıları da elçilerin tarafını tuttu.Nhưng dân chúng trong thành chia phe ra: kẻ thì theo bên Giu-đa, người thì theo bên hai sứ đồ.
Kent halkı ikiye bölündü. Bazıları Yahudilerin, bazıları da elçilerin tarafını tuttu.Nhưng dân_chúng trong thành chia phe ra : kẻ thì theo bên Giu-đa , người thì theo bên hai sứ đồ .
Kent halkı ikiye bölündü. Bazıları Yahudilerin, bazıları da elçilerin tarafını tuttu.Og mengden i byen delte sig; nogen holdt med jødene, andre med apostlene.
Kent halkı ikiye bölündü. Bazıları Yahudilerin, bazıları da elçilerin tarafını tuttu.Εσχισθη δε το πληθος της πολεως, και οι μεν ησαν μετα των Ιουδαιων, οι δε μετα των αποστολων.
Kent halkı ikiye bölündü. Bazıları Yahudilerin, bazıları da elçilerin tarafını tuttu.Между тем народ в городе разделился: и одни были на стороне Иудеев, а другие на стороне Апостолов.
Kent halkı ikiye bölündü. Bazıları Yahudilerin, bazıları da elçilerin tarafını tuttu.Та розділилась громада городська, і одні були з Жидами, а другі з апостолами.
Kent halkı ikiye bölündü. Bazıları Yahudilerin, bazıları da elçilerin tarafını tuttu.ויחלק המון העיר לחצי אלה נטו אחרי היהודים ואלה אחרי השליחים׃
Kent halkı ikiye bölündü. Bazıları Yahudilerin, bazıları da elçilerin tarafını tuttu.‎فانشق جمهور المدينة فكان بعضهم مع اليهود وبعضهم مع الرسولين‎.
Kent halkı ikiye bölündü. Bazıları Yahudilerin, bazıları da elçilerin tarafını tuttu.城 裡 的 眾 人 就 分 了 黨 . 有 附 從 猶 太 人 的 、 有 附 從 使 徒 的
Kent halkı ikiye bölündü. Bazıları Yahudilerin, bazıları da elçilerin tarafını tuttu.城裡 的 眾人 就 分 了 黨 . 有 附從猶 太 人 的 、 有 附從 使徒 的
Kötü ulak belaya düşer, Güvenilir elçiyse şifa getirir.Az istentelen követ bajba esik; a hívséges követ pedig gyógyulás.
Kötü ulak belaya düşer, Güvenilir elçiyse şifa getirir.Bezbožný posol padne do zlého, ale verný zvest je lekárstvom.
Kötü ulak belaya düşer, Güvenilir elçiyse şifa getirir.Brezbožen glasnik zaide v nesrečo, a zvest poslanec je kakor zdravilo.
Kötü ulak belaya düşer, Güvenilir elçiyse şifa getirir.Een onbetrouwbare bode zal het slecht vergaan, maar een trouw gezant is een zegen.
Kötü ulak belaya düşer, Güvenilir elçiyse şifa getirir.Ein gottloser Bote bringt Unglück; aber ein treuer Bote ist heilsam.
Kötü ulak belaya düşer, Güvenilir elçiyse şifa getirir.El mensajero impío caerá en el mal, pero el enviado fiel es como medicina
Kötü ulak belaya düşer, Güvenilir elçiyse şifa getirir.En ogudaktig budbärare störtar i olycka, men ett tillförlitligt sändebud är en läkedom.
Kötü ulak belaya düşer, Güvenilir elçiyse şifa getirir.Et ugudelig sendebud faller i ulykke, men et trofast bud er lægedom.
Kötü ulak belaya düşer, Güvenilir elçiyse şifa getirir.Gudløs Budbringer går det galt, troværdigt Bud bringer Lægedom.
Kötü ulak belaya düşer, Güvenilir elçiyse şifa getirir.Jumalaton sanansaattaja suistuu turmioon, mutta uskollinen lähetti on kuin lääke.
Kötü ulak belaya düşer, Güvenilir elçiyse şifa getirir.악한 사자는 재앙에 빠져도 충성된 사신은 양약이 되느니라
Kötü ulak belaya düşer, Güvenilir elçiyse şifa getirir.O mensageiro perverso faz cair no mal; mas o embaixador fiel traz saúde.
Kötü ulak belaya düşer, Güvenilir elçiyse şifa getirir.Posel bezbožný upadá v neštěstí, jednatel pak věrný jest lékařství.
Kötü ulak belaya düşer, Güvenilir elçiyse şifa getirir.Poseł niezbożny upada we złe; ale poseł wierny jest lekarstwem.
Kötü ulak belaya düşer, Güvenilir elçiyse şifa getirir.Sứ giả gian ác sa vào tai họa; Còn khâm sai trung tín khác nào thuốc hay.
Kötü ulak belaya düşer, Güvenilir elçiyse şifa getirir.Sứ_giả gian_ác sa vào tai_họa ; Còn khâm_sai trung_tín khác_nào thuốc hay .
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod