Ana içeriğe geç
Sözlük

elçi ile cümle

elçi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
12
ORT. KELİME
İşte, en yiğitleri sokaklarda feryat ediyor, Barış elçileri acı acı ağlıyor.Eis que os valentes estão clamando de fora; e os embaixadores da paz estão chorando amargamente.
İşte, en yiğitleri sokaklarda feryat ediyor, Barış elçileri acı acı ağlıyor.Glej, njih junaki vpijejo zunaj, poslanci miru jokajo bridko.
İşte, en yiğitleri sokaklarda feryat ediyor, Barış elçileri acı acı ağlıyor.He aquí que sus héroes claman en las calles; los embajadores de la paz lloran amargamente
İşte, en yiğitleri sokaklarda feryat ediyor, Barış elçileri acı acı ağlıyor.Hľa, ich hrdinovia kričia vonku; poslovia pokoja plačú horko;
İşte, en yiğitleri sokaklarda feryat ediyor, Barış elçileri acı acı ağlıyor.Hör, deras hjältar klaga därute, fredsbudbärarna gråta bitterligen.
İşte, en yiğitleri sokaklarda feryat ediyor, Barış elçileri acı acı ağlıyor.Iată, vitejii strigă afară; solii păcii plîng cu amar.
İşte, en yiğitleri sokaklarda feryat ediyor, Barış elçileri acı acı ağlıyor.Ímé, erõseik ott künn kiáltanak, a békesség követei keservesen sírnak.
İşte, en yiğitleri sokaklarda feryat ediyor, Barış elçileri acı acı ağlıyor.Katso, sankarit huutavat ulkona, rauhan sanansaattajat itkevät katkerasti.
İşte, en yiğitleri sokaklarda feryat ediyor, Barış elçileri acı acı ağlıyor.보라 그들의 용사가 밖에서 부르짖으며 평화의 사신들이 슬피 곡하며
İşte, en yiğitleri sokaklarda feryat ediyor, Barış elçileri acı acı ağlıyor.Maar nu huilen uw gezanten van bittere teleurstelling, want de vredesregeling is verworpen.
İşte, en yiğitleri sokaklarda feryat ediyor, Barış elçileri acı acı ağlıyor.Nầy , những kẻ mạnh_bạo đương kêu_rêu ở ngoài ; các sứ_giả cầu_hòa khóc_lóc đắng_cay .
İşte, en yiğitleri sokaklarda feryat ediyor, Barış elçileri acı acı ağlıyor.Nầy, những kẻ mạnh bạo đương kêu rêu ở ngoài; các sứ giả cầu hòa khóc lóc đắng cay.
İşte, en yiğitleri sokaklarda feryat ediyor, Barış elçileri acı acı ağlıyor.Oto mocarze ich wołają na dworze, posłowie pokoju gorzko płaczą.
İşte, en yiğitleri sokaklarda feryat ediyor, Barış elçileri acı acı ağlıyor.Se, deres Helte skriger derude, Fredens Sendebud græder bittert;
İşte, en yiğitleri sokaklarda feryat ediyor, Barış elçileri acı acı ağlıyor.Se, deres løvehelter* skriker der ute, fredsbudene gråter sårt. / {* 2SA 23, 20.}
İşte, en yiğitleri sokaklarda feryat ediyor, Barış elçileri acı acı ağlıyor.Siehe, ihre Helden schreien draußen, die Boten des Friedens weinen bitterlich.
İşte, en yiğitleri sokaklarda feryat ediyor, Barış elçileri acı acı ağlıyor.Voici, les héros Poussent des cris au dehors; Les messagers de paix Pleurent amèrement.
İşte, en yiğitleri sokaklarda feryat ediyor, Barış elçileri acı acı ağlıyor.Ιδου, οι ανδρειοι αυτων θελουσι βοησει εξωθεν, και οι πρεσβεις της ειρηνης θελουσι κλαυσει πικρως.
İşte, en yiğitleri sokaklarda feryat ediyor, Barış elçileri acı acı ağlıyor.Вот, сильные их кричат на улицах; послы для мирагорько плачут.
İşte, en yiğitleri sokaklarda feryat ediyor, Barış elçileri acı acı ağlıyor.Ето, юнаците им викат навън; Посланиците на мира плачат горчиво
İşte, en yiğitleri sokaklarda feryat ediyor, Barış elçileri acı acı ağlıyor.הן אראלם צעקו חצה מלאכי שלום מר יבכיון׃
İşte, en yiğitleri sokaklarda feryat ediyor, Barış elçileri acı acı ağlıyor.هوذا ابطالهم قد صرخوا خارجا. رسل السلام يبكون بمرارة.
İşte, en yiğitleri sokaklarda feryat ediyor, Barış elçileri acı acı ağlıyor.看 哪 、 他 們 的 豪 傑 在 外 頭 哀 號 . 求 和 的 使 臣 、 痛 痛 哭 泣
İşte, en yiğitleri sokaklarda feryat ediyor, Barış elçileri acı acı ağlıyor.看哪 、 他 們 的 豪傑 在 外頭 哀號 . 求和 的 使臣 、 痛痛 哭泣
İşte, gerek benim yaydığım, gerek öbür elçilerin yaydığı ve sizin de iman ettiğiniz bildiri budur.Ainsi donc, que ce soit moi, que ce soient eux, voilà ce que nous prêchons, et c`est ce que vous avez cru.
İşte, gerek benim yaydığım, gerek öbür elçilerin yaydığı ve sizin de iman ettiğiniz bildiri budur.Akár én azért, akár azok, így prédikálunk, és így lettetek ti hívõkké.
İşte, gerek benim yaydığım, gerek öbür elçilerin yaydığı ve sizin de iman ettiğiniz bildiri budur.Astfel dar, ori eu, ori ei, noi aşa propovăduim, şi voi aşa aţi crezut.
İşte, gerek benim yaydığım, gerek öbür elçilerin yaydığı ve sizin de iman ettiğiniz bildiri budur.A tedy či ja či tamtí, všetko jedno: tak kážeme, a tak ste uverili.
İşte, gerek benim yaydığım, gerek öbür elçilerin yaydığı ve sizin de iman ettiğiniz bildiri budur.Ấy vậy , dầu tôi , dầu các người khác , đó là điều chúng_tôi giảng_dạy , và là điều anh_em đã tin .
İşte, gerek benim yaydığım, gerek öbür elçilerin yaydığı ve sizin de iman ettiğiniz bildiri budur.Ấy vậy, dầu tôi, dầu các người khác, đó là điều chúng tôi giảng dạy, và là điều anh em đã tin.
İşte, gerek benim yaydığım, gerek öbür elçilerin yaydığı ve sizin de iman ettiğiniz bildiri budur.Bodisi torej jaz ali oni, tako oznanjujemo in tako ste sprejeli vero.
İşte, gerek benim yaydığım, gerek öbür elçilerin yaydığı ve sizin de iman ettiğiniz bildiri budur.Então, ou seja eu ou sejam eles, assim pregamos e assim crestes.
İşte, gerek benim yaydığım, gerek öbür elçilerin yaydığı ve sizin de iman ettiğiniz bildiri budur.Es sei nun ich oder jene: also predigen wir, und also habt ihr geglaubt.
İşte, gerek benim yaydığım, gerek öbür elçilerin yaydığı ve sizin de iman ettiğiniz bildiri budur.Hvad enten det da er jeg eller de andre, så forkynner vi således, og således kom I til troen.
İşte, gerek benim yaydığım, gerek öbür elçilerin yaydığı ve sizin de iman ettiğiniz bildiri budur.Hvad enten det da er mig eller de andre, således prædike vi, og således troede I.
İşte, gerek benim yaydığım, gerek öbür elçilerin yaydığı ve sizin de iman ettiğiniz bildiri budur.그러므로 내나 저희나 이같이 전파하매 너희도 이같이 믿었느니라
İşte, gerek benim yaydığım, gerek öbür elçilerin yaydığı ve sizin de iman ettiğiniz bildiri budur.Olinpa siis minä tai olivatpa he: näin me saarnaamme, ja näin te olette uskoon tulleet.
İşte, gerek benim yaydığım, gerek öbür elçilerin yaydığı ve sizin de iman ettiğiniz bildiri budur.Pertanto, sia io che loro, così predichiamo e così avete creduto
İşte, gerek benim yaydığım, gerek öbür elçilerin yaydığı ve sizin de iman ettiğiniz bildiri budur.Porque ya sea yo o sean ellos, así predicamos, y así habéis creído
İşte, gerek benim yaydığım, gerek öbür elçilerin yaydığı ve sizin de iman ettiğiniz bildiri budur.Protož i já i oni tak kážeme, a tak jste uvěřili.
İşte, gerek benim yaydığım, gerek öbür elçilerin yaydığı ve sizin de iman ettiğiniz bildiri budur.Przetoż i ja, i oni tak każemy, i takeście uwierzyli.
İşte, gerek benim yaydığım, gerek öbür elçilerin yaydığı ve sizin de iman ettiğiniz bildiri budur.Ειτε λοιπον εγω ειτε εκεινοι, ουτω κηρυττομεν και ουτως επιστευσατε.
İşte, gerek benim yaydığım, gerek öbür elçilerin yaydığı ve sizin de iman ettiğiniz bildiri budur.Ако само в тоя живот се надяваме на Христа, то от всичките човеци ние сме най-много за съжаление.
İşte, gerek benim yaydığım, gerek öbür elçilerin yaydığı ve sizin de iman ettiğiniz bildiri budur.Итак я ли, они ли, мы так проповедуем, и вы так уверовали.
İşte, gerek benim yaydığım, gerek öbür elçilerin yaydığı ve sizin de iman ettiğiniz bildiri budur.Чи то ж я, чи то вони, так проповідуємо, і так ви увірували.
İşte, gerek benim yaydığım, gerek öbür elçilerin yaydığı ve sizin de iman ettiğiniz bildiri budur.והנה גם אני גם המה ככה משמיעים וככה האמנתם׃
İşte, gerek benim yaydığım, gerek öbür elçilerin yaydığı ve sizin de iman ettiğiniz bildiri budur.فسواء انا ام اولئك هكذا نكرز وهكذا آمنتم
İşte, gerek benim yaydığım, gerek öbür elçilerin yaydığı ve sizin de iman ettiğiniz bildiri budur.不 拘 是 我 是 眾 使 徒 、 我 們 如 此 傳 、 你 們 也 如 此 信 了
İşte, gerek benim yaydığım, gerek öbür elçilerin yaydığı ve sizin de iman ettiğiniz bildiri budur.不拘 是 我 是 眾 使徒 、 我 們 如此 傳 、 你 們 也 如此 信 了
İşte o sırada Amerikan elçiliğine bir saldırı düzenlendi.Allí fue cuando el recinto americano fue atacado.
İşte o sırada Amerikan elçiliğine bir saldırı düzenlendi.Das ist, wenn Amerikas Substanz angegriffen.
İşte o sırada Amerikan elçiliğine bir saldırı düzenlendi.그 때 미국 기지가 공격을 당했습니다.
İşte o sırada Amerikan elçiliğine bir saldırı düzenlendi.وفي طريقه الى هناك هوجم الموكب الامريكي.
İşte o sırada Amerikan elçiliğine bir saldırı düzenlendi.クリスは 3人の外交官と共に 守るべく尽力した国で殺されました
İşte o zaman, Elçi'nin oğlu Wallace'a, gördüklerinin doğru olup olmadığını sordu.이제 그는 메신저의 아들 그가 본 것을 확인 하는 월레스 접근.
İşte o zaman, Elçi'nin oğlu Wallace'a, gördüklerinin doğru olup olmadığını sordu.Nun kontaktierte er den Sohn des Gesandten, Wallace, um zu bestätigen was er gesehen hatte.
"Karanlığın Elçisi"EL MENSAJERO DE LA OSCURIDAD
"Karanlığın Elçisi""Emissário da Escuridão"
"Karanlığın Elçisi""Il messaggero dell'oscurità"
"Karanlığın Elçisi""MØRKETS SENDEBUD"
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod