Rengi çiçek ballarının ekseriyetinden daha koyudur.Kwiaty są większe od kwiatów kostrzewy owczej.
1860-1870’ncı yıllarda Tyutçev’in eserlerinde siyasal şiirler ekseriyetî teşkil eder.У 1860-1870-і роки у творчості Тютчева переважали політичні вірші.
Bir silahtarın husumetine uğramak ise ekseriya vezirin idam edilmesine kadar giderdi.За участь у збройному заколоті був заочно засуджений до смертної кари.
Kına geceleri ise ekseriyet babaevinde yapılır.Je tedy možné ho v noci pozorovat při pastvě.
Hepburn ekseriyetle popüler olmayan bir figüre dönüşmüştü.Van Buren a devenit foarte nepopular.
Zaten en güçlü sevgi ekseriyetle ilk sevgili hakkında tasavvur edilir.Dar putem spune: ne-am achitat de această cea mai grea sarcină din dragoste pentru poporul nostru.
1860-1870’ncı yıllarda Tyutçev’in eserlerinde siyasal şiirler ekseriyetî teşkil eder.În anii 1860-1870 în poeziile poetului prevalează dizpoziții politice.
Ekserisi birkaç Avrupa dili konuşurdu.Cunoștea bine mai multe limbi europene.
Ve numarasını ekseriya akrobatik hareketlerle yapar.Nála a fogmosás is akrobatikus mutatványokba megy át.
Ekseriye beyaz renkli süt salgısı ihtiva ederler.Törékeny, sérülésre fehér tejnedvet ereszt.
Eserlerinin ekseriyeti modern dünyanın karmaşık ahlakî ve siyasi problemleri üzerinde durur.Fantasztikus művei mindig a modern világ nagy politikai, filozófiai és erkölcsi problémáival foglalkoznak.
Ekserisi birkaç Avrupa dili konuşurdu.Szinte valamennyi európai nyelven olvasott.
Suları ekseriyetle kireçsizdir.Vesi sai jätemassan muuttumaan epävakaaksi.
Yirminci asrın başlarında İran'ın ekseriyetinin anadili Türkçe idi.Έχει εκραγεί 20 φορές από τον αποικισμό της Ισλανδίας.
İlçe ekseri olarak akrabadır.Ήταν διπλά πρώτα ξαδέλφια.
Ekserisi birkaç Avrupa dili konuşurdu.Han talte flere europæiske sprog.
1860-1870’ncı yıllarda Tyutçev’in eserlerinde siyasal şiirler ekseriyetî teşkil eder.I 1860- og 1870-årene skriver Tjuttsjev for det meste politiske dikt.
1300 yılından itibaren, Yahudiler Hıristiyan Avrupa'da ekseriyetle ağır zulüm görmüşlerdir.I det store og hele ble jødene i stor grad forfulgt og plaget i kristne Europa i tiden etter 1300.
Ekseriyetle sürü halinde dolaşırlar.Chúng làm tổ theo bầy.
Rengi çiçek ballarının ekseriyetinden daha koyudur.色は傘の色より白い。
İlçe ekseri olarak akrabadır.おおむね親族くらいか。
Küçük galago, ekseri maki'ler gibi ağaçların üzerinde yaşar ve gündüzlerini uyumakla geçirir.他のロリスと同じようにスローロリスは樹上生活者で、夜行性である。
1300 yılından itibaren, Yahudiler Hıristiyan Avrupa'da ekseriyetle ağır zulüm görmüşlerdir.1300年后,犹太人在基督教欧洲受到更多的歧视和迫害。
1860-1870’ncı yıllarda Tyutçev’in eserlerinde siyasal şiirler ekseriyetî teşkil eder.ב-1860–1870 רווחים בשירתו של טיוטצ'ב המוטיבים הפוליטיים.
Ve numarasını ekseriya akrobatik hareketlerle yapar.אבל רב הזמן היא עושה את זה ממניעים אגואיסטיים.
Ekserisi birkaç Avrupa dili konuşurdu.למד מספר שפות אירופאיות.
Laktoz malabsorbsiyonun mevcudiyeti ekseriya laktoz tolerans testiyle tespit edilebilir.Prítomnosť a vlastnosti antihmoty v nej je možné zisťovať pomocou lasera.
Ekserisi birkaç Avrupa dili konuşurdu.Hovoril plynulo viacerými európskymi jazykmi.
1860-1870’ncı yıllarda Tyutçev’in eserlerinde siyasal şiirler ekseriyetî teşkil eder.1860–1870 m. Tiutčevo kūryboje daugiau eilėraščių politine tema.
Genç Pietro yakalanıp tutuklandı ve babasını tutan ekseriyet halk tarafından idam edilmesi istenmeye başlandı.Petro I buvo priverstas grįžti ir nuteistas mirti.
Bir silahtarın husumetine uğramak ise ekseriya vezirin idam edilmesine kadar giderdi.Kord üles korjatud relv jääb tegelase omandisse kuni surmani.
Ancak Dünya'nın ekseri çoğunluğu, ne kapitalizmden ne de demokratik sistemden yararlanmaktadır.Aber der Großteil der Welt profitiert weder vom Kapitalismus noch von demokratischen Systemen.
Ancak Dünya'nın ekseri çoğunluğu, ne kapitalizmden ne de demokratik sistemden yararlanmaktadır.왜냐하면, 각 순간의 의견의 합치는 우리가 행동 할수 있게 해주기 때문이지요.
Ancak Dünya'nın ekseri çoğunluğu, ne kapitalizmden ne de demokratik sistemden yararlanmaktadır.Mais la majorité du monde ne bénéficie ni du capitalisme ni de l'organisation démocratique.
Ancak Dünya'nın ekseri çoğunluğu, ne kapitalizmden ne de demokratik sistemden yararlanmaktadır.Ma la maggior parte del mondo non trae benefici né dal capitalismo nè dai sistemi democratici.
Ancak Dünya'nın ekseri çoğunluğu, ne kapitalizmden ne de demokratik sistemden yararlanmaktadır.Pero la mayoría del mundo no se beneficia ni del capitalismo ni de los sistemas democráticos.
Ancak Dünya'nın ekseri çoğunluğu, ne kapitalizmden ne de demokratik sistemden yararlanmaktadır.Большая часть мира не получает преимуществ ни от капиталистической, ни от демократических систем.
Ancak Dünya'nın ekseri çoğunluğu, ne kapitalizmden ne de demokratik sistemden yararlanmaktadır.Но по-голямата част на света няма привилегиите нито на капитализма, нито на демократичните системи.
Ancak Dünya'nın ekseri çoğunluğu, ne kapitalizmden ne de demokratik sistemden yararlanmaktadır.כיוון שההסכמה בכל רגע מאפשרת לנו לפעול.
Ancak Dünya'nın ekseri çoğunluğu, ne kapitalizmden ne de demokratik sistemden yararlanmaktadır.لكن الاغلبية ا لعظمي من ا لناس في ا لعا لم لا تستفيد من ا لراسما لية ولا من ا لانظمة ا لديموقراطية . معظم
Ancak Dünya'nın ekseri çoğunluğu, ne kapitalizmden ne de demokratik sistemden yararlanmaktadır.行動につながるからです。 そしてどんなにもろく、
Basitçe ifade edeyim: Eksersiz ilaçtır.Así que permítanme decirlo directamente: el ejercicio es medicina.
Basitçe ifade edeyim: Eksersiz ilaçtır.Скажу проще: физическая активность — это лекарство.
Basitçe ifade edeyim: Eksersiz ilaçtır.אנסח זאת בפשטות: פעילות גופנית היא תרופה.
Basitçe ifade edeyim: Eksersiz ilaçtır.اذا دعوني ألخص الفكرة: التمارين الرياضية هي دواء.
Bunların çoğunluğu gelişmekte olan ülkelerde ve ekseriyetle de Afrika'da.Avvengono soprattutto nei paesi in via di sviluppo, e la maggior parte avviene in Africa.
Bunların çoğunluğu gelişmekte olan ülkelerde ve ekseriyetle de Afrika'da.Die meisten davon in Entwicklungsländern, und die Mehrheit dieser ist in Afrika.
Bunların çoğunluğu gelişmekte olan ülkelerde ve ekseriyetle de Afrika'da.대다수가 저 개발 지역에서 발생하며, 그 중 대다수가 아프리카에서 발생 합니다.
Bunların çoğunluğu gelişmekte olan ülkelerde ve ekseriyetle de Afrika'da.La mayoría de éstos en países en vías de desarrollo, y la mayoría es en África.
Bunların çoğunluğu gelişmekte olan ülkelerde ve ekseriyetle de Afrika'da.Pour la plupart, ça se passe dans les pays en voie de développement, dont la majorité est en Afrique.
Bunların çoğunluğu gelişmekte olan ülkelerde ve ekseriyetle de Afrika'da.Toate au loc in tarile in dezvoltare, majoritatea in Africa.
Bunların çoğunluğu gelişmekte olan ülkelerde ve ekseriyetle de Afrika'da.Większość w krajach rozwijających się, głównie w Afryce.
Bunların çoğunluğu gelişmekte olan ülkelerde ve ekseriyetle de Afrika'da.Б́ольшая доля этого приходится на развивающиеся страны, в основном, на Африку.
Bunların çoğunluğu gelişmekte olan ülkelerde ve ekseriyetle de Afrika'da.Повечетo от тях - в развиващите се страни, болшинството в Африка.
Bunların çoğunluğu gelişmekte olan ülkelerde ve ekseriyetle de Afrika'da.רובם מתרחשים במדינות מתפתחות, וחלק הארי באפריקה.
Bunların çoğunluğu gelişmekte olan ülkelerde ve ekseriyetle de Afrika'da.أكثرها في البلدان النامية ، والأغلبية في أفريقيا.
Bunların çoğunluğu gelişmekte olan ülkelerde ve ekseriyetle de Afrika'da.世界の心血管疾患が西欧ではなく
Ekseriyetle, bizler buna karţý ihmalkarýz, bunun hakkýnda, bir ţey bilmek ve hatta duymak istemiyoruz.À ce point là, il se pourrait qu'il n'y ait même plus de bactéries.
Ekseriyetle, bizler buna karţý ihmalkarýz, bunun hakkýnda, bir ţey bilmek ve hatta duymak istemiyoruz.En ese momento, puede ser que ni siquiera sobreviven las bacterias.
Ekseriyetle, bizler buna karţý ihmalkarýz, bunun hakkýnda, bir ţey bilmek ve hatta duymak istemiyoruz.În acel punct s-ar putea să nu mai fie nici măcar bacterii.