Ana içeriğe geç
Sözlük

ekonomik ile cümle

ekonomik kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Savaşlar genellikle dini, milli, siyasi ve ekonomik amaçlara ulaşmak için gerçekleştirilir.Deseori bătăliile care se dădeau între aceste orașe erau de ordin politic, economic și religios.
Ekonomik büyüme 2004 yılında %5,1'e yükseldi ve 2005 yılında %5,6'ya ulaştı.Rata migrației în localitate reprezintă 4% și a crescut cu 5,6% în 2011 față de 2008.
Fakat onların askeri ve ekonomik tedarikleri çok azdı.Capacitatea lui politică și militară nu sunt însă la nivelul posibilităților sale financiare.
Ekonomik problemler ayrıca sosyal gerilimlere de eşlik eden bir durumdu.Problemele economice erau însoțite de tensiunile sociale în continuă creștere.
Almanya, Avrupa ekonomik ve siyasi bütünleşme hareketinin sıkı bir savunucusudur.Este expert în politici energetice și politici economice europene.
Bölge, Lüshunkou gibi askerî ve ekonomik yönden öneme sahip limanları bulundurmaktaydı.Câmpiile, laolaltǎ cu porturile au avut o importanță din punct de vedere economic și comercial.
Bu çılgınca büyüme 1873'te bütün dünyayı saran ekonomik bunalımla sona erdi.La nivel national panica din 1873 , de asemenea, încetinit de redresare economică.
Doha, Katar'ın ekonomik merkezidir.Kazan este central economic al Tatarstanului.
ECO: Ekonomik İşbirliği Teşkilatı.ADEPT: Asociația pentru Democrație Participativă.
Savaşlar Sırpları ekonomik anlamda olumsuz etkiliyordu.Evoluțiile politice postbelice i-au afectat mai nefavorabil pe slovaci.
1926'dan 1927'ye kadar Cenevre'deki Uluslararası Ekonomik Konferans'a başkanlık etti.Președinte al grupului guvernamental la conferința internațională a muncii dela Geneva din 1927.
Bu ekonomik güç artışı, daha büyük askeri birlikler oluşturmaya olanak sağlamıştır.Nu în ultimul rând, este necesară creșterea gradului de interoperabilitate a forțelor armate.
1 Ocak - Yunanistan Avrupa Ekonomik Topluluğu üyeliğine kabul edildi.1 ianuarie: Grecia intră în Comunitatea Europeană, care mai târziu va deveni Uniunea Europeană.
Madencilikten sonra Asturya'nın önemli ekonomik sektörü demir sanayisidir.După această Krivoi Rog a devenit un important oraș industrial de extracție a minereurilor de fier.
Bir ekonomik kriz yıl sonunda vuracak.O criză economică va lovi la sfârșitul anului.
Soğuk algınlığının ekonomik etkisi, dünyanın birçok yerinde yeteri kadar anlaşılmamaktadır.A meghűlés gazdasági hatásaival a világ nagy részén kevéssé vannak tisztában.
Hepatit C’nin hem bireylere hem de topluma olan ekonomik maliyeti önemli ölçüdedir.A hepatitis C jelentős gazdasági terhet ró az egyénre és a társadalomra egyaránt.
Şehir Dallas–Fort Worth–Arlington'ın ikinci en geniş kültürel ve ekonomik merkezidir.Fort Worth a Dallas–Fort Worth–Arlington terület második legnagyobb kulturális és gazdasági centruma.
Ancak bunlar çok ciddi olan ekonomik sorunların çözümü değildi.A súlyos gazdasági problémákra azonban ez nem volt megoldás.
Hastalık her yıl 8 milyar USD'lik ekonomik kayba neden olmaktadır.A betegség 8 milliárd dollár gazdasági veszteséget idéz elő évente.
Danimarka 16. yüzyıl boyunca ekonomik açıdan hızla zenginleşmeye başladı.A 16. században Dánia meggazdagodott.
28 Mart 2005 tarihinde, Afrika Birliği'nin Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Konseyi'nin ilk başkanı seçilmiştir.2005 márciusában őt választották az Afrikai Unió Gazdasági, Szociális és Kulturális Tanácsának első elnökévé.
Bunalım, sendikaların herhangi bir ekonomik reforma karşı ilk karşı çıkışıyla güçlenmişti.A válságot súlyosbította a szakszervezetek kezdeti ellenállása mindenféle reformmal szemben.
Bunun siyasi, ekonomik ve dini pek çok nedeni bulunmaktadır.Ennek számos gazdasági, politikai, és egyéb oka van.
1926'dan 1927'ye kadar Cenevre'deki Uluslararası Ekonomik Konferans'a başkanlık etti.1926 és 1927 között a genfi székhelyű International Economic Conference elnöke volt.
1994'te de ise İzlanda Avrupa Ekonomik Alanı'nın bir üyesi oldu.1994-ben Izland csatlakozott az Európai Gazdasági Térséghez.
Bu hastalığın ekonomik maliyetinin yılda 3 milyar Amerikan Doları civarında olduğu tahmin edilmektedir.A betegség gazdasági költségét évi 3 milliárd amerikai dollárra becsülik.
Balık avcılığı büyük bir ekonomik değer taşır.Ennek a halnak jelentős gazdasági értéke van.
Avrupa ekonomik topluluğu bu aşamaya da örnek olarak gösterilebilir.De még mindig hasznát tudjuk venni a konvergenciának ebben a példában.
Bunlar sosyolojik, ekonomik, kültürel ve özellikle teknolojik olabilmektedir.Ez lehet társadalmi-gazdasági, kulturális és politikai.
Wyoming'in yıllık ekonomik üretimi 27,4 milyar dolardır.Durham éves költségvetése 2,4 millió dollár.
1960 - Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) kuruldu.1961 – Párizsban megalakul az OECD (Organization of Economic Cooperation and Development).
Yahudiler ülkenin ekonomik hayatında öneli bir rol oynuyorlardı.A zsidók kulcsszerepet játszottak az ország gazdaságában.
Günümüzde ekonomi ve politika üzerinde güçlü bir etki oynayan on ekonomik grup mevcuttur.A fent említett csoportok ma már erős gazdasági és politikai kapcsolatokkal rendelkeznek az EU-val.
Türkiye, Avrupa Ekonomik Topluluğu'na (AET) ortaklık için başvurdu.A tevékenységet a Ciprusi Turisztikai Hivatal (CTO) hangolja össze.
Tarihi ve ekonomik açıdan önemli bir yerleşimdir.Történelmi és kulturális szempontból jelentős város.
Finlandiya'nın ekonomik gelişimi, ihracata yönelik Asya ülkeleri ile birçok açıdan paylaşımlıydı.A gazdaság fejlődése több hasonló vonást mutatott az exportorientált ázsiai országokéval.
Lezzetli etinden dolayı ekonomik değeri olan bir balıktır.Azonban ízletes húsa miatt keresett halfaj.
Teori, neoliberal ekonomik teoriden etkilenmiştir.A neoliberális gazdasági modell alternatívájának kifejlesztése.
Köy, ilçede ekonomik olarak ciddi bir paya sahiptir.I. Vilmos gazdasági szempontból meglehetősen nehéz helyzetben lévő országot örökölt.
1972 yılında Amerikan Ekonomik Birliği'ne Başkan Yardımcısı seçildi.1972-ben az Amerikai Közgazdasági Társaság elnöke volt.
Altı yıllık savaş, bütün ülkelerin ekonomik kaynaklarını tüketmiştir.A háború négy évig tartott, és mind a két ország erőforrásait kimerítette.
Böylece Avrupa'da 1990 öncesinin askeri, ekonomik ve siyasi kutuplaşması önemli ölçüde ortadan kalkmıştır.Ennek ellenére az amerikai gazdasági, politikai és katonai segítség addig soha nem látott szintre emelkedett.
16 mm film kullanımı yaygın ve ekonomik olan bir film boyutudur.A 16 mm-es film vagy keskenyfilm egy népszerű, mozifilmek forgatásánál használatos filmformátum.
Sovyetler Birliği ekonomisi, Sovyetler Birliği'nin ekonomik yapısını tanımlar.A SZU tagjaként gazdaságát a szovjet extenzív iparosítási politika határozta meg.
Ekonomik olarak gelişmemiş bir anadolu mahallesidir.Gazdaságilag fejletlen elővárosi település.
Fakat bunun nedeni ideolojik değil ekonomik idi.Ennek azonban nemcsak ideológiai, hanem gyakorlati célja is volt.
Şistozomiyaz, en yüksek ekonomik etkiye sahip asalak hastalığı olarak sıtmanın hemen ardından gelmektedir.A malária után a schistosomiasis a második legnagyobb gazdasági kihatással járó parazitás megbetegedés.
Orta Amerika'da ekonomik entegrasyonu arttırmayı amaçlamıştır.Amerikában tenyésztették ki gazdasági céllal.
1993 yılında Turçinov Başbakan Kuçma'nın ekonomik konularda danışmanı olarak atandı.1993-ban Leonyid Kucsma miniszterelnök mikroökonómiai kérdésekért felelős tanácsadójává nevezték ki.
Ekonomik değeri vardır.A gazdasági értékekről.
Özellikle İstanbul, Ankara'ya sosyal ve ekonomik nedenlerle göçenlerin sayısı oldukça fazladır.Széles körű volt a szociális és politikai elégedetlenség különösen Horvátországban.
Bu savaşların ardından oluşan siyasi durumdan faydalanarak siyasi ve ekonomik egemenliğini geliştirmiştir.A politikai és nemzetiségi konfliktusok ellenére a gazdaság fejlődött.
Ancak küresel ekonomik kriz sebebiyle bu servetinin yarısını kaybetti.2009-ben arról tudósítottak, hogy vagyonának felét elveszítette a gazdasági világválság következtében.
Mali ve ekonomik krizin etkileri ciddi boyutlarda idi.A katasztrófa okozta társadalmi és gazdasági problémák rendkívüli mértékűek voltak.
Ekonomik durum, her grevden sonra daha da kötüleşiyordu.Mindez a háború kitörése után még rosszabb lett.
İlçe, ekonomik ve altyapısal olarak hızla gelişmektedir.Művészileg és pénzügyileg hamar prosperálni kezdett.
Ekonomik ve Sosyal Konsey üyeliğinde de bulunmuştur.A Környezet és Egészség Bizottság tagja is lett.
Lezzetli ve ekonomik değeri yüksek bir balıktır.Gazdasági szempontból jelentős és értékes hal.
13. yüzyıldan 16. yüzyıla kadar, Prag ile politik, ekonomik ve kültürel olarak boy ölçüşmüştür.A 19. század során Graz mind gazdasági, mind kulturális szempontból gyors fejlődésen esett ár.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
ekonomik ile cümle - Sayfa 43 - ekonomik kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App