Başlıca görevleri şunlardır: Birleşmiş Milletler'in ekonomik ve sosyal çalışmalarını yürütmek.Arbetet syftar till att få länders sociala och samhälleliga funktioner att fungera.
Bu sistemlerin gemi üzerinde güvenli ve ekonomik bir biçimde işletilmesi makine zabitlerinin görevidir.För driften och underhållet av ett fartygsmaskineri ansvarar fartygsingenjörer.
Proje Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik Komisyonunun Ulaşım biriminin (UNECE) altında yer alır.Proceduren är framtagen under ledning av europeiska FN-kommissionen FN:s ekonomiska kommission för Europa.
1997'de ekonomik sebeplerden dolayı kapanana kadar burada bir petrol rafinerisi vardı.År 1971 påbörjades bygge av ett ölbryggeri men ölproduktionen avslutades 1998 på grund av ekonomiska problem.
Savaş sonrası Japonya büyük bir ekonomik mucizeye tanıklık etti.Efter ockupationens avslutande genomförde Japan en anmärkningsvärd ekonomisk återhämtning.
Finans Bakanlığı sırasında ülke dengesiz bir ekonomik büyüme devresinden geçiyordu.Under hans ämbetstid genomgick Ryssland en exempellös period av ekonomisk tillväxt.
Sanayi işkolunun büyümesi, ekonomik kalkınmanın temel teşvik unsuruydu.Arbetsfördelningen har varit en viktig källa till ekonomisk tillväxt.
1960'ların başlarında Çekoslovakya, ekonomik bir gerileme dönemi geçirmeye başladı.I slutet av 1950-talet och början av 1960-talet hade Tjeckoslovakien en ekonomisk tillbakagång.
İşsizlik ve ekonomik yetersizlikten dolayı göç vermektedir.Varför uppstår inflation och arbetslöshet?
Bu savaşların ardından oluşan siyasi durumdan faydalanarak siyasi ve ekonomik egemenliğini geliştirmiştir.Först efter arabernas erövring inleddes dess politiska och ekonomiska betydelse.
"Turistik Ekonomik Balıkesir".Svensk Fisk ekonomiska förening.
Nüfusun büyüklüğü, ekonomik sorunları daha da büyüttü.Ökande andel hushåll med ekonomiska problem.
Eğitimi sırasında babası ekonomik sıkıntıya girdi ve Marbacka çiftliği satıldı.Under Lagerlöfs utbildningsperiod kom familjen på obestånd och Mårbacka fick säljas.
Polanyi'nin teorileri ekonomik demokrasi hareketi için temel olmuştur.Baselland blev utgångspunkten för en demokratisk rörelse för direktdemokrati.
İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra Birleşik Krallık'ta ekonomik reformlar uygulanamaya başladı.Med Frankrikes nya konstitution efter andra världskriget började reformer införas.
Gene toplumsal ve ekonomik reformlara girişti.Därför behövdes det sociala och ekonomiska reformer.
1947 - Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik Komisyonu kuruldu.Kommissionen grundades av FN:s generalförsamling 1947.
Şistozomiyaz, en yüksek ekonomik etkiye sahip asalak hastalığı olarak sıtmanın hemen ardından gelmektedir.Schistosomiasis är den parasitsjukdom som har näst störst ekonomisk inverkan efter malaria.
Turizmin ekonomik üretim içindeki payı %27'dir.Jordbruksprodukter står för endast 7 % av exporten.
Viyana'daki pek çok şirket ve banka yeni AB ülkeleriyle ekonomik hareketlilik içerisindedir.Dessutom var många av de nya staterna fortfarande ekonomiskt beroende av bankerna i Wien.
Türkiye Ekonomik ve Toplumsal Tarih Vakfı.Sverige - en social och ekonomisk historia.
Bazıları bunun ekonomik katılımını ve diğer faaliyetlerini kısıtladığını iddia ediyor.Den ena var att kvinnan diskvalificerades från aktiviteter, delaktighet och begränsade hennes livssfär.
16. yüzyılın sonunda ve 17. yüzyılın başlarında Rusya siyasi ve ekonomik bir kriz içindedir.Under slutet av 1600-talet och i början av 1700-talet drabbades Sverige av krig och svårigheter.
Önemli bir ekonomik, politik, kültürel merkezdir.Det är också ett viktigt kulturellt och politiskt centrum.
Bu kurul fabrikasının politik ve ekonomik hayatın yerine getirme vazifesi alıyor.Föreningen arbetar för regionens ekonomiska och politiska framtid."
Bu kararname neticesinde devlet ekonomik olarak bağımsızlığını kaybetmiştir.Som ung utnyttjade Regnard sitt ekonomiska oberoende för att kunna resa.
Anarşist ekonomi, anarşizm felsefesinin kapsamındaki ekonomik teori ve uygulamaların bütünüdür.Anarkistisk ekonomi beskriver teori och praktik av ekonomisk aktivitet i ett anarkistiskt samhälle.
Almanya, Avrupa ekonomik ve siyasi bütünleşme hareketinin sıkı bir savunucusudur.Hon är en stark förespråkare för demokratiska och ekonomiska reformer i landet.
Batı'yla ekonomik ve siyasi iş birliğini artırmaya özen gösterdi.Projektet föreslår ett närmare ekonomiskt och socialt samarbete mellan de tre länderna.
İtalyanların bölgedeki ekonomik ve siyasi yayılmacılığına karşı mücadele etti.USA måste stärka politisk och ekonomisk frihet utomlands.
Ancak en büyük ekonomik gücü çoğunluğu köy dışında ikamet eden nüfusudur.Malmö är dock inte den kommun som tilldelas mest per invånare.
Tekrar-kullanılabilirlik teknik ve ekonomik olarak çeşitli avantajlar sunmaktadır.Arbetet kräver omfattande och tekniskt avancerade lösningar.
Bu durum ekonomik olarak müspet yönde mahallesi etkilenmektedir.Det lite oroligt i staden när det gäller politik.
Uruguay, Güney Amerika'da ekonomik ve siyasal olarak en dengeli ülkelerden biridir.Mali är ett av de politiskt och socialt mera stabila länderna i Afrika.
Bu sayede yüksek oranlı uçuşlar için ekonomik açıdan masraf azalması sağlar.Fokus ligger nu på att erbjuda lågprisflygturer.
Ekonomik değeri yoktur.Inga stordriftsfördelar.
Dini komünizm ekonomik ve dini bir sosyalist yapıdır.Vänsterpartiet vill skapa ett samhälle baserat på en socialistisk och feministisk grund.
Ekonomik uçuşuyla birçok havayolu tarafından seçilen A330-200, 150'ye yakın sipariş aldı.A340-300 var den mest framgångsrika versionen med cirka 250-300 passagerare ombord.
Birçoğu onun politik inançları ve ekonomik zenginliğinin kesişmesiyle ilgilidir.Detta syftar ofta på att förtydliga deras enighet och politiska självständighet.
Bu durum ilçeye ekonomik katkı sağlamaktadır.Detta leverne leder till ekonomiska bekymmer.
Hayatının önemli bölümünde, ekonomik sıkıntılar yaşadı.Under hela sitt liv hade han ekonomiska problem.
Buna zıt olarak, millleştirme sosyal mülk veya ekonomik sistemin yeniden yapılandırılmasına atıfta bulunmaz.Då riskerar man inte att värdehandlingen försvinner eller förstörs.
Ekonomisi büyük ölçüde çeşitlendirildi ve İzlanda, 1994 yılında Avrupa Ekonomik Alanına dahil oldu.Den har blivit populär i många länder i Europa, till exempel Schweiz från 2013.
Aynı zamanda, sürekli bu gücünü kendi siyasi ve ekonomik çıkarları için kullanmakla da itham edilmektedir.Hon utnyttjade flitigt sitt inflytande över monarken för egna ändamål både politiskt och ekonomiskt.
Bu da, ekonomik olarak güçlü kalmalarını sağlamaktadır.Detta genom att åstadkomma dem ekonomisk skada.
Kamu politikası yapımı üzerinde etkili olan kamu sorunları, ekonomik, sosyal veya politik nitelikte olabilir.Det kan vara verksamheter som påverkar den allmänna säkerheten, den ekonomiska stabiliteten eller miljön.
1082 yılında, yardımlarına karşılık, onlara büyük ekonomik imtiyazlar tanıdı.1082 року в обмін на їхню допомогу він надав їм значні пільги в торгівлі.
Bhubaneswar, Doğu Hindistan'ın önemli bir ekonomik ve dini merkezidir.Бхубанешвар є важливим економічним та релігійним центром Східної Індії.
Aşağıdaki çizelge 1980-2017 arası ana ekonomik göstergeleri göstermektedir.У наведеній нижче таблиці представлені основні показники за 1980-2017 роки.
Yunan ve uluslararası ekonomik politikaları konusunda çok sayıda kitap yazmıştır.Він опублікував багато робіт з грецької та міжнародної економічної тематики.
1981 - Yunanistan, Avrupa Ekonomik Topluluğu üyeliğine kabul edildi.1981 року Греція вступила в Європейське Співтовариство.
Batı Sibirya ekonomik bölgesi, Rusya'nın on iki ekonomik bölgesinden biri.Східно-Сибірський економічний район — один з 11 економічних районів Росії.
1926'dan 1927'ye kadar Cenevre'deki Uluslararası Ekonomik Konferans'a başkanlık etti.З 1926 до 1927 року очолював Міжнародну економічну конференцію в Женеві.
Bize ekonomik bağımsızlığımızı kazandıracak bir fırsat karşısındayız.Через деякий час Іші зміг досягти й фінансової самостійності.
Bu, VAR'daki ekonomik olarak ilişkisiz etkileri ayrıştırmaya yarar.Це допомагає виділити ефект економічно незначних впливів у ВАР.
Çağdaş Dakka, Bangladeş'teki ekonomik, kültürel ve siyasi hayatın merkezidir.Сучасна Дакка є центром політичного, культурного та економічного життя в Бангладеш.
Ancak ülke bu savaşla ekonomik bunalıma girmiş ve ülkede hiperenflasyon yaşanıyordu.Економічна ситуація була вкрай скрутною, окрім того країна страждала на гіперінфляцію.
1997'de ekonomik sebeplerden dolayı kapanana kadar burada bir petrol rafinerisi vardı.В місті є нафтопереробний завод, але він був закритий в 1997 році по економічним причинам.
Soğuk algınlığının ekonomik etkisi, dünyanın birçok yerinde yeteri kadar anlaşılmamaktadır.Економічні наслідки ГРВІ ще погано вивчені в більшості країн світу.
Bu olay genelde tarihteki ilk spekülatif balon (veya ekonomik balon) olarak bilinir.Зазвичай вважається першою зафіксованою спекулятивною бульбашкою (чи економічною бульбашкою).