Ana içeriğe geç
Sözlük

ekonomik ile cümle

ekonomik kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Avcılık ve tuzakçılık günümüzde hâlâ önemli bir ekonomik faaliyettir.Wein und Seehandel sind noch heute wichtige Wirtschaftsfaktoren.
Büyük oteller her zaman ekonomik başarı elde edebilmiş değillerdir.Größe verspricht nicht immer Erfolg.
San Marino ise ekonomik sorunlardan dolayı katılamayacağını açıklamıştır.Als Erklärung nannte San Marino finanzielle Gründe.
Mahallede bulunan yakınlarına önemli ekonomik katkı sağlamaktadırlar.Für die Naherholung der Bewohner der Region nehmen sie allerdings eine sehr wichtige Position ein.
Bu devletler birbirleriyle hem askeri hem de ekonomik anlamda rekabet halinde olmuşlardır.Diese standen miteinander im Wettbewerb um militärische, politische und auch wirtschaftliche Macht.
Tarım, Gerze İlçesi’nin sosyal ve ekonomik hayatında önemli bir yere sahiptir.Die Landwirtschaft spielt nach wie vor eine bedeutende Rolle in der finnischen Wirtschaft und Gesellschaft.
Demir işleme, özellikle 20. yüzyılda Laichingen'de gelişen ekonomik faaliyettir.Auch die Eisenverarbeitung, insbesondere der Werkzeugbau blühte im 20. Jahrhundert in Laichingen auf.
Yaygın kullanılan ve ekonomik olan bir çatı türüdür.Es ist eine weit verbreitete und gebietsweise häufige Taubenart.
Köy, ekonomik sıkıntı içindedir.Die Farm befindet sich in wirtschaftlichen Schwierigkeiten.
Dolayısıyla daha hızlı, daha ekonomik ve yapımı daha kolay olmaktadır.Sie ist kompakter, leichter und günstiger in der Herstellung.
Japonya'nın dış yardımları yurttaki ekonomik yavaşlamadan dolayı kısmen azalıyor.L'aide internationale du Japon diminue en partie à cause d'un ralentissement de l'économie intérieure.
Bazıları bunun ekonomik katılımını ve diğer faaliyetlerini kısıtladığını iddia ediyor.Certains allèguent que cela restreint leur participation à l'économie et à d'autres activités.
Karmaşık ekonomik ve kurumsal faktörler Japonya’nın savaş sonrası büyüme faktörlerini oluşturdu.Des facteurs économiques et institutionnels complexes affectent la croissance d'après-guerre du Japon.
Doha, Katar'ın ekonomik merkezidir.Doha est le centre économique du Qatar.
İstanbul:Kültür Bakanlığı ve Türkiye Ekonomik Ve Toplumsal Tarih Vakfı ortak yayınları.Beşiktaş, İstanbul: Kültür Bakanlığı Ile Türkiye Ekonomik Ve Toplumsal Tarih Vakfı'nın Ortak Yayınıdır, 1890.
Bu şehirlerin arasında iki küresel kent ve ekonomik merkez olan Zürih ve Cenevre de vardır.Parmi elles, Zurich et Genève sont deux importants centres économiques et des villes mondiales.
1985'te RCD'nin bir uzantısı olarak Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (ECO) kuruldu.En 1985, la fondation de l'Organisation de coopération économique (ECO) se pose comme une évolution de la RCD.
Çin Arap Ekonomik ve Kültürel Forumu, Ürdün Haşimi Krallığı (2013).Forum Économique et Culturel Arabo-Chinois, Le Royaume Hachémite de Jordanie (2013).
Mecliste daha çok ekonomik konularla ilgilenip 1882 yılında ise bütçe raportörü olarak görev yaptı.Il se consacra surtout aux questions financières et en 1882 fut rapporteur du Budget.
1976 - Uluslararası Ekonomik Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesi yürürlüğe girdi.1976 : entrée en vigueur du pacte international relatif aux droits économiques, sociaux et culturels.
Liberal bir iş adamı olarak, ekonomik komitelere katıldı.Comme entrepreneur libéral, il a siégé dans un certain nombre de comités économiques.
Sosyolojik ve ekonomik açıdan da bu konu önemlidir.Tant sur les plans religieux que sociétal et économique, le sujet est majeur.
Fakat bunun nedeni ideolojik değil ekonomik idi.Non pas d'ailleurs pour des raisons économiques mais idéologiques.
Finans Bakanlığı sırasında ülke dengesiz bir ekonomik büyüme devresinden geçiyordu.Sous sa direction, le pays connaît une croissance économique sans précédent.
1 Ocak - Avrupa Ekonomik Topluluğu kuruldu.1er janvier : élargissement de la Communauté économique européenne.
Problem ekonomik ve sosyaldi.Le problème économique et social.
1950 yılından beri Abruzzo düzenli ekonomik büyümeye sahiptir.Depuis les années 1950, les Abruzzes ont une croissance économique du PIB soutenue.
2006 yılında Paris Ekonomik Kalkınma Kurulu başkanı olmuştur.En 2006, il est président du Conseil de développement économique de Paris.
Ana madde: Katrina kasırgasının ekonomik etkileri Fırtınanın ekonomik etkileri, çok fazladır.Pour plus de détails, voir Impact économique de l'ouragan Katrina.
1964'te Ekonomik ve Sosyal Konsey üyeliğine atanmıştır.Il entre au Conseil économique et social en 1964.
1972 yılında Amerikan Ekonomik Birliği'ne Başkan Yardımcısı seçildi.Il fut élu vice-président de l’American Economic Association en 1972.
Haziran 2002-Ağustos 2005 yılları Orta Afrika Ekonomik ve Parasal Topluluğu'nun bir üyesi oldu.De juin 2002 à aout 2005, il est membre de la Communauté économique des États de l'Afrique centrale.
1972 yılında Front National'in ilk ekonomik programını yazanlardan olmuştur.Entre-temps, en 1973, il rédige le premier programme économique du Front national.
Ekonomik ve Sosyal Konsey üyeliğinde de bulunmuştur.Il a également siégé au Conseil économique et social.
Teori, neoliberal ekonomik teoriden etkilenmiştir.Les transformations engagées sont inspirées par la théorie économique libérale.
1 Ocak - Yunanistan Avrupa Ekonomik Topluluğu üyeliğine kabul edildi.1er novembre : la Grèce est associée à la Communauté économique européenne.
ECO: Ekonomik İşbirliği Teşkilatı.Lec : partenariat financier.
1082 yılında, yardımlarına karşılık, onlara büyük ekonomik imtiyazlar tanıdı.En 1082, en échange de leur aide, les Vénitiens obtiennent d’importantes concessions commerciales,.
Yapılışı basit olduğundan ekonomiktir ve çok yaygın olarak kullanılır.Elle est économique, c'est la raison pour laquelle elle est largement utilisée.
2004 yılında Ekonomik ve Sosyal Konsey üyeliğine atanmıştır.En 2004, il est nommé au Conseil économique et social.
1981 - Yunanistan, Avrupa Ekonomik Topluluğu üyeliğine kabul edildi.En 1981, la Grèce intègre la Communauté économique européenne.
Ekonomik olarak pahalı olması.Financièrement elle est autosuffisante.
1960'ların başlarında Çekoslovakya, ekonomik bir gerileme dönemi geçirmeye başladı.À partir du début des années 1960, la Tchécoslovaquie connaît une période de stagnation économique.
Yunan ve uluslararası ekonomik politikaları konusunda çok sayıda kitap yazmıştır.Il est l'auteur de nombreux papiers sur les économies grecques et internationales.
Batı Sibirya ekonomik bölgesi, Rusya'nın on iki ekonomik bölgesinden biri.Région économique de l'Oural, une des douze régions économiques de Russie.
Şehir Venezuela'nın en üst düzey sanayi ve üretim şirketlerini barındıran ekonomik merkezidir.La ville est un pôle économique où sont réunies les plus grandes industries et usines du Venezuela.
XVI. Louis döneminde, Fransa büyük bir ekonomik kriz geçirdi.À l'époque de Louis XIV, la France traverse une période très froide.
Şehrin yüksek ekonomik büyüme oranı çok sayıda yatırımcı çekmiştir.D'après plusieurs recherches, la ville connaît un succès économique en raison de nombreux investissements.
Ekonomik olarak ise sosyal piyasa ekonomisini savunur.En termes politiques, disons qu’il s'agit de l'économie sociale de marché.
Bize ekonomik bağımsızlığımızı kazandıracak bir fırsat karşısındayız.Nous sommes prêts à tous les sacrifices pour reconquérir notre indépendance.
Novi Sad Voyvodina'nın ekonomik merkezidir ve Sırbistan'ın en verimli tarım bölgesidir.Novi Sad est le centre économique de la province de Voïvodine, la région agricole la plus fertile de Serbie.
1968: radikal sosyal ve ekonomik reformların ardından Peru Juan Velasco Alvarado tarafından yapılan bir darbe.En 1968, une autre réforme est menée après le coup d'État de l'aile gauche du colonel Juan Velasco Alvarado.
Beldenin en önemli ekonomik faaliyetlerinden biri turizmdir.L'une des activités économiques les plus prometteuse pour l’économie locale est le tourisme.
Kasaba, I. Dünya Savaşı'ndan sonra yaşanan ekonomik krizden etkilenmiştir.La ville subit de plein fouet la crise économique que connaît la Pologne après la Première Guerre mondiale.
Kazakistan, Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (ECO - Economic Cooperation Organization) üyesidir.Les deux pays sont membres de l'Organisation de coopération économique (ECO).
Doğu Afrika Topluluğu, Afrika Ekonomik Topluluğu'nun ayrılmaz bir parçasıdır.La Communauté d'Afrique de l'Est est l'un des piliers de la Communauté économique africaine (en).
1996'da, o zamanda mevcut ekonomik krize rağmen, 32. Satranç Olimpiyatı Erivan'da yapıldı.En 1996, malgré la sévère crise économique, Erevan accueille la 32e olympiade d'échecs.
Bu da ekonomik yönden çok büyük gelişmeler sağlamıştır.Cela a permis un développement économique plus rapide.
Halkın genelinin ekonomik durumu iyidir.La situation économique de la population est difficile.
Nüfus ve ekonomik anlamda Fransa genelinde en çok gelişen şehirdir.Lyon est, à l'échelle française et européenne, une des villes à la croissance la plus rapide.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod