Kulüp ekonomik açıdan büyük sıkıntılar yaşamış ve 2011'de ekonomik sebeplerle kapanmıştır.In Summe geriet die Firma in wirtschaftliche Schieflage und musste 2011 schließen.
1984 yılına doğru, ekonomik durum, enflasyon oranının 450% ye vardığı bir duruma geldi.1984 erreichte die Inflation mit 450 % einen katastrophalen Höhepunkt.
Ekonomik İşler Bakanlığı'nda çalışmış daha sonra gazetecilik yapmıştır.Enttäuscht von der Tätigkeit im Ministerium, arbeitete er dann journalistisch.
1960 - Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) kuruldu.1960: In Paris wird die Organisation für wirtschaftliche Zusammenarbeit und Entwicklung (OECD) gegründet.
Ekonomik yapı eğitim başarısını doğrudan etkiler.Bereits die Wirtschaftsstruktur beeinflusst den Lernerfolg.
İkinci Dünya Savaşı sonrasında bütün dünyada küçük ve ekonomik otomobillere ciddi bir talep oluşmuştu.Nach dem Zweiten Weltkrieg waren in Europa wieder kleine wirtschaftliche Autos gefragt.
Anadolu'da ekonomik düzen ve asayiş ortamının sekteye uğraması.Die neue Rechts- und Wirtschaftsordnung im Sudetengau.
1857 Paniği ilk gerçek anlamda küresel ekonomik krizdi.Die Wirtschaftskrise von 1857 war die erste Weltwirtschaftskrise.
Ekonomik önemi fazladır.Darüber hinaus ist die ökonomische Bedeutung immens.
Ekonomik Coğrafya.Wirtschaftsgeographie.
Ayrıca eyaletin politik, ekonomik ve kültürel merkezidir.Sie ist zugleich der politische, wirtschaftliche und kulturelle Mittelpunkt.
Diğer bir konu da Rus İmparatorluğu'nun ekonomik durumudur.Ein Beitrag zur Kenntnis der wirtschaftlichen Lage des russischen Reiches.
Kızık yerleşimi ekonomik ve çeşitli sebeplerden dolayı dışarıya çok göç vermiş ve halada vermektedir.Viele Einwohner zogen es aus wirtschaftlichen und emotionalen Gründen vor, wegzuziehen.
Daha sonra bir müddet Birleşmiş Milletler Ekonomik ve Sosyal Konseyi için çalıştı.Danach arbeitete er für den Wirtschafts- und Sozialrat der Vereinten Nationen.
Bağımsızlık sonrası dönem ekonomik ve siyasi istikrarsızlıklarla geçti.Mit der Unabhängigkeit kamen noch Korruption und politische Instabilität hinzu.
Bütün fonların, finansal varlıkların ve ekonomik kaynakların dondurulması.Dabei wurden seine Finanzmittel und wirtschaftlichen Ressourcen eingefroren.
1989-1994 ve 1997-1999 yılları arasında Ekonomik ve Sosyal Konsey üyeliği yapmıştır.Von 1989 bis 1994 und von 1997 bis 1999 war er Mitglied des Rates für Soziales und Wirtschaft.
Bu ayrım, dünyanın her yerinde olduğu gibi ekonomik statüye göre yapılmaktadır.Trennung findet man in Städten eher, wie überall in der Welt, nach wirtschaftlichem Status.
AlphaSmarts, okullarda ekonomikliği ve dayanıklılığı açısından çok popülerdi.AlphaSmarts waren in Schulen sehr beliebt, waren sie doch erschwinglich und langlebig.
Ekonomik ve Sosyal Konsey üyeliğinde de bulunmuştur.Ott war Mitglied im Europäischen Wirtschafts- und Sozialausschuss.
Ayrıca, çevre bakanı, ekonomik kalkınma bakanı, hükümet sekreterliği görevleri de yaptı.Doch das Schlimmste: Auch seine Frau arbeitete für das Ministerium für Staatssicherheit.
Kendisi bir ekonomik bilimler doktorudur.Er ist Doktor der Wirtschaftswissenschaften.
Bir de bunun üzerine ekonomik buhran vardı.Einerseits hatte das wirtschaftliche Gründe.
1593 yılındaki savaş, Osmanlı'yı hem ekonomik hem de askerî açıdan zayıflattı.Der Friedensschluss von 1598 war beidseitig von finanzieller und militärischer Erschöpfung getragen.
Sağlam ve güvenilir olmakla birlikte ekonomik şartlardan etkilenebilir.Sie würden die Dinge unabhängig von Umständen gut und hoffnungsvoll aussehen lassen.
2007'de Dünya Ekonomik Forumu'na seçilen 250 Genç Lider arasında yer aldı.2007: Sie wurde unter die „250 Young Global Leaders for 2007“ des World Economic Forum gezählt.
Özellikle, bölgesel ekonomik ve kültürel gelişmeye önem verilmektedir.Besonderes Augenmerk wird auf die kulturellen und nationalen Unterschiede gelegt.
1994 - 5 Nisan Ekonomik Önlemler Paketi uygulamaya konuldu.1994/95 wurden Sicherungsmaßnahmen notwendig.
Kahire Mısır ve çevre ülkelerinin politik, ekonomik ve kültürel merkezi konumundadır.Kairo ist das politische, wirtschaftliche und kulturelle Zentrum Ägyptens und der Arabischen Welt.
Ekonomik zararı yüksektir.Der wirtschaftliche Schaden ist beträchtlich.
Nakliyecilik, özellikle de uluslararası taşımacılık, ilçenin en önemli ekonomik kaynağıdır.Grenzverkehr und damit verbundener Handel sind die Hauptwirtschaftsfaktoren.
Palau'da Turizm ve balıkçılık yaygın ekonomik etkinliklerdir.Jagd und Fischerei sind in Finnland weit verbreitete Beschäftigungen.
Daha muhafazakâr bir ekonomik reform paketleri uyguladı.Er vertrat eine gemäßigt reformerische Richtung.
1923 yılı ekonomik krizlerin yoğun olarak yaşandığı bir yıl oldu.Im wirtschaftlich schwierigen Jahr 1923 wurde ein neues Werk bezogen.
Türkçede Batı Afrika Devletleri Ekonomik Topluluğu (BADET) anlamına gelmektedir.Die Westafrikanische Wirtschaftsgemeinschaft (ECOWAS) versuchte zu vermitteln.
Ama Chievo takımı, 1936 yılında ekonomik sıkıntılardan dolayı dağıtıldı.Der neugotische Turmaufsatz wurde wegen Baufälligkeit 1961 abgetragen.
Ancak bu şans ekonomik bir getiriye dönüştürülmemiştir.Allerdings brachten diese Siege keinen wirtschaftlichen Erfolg.
Bunların 50-60 kadarının ekonomik üretimi yapılmaktadır.Insgesamt werden 50 bis 60 Arbeitsplätze eingespart.
Mecliste daha çok ekonomik konularla ilgilenip 1882 yılında ise bütçe raportörü olarak görev yaptı.Ribot widmete sich insbesondere Finanzfragen und war 1882 Berichterstatter des Budgets.
Olaylar dinî olarak değerlendirilse de çoğunlukla siyasi ve ekonomik nedenlere dayanır.Häufig werden diese jedoch aus politischen und wirtschaftlichen Gründen zu hoch angesetzt.
İlçe, ekonomik ve altyapısal olarak hızla gelişmektedir.Dabei stieg er schnell wirtschaftlich und gesellschaftlich auf.
Türkiye'den Batı Avrupa'ya ve aynı zamanda İsviçre'ye ekonomik göçmenler geldi.Aus der Türkei kamen viele Gastarbeiter nach Westeuropa und damit auch in die Schweiz.
Mali ve ekonomik krizin etkileri ciddi boyutlarda idi.Zudem wäre das Risiko großer Finanz- und Wirtschaftskrise viel geringer.
Dünya Ekonomik Forumu'nun Genç Siyasi Liderler Komitesi üyeliğinde bulunmaktadır.Er ist Mitglied der Young Global Leaders Community des World Economic Forum.
BBIC firması Bellingham'ın ekonomik gelişimine çok büyük çapta katkıda bulundu.Das Gemeinschaftsunternehmen hängt stark vom Erfolg des BrahMos-Projektes ab.
1994'te de ise İzlanda Avrupa Ekonomik Alanı'nın bir üyesi oldu.Seit 1994 ist Island Mitglied des Europäischen Wirtschaftsraums (EWR).
1958 - Avrupa Ekonomik Topluluğu kuruldu.1958: Die Europäische Zahlungsunion endet.
Bu dönemde Çin ekonomik ve teknolojik olarak Avrupa'nın gerisinde kalmaya başladı.Noch bis in die Neuzeit war China den europäischen Ländern wirtschaftlich und technisch überlegen.
Walker ekonomik nedenlerle Aralık 1967’de Sovyetler Birliği için casusluk yapmaya başlar.Walker begann 1967 für den sowjetischen Geheimdienst zu arbeiten.
Hastalık her yıl 8 milyar USD'lik ekonomik kayba neden olmaktadır.Das entspricht einem Umsatz von acht Milliarden Dollar pro Jahr.
Londra; New York, MacMillan; St. Martins Basımı (1978) Ekonomik Kriz ve Amerikan Toplumu.London, New York 1994: MacMillan und St. Martin's Press.
Bu dönemde özellikle oteller ekonomik krize girmiştir.Zum einen mit der zur damaligen Zeit stattfindenden Weltwirtschaftskrise.
Sosyal ve Ekonomik Bilimler alanında da eğitimini tamamlamıştır.Ein Studium der Sozial- und Wirtschaftswissenschaften brach er kurz vor Ende ab.
Şap madeni günümüzde ekonomik değerini yitirdiği için artık çıkartılmamaktadır.Heute lohnt sich dieser Abbau wirtschaftlich nicht mehr.
Ekonomik alanda da Cevher önemli reformlar yaptı.Die EU forderte massive Strukturreformen.
1950 yılından beri Abruzzo düzenli ekonomik büyümeye sahiptir.Seit 1950 erlebt Bergneustadt ein starkes industrielles Wachstum.
Astana'nın başkent olması kentin ekonomik gelişimine güçlü bir destek vermiştir.Seit Astana als Hauptstadt fungiert, erlebt die Stadt ein starkes Wirtschaftswachstum.
Dünya Ekonomik Forumu'nun kurucusu ve başkanıdır.Er ist Gründer und Präsident des Internationalen Politik Forums.
Gürses üç yaşındayken ekonomik nedenlerden dolayı ailecek Adana'ya göç ettiler.Aus wirtschaftlichen Gründen zog die Familie nach Adana um.
Ayrıca Haziran 2012'de Tek Sağlığın ekonomik faydalarını yayınladı .Im Januar 2012 veröffentlichte sie die Single Leben.