ekonomik ile cümle

ekonomik kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
IMF'ye göre bu, ülkedeki ekonomik faaliyetlerin yüzde 50 kadarını oluşturuyor.According to the IMF, this accounts for as much as 50 per cent of economic activity in the country.
Ekonomik ve sosyal kalkınma çalışmalarına ayrılacak olan rakam yaklaşık 7.6 milyon avro olacak.Around 7.6m euros will be allotted to economic and social development.
İki ülke arasındaki ekonomik işbirliği sürekli yükseliş halindeydi.Economic co-operation between the two countries has been steadily on the rise.
Arnavutluk'un ekonomik performansı inceleniyorBusiness: Albania's economic performance under review
IMF, Arnavutluk'un ekonomik performansının ilk incelemesini tamamladı.IMF completes the first review of Albania's economic performance.
İş dünyası: Yeni tedbirler Sırbistan'da ekonomik krizi çözmeyi amaçlıyorBusiness: New measures sought to solve Serbian economic crisis
Sırp hükümeti ekonomik krizle mücadele amaçlı yeni tedbirler hazırlayacak.The Serbian government will come up with new measures to combat the economic crisis.
Dacia'nın kararına küresel ekonomik kriz ve Ocak ayında satışların kötü gitmesi yol açtı.The global economic crisis and poor sales in January prompted Dacia's decision.
Anlaşma kapsamında Türkiye'nin ekonomik havayolu şirketi Pegasus da Makedon pazarına girdi.The deal also marked the entrance of Turkish low-cost air carrier Pegasus to the Macedonian market.
Hükümet'in ayrıca, kısa vadeli ekonomik önceliklerine ilişkin olarak ek belgeler sunması bekleniyor.The government is also expected to file additional documents on near-term economic priorities.
Taki, yeni planın bölgedeki ekonomik durumu iyileştirmeyi de hedeflediğini de sözlerine ekledi.He added that the new plan also aims to improve the economic situation in the area.
Satışlarda dik bir düşüş yaşanırken, ekonomik krizin vurduğu perakendeciler dava açtılar.As sales plummeted, retailers hit by the economic crisis filed a lawsuit.
Balkanlar'da 17 Mart'tan bu yana iş ve ekonomik haberlerine genel bakış.A review of business and economic news from the Balkans since 17 March.
İvaniç, "Yıl sonuna doğru ciddi ekonomik sorunlar ve ciddi bir kaynak yetersizliği bekliyoruz."By the close of the year, we are expecting serious economic problems and a serious lack of funds.
Şimdiye dek görülmemiş bu artış, yeni sabit vergi oranının yanı sıra ekonomik büyümeye bağlanıyor.The unprecedented increase is being attributed to the new flat tax, as well as economic growth.
CEFTA'nın başlıca amacı üye ülkeler arasındaki ekonomik ilişkileri geliştirmek. [CEFTA]The main goal of CEFTA is to develop economic relations among member countries. [CEFTA]
Polisin sorguladığı kaçak göçmenlerin çoğu, gidiş sebeplerinin ekonomik olduğunu söylüyor.Most illegal migrants interviewed by the police cite economic reasons as their main motivation.
Düşüş genel ekonomik krize bağlandı.The overall economic crisis was blamed for the decline.
Son birkaç yıldır ekonomik büyüme, bölgede genel olarak görülen bir özellik.During the last few years, economic growth has been a general feature across the region.
Ekonomik reformlar, daha geniş ya da dar kapsamlı olarak tüm ülkelerde gelişme gösteriyor.Economic reforms have been advancing, to a greater or lesser extent, in all countries.
Yunan halkının büyük kısmı, ekonomik düzelmenin bedelinin haksız dağıtıldığı görüşünde.Many Greeks say the cost of economic recovery continues to be unfairly distributed.
AB enerji yetkilileri ekonomik hasarı değerlendirmek üzere Pazartesi günü Brüksel'de toplanıyorlar.EU energy officials are meeting in Brussels on Monday to assess the economic damage.
AB’ye katılan ülkelerde ekonomik, siyasi ve kurumsal düzenlemeler yapılmalıEconomic, political and institutional adjustments needed for countries joining the EU
Devam eden ekonomik krizin etkisini ölçmek zor olmasına karşı bu büyüyen bir faktör.The influence of the ongoing economic crisis is hard to gauge, though it is a growing factor.
Ekonomik kriz yüzünden, temsilci 2010 başlarına kadar göreve başlayamayacak.Because of the economic crunch, the representative will not start working until early 2010.
Lider ülkeyi küresel ekonomik krizden kurtarma sözü de verdi.He promised to lead the country through the global economic crisis.
IMF: küresel ekonomik düzelme başladıIMF: global economic recovery under way
Fakat ülkedeki genel ekonomik tabloya bakan Dimitrov aynı fikirde değil.But Dimitrov disagrees, based on the general economic picture.
Bunun yerine, ekonomik kalkınmayı artırma ve insan hakları standartlarını yükseltme sözü verdi.Instead, he promised further economic development and improved human rights standards.
Mesiç, Hırvatistan ile Mısır arasındaki ekonomik işbirliğini ilerletme çağrısında bulundu.Mesic called for increased economic co-operation between Croatia and Egypt.
Romanya'da siyasi kriz yüksek ekonomik risk getiriyorRomanian political crisis runs a high economic risk
Nicolaescu durumun ekonomik etkilerinin ciddi olabileceği konusunda da uyardı.The economic repercussions could be serious, Nicolaescu warns.
Bu nedenle adaların yatırımcılara ne gibi bir ekonomik potansiyel sunduğu belli değil.Thus, it is not clear what economic potential they offer investors.
2008 Eurovision: Sırbistan açısından ekonomik bir zafer2008 Eurovision: an economic win for Serbia
İsmail Sinani, 1999 yılından beri bağımsızlık ve ekonomik kalkınma sözleri duyduğunu söylüyor.Since 1999, says Smajl Sinani, he has been hearing pledges of independence and economic development.
Arnavutluk ekonomik kriz belirtileri gösteriyorAlbania showing critical signs of economic crisis
Diğer önemli ekonomik göstergeler gibi, tüketici harcamaları da azaldı. [Reuters]Consumer spending is down, as are other key economic indicators. [Reuters]
Fakat sadece %7'lik bir kesim daha iyi ekonomik umutlar için yurtdışına gitmeyi tercih ediyor.However, only 7% would go abroad for better economic prospects.
Gerçekte yaşanan ise bu durumun dönüşleri engelleyecek ekonomik bir engel işlevi görmesi oluyor.Sketchy application on the ground, however, is an economic obstacle to their return.
Küresel ekonomik kriz GDA ekonomilerini zorluyor.The global financial crisis is hammering SEE economies.
İran ile ortak sınrı olan Türkiye'nin bu ülkede önemli ekonomik çıkarları bulunuyor.Turkey, which shares a border with Iran, has sizeable economic interests in that country.
Prokopljeviç ödülü küresel ekonomik krizle ilgili bir eseriyle kazandı.He was awarded for his work on the global financial crisis.
Marcel, altın madenciliğinin çözeceğinden daha fazla ekonomik sorun yaratacağını savunuyor.Marcel argues that gold mining will create more economic problems than will solve.
Yazar, "Doğal kaynakların sömürülmesi gelişmekte olan tüm ülkelerde ekonomik istikrarsızlık yaratır."Exploiting natural resources creates economic instability in all the developing countries.
Hükümetin, bu ekonomik sorunların çözümüne yönelik etkin bir planı var mı?Does the government have an efficient plan for solving these economic problems?
Hükümet, Piramit'i yıkma önerisinin ekonomik nedenli olduğunu iddia ediyor.The government claims that its proposal to demolish the Pyramid is motivated by economics.
Strauss-Khan, "Makedonya ekonomik politika sicili sağlam bir ülke."Macedonia has a sustained track record of sound economic policies.
Ülkenin hâlâ ekonomik geleceğinin önünü açmak için hayata geçirmesi gereken reformlar var.The country still must implement reforms that will pave the way for its economic future.
Ekonomik büyüme, kendine has riskleri olsa da reel." diyor.Economic growth is real, though it has its own risks," he told SETimes.
Mektupta bölgenin en önemli politik ve ekonomik ihtiyaçlarına ilişkin ortak bir bilinç sergileniyor.The letter indicated a common awareness of the region's essential political and economic needs.
AB'nin büyük bölümü ekonomik durgunluk içinde.A large part of the EU is mired in economic stagnation.
Rapor: GDA ülkelerinin çoğu ekonomik özgürlükte ilerliyorReport: most SEE countries advance in economic freedom
Abdülaziz'in padişahlığının son dönemlerinde ekonomik durum gitgide kötüye gitmekteydi.In the last period of Abdulaziz's reign, the economic situation was getting worse.
Ekonomik İşbirliği TeşkilatıEconomic Cooperation Organization
Avrasya Ekonomik TopluluğuEurasian Economic Community
Avrasya Ekonomik BirliğiEurasian Economic Union
Ekonomik eşitsizliği azaltmak için politikalarPolicy responses intended to mitigate
Rio de Janeiro'daki bu binalardaki farklılık ekonomik eşitsizliğin göstergesidir.Buildings in Rio de Janeiro, demonstrating economic inequality
Fayda, ekonomik refah ve dağıtım sistemlerinde verimlilikUtility, economic welfare, and distributive efficiency
Ekonomik eşitsizlikEconomic inequality

İlgili Sayfalar